Çalışmayan civciv

Büyük şehirlerde yaşayan bir çok kimsenin aksine doğayla içiçe mükemmel bir çocukluk geçirdim. Her şey dolu doluydu; doğa vardı, hayvanlar, ceviz ağaçları vardı, misketler, mantar tabancaları, ipe bağlanıp (kınap ip” derdik) döndürülen ahşap topaçlar ve final touch olarak annemden tadına doyum olmayan sopalar yemek vardı. Çok şımarık ve şerefsiz bir çocuktum. O kadar ki hayatımın hiç bir evresinde benim kadar ele avuca sığmaz bir çocuk daha görmedim.

Okul öncesi eğitimimi (bağlar, ceviz ağaçları ve hayvanlar ile olan) Bitlis’in Adilcevaz ilçesinde tamamladım. Babam öğretmen olduğu için memleketin dört bir köşesini geziyorduk ve ben 7 yaşına gelene kadar kendi güzel, insanı güzel bu ilçede kaldık.

Altta biz, üstte ev sahipleri olmak üzere iki katlı, bahçeli bir evde oturuyorduk. Bahçede tandır evi, kümes, kiler ve meyve ağaçları olmak üzere bir çocuğun oyun alanına dönüşebilecek bilimum mekanlar mevcuttu. En büyük hobim amaçsızca tandır evinin üzerine çıkıp bir yerlerimi kırmaya çalışmak olsa da kümeste de fazlasıyla vakit geçirdiğim oluyordu.

O sıralar yine tırmandığım düz duvarlardan birinden düşüp bacağımı kırmış ve bir kaç ay hastanede yatmak zorunda kalmıştım. İşte doktorların çok fazla para kazandığını öğrenmem bu vesileyle olmuştu. İyileşip yeşil sahalara döndüğümde artık hedefimde büyüyünce doktor olmak vardı ve ben vakit kaybetmeden konu hakkında bilgi sahibi olmak istiyordum…

Kümese girdim, yumurtadan yeni çıkan civcivler (Adilcevaz’da civcivlere “cüceler” derlerdi) bilim malzemem olarak kullanılmak üzere bekliyorlardı. Bir kaç tanesini yakalayıp annemlerin bahçede çamaşır asmak için kullandıkları yere gittim.

Şimdi düşünüyordum da ilk 5 civciv üzerindeki çalışmalarım bir tıp doktorundan çok davranış bilimleri uzmanının işine yarayacak türdendi. Hepsini bacaklarından çamaşır ipine asıp “ne yapacaklar acaba” diye baya bir gözlemlemiştim. Hiç birinin kurtulamadığını görünce civcivlerin salak hayvanlar olduklarına kanaat getirdim ve oyunu bırakıp gerçek bir doktor gibi davranmam gerektiğine karar verdim. “Salak” olanları bırakıp gözümü daha akıllı duran, derinlemesine incelenmeyi hakettiğini düşündüğüm 6. civcive diktim.

Yarım saat kadar sonra işim bittiğinde ortada ameliyat masası olarak kullanılan bir adet kütük, neşter görevi gören iki adet sivriltilmiş çubuk ve doktorluk mesleğini temsil etmek üzere bir adet beyaz poşet bulunuyordu.

O gün şunu öğrenmiştim: İçi açılıp muhteviyatı bilimum tetkiklerden geçirilen canlılar, canınız sıkılıp başka bir şeyler yapmak istediğinizde açtığınız gibi kapatsanız ve hatta kapatırken para bandı kullansanız dahi çalışmıyorlar. Eğer olaya “Allah Allah her şeyi de aynı yerine koydum halbüsü, niye çalışmadı ki?” şeklinde yaklaşır ve konuyu “bir büyüğünüze” danışmaya karar verirseniz çok pis dayak yiyorsunuz.

Facebook Yorumları

18 Yorum

  1. Ah be abi nasıl bisedir bu 🙂 ” O kadar ki hayatımın hiç bir evresinde benim kadar ele avuca sığmaz bir çocuk daha görmedim. ” bu cümleyi gördügüm zaman yalan degil hadi canim herkes öyle der diye bi düsünce gecti aklimdan fakat civciv meselesi ve herseyi ayni yere koydum … cümlelerinden sonra pek bi saglikli düsünemedim düsünemiyorumda tüm psikolojim bozuldu 🙂 Adas cocugun olunca aman ha onu tavuktan civcivden börtü böcekten uzak tut 🙂

  2. Teşekkürler Caner kardeşim 🙂  götürdün  bizi eskilere
     
    küçükken veteriner olacağım derdim dere tepe gezer ilginç hayvanlar böcekler aradım kes, biç hey gidi solucanın içini dışına çıkartıp boş gövdeyi ters çevirdiğimi bilirim 🙂
     
    15cm  solucanna  220v verince 1cm  oluyor 🙂  ama sigortaları değiştirme zorurnluğu var 🙂
     
    sinekleri buzlukta 1 saat kadar dondurduktan sonra  dışarı çıkartın  bir süre sonra kendine geliyorlar 🙂
     
    toplu iğneye  5 sinek dizerseniz  hafif havalanıyorlar  10 sinek ile yarım yamalak uçuyorlar 🙂
     
    balık, akrep, kurbağa, kertenkele  vs  dah  sonra  anlatırım 🙂
     
     

  3. asie sultan

    😀 çok güldüm ve ben de çoccuklugumda nasıl tutulacağını bilmeden rahmetli canım babama aldırıp her seferinde evcem (sevcem yani ) deyip boğduğum civcivcikleri hatırladım.hala korkarım civciv tutmaya 🙂

  4. Caner
    Yazar

    @32byte İnmeyek dediydim hocam 😀

    @Caner Ben dedim ama 😀

    @gevv Usta senle çocukken tanışsaydık yemin ediyorum süper anlaşırdık. Kola şişesine çekirge koyup… Neyse devamını getirmeyeyim 🙂

    @asie sultan herkesin çocukluğunda bir civciv anısı var desene hehe 🙂

  5. Kadir

    Hocam para bandıda ameliyat esnasında yanındamıydı civciv açıkken içerden mi alıp geldin 😀 İlk ameliyat başarısız olunca ne oldu peki 😀

  6. Caner
    Yazar

    Hehe galiba yanımdaydı Kadir, o esnada operasyon merkezinden ayrıldığımı hatırlamıyorum 🙂

     

    İlk ameliyat başarısız olunca ne olacak bana göre değilmiş dedim bu doktorluk mevzusu, işte patlayıcı uzmanlığına da ondan sonra merak saldımdı zaten 😀

  7. Hmm demek Caner bu yüzden dahi bir Webmaster, sürekli kodları kurcalıyor, sitelerin kaynak kodlarına girip girip kurcalıyor, eğer bozulursa ?Her şeyi de aynı yerine koydum, oh be çalışıyor eskisi gibi? diyebiliyor artık, sen ne tatlı, ne yaramaz, ne feşel bir çocukmuşun öyle. Kedi canını senin… :))
    (Yanaklarını ısırasım geldi :D)

  8. umtcvk

    bu piskopatlığın nerden geldiği belli oldu yılalrdır bunu düşünürde bulamazdım sonunda ortaya çıktı yaşsın adalettt

  9. Şehrin tam ortasında yetiştim yeşillik ,deniz  bilmem 😀 ama küçükken evin önüne kurulan pazara inip  şeftalı gibi ballı  meyvalara konan arıları pet şişeyle yakalıyıp içine  nar tanesi atıp beşliyip sonra kafası güzel olana kadar sallardım 😀 taki hayvan uçma kabiliyetini kaybedene kadar..
    Sonra alırdım koluma koyardım arıyı yada elime alırdım.. herkeze “bak eğittim arıyı ısırmıyor beni … uçmuyorda 🙂 ” diyordum ..  arının kafa düzelmeye başlıyınca  salıyordum yada fırlatıyordum “saldır ” diye 😀
    şehir içinde çocukluk anca bukadar oluyor galiba …  ((için komik kışmı [R] diyemezdim [Y] derdim ARI diycegime AYI diyordum))
     

  10. Kadir

    Madem konu psikopatlıktan açıldı bende anlatayım bir anımı 😀 Hayatımda 2 kez Köye gittim ilkini hatırlamam alışık değilimdirde neyse Köyde günlerden bir gün akşamüstü vakitleriydi, uyumaya çalışıyorum ama sineklerden rahat yok ses geliyo “dııııızzzzzzzz”, yüzüme konuyolar felan. Yaz sıcağı köy yeri kavruluyorum uyumaya çalışıyorum uyutmuyorlar senmisin beni uyutmayan aldım çakmağı (uzun çakmaklar vardı orda tabanca gibi tutardım ateş eder gibisine 🙂 ) Bunları mutfakta kıstırdım 😀 Ateş ediyorum sürekli kanadı yanan pat düşüyo yere kaçmaya çalışıyo yerde durmuyorda arkadaş neyse baktım halı sinek kaynıyo düşenin yerine başkası geliyo vardiyaya bende dedim bunlarla uğraşılmaz hem uyumayı hemde sineklerle uğraşmayı bıraktım 😀 Ardından çakmakla biraz samimi oliyim dedim açtım içini tekrar aynı şekilde kapattım ama çalışmadı meğerse taşı düşmüş köyde 1 tane çakmak var onuda biz bozduk iyimi 🙂 Birde sineklerle ilgili bir püf noktası sineği elinle yakaladıktan sonra iyice sallayıp yere fırlat sersemliyo 3-4 saniye alkol almış gibi davranıyo 😀

  11. husyn

    Fikri, düşünceyi ortaya çıkartıktan sonra her ne kadar üstünü kapatsak da o eskisi gibi olmayacak ve unutulmayacaktır. Hatta kapatırken para bandı kullansanız dahi çalışmıyorlar…
    😀 (Ders alınmalı yazıdan)

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir