Ömrümü yedin LOST!

lost-1Ömrümü yedin Lost, gençliğimi tükettin, kelimelerim kifayetsiz kaldı boşlukta amaçsız yankılandı… Sezon 5 bölüm 16 ve 17’yi (sezon finali) akşam saatleri itibariyle tüketmiş bulunmaktayım. Bu nedir ya, o kadar heyecan o kadar macera hepsi bir tarafa da tek anlayamadığım şey bu Kate denen zilli ne ayaktır, altın kaplamamıdır nedir? Onu bu kadar paylaşılmaz kılan nedir abicim? Sezon finalinin sonlarına doğru Sawyer ile Jack yumruklar eşliğinde çözümleme yaparlarken anlıyoruz ki bizim doktor hidrojen bombasını patlatıp tüm adayı ve yaşananları yok etmek isterken aslında niyeti Kate ile herşeye en baştan başlamakmış! Pes! Lan ne paylaşılmaz bişeymiş bu zilli, kime mavi boncuk verdiği belli olmayan, saniyeler içinde duygusal dalgalanmalara bağlı olarak her an herkesle sevişebilme potansiyeli taşıyan bi aşifte uğruna herif 1977 yılında adayı patlatacak!  Yok ya bu senaristler iyi hoş yazıyolar da bazı yerlerde sapıtıyolar, aşkın gözü bu kadar mı kördür, karı zaten profesyonel yalancı gözünle görüyosun şahit oluyosun olaylara felan da yine de serden geçip yardan geçmiyosun. Neyse ya bu dizideki tüm kadınlar hepten manyaklar zaten, kimin eli kimin cebinde belli değil for eksempıl Juliet karakteri bi Jack bi Sawyer gitti geldi gitti geldi, Kate’den arta kalan zamanlarda yaslanılacak omuz oldu vesaire. Tabi salt Türk kafasıyla bakılınca (benim gibi) bu tip olayların kesinlikle kabul edilebilir bi yanı yok 😀

Gelelim diğer çıldırtıcı noktalara; bu Amerikan halkı mı senaristleri mi bi psikopat ben anlayamadım. Bi bakıyosun Faraday isimli fizikçi amca mevzubahis konu hakkında her şey biliyo ama hiç bişey söylemiyo, hep böyle en son anda en uç noktalarda, illa bi dayak yiyecek veya en azından şöyle omuzlarından tutulup bi sarsılacak. Dizinin başından beri beni en çok deli eden notka buydu zaten; karakterlerin mevzu ne kadar boktan olursa olsun ser verip sır vermemeleri.

lost-2

-arka bahçede börtügene bitkisi varmış savyır! aslında bu bitkiler çektiğimiz hazımsızlık sorununa iyi gelebilirdi! 
-lanet olsun onları buldunuz mu?…
-nee? sen biliyormuydun savyır, bunu biliyordun ve hepimizden sakladın ha? lanet olası sırf senin o şehirli kıçının bilmem nesinden dolayı onlarca insan acı çekti, bu kadar duygusuz olabildiğine inanamıyorum!”
-olayların bu noktaya gelebileceğini tahmin etmiyordum keyt, affet beni nolur…

Bu nedir lan? Bi adam gibi en başta söylesene bildiklerini paylaşsana mübarek niye ortamı geriyosun boşu boşuna. Ben bile dizideki bu tip diyaloglardan “bütün amerikalılar böyle, gerzek bunlar adamı deli ederler…” gibisinden çıkarımlar yapıyosam sonra bütün dünya “amerikalılar aptaldır” deyince alınma gözünü seveyim.

Bide son olarak Locke’u öldürüpte yerine uzaylı mıdır adanın ruhumudur nedir o herifi geçiren senaristlere sesleniyorum: elleriniz kırılsın! Çarliyi öldürdünüz bişey demedik, Kıleyr yok oldu gitti “haketti” dedik, Sayid gibi bi delikanlıyı harcadınız “kader” dedikte, Locke! Ondan ne istediğiniz bre imansızlar! Gerçi siz yine bi yolunu bulup ne yapar ne eder hepsini bizim seveceğimiz bi hale büründürürsünüz de olsun yine de duygusal açıdan felaket dalgalanmalar yaşıoruz sayenizde 🙂

Facebook Yorumları

1 Yorum

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir