Peki ya sonra?..


Sonrası boşluk… Sonrası hiçlik… Sonrası; kırık bir aynadan yansıyan en duru hayallerimin dimağımda bıraktığı derin izlerin toz pembe kasırgalara karışıp yok oluşu kadar acı…

İşte hep böyle ne anlatmaya çalıştığı tam olarak anlaşılamayan ancak okuyan herkesin “çok pis anladım var ya” tribine gireceği kelamlar etmek istedim. Aslında ettim ve hatta şarkı sözü formuna bile büründürdüm ama yetmedi. Benim neyim eksikti bir Yılmaz Erdoğan’dan? Ben de pek tabi onun kadar sağ gösterip sol sallayan, edebi değeri çok yüksekmiş gibi görünen betimlemeler üretebilirdim. Aslında olay özneyi cümlenin sonuna taşımaktan başka bir şey değil, “hala çok güzel hakkında konuşmak senin” gibi. Çok mattah bir olay değil gibi yani…

Şimdi sitenin üslubuna aşina olmayan bazıları yukarıda yazdığım ilk satırı okuyarak ciddi ciddi edebiyat parçalama olayına giriştiğimi düşünebilirler, düşünmesinler. Temiz bir satıha çıplak elle bali uygulayan ve akabinde aynı elle sigara söndürmeye çalışıp parmağına yapışan izmarit yüzünden çok pis canı yanan, sitesine “egonomik” gibi bir ismi uygun gören biri olarak; edebiyat olayına girişmesi gereken son kişi benimdir herhalde.

Türklerin yaptığı her oyunumsu yazılım neden hep “ilk Türk oyunu” diye anılmak zorunda? Hayır bizdeki bu “ilk Türk bişeysi” takıntısı nerden geliyor? Bu olayı harbiden çok seviyoruz, hatta hiç unutmam Sinem Kobal bir ara zengin kız-fakir oğlan temalı bir filmde oynarken, kamera karşısında film için “bu konuyu işleyen ilk Türk filmi” gibi abuk bir kelam etmişti (valla). İşte o zaman kendisinin Merih’li olduğuna kanaat getirmiştim. E bu yaşa kadar herhangi bir Yeşilçam filmine denk gelmemiş olmasının mantıklı başka bir açıklaması olamaz herhalde.

Ecnebi televizyonlarında dönen internet sitesi reklamlarına da çok fena imreniyorum. Keşke bizde de e-ticaret siteleri haricinde başka sitelerin reklamları da dönse. Bir gün çok param olursa yapacağım ilk iş bu olacak, hatta eğer ajanslar reklamı seslendirecek olan vatandaşı seçme şansı tanıyorlarsa özellikle Yemekteyiz’deki dış sesi isteyeceğim, “Egonomiiik nokta koom, çuoook süper harika bılooog!“.

Son olarak PHP‘nin bildiğimiz yazılım dili haricinde bir de Filipinler para biriminin kısaltması olduğu bilgisini vermek istiyorum. Hatta Google’a direkt “php” yazarsanız karşınıza “1 Filipinler Pezosu = 0,0328169126 Yeni Türk Lirası” gibi bir ibare çıkıyor. İşin güzel tarafı da çok aşırı derecede bilmem kaç Filipinler Pezosu’nun ancak 1 Türk Lirası’na tekabül ediyor olması (1 Yeni Türk Lirası = 30,4720926 Filipinler Pezosu). Demek ki bizim paramızın da değerli olduğu ülkeler var, demek ki asgari ücretle çalışan biri olarak Filipinler’e tatile gitsek krallar gibi gezer tozar eğleniriz.

Sevgiyle kalınız azizim, üzmeyiniz kendinizi, bol bol balık tüketiniz.

Facebook Yorumları

3 Yorum

  1. suyatürkü

    edebi değil de çok felsefik olmuş nan bu.:) akaşam akşam iyi gelmedi bu.. 
    belki ilk iki üç satırı, görsel malzemenin de etkisiyle algıda seçip uzun uzun düşünen garip insanlar varsa, ki ben de onlardan biriyim, savunma mekanızmalarını daha rahat çalıştırabilmeleri için, şunu söyleyim dedim ” ne olursa olsun yada olmuyorsa hatta olmamışsa olsun yine de ”yaşamak çook güzell bişi be” valla bak:)) en azından şimdilik..

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir