İncir çekirdeklerim


Facebook, Friendfeed gibi sitelerin insanı her açıdan bilgisayar ve internet bağımlılığına ve dolayısıyla asosyalliğe itiyor olmalarına rağmen “sosyal ağlar” olarak nitelendirilmeleri gerçekten saçma değil mi? Gün gelecek hepimiz tüm hayatını bilgisayar başında yaşayan bitkiler olacağız (gerçi ben şu anda da öyle sayılırım ama olsun, maksat serzeniş olsun)…

Hiç elleriniz ıslakken ve etrafta herhangi bir kesici alet bulunmuyorken nescafe 3’ü 1 arada paketi açmaya çalıştınız mı? Bence kahve bağımlılarına uygulanabilecek harika işkence çeşitlerinden biri (yahu şu birilerine işkence yapma olayı neden hayatın her anında hep aklımda?).

Artık “referandum” kelimesi duyunca kusacak gibi oluyorum. İşin en kötü tarafı bu olayın milletçe ayarımızı bozmuş olması, “iki kiloya tamamlayayım mı abla?” diye soran kasaba kıvırmadan cevap veremez olduk çünkü insanlar artık oy rengini (bu da yeni öğrendiğimiz tabirlerden biri) karşıdaki vatandaş hakkında önyargı sahibi olmak için kullanıyor, “evet desem şimdi kötü biri olduğumu düşüncekler, hayır mı desem… Iııhh hayır evladım, çünkü iki kilo et kayısı üreticisine yaramıyor…

Ben referandumda ne mi diyeceğim? Kedi… Evet, ülkedeki tek “kedi” oyu benden çıkacak. Hatta bu iş için özel bir kedili damga bile hazırlayabilirim, kağıdın tam ortasına çotanak diye basacam ondan sonrasını oyları sayan amcalar düşünsün “bu herif ne demek istemiş” diye…

Hani şu ter kokusunu önlediği iddia edilen koltuk altı roller deodorantları var ya, heh işte onlar aslında kozmetik sektörünün en çirkef icatlarından biri. Bu ürünleri kullandıktan ve etkisi geçtikten sonra koltuk altlarınız normalden daha iğrenç kokmaya başlıyor, haliyle siz de daha sık kullanma ihtiyacı hissediyorsunuz. Şaka değil, deneyin kendiniz görün.

İnternet aleminin Flash Tv‘si Mynet‘tir. Eğer hemen şimdi anasayfalarına girecek olursanız sözde haber manşetleri arasında şuna benzer, on kaplan gücünde angutca bir başlığa mutlaka rastlarsınız. Gerçi Flash Tv nasıl izleniyorsa Mynet’te Türkiye’nin sayılı portallarından biri. Aziz Nesin’e hak vermemiz gereken yere mi geldik ne?

Google’da Egonomik hakkında sıklıkla yapılan arama sorguları şöyleymiş:

ben bu konuyla ilgili daha fazla yorum yapmıyorum, “temamı rahat bırakın” deyince ukala, pis bir herif oluyormuşum. Bulunmaz Hint kumaşı değil ya, alın hayrını görün canlarım ciğerlerim ne diyeyim…

Son zamanlarda nerden estiyse “çok öptüm” lafı iyice dilime dolandı. Geçenlerde bir müşterimle konuşurken telefonu “çok öptüm” diye kapatınca durumun ehemmiyetini farkettim. Hani sonuna bir “baay” kondursam tam olacak… O değil de “çok öptüm” nedir ya? Lafın gittiği yere bir bak mübarek… Neyse, konuşmalarımızı bir süre çok öptüm diye sonlandırdığım herkesin bilmesini istiyorum; aslında öyle demek istemiyordum, benimki alelade bir “hoşçakalınız” dan başka bir şey değildi, kayıtlara böyle geçsin lüften…

Böyle çalakalem yazmayı özlemişim, bayadır bir saçmalamıyordum değil mi? Neyse bundan kelli daha sık yapayım, neticede ciddi yazınca kasıyor insan böylesi daha rahat.

“çok öptüm baay”…

Facebook Yorumları

4 Yorum

  1. Tebrikler yine okutturabildin yazıyı. sonunu heyecanla beklerken saçmaladım demen, durun siz evlenemezsiniz kardeşsiniz repliğini hatırlattı… Bende edebiyat ve felsefe istiyorum yarabbim…

  2. GüLüŞ

    uzun süredir bilgisayarımdan ayrı kalmıştım.ama kavuşur kavuşmaz acaba egonomik’te ne var bugün diye merak edip ilk açtığım site olmuştu:) bu yazıları çok seviyorum .. ben de böyle orjinal olmak istiyorum yiaa:/

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir