Adalet zor zanaat


Toplum eğitilmelidir” diyen top sakallı çerçevesiz gözlüklü entel zihniyetten her daim tiksinmişimdir. Her ot bok olaydan sonra toplumun eğitimsizliği cahilliği vurgulanıp sorunun ancak bu eksikliklerin giderilmesi neticesinde çözüleceğine inanılır zira çağdaş olmak, medeni olmak böyle bir şeydir. Elbette tartışmasız biçimde doğru bir düşüncedir ve lakin rahatsız eden kısmı sürekli ve sadece tuzu kuru belli bir kesim tarafından dile getirilmesidir. Bir de öyle durumlar vardır ki söz konusu bireylerin eğitilip eğitilemeyeceğinden önce insan olup olmadıkları tartışılmalıdır, son dönemin popüler tecavüz/cinayet haberlerine konu olan bir kısım Siirt halkı gibi.

Siirt halkını bu tür mide bulandırıcı mevzuların odağında gösterip yekten suçlamak “kurunun yanında yaşta yansın” türü saçma kızgınlıklarla hareket etmek pek tabi mantıksız, onların talihsizliği bu bir beden büyük olayların medyaya yansıyıp kitlelerce duyulmuş olması yoksa tecavüz, cinayet toplumun her kademesinde ve her şehirde sürekli var olan iğrençlikler.

Konumuza dönecek olursak; şehrin ileri gelenlerinden oluşan bilmem kaç kişilik bir cibiliyetsizler ordusunun iki üç kız çocuğuna yıllarca tecavüz etmiş olmaları zaten yeterince yürek burkan bir dram iken, bir de ortaya 13-14 yaşlarındaki 8 çocuğun küçücük yavrucaklara tecavüz edip öldürmeleri vahşeti çıktı.

Ben; şu çağdaş amcaların nezdinde yine eğitilmesi gereken cahil ben; hiç bir siyasi görüş veya akıma mensup olmayan, düşünce ve hareketlerini sadece inanç, kültürel öğretiler, sosyal, ahlaki ve hukuki değerler ışığında yoğuran ben diyorum ki: tecavüz edilip vahşice katledilen insan sizin gece üşümesin diye kalkıp üstünü örttüğünüz üç yaşındaki kızınız olduğunda siz yine suçluyu eğitin, cehaleti ortadan kaldırın. Ama durum buyken çıkıpta entel edebiyatı yapmayın bir zahmet, ateş düştüğü yeri yakar. Ayrıca toplum olarak biz zaten bu bireyleri eğitmediğimiz, onları cahil bıraktığımız için (ki cehaletin nefs düşkünlüğü ve gaddarlıkla ne gibi bir bağlantısı olduğunu anlamak güç) evlatlarımızın öldürülmesi gibi vahşi eylemlerle cezalandırılıyoruz, yaşadığımız bu paradoksta sanıyorum ki bizim çektiğimiz cezaların yanında onlarınki osuruktaki nemden farksız…

Bu çocuklar, yani haklarında “evet bu suçu bilinçli olarak işlemişler” gibi komik bir adli rapor alınmasına gerek duyulan çocuklar üç beş sene ıslah evinde kalıp, daha sonra en iyi ihtimalle aldıkları cezanın yarısını yatmak üzere hapisaneye sevk edilecek, eğer şişlenmezlerse bir koğuş külhanbeyi tarafından adam akıllı eğitilip(!) neticede şartlı olarak salıverilecekler. Sonuç olarak kaybedecek hiç bir şeyleri kalmamış, her an suç işlemeye meyilli ve işlediği suçlardan övünerek bahseden genç, façalı kimseler olarak topluma karışacaklar.

Biz; bizi koruması gereken yerde “kimliği çıkar kimliğiii” diyen ve sadece ehliyetsiz araç kullanan gençlere ateş açmak üzere belinde silah taşıyan, gerektiği zamanlarda kullandığı aynı silah yüzünden meslekten men edilip hakkında soruşturma açılan ve suçlulardan ziyade sadece normal vatandaşın korktuğu polisler eşliğinde biz; bu insanlarla aynı Üsküdar sahilini paylaşmaya mecbur kalacak ve yanımızdaki herhangi dişi kimseye “vohaşş nerden buldun bunu” dediklerinde sessiz kalmayı öğrenmek zorunda kalacağız.

Üsküdar sahilinde onlarca takım elbiseli, beli silahlı koruma olmadan dolaşmayacak olan yasa çıkarıcı ve uygulayıcıları için aslında birileri çıkıp gerçek adaletten bahsetmeli. Bilemiyorum ama benim üç yaşındaki kızımı vahşice öldürüp tecavüz eden bir canavar hakkında bu insanlar çıkıp “hımm.. bunun üç yıl sürecek mahkemesi neticesinde 10 yıl hapis yatması uygun” dememeli, dese bile bunun adı adalet olmamalı, zira yazılı olmayan ve her birey tarafından içten içe hissedilen gerçek adalet kuralları katledilen bir cana karşılık yarısı yatılacak olan 10 yıl hapsi öngörmez diye düşünüyorum…

Peki çözüm ne? Çözüm parmak kesenin parmağını kesmek, bu kadar basit. Bu olay medeniyetlerin beşiği, örnek alınması gereken yüce memleket Amerika’da da uygulanıyor, pis, gerici, şeriatçı İran’da da. Bu uygulamaya rağmen Amerika’daki suç oranının çok yüksek olmasını ve fakat tiksinç memleket İran’da çok düşük olmasını tamamen uygulayıcıların kabiliyetlerine bağlıyorum.

Yani sana kalsa sen eğitilmesi gereken bu çocukları öldürürdün öyle mi?” Vallahi öyle. Bir kız çocuğunu alıkoyup çıplak fotoğraflarını çekerek organize biçimde tehdit etmeyi, “bize çocuk getir” demeyi ve akabinde “getirdiğin bu çocuk erkek çıktı bize kız getir” demeyi bilen, gelen ufacık kıza sırayla tecavüz edip derede boğan canavarların kaç yaşında olduğunun benim nezdimde en ufak bir önemi yok. Benim de 13 yaşında bir kardeşim var ve fingerboard (ufak el kaykayı) ile oynayıp Prince Of Persia izliyor, “kız arkadaşın var mı?” diye sorunca utancından yüzü kızarıyor, gözlerini kaçırıyor…

Evet, işin komik tarafı da alelade bir blog yazarının çıkıp 20.000 dolarlık takım elbise giyen devlet büyüklerine akıl verecek cüreti kendinde buluyor olması. Bir de olayın beni korkutması gereken kısmı var zira haddim olmayarak toplumun en alt kademesindeki bir birey olarak adalet sistemini eleştiriyorum. Hatta zorlansa bu söylemlerim “kışkırtıcılık” olarak bile algılanabilir, yani olurda birileri yukarıdaki cümlelerimden rahatsız olursa tecavüzcü/katil çocukların toplamından daha fazla “adalete” maruz kalmam işten bile değil…

Facebook Yorumları

1 Yorum

  1. Bak Caner ne güzel demişsin çözüm parmak kesenin parmağını kesmek diye ama onunla kalmamalısın, parmak kesenin parmak kesmesine de engel olabilmelisin o yüzden o daha birilerine zarar vermeden hemen kesmelisin o parmağı.. Kendini toplumun en alt kademesindeki bir birey diye lanse etmişsin evet belki en alttayız ama temel yapı taşıyız toplumun sen ben biz ancak ve ancak birlikteyken toplum denen şey oluşur aynı şeyleri hissedip aynı şeyleri savunduğumuzda ve birarada olmayı gerçekten istediğimizde; güçlenir bağımız.. Yani ne kadar değerli olduğunu, her birimizin bir birey olarak ne kadar değerli olduğunu unutma.. Bence kışkırtıcılık değil senin yaptığın şey, en doğal hakkın düşünce özgürlüğünün gereği ne düşündüğünü söylemişsin.. Zaten doğru olan şey, senin düşündüğün şeyi saklamanı gerektiren bir ideolojinin yok olması gerekliliği bence..

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir