BTK ve TİB’in “Kimsenin internetine dokunmuyoruz” açıklaması

Nazlı ILICAK‘ın Bilişim Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı (BTK) Tayfun Acarer ve Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) İnternet Daire Başkanı Osman Nihat Şen ile “Kimsenin internetine dokunmuyoruz” başlığı altında yaptığı söyleşi. Tek bir kelimesine dokunmadan ve yorum katmadan aktarıyorum.

Siz, DNS değiştirerek yasak sitelere girilebilir diyorsunuz ama kimse inanmıyor. Hatta deniliyor ki, bütün interneti takip için bu filtre sistemini gerçekleştirdiler; altyapıyı bu suretle hazırladılar. İstedikleri an müdahale edebilecekler.
– O kadar yanlış biliniyor ki… Bizim kurduğumuz bir filtreleme sistemi yok. Yazılımı, servis sağlayıcı yapacak ve filtrelemeyi isteğe bağlı olarak gerçekleştirecek. Sadece güvenli profillerin muhtevasını biz belirliyoruz. Zaten, kişileri takip edip, cezalandırmak gibi bize verilmiş bir görev yok. Dolayısıyla yetkimiz de yok. Aynı iddialar Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) hakkında ortaya atılıyor. "TİB, telefon dinliyor" savlarının da hiçbiri doğru değil. Çünkü TİB’nin ne dinleyecek elemanı var, ne teçhizatı, ne de böyle bir yükümlülüğü bulunuyor. Bizim durumumuz da buna benziyor. Yükümlülük yokken para harcarsanız, Sayıştay’a hesap verirsiniz.

Demek istiyorsunuz ki, filtreleme için bir yazılım gerek. Masraf yapmak lâzım. Zaten biz bu masrafı yapamayız. Servis sağlayıcılar yapacak.
– Aynen öyle diyoruz. Kaldı ki, bu iddiaları ortaya atanlar, internet yapısının bizim üzerimizden geçtiğini varsayıyorlar. Oysa doğrudan servis sağlayıcıya gidiyor. Bu durumda biz nasıl filtreleyebiliriz ki? Bir su borusu düşünün. Vana bizim kontrolümüzde değil. Doğrudan evlere dağılıyor. Bir başka ifadeyle, 120 kadar servis sağlayıcı vasıtasıyla internet ağı kullanıcılara dağılıyor; bizden geçmiyor.

Standart pakette de, zaten engelli siteler mevcut.
– Önce, neden standart paket diye bir durum yaratıldı onu söyleyelim. "Mevcut profil" diyebilirdik. Ama, Aile, Yurt içi, ya da Çocuk profillerinden birini seçenler, istedikleri an filtreleme sisteminin dışına çıkabiliyorlar. Daha rahat ifade etmek maksadıyla, "Mevcut profil" yerine "standart paket" adını kullandık. Yoksa standart paketin, mevcut profilden farkı yok. Engelli diyorsunuz ama, bunların çoğu BTK’nın iradesinin dışında gerçekleşiyor. Hatta biz, erişim engelleriyle çoğu zaman mücadele de ediyoruz. Mahkeme, 5651’in dışında kalan farklı yasalara göre karar veriyor; hâkimler teknik terimleri o kadar iyi bilmiyor. Dolayısıyla olumsuz sonuçlar yaratıyor. Blogspot kapatıldı. Herkes bizden bildi. Oysa Digitürk, Lig TV yayınlıyor gerekçesiyle, Telif Hakları Kanunu’na dayanarak, Blogspot aleyhine Diyarbakır 5.Sulh Ceza Mahkemesi’ne dava açtı. Ve bu mahkeme Blogspot’u engelledi. Karar bizden geçmedi. Çünkü daha önce söylediğim gibi, vana elimizde değil. Doğrudan servis sağlayıcıya kararı gönderdi. Gazeteciler, bizi arayıp, "Blogspot’u niye engellediniz?" diye soruyor. Biz engellemedik ki! İnternetin vanası, servis sağlayıcının elinde. Aynı şekilde Atatürkçü Düşünce Derneği, Ankara Sulh Ceza’da dava açmıştı. Youtube’tan Atatürk’ün 11 videosunun çıkarılmasını istemişti. Çıkarılmayınca, Youtube’a erişim engellendi. Bunun kararını da biz vermedik. Bir süre kapalı kaldıktan sonra bir orta yol bulundu ve açıldı. Facebook’ta, "Kemal Kılıçdaroğlu PKK’lıdır" diye bir grup oluşmuştu. Mahkemeden "siteye erişim engellensin" kararı çıktı. Az daha Facebook kapanacaktı.

Bu son söylediğiniz örneği, İnternethaber’in sahibi Hadi Özışık’tan duydum. Hatta, TİB Başkanı Fethi Şimşek, "Dünyaya rezil oluruz" diye mahkeme kararını uygulatmamış; kendisi bundan dolayı yargılanıyormuş.
– Biz size sadece birkaç çarpıcı örnek verdik. Böyle yüzlerce var. Mahkemenin yanlış kararları yüzünden siteler kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Oysa hüküm verirken, sadece "kanuna aykırı içerik çıkarılmalı" demeli. MHP ile ilgili son kaset olayından örnek vereyim. 5 farklı mahkemeden 71 siteyle ilgili "görüntü engellensin" kararı alınmış. Bazı mahkemelerin ifadelerinden, "site engellensin" anlamı çıkıyordu. Deniliyordu ki: "Yazıların ve görüntülerin bulunduğu linklere erişimin engellenmesi ve linklere erişim engellenene kadar geçen sürede linklerin bulunduğu sitelerin ana sayfalarına erişimin engellenmesine karar verilmiştir." Az daha, bu karar göre, Facebook, Youtube, Blogspot, Mynet gibi yer, ya da içerik sağlayıcıları kapanacaktı.

Neden?
– Çünkü, servis sağlayıcılarda linklere erişimi engelleme altyapısı yok. Onlar, yer sağlayıcıları, yani hosting şirketlerini uyarıp içerik çıkartıyorlar. Mahkeme kararı "linklere erişim engellensin" değil, "içeriği çıkarttırın, yoksa kapatma kararı alın" şeklindeolmalıydı. Biz bu kararın böyle yorumlanmasını sağladık.

Neden filtreleme işine devlet el attı? Niçin servis sağlayıcılara bırakılmıyor?
– Türkiye’de çok az servis sağlayıcı güvenli internet hizmeti veriyor. Ama şikâyetler bize geliyor. On binlerce şikâyet var. Tüketici Hakları Yönetmeliği’nin 10. maddesinde, "Devlet, internet kullanıcılarına, ücretsiz güvenli internet temin eder" deniliyor. Netice itibariyle, tüketiciye hizmet veriyoruz. İsteyen bedava olarak güvenli profile geçer, arzu eden sistemin dışında kalır. Tamamen isteğe bağlı bir durum. Kimse kimsenin internetine dokunmuyor.

Peki filtrelenecek siteler neye göre belirleniyor? Güvenli profil içeriklerini nasıl tespit edeceksiniz?
– Hem kamu kurumlarından, hem de özel şahıslardan bize gelen şikâyetleri değerlendiriyoruz… Ayrıca, 5651 sayılı kanunda belirlenen suçlara göre (fuhuş, porno, müstehcenlik, kumar, sağlık için tehlikeli madde temini, uyuşturucu kullanılmasını kolaylaştırma, Atatürk’e hakaret), sürekli içerik araştırması yapıyoruz. Uluslararası firmaların da veri tabanı var. Bütün bunlara dayanarak, güvenli profil için listeler oluşturacağız.

Bir yandan "mevcut uygulamaya devam etmek isteyenler için herhangi bir değişiklik yok" deniliyor; öte yandan madde 11, "Kullanıcı bu filtreleri aşarak sitelere girerse, servis sağlayıcının sorumlu tutulmasını ve ceza uygulanmasını" öngörüyor. Bu hüküm açıkça, yasaklı bir siteye farklı bir DNS kullanarak giren kişinin cezalandırılacağını belirtiyor.
– İlgisi yok. Bu dediğimiz işlem, sadece güvenli internet profiliyle ilgili; standart dışında kalıyor.

Yer sağlayıcılara sarışın, haydar, etek, baldız vs. gibi kelimeler listesi gönderdiniz. Bunlar çok tartışıldı ve bu isimli alan adlarına yasak geldiğikonuşuldu.
– 3.5 yıldır, yer sağlayıcılara ve site sahiplerine, aramızdaki işbirliği sonucu, metin, kelime, içerik bildiriyoruz. Onlara kolaylık olsun diye ve onların isteği doğrultusunda. "İnceleyin, eğer kanuna aykırı bir durum varsa gerekli işlemi yapın" diyoruz. Çoğunluğu zaten şikâyetler oluşturuyor; kendi tespitlerimizi de yolluyoruz. O kelimelerin arkasında saklanan porno sitelerinin tespiti açısından Youtube’a, Facebook’a, Mynet’e, Friendfeed’e, Blogspot’a, Superonline’a vs. destek mahiyetinde bir uyarı gönderiyoruz. Onlar inceliyor ve kararı kendileri veriyor.

Çocuk pornosuna kimsenin itirazı yok ama, hangi yayının müstehcen olduğuna siz nasıl karar veriyorsunuz?
– Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatları var. Ayrıca, bizim kararımızın aleyhine dava açmak mümkün. Binlerce site müstehcenlikten kapalı denilmesine rağmen, sadece 3 itiraz yapılmış. Birinde mahkeme bizi haklı buldu; diğer ikisinde de yürütmeyi durdurma kararı vermedi; yargılama devam ediyor. Playboy sitesinin kapatılmasıyla ilgili itiraz, devam eden bu iki davadan biri.

Yazının orijinali:
http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ilicak/2011/05/18/kimsenin-internetine-dokunmuyoruz

Facebook Yorumları

18 Yorum

  1. O kadar çok haber makale ve söyleşi çıktı bu haberle ilgili.. Benim düşüncem her zaman isteyen kişi istediği yerden girebilecek ve her sistemin bir açığının olmasındır.. Ne yaparsalar yapsınlar isteyen istediği siteye girebilir..

  2. Eğer yazının altındaki “Benzer Yazılar” bölümüne bakarsanız bir şeyleri daha kolay anlayabilirsiniz. Filtreye karşı olanlar “hali hazırda” yasaklı olan internete, yani “standart pakete” hep tepkiliydi. Yani dün herşey iyiydi de bugün kötü olarak düşünülmesin. Devlet “ben yasaklı sitelere giriyorum, siz de yolunu bilin girin” diyemez. Bir de Mahmut Bey, bariz bir şekilde siyasi bir görüşün savunucusu. O yüzden o görüşle ilişkilendirebildiği her eleştiriyi “saçma, amaçlı ve siyasi” görüyor. Yorumların arasına serpiştirdiği bağlantıların açıldığı sayfalarda bunu görebiliyoruz. “x sitesini zaten sevmiyordum, kapansın, y sitesi de kötü bir içeriğe sahip (kime göre?), o da umurumda değil!” diyebilmek, oldukça sığ bir mantığı gösterir bize. Yarın elime bir yetki verseler belki ben de (bana göre) oldukça zararlı fikirleri dile getiren sitenizi yasaklardım. O zaman siz de “soslu özgürlük” naraları atmazdınız herhalde. Son olarak devletim madem çocukları korumayı bu kadar çok istiyor, işe sokaklarda dilendirilen, çöplüklerden beslenen, taciz edilen, okutulmayan çocukları korumakla başlasın. Ama olmaz değil mi, ne de olsa o çocukların “interneti yok!”

  3. Cem

    Arkadaşlar bu adamlara inandığınızı söylemeyin. Yalan Söylemden yalan söylüyorlar. Yani Kıyıdan kıyıda esas konulara dokunmadan anlatıyorlar. Tüm resmi kuruluşlarda okullarda İnternet kafelerde bu sansür uygulanacak.  Kullandığımız paketler yeniden düzenlemenmek için telwefınlar edilecek ardından “güvenli İnternet”  yalanıyla bu konuda çok fazla bilgisi olmayan (Abonelerin neredeyse %80 i) kullanıcıları kandırarak sansür uygulanacak. Rtük bahanesiyle televizyon ve radyolar kontrol altına alına biliyor. Fakat internette herkes istediğini söyleye biliyor . Bahsi geçen kelimelerin geçtiği site her ne olursa olsun yasaklanacak . Yani içinde porno olup olmaması önemli değil. Yani yarın egonomik te “Seksen Yaşında Bir kadın Kazla Konuşuyor ” diye bir yazı çıksa yasaklana bilecek . İstelerse Milliyeti hürriyeti myneti face i her şeyi yasaklaya bilirler ki hele forum siteleri. Bu yasak siyasi amaçlarla kullanılacak yani insanlar Zaman gazetesine girebilirken mesela Odatv ye veya sol.org.tr ye giremeyecek . Bunun adı sansür dür faşizmidir.

    Nazlı ılıcağa gelince.  

    1980 ve 1981 makaleleri isimli iki kitabı var. Orduya yapmadığı yalakalık kapmayan . Darbe olduğu için kurban kestiğini ve kurba etini orduya bağışladığını söyleyen. Kenan Evrenin elini eteğini öpen bu kadın bu gün utanmadan darbe karşıtı kesiliyor. Bu tarz insanlar sadece ve sadece güçlünün yanında olan satılmış kalemşörlerdir.

  4. @Mehmet Katrancıoğlu ben sitemde görüşlerimi belirttim ve bu konuda görüşlerimi belirtirken kimseye hesap verecek değilim. Sen devletten özgürlük beklersen ben de kendi görüşlerimi açıklamamda özgürlük beklerim. Bilmem anlatabildim mi? Benim yarın öbürgün elime bir imkan geçse kimsenin internetine de uçkuruna da karışacak değilim. herkesin bir siyasi görüşü tuttuğu takımı vardır ama bunların hepsi devlet makamlarından içeri grdiğinde çıkartılır. Dün veya bugün o makamlarda bulunanların hepsi bir görüşe sahiptir bana özgü birşey değil. Kahinlik yapacaksanız burası yeri değil. Sana göre benim görüşlerim mantıklı veya cazip olmayabilir ama bunları tehlikeli ve koz olarak kullanabilir vaziyette görmen ne kadar özgürlükçü olduğunu gösteriyor zaten merak etme. Siz devletin özgürlük politikalarına laf atacağınıza önce başkalarının görüşlerini okumayı ve düşünmeyi hazmedin. Kendi görüşünüz dışındaki görüşleri tehlikeli gören biri de bana göre özgürlükçü ve tarafsız olamaz kusura bakmayın 😉

  5. UB

    Eğer 22 Ağustos’ta uygulamaya girecek olanların yazılı metnini açıp okuyacak olursanız göreceğiniz şey şudur:

    BTK ve servis sağlayıcılar istedikleri gibi site kapatma yetkisine sahip olacaklardır ve bunu aşmaya çalışmak da engellenecektir. Bunu yapmak için sizin proxy kullanmanızı ve hatta VPN’i kapatabilirler. Yani siz yasaklı sitelere girmiyor bile olsanız, girmememiz için kullandığınız programların bir kısmı çalışmayabilir. Örneğin hamaçi engellenebilir.

    Ayrıca, aynı belgede der ki: Yasaklı sitelere girmek suçtur. Yani para ve hapis cezasının önü açılmaktadır. İster uygulansın, ister uygulanmasın, bunun önü açılmaktadır. O yüzden “ben giriyorum siz girin” demek artık yeterli olmayacaktır.

    İster BTK başkanı açıklama yapsın, ister başbakan ister cumhurbaşkanı… Bu öyle onun bunun sözüne göre hareket edilecek bir şey değil. Ülkemiz hukuk devleti. Kağıtta ne yazıyorsa o olur. Madem engellemeyecekler, o zaman söz vereceklerine, röportaj yapacaklarına düzenlemeyi yazılı olarak değiştirsinler.

    Sahte özgürlükçü İzmir’den bildirdi. (Google’da arayın, ikinci sayfada adıma bakın, anlarsınız. 😀 )

  6. Umut senin siyasi düşüncelerin buraya yorum yazan kimseden tarafsız değil o yüzden boşuna burda demogoji yapmaya kalkma.
    İnternet konusuna gelecek olursak, o yazdıklarını nereden kopyaladın bilemiyorum ama şöyle olacak böyle olacak şeklinde biten cümlelere bakılırsa tibin sitesinden almadığın garanti. Evet hukuk ülkesindeyiz ben de resmi belgeyi gösteriyorum sana buyur:
    http://bit.ly/kjx8n6
    Tib’in yaptığı her açıklama ve basın duyurusu aynı zamanda uygulamaya yönelik bir prosedürdür. Şayet basın açıklamasıyla uygulama birbirini tutmazsa savcılığa suç duyurusu bulunup hakkını çatır çatır alırsın. Milleti yanlış yönlendirme.
    Buyrun bu da Tib’in sitesinden alınmış yazı:

    1- Güvenli İnternet Hizmeti nedir?

    Güvenli İnternet Hizmeti Erişim Sağlayıcılar tarafından altyapısı oluşturularak isteyen kullanıcıların İnternet?ten güvenli hizmet alma seçeneğidir.

    Durum gösteriyor ki kulaktan dolma bilgilerle boş vaat ve korkularla milletin beynini sulandırmaktan başka birşey yapmıyorsunuz bari kimseye dil uzatmayın. Sekiz senedir irtica hortlayacak yalanı tutmadı anlaşılan şimdi malzeme bulma girişimlerinde bazıları.
    “Sahte özgürlükçü İzmir?den bildirdi. (Google?da arayın, ikinci sayfada adıma bakın, anlarsınız.)”
    Sen utanmadan beni twitter duvarlarında sansürü destekleyen arkadaş ifadesiyle reklam edersen ben de googlede ederim. Kusura bakma da ne ekersen onu biçersin.

  7. İşin içerisinden birisi olarak (teknik anlamda) şu kadarını söyleyebilirim ki, kesinlikle yanlış anlaşılan bir durum yok ortada. Abartılan bir durum da yok, binlerce insan sokaklara da bir “yanlış anlaşılma” yüzündün dökülmedi! Madem insanlara güvenli internet vereceksin, maksadın bu, o halde insanlara kullanabilmeleri için koruyucu bir “yazılım” hazırla ve vatandaşlarına bu yazılımı ücretsiz ver. İsteyen kullansın istemeyen kullanmasın bu yazılımı, kimseyi bir şeylere zorlama. İşin olması gerekeni budur eğer niyetleri buysa. Ancak niyet bu değil, niyet ahlak bekçiliğine soyunmak, insanları takip etmek, cezalandırmak, korkutmak. Internet denen mecrayı “porno” ile bir gören bir zihniyetten, olmadık şeyleri (sanat eserleri vs) “müstehcen” diye nitelendiren bir kesimden başka ne bekliyoruz ki?

  8. Anladık mı kontrol edelim;
    1- Filtreleme paketlerinden istediğimizi seçebiliriz.
    2- Standart paketi seçersek “mevcut”, hâlâ kullandığımız internete devam edebiliriz.
    Cevap aradıklarım;
    1- Standart pakette kaldım varsayalım, hâlâ kullandığım internet zaten bazı siteleri engellemiş/filtrelemiş durumda. Dolayısıyla halihazırda filtreli bir internete sahibiz diyebilir miyiz?
    2- Standart pakette kaldım varsayalım, bugün kullandığım internette giremediğim sitelere DNS ya da proxy ile giriyorum, bu durum suç teşkil etmiyor. Filtreleme sistemi devreye girdikten sonra “standart pakette” kalarak eski yöntemle proxy ve DNS aracılığıyla giremediğim sitelere girdiğimde artık suç olacak mı?

  9. @ Mehmet Katrancıoğlu Sen bana engelsiz bir internete sahip ülke gösterebilir misin? Abd mi? Daha düne kadar wikileaks ile nasıl bir mücadeleye giriştiklerini tüm dünya biliyor. Avrupa mı? Avrupanın Wikileaks’ın sahibini nasıl kendi eliyle ABD ye teslim ettiğini de biliyoruz.
    Bugün var olan standart paketteki engellemelere bakalım:
    Youtube: Gerekçe,  Atatürk ve Türk milletine hakaret içerin video paylaşımı.
    Blogspot: Gerekçe, Lig Tv’nin kaçak olarak bu servisten canlı lig maçları izletilmesi sebebiyle açtığı dava sonucu kapatılması.
    Bunun dışında gerekli ve topluma yararı olan sitelerin kapatıldığını ben görmedim. Siz biliyorsanız yazın bizi de aydınlatın. Ha eğer bahsettiğiniz siteler topluma fayda yerine zarar sağlıyorsa kusura bakmayın ama ben o sansüre dur demem.

  10. @Mahmut Yaşar
    Söylediğimi yapsınlar Mahmut, insanlara ücretsiz firewall olarak kullanabilecekleri yazılımlar temin etsinler. Hoş, internette bir dolu bedava böyle yazılım var ve kullanmak isteyenler kullanıyorlar zaten. Bunu teşvik etsinler. Bu işe neden devlet el atmak, kontrol altına almak istiyor ki? Amaç başka, insanları da yalan yanlış bilgilerle yanıltıyorlar! Bu “mağdur” edebiyatından sıkıldım artık. Yok yanlık anlıyor insanlar, yok abartıyor insanlar, yok OSYM başkanı asıl mağdur, yok Ali Demir’in elini öpsünler, yok gözleriniz görmediği halde size iş verdik felan filan….Daha bi sürü şey sayabilirim bu konuda! 40 bin kişi nasıl yanlış anlar böyle bir şeyi allah aşkına!
    Diğer konuya gelince, sana o kadar çok örnek verebilirim ki? Geçen hafta kız arkadaşım arkadaşı olan bir İngiliz ile konuştuk bu konuyu? Hocam sizde de sansür varmış? BTK öyle diyor (bkz. http://blog.ahmetbutun.net/index.php/2011/05/15/2-sansur-karsiti-yuruyus-izmir/)! diye sorduğumda, “bizde sansür felan kesinlikle yok” dedi. Avrupa ülkelerinin bir çoğunda da yok böyle bir sansür? Kimi kandırıyorsunuz siz allah aşkına! Çocuk muyuz biz!
    Kaldı ki wikileaks örneğini vermişsin, isabetsiz bir seçim olmuş! Kendi pisliklerini gizlemek isteyen devletlerin yaptıkları ayıpları burada konulmak istenen sansürle nasıl kıyaslamayı başarmışsın, şaşırmamak elde değil!

  11. @ Ahmet BÜTÜN İnsanlara ücretsiz koruyucumuı verilsin? Ya bu uygulamayı neden bu kadar eleştiriyorsunuz anlamıyorum kardeşim standart paketi seçip uygulamadan etkilenmeyebilirsin. Başkalarının internet filtresini kullanması sizi neden buy kadar telaşlandırıyor sorabiir miyim? Sana ne benim internetimden? Ben filtreyi kullanmak istiyorsam gider o paketi alırım sen alma ne var bunda? Saçmaladığının farkındasındır umarım.

    Yorumuna baklılırsa ösym yi bu konuyla nasıl bağdaşırdın ben de ona şaşıyorum açıkcası. Benim wikileaks örneğim seninkinin yanında masum çocuk kalır emin ol 😉
    “Kaldı ki wikileaks örneğini vermişsin, isabetsiz bir seçim olmuş! Kendi pisliklerini gizlemek isteyen devletlerin yaptıkları ayıpları burada konulmak istenen sansürle nasıl kıyaslamayı başarmışsın, şaşırmamak elde değil!”
    BİLMEM HANGİ ÜLKEDE YAŞIYORSUN KARDEŞİM AMA DAHA İKİ GÜN ÖNCE SIRF MHP LİLERİN KASET SIKANDALLARI YÜZÜNDEN FİLESERVE VE RAPIDSHARE ENGELLENDİ.
    Sence bu olayların wikileaks ile hiç bir benzerliği yok mu? Kusura bakma kardeş ben senin gibi ösym ile interneti bağdaştıramıyorum o yüzden bu işte yani kıyaslama konusunda senin kadar başarılı olamamışımdır 🙂 Git işine Allahını seversen.

  12. @Mahmut Yaşar öncelikle şu yöntemi benimsemiyorum; “Avrupa’da da var ABD’de de var, o zaman bizde de olması normaldir!” Bu yöntemi tercih edenler genellikle Avrupa’daki olumsuzlukları örneklendirerek kendi olumsuzluklarına dayanak yaratma çabasında olanlardır. O zaman Avrupa’daki internet hızı ve fiyatına, demokrasi anlayışına, teknolojik gelişmişliğe, insan haklarına olan saygıya, eğitim durumuna, petrol fiyatına vb vb. de bakabiliriz. Fakat gözü dönmüş bir partizanlıkla bu belirttiğim şeyler de elbette yeri geldiğinde olumlu, yeri geldiğinde olumsuz olarak örneklenecektir. Atatürk’e hakaret eden videoyu “kaldırt”, LigTV yayını yapan hesabı “sonladırt”. Olmuyor mu, o zaman bir siteye söz geçiremeyen bir ülkede de “dünya devi haline geldik” sloganları hoş bir sadadan öteye geçmeyecektir benim için. Son olarak yarar-zarar konusunda; bana yararlı olana da zararlı olana da ben karar veririm. Yararı da zararı da ben görürüm. Var mı bir sorun?

  13. @ Mehmet Katrancıoğlu Ben rastgele örnek verdim en gelişmiş ülkelerde bile bu tür olaylar oluyor bunu belirtmek istedim. Onlarda olan gelişmiş herşey bizde de olsun isterim tabiki neden olmasın. Konuyu saptırmayalım. Nitekim bu yolda ülke ilerliyor görmezden gelmekte üstümüze yok 2000 yılından bu yana 8 senede internet hızı ve fiyatını bir önceki dönemlerle mukayese edin bakalım.
    “Fakat gözü dönmüş bir partizanlıkla…” Bu ağır ve çirkin hitap bana yazıldıysa aynen iade ederim.
    “Atatürk?e hakaret eden videoyu ?kaldırt?, LigTV yayını yapan hesabı ?sonladırt?.”
    Ha o zaman imdat sansür var diye meydanlara dökülmeyecekler değil mi 🙂 Artı Lig tv ve Youtube davaları şahıslar ve şirketlerce açılmış davalardır devletin ve Tib’in bir alakası yoktur. Lig Tv davasına Diyarbakır mahkemesi şirketin şikayeti üzerine karar vermiştir. Olayın için dışını bilmeden yorum belirtmezsek iyi olur değil mi?
    “Yararı da zararı da ben görürüm. Var mı bir sorun?”
    Bana devlet kademelerine geçersem çok vahim durumlar ortaya çıkacağını ve kendi amaçlarım için kullanacağımı ima eden bir şahıssınız ve sizin ağzınızdan bu kelimeler dökülürse adama önce sen aynaya bak derler.
    Ha bu arada senin gördüğün yarar da zarar da umrumda değil tamam mıdır? Bu yüzden tarafsız edasıyla birilerini partizan şeklinde yaftalaman ne derece sağlıklı bir yorumdur tüm okuyucuların taktirine bırakıyorum. Bundan sonra da ben bilirim edasına sahip insanlarla münakaşa edecek değilim. Son yorumumdur.

  14. Caner
    Yazar

    Mehmet ve Mahmut, beyler çok uzun yorumlar yazıyorsunuz ve işin doğrusu sizin yazdığınız yorumları okumadan onaylıyorum. İkinize de güveniyorum İnşallah küfürler hakaretler havada uçuşmuyordur 🙂

  15. Tamam engellenmesin hiç bir site, her şey serbest olsun, isteyen istediğini söylesin isteyende istediğini yapsın sizin dediğiniz olsun.

    Peki birinizde bana tüm yasa dışı faaliyetler için başka bir çözüm önerisi söyleyebilir mi? Nedir bunun çaresi? Var mı fikriniz?

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir