“Bize lahmacun al gel”

Bugün adım gibi eminim ki Temmuz’un en sıcak günü, oturduğum yerde resmen beynimin terlediğini hissediyorum. Gece (daha doğrusu sabah) 4:00 – 4.30 gibi uyuduğum ve sabahın köründe apartmana diyafon tesisatı kuracak olan amca tarafından bambıdı gümbüdü kapıya vurularak uyandırıldığım için (dün apartmandaki tüm zilleri söktüğünden tek çare kapıyı yumruklamak tabi) de gayet nefret doluyum. Şu tesisat döşeme işi bir bitsin 2-3 saat kestireceğim.

Neyse hal vaziyet buyken yine kapı çalındı, ben yine bizim usta bir şeyler söyleyecek derken yukarıdaki resimdekine benzeyen bir teyzeyle karşılaştım. Teyze daha selam bile vermeden elindeki parayı uzatıp “Git bize 5 tane lahmacun al gel. O köşedeki dükkan güzel yapıyormuş, bir de para kalırsa ayran alırsın” deyiverdi. Ki ben kendilerini hayatımda ilk defa görüyorum. O an aklımdan “lan ben baya bir süredir asosyalim herhalde insanlık bu aşamaya gelmiş. Yani şimdi ben aşağı komşunun kapısını çalıp ‘usta iki kilo patatiz üç ekmek, para üstü kalırsa gazete alırsın’ desem kimse yadırgamayacak” türü düşünceler geçti. Neyse, o sıcakta heleki lahmacuncu gibi nefes alınmayacak bir dükkana gitmek gibi bir niyetim olmadığından, buzdolabının üstündeki mıknatıslı “Urfalım” kartını teyzenin eline tutuşturdum. Hani ben niye gidiyorum ki, telefon aç gelsin ama değil mi?

Kimsenin tanımadığı yaşlı teyzelerin önüne gelene fütursuzca lahmacun siparişi verebilme özgürlüğü olduğu için ülkemle bir kez daha gurur duydum. Bir de teyze Allah’tan başka bir şey istemedi, hani bir insanın buzdolabının üstünde en fazla nerenin mıknatıslı kartı olabilir ki?

Facebook Yorumları

3 Yorum

  1. rufack

    Valla kardeşim çok güldürdün ya 😀 Bizim arkadaşlarada okuttum bunu hepsi abartısız yarıldı 😀

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir