Sinema – The Boys Are Back [2009]

Yazar: Caner | 31 Ocak 2010 Pazar 13:33







Bir filmde Clive Owen’ın oynadığını görürsem konusuna bile bakma zahmetinde bulunmam, seyrederim. Bu filmde bir de yapımcılardan birinin kendileri olduÄŸunu öğrenince “tamam” deyip geceyi sabaha baÄŸlayan o sessiz saatlerde kuruldum bilgisayar başına. Filmin konusu hakkında en ufak bir fikrim yoktu, karşıma ne çıkacağını bilmiyordum fakat ne yalan söyleyeyim ben o alıştığımız Clive Owen’dan daha Hollywood vari bir performans bekliyordum fakat kelimenin tam anlamıyla ters köşe oldum.

Hani bazı filmler vardır; gerçek bir hikayeden esinlenildiÄŸini bilgisine sahip olarak izlersiniz, bu filmler genellikle slow bir müzik eÅŸliÄŸinde baÅŸlar ve sanki o müzik film bitene kadar altta devam eder, filmin sürükleyiciliÄŸinin bu melodiden kaynaklandığını düşünürsünüz oysa olay tamamen yapımcıların film makaralarını kusursuz ÅŸekilde iÅŸleyip filmin kendisine melodi özelliÄŸi kazandırmalarıyla alakalıdır, iÅŸte The Boys Are Back’te o filmlerden biri (imdb 7.1).

Gerçek bir hikayeden esinlenilerek hazırlanan film (ki bu bilgi hikayeyi daha dokunaklı kılıyor) özetle Avusturalya’da yaÅŸayan baÅŸarılı bir spor yazarının (Clive Owen) kanser hastası eÅŸini genç yaÅŸta kaybetmesi üzerine kendine ve geride kalan iki küçük çocuÄŸuna kol kanat germe, toparlanma çabasını anlatıyor.

Åžaşırdım, gözlerim nemlendi, içim acıdı, bir an Avusturalya’da yaÅŸamak istedim, şımartılmış çocuklardan bir kez daha tiksindim fakat annesini kaybeden her çocuk için hissedeceÄŸim gibi yine de ÅŸevkatle doldum. Baba olmanın, özellikle eÅŸini yakın zamanda kaybetmiÅŸ, desteÄŸe ihtiyacı olduÄŸu halde destek olmaya çalışan yalnız bir baba olmanın ne demek olduÄŸunu Clive Owen’ın o kusursuz performansı sayesinde anlar gibi oldum.

Aslında film esnasında hissettiÄŸim duygular çoÄŸunlukla hüzün ile ifade edilebilecekken garip bir biçimde daha çok vücudumun endorfin ile dolduÄŸunu söylemeliyim. Yani ÅŸimdi durup düşündüğümde damağımda tat bırakan anlar kanser hastası bir anne ve ortada kalan çocuklardan çok, güneÅŸli Avusturalya sahilleri, rüzgarla okÅŸanan sarı tepecikler ve Clive Owen’ın insanın içini ısıtan, ÅŸevkat dolu baba modeli gülümsemesi.

DoÄŸrusunu söylemek gerekirse bu filmle Clive Owen sayesinde tanışmamış olsaydım ve eÄŸer konusunu önceden biliyor olsaydım kesinlikle izlemezdim. Bu tür drama yüklü filmlere karşı her zaman “hayat zaten yeterince üzücü, bir de yapay üzüntülere kafa yormayayım” tarzı önyargılara sahibimdir ve elimde o an bir film için harcanacak 1.43 saat varsa, bunu daha Hollywood tarzı iÅŸlerle deÄŸerlendirip gönlümü hoÅŸ etmeye çalışırım. Ne var ki ara sıra rastladığım The Boys Are Back gibi filmler insanın kalbini yumuÅŸatma özellikleri sayesinde izledikten sonra öve öve bitiremediÄŸim yapımlardan oluyorlar.

- Benim için son bir şey daha yapar mısın Joe?
- Ne istersen…
- O üstü açık arabayı satın al
- Alacağım… Neden aldın diye sorarlarsa da seni anlatacağım…


Benzer Yazılar

  1. Sinema – Push (Darbe) [2009]
  2. Sinema – The International (Uluslararası) [2009]
  3. Sinema – (500) Days of Summer (2009)
  4. Semih’in Sinema Günlükleri – Avatar [2009]
  5. Sinema – The Hangover (Felekten Bir Gece) [2009]

Yorum Bırakın

(Anonim yorumları kabul etmiyoruz)


Yorum yazarken güvenlik kodu girmek istemiyorsanız siteye üye olabilirsiniz.