Hep mutlu olacak değiliz ya…

Yazar: Caner | 14 Haziran 2009 Pazar 22:27
Kategori: Genel, Yaşam





mutlulukKendimi mutlu etmek için herkes gibi bazı yöntemlerim var. Hayattaki en büyük zevkim yamaç paraşütü veya snowboarding felan gibi ekstrem bir şey değil, çok basit; film izlemek. Yani öyle aman aman bir çabaya girişmeden oturduğum yerde ışıklar ve sesler saçan bi kutuya bakarak kendimi mutlu edebiliyorum. Düzenli olarak sinemaya gittiğim söylenemez çünkü film izlemekten en çok hoşlandığım yerler Bakırköy Galleria ve Zeytinburnu Olivium, haliyle Yalova’dan kalkıp karşıya sinemaya geçmek için vizyona Star Trek tarzı sağlam bir film girmesi lazım.

Bir kaç yıl öncesine kadar en büyük zevkim bilgisayar başında vakit geçirmek yeni uğraşlar edinmekti, hatta vakt-i zamanında bi çok kişi tarafından kullanılan bir mIRC script yazmış, adımı ve ürünümü sağda solda gördükçe mutlu olmuştum. Gel görki en büyük zevkin olan şey bir zaman sonra işe dönüştüğünde zamanla eğlenceli olma halini yitiriyor. Artık bilgisayarda vakit geçirme olayı benim için “mesai” anlamına geldiğinden her ne yapıyorsam bir an önce bitirip farklı bir yolla rahatlamak istiyorum. Burda aslında garip bir paradoks var, hani insanlar en çok sevdikleri şeyi sürekli olarak yapmak, çok sevdikleri bir konu üzerine çalışmak isterler ya bu olay aslında çokta mantıklı değil. Örneğin kimi müzikten çok hoşlanır ve “ah keşke müzik üzerine bir işim olsa” felan der ama o çok hoşlanılan müzik olayı bi yerden sonra yapımcı baskısına, bir an önce yetiştirilmesi gereken bir şarkıya veya yetişilmesi gereken bir konsere dönüştüğünde, yani şahıs üzerinde zamanla baskı kurmaya başladığında eğlenceli olma halini yitiriyor. Belki benimde müziği ticari olarak düşünmekten kaçınma sebeplerimden biri buydu.

Film konusuna dönecek olursak farkettim ki sinema partnerim teyze oğlumla beraber oturup filmler üzerine konuşmaya başladıktan 20 dakika sonra bir şekilde kendi filmimizi çekme fikirlerini tartışıyor oluyoruz. Elimizde yıllardan beri üzerinde konuştuğumuz bir iki senaryo/fikir var ve inanıyorumki hayata geçebilecek olsalar gerçekten tutacak şeyler, ama öyle Yeşilçam bütçesiyle çekilecek işler değil Hollywood’un hazır kıta sette bulunması gerekiyor :) Bilemiyorum belki hayal gücümüz çok fazla çalışıyor veya gerçekten bu konu üzerine yetenekliyizdir ancak bilgisayar ve müzik konusunda az önce bahsettiğim şeyler bu konuda endişelenmeme sebep oluyor. Yani bugün için hayatta en çok istediğim şey bir gün kendi sinema filmimi çekmek ve mümkünse bu sinema olayını yaşam tarzı haline getirmek. Garip demi? Bile bile lades belki ama insan böyle bir yaratık işte, mutluluğunu hırs ve hevesleri uğruna harcayabilecek yapıda. (Yapıcam ulan, dünya gözüyle film yapıcam!)

Eee n’apalım hep mutlu olacak değiliz ya…

(Teyzeoğluyla Konya’da aynı evde kalırken can sıkıntısından çektiğimiz salak ve kısa bi filmimsi şeyi az sonra bloguma eklemeyi eklemeyi düşünüyorum :) )


Benzer Yazılar

  1. İstanbul’dan Dönüş
  2. Rapidshare’de dosya aramak için: IneedFile.com
  3. V For Vendetta’dan etkilenen bir Caner’in beati
  4. Mutsuzluklar…
  5. Saçmalı yorum
  6. Müzikseverin başına gelebilecek en kötü olay
  7. MC Ender – Param Olacak [1998]
  8. Mutlu Bayramlar
  9. Ben “film”den anlarım :)
  10. Yüksek sesle müzik dinlemek istiyorum…

Yazar: Caner

Web Sitesi: http://www.egonomik.com

Johnny Bravo’yum ben. Bu olay “kendini hangi yaşta hissediyorsan o yaştasındır…” felsefesiyle aynı, ne var? (Ne alaka ya çok saçma şeyler yazıyorum farkında mısın-ız? Bu ‘ız’ takısınıda ailecek veya arkadaşlarıyla toplanmış şekilde oturup çekirdek... devamı


3 Yorum » “Hep mutlu olacak değiliz ya…”

  1. Evren

    15 Haziran 2009 [17:16]

    “Bir kaç yıl öncesine kadar en büyük zevkim bilgisayar başında vakit geçirmek yeni uğraşlar edinmekti, hatta vakt-i zamanında bi çok kişi tarafından kullanılan bir mIRC script yazmış, adımı ve ürünümü sağda solda gördükçe mutlu olmuştum.”

    Herkez heralde bu yollardan bir şekilde geçiyor. Bende zamanında birkaç script yazmıştım :P

  2. Caner

    16 Haziran 2009 [23:02]

    İşte aynı frekansta olmak diye buna deniyor Evrencim :)

  3. şeyda

    18 Haziran 2009 [23:23]

    ben de öğretmenliği başlarda çok severek yapıyordum .yazılı kağıtlarını ,kompozisyonları okurken çok eğleniyordum ama şimdi okuyum da kurtulayım modundayım . allahtan idealist bir yapım var da amatör ruhumu yitirmemi engelliyor.hani”her gün baklava börek yemekten insan bıkarmış” durumu.ama size işinizden başka bir iş yapın deseler vazgeçemiyorsunuz hele öğretmenlik…insanın uyuşturucu gibi kanına işliyor..bir gün tahta başında öleceğimi düşünüyorum.:) bir de çok ilginç tam vurucu .mesaj cümleleriyle dersimi tamamlamamla birlikte okul yanındaki camiden bir ezan sesi yükseliyor öğrenciler ve ben şoktayız çünkü bu hemen her ezan vakti oluyor ..diyorum ki “bakın allah da dediklerimi onaylıyor” :D bir zamanlar “ölü ozanlar derneği” diye bir film vardı .oradaki idealist öğretmenin öğrencilere yaklaşımı idareyi huzursuz ediyordu. işte baskılar olmasa keşke diyorum işte o zaman kimbilir neler çıkar ortaya .caner sen de açtırdın kutuyu söylettin kötüyü.bu arada filminde bana da bir rol düşer umarım (çılgın öğretmen derste :D )bu arada şeyda:çılgın demek :D

Yorum Bırakın

(Anonim yorumları kabul etmiyoruz)


Yorum yazarken güvenlik kodu girmek istemiyorsanız siteye üye olabilirsiniz.