Bazen düşünüyorum da…
Yazar: Caner | 27 Ocak 2012 Cuma 0:45
Son zamanlarda televizyon izleyebilmek gerçekten büyük sabır isteyen bir olay haline gelmiş. Bazen işten eve geldiğimde yemeğimi televizyon karşısında yiyorum (zaten televizyon ile yollarımız bir tek o zaman kesişiyor) ve inanın henüz bu eylemlerimin tek birinde bile haberler dahil herhangi bir programı başından sonuna kadar izleyebilmiş değilim. Reklam olayının resmen bokunu çıkartmışlar, o kadar ki normal bir insanın o bunaltıcı reklamlara rağmen bir programı sonuna kadar izleyebilmesinin bence mantıklı hiçbir açıklaması olamaz.
“Tanıtıcı reklam” nedir ulan? Tanıtmayan reklam mı olur sanki?
Caprice Gold… Otel odası mıdır apartman dairesi midir nedir anlayamadım ama yeminle söylüyorum bir gün ellerimi parayla kurulayacak kadar çok zengin olsam ve dünyadaki son satıcı bu adamlar olsa yine de sattıkları o şeyi almam şerefsizim, o kadar nefret ettim kendilerinden. Sanki TRT başta olmak üzere tüm kanallar bunların reklamlarını bedava yayınlıyor, dakka başı o tiksinç müzik (şu siteden duyulabilir) dakka başı o tiksinç reklam.
***
Twitter’ın Türkiye’de popülerleşmesiyle birlikte cümleten gördük ki bizim insanımız resmen “şöyle 140 karakter yazabileceğimiz bir yer olsa da bu zamana kadar duvarlara yazdığımız manilerimizi, tesbitlerimizi umuma haykırsak” diye bekliyormuş.
“Aşk üzüm çekirdeğidir, bırakıp gidersen dişinin arasına kaçar” gibi bir kaç tane daha Türkler tarafından yazılmış tuvalet kapısı tivitini Twitter’ı yapan adamlara göndereceksin, transleyt edip anlamak için uğraşsın dingiller. Başımıza bu belayı onlar sardı ne de olsa. Yazinin devami »






















Komik ve yaşanmış müşteri hizmetleri dialogları
Allah belanı versin AVEA!
Özgüven eksikliğinin 7 işareti
Yiğit Özgür – “Aç da hoşgeldin de”

