Bilinmezlik Karalamaları


Kimse bilmez aslında kim olduğunu…

Kaç karakterden oluşur kişiliğimiz?

Sınırı var mıdır?

Hayatımızın en orta yerinde kullandığımız karakter sayısı biter mi?

Var mıdır her karakterin kendi içinde yarattığı bir kahramanı?

Düşmek vardır satırların en tepesinden aşağıya, çok yükseklerden suya atlamak gibi beton etkisi yaratır. Rüzgara dönersin yüzünü, eser şiirler, sözler, şarkılar. Hangisini seçsem dersin.  Hayatı defnetmek gibidir rüzgarın sana getirdikleri; toprağı eşersin tırnakların kanar özenle yerleştirip üzerini özensiz örtersin. Yıkılması güçlü dağlar, aşılması zor uçurumlar vardır. Rıhtımlarda yankılanan kalleş martı sesleri çalınır kulağına. Hepsi gereksizdir oysaki, rakıya buz atmak gibidir, eridikçe tadını bozar. Aklına geldikçe hevesin kaçar. Bozmak lazımdır o çilingir sofrasını, bir külhan beyi edasıyla, narasıyla masayı ters çevirmek…

Aslolan sensindir ama umursamazsın, aklın hep yıktığın o masanın altına kalanlardadır. Cam kırıkları sıçramıştır belki de yaralanmışsındır. Kendi yarasını temizleyen kediler gibi şifa sendedir elbet. Yüzyıllık zamanlar geçer hayatlardan değişen mekanlar ve zamanlardır. Kendinle götürürsün maziyi, kaçmaya çalıştıkça çalar saat gibi günün belirsiz bir saatinde düşer aklına, eldiveninden içeri sızan kar suyu gibi sızlatır içini, acısını geçirmek yine kar?a kalmıştır, deva ondandır. Velhasılı kelam her yaranın dermanı yine kendindedir.

Biz her şeye vurulduk. Her defasında vurulduk. Aşkta vurulduk, hayatta vurulduk…

Sığ yanlarımız vardı elbette. Vurulanları gönderdik anlık acılarla. Bize kalan kendimize bırakmak istediklerimizdi. Kendi mirasımızı paylaştıramadık. İçimizde, kardeş kavgalarına mahal verdik. Biz birbirimize kıydık. Bedelini yine biz ödedik. Aşkta, hayatta…

Şimdi gözümün önünden tanklar geçiyor. Yalnızlar iticiler bir demir soğuklukluğunda. Dokunmak isterim soğukluğuna ellerime kan bulaşır. Temiz ırmaklarda yıkamak isterim ama bu imkansızı düşlemektir.  Sabah ezanıyla çıkmak vaktidir kendinden. Bırakmaktır bütün özgür düşüncelerini kırlara, dağlara? Dağ bülbülleri oynasınlar seninle, aşkla, hayatla, kavgayla, öfkeyle, mutlulukla? Dursun didişmeler, kavgalar istersin gökyüzüne bakarsın. Güneş ışığı kamaştırır gözlerini. Gökyüzünden renkli hareler yağar üstüne. Karnının sıcaklığı yakar seni, istemezsin yapaylığa tabii yeni bir nesil yaratılsın karnından… Yalnızlık senindir kimse dokunamaz…

Sen artık buralarda durmakta zorlanırsın.

Gitmek vaktidir.

Sabah ezanıyla çıkmalısındır kendinden.

Gün başlamadan, İçini hüzün kaplamadan.

Kendi içinde yarattığın kahraman tükenmeden…

Facebook Yorumları

9 Yorum

  1. Ben de Caner yazdı sandım başta bunu ne oldu bu çocuğa böyle dedim di ama sonra farkettim yazarın Pinar olduğunu.. Bacım belli ki aşk acısı çekmişsin tatmışsın çok sevip hiç sevilmemeyi.. Yazdıklarında beni böyle bir içlendirmedi değil hani burnumun ucu sızladı gözlerim doldu ama.. Rakıyı sek içersen içine iki tanede buz atarsan bozmaz tadını zaten o buz erimeden sen bitirmiş olursun o bardaktaki rakıyı bir kaç kez üstüste.. Su katarsan üstüne birde buz atarsan Allah gözünü doyursun rakı içme zaten su iç mübarek tabi bozar tadını su tadı gelir rakıdan çok su koyarsan işte.. yani demek istediğim açgözlü olmamak lazım.. Ben bunu çıkardım da sen ne anlarsan artık o da sana kalmış..

  2. Mete

    Şimdi ben bu yazıdan ahmet arkadaşım gibi aşk acısı filan çıkarmadım. Yazı bariz hayata yönelik aşktan uzak insanların genel buhranları üstüne dönmüş içinde her aşk geçen cümle aşka yönelik olmayabilir. Sözcüklere binçok anlam yükleyebilirsin görünüleni almak basit olandır. Betimlemeler çok güzel tasvirler çok güzel kısacası güzel sen yaz biz okuruz ama arada güldürmeyide unutma sevgilerle.

  3. Pınar
    Yazar

    Yazıyı yazarken aklımdan geçmeyen tek duygu aşktı :)) vallahi hiç aklıma gelmemişti okuyana göre şekilleniyor olabilir. Rakı mevzusuna gelince 🙂 hem soğuk su koyan hemde soğukluğu muhafaza etsin diye içine buz atanlar gördüm görmez olaydım. Yorumun için teşekkürler, ayrıca öyle bunalım melankolik bir tip değilim dipnot 🙂

  4. Biz her şeye vurulduk. Her defasında vurulduk. Aşkta vurulduk, hayatta vurulduk?

    Sığ yanlarımız vardı elbette. Vurulanları gönderdik anlık acılarla. Bize kalan kendimize bırakmak istediklerimizdi. Kendi mirasımızı paylaştıramadık. İçimizde, kardeş kavgalarına mahal verdik. Biz birbirimize kıydık. Bedelini yine biz ödedik. Aşkta, hayatta?
    demişsin ya Pinar iyi ki Aşk gelmemiş hiç aklına demek senin kafan başka yerdeydi bunları yazarken yamyam..:)
    @Mete arkadaşım kız aşkta vurulduk diyince ben ne anlıycaktım gözleri çok güzeldir bunun ağlamıştır falan mı diyecektim öyle mi derin bir anlam çıkartacaktım..:) Bazen ne söyleniyorsa onu anlamak lazım.. İfade etmek istediği şeyin derinlerde olduğunu sanarsak gerçekte ifade ettiği şeyi dikkate almazsak nasıl karşımızdakini önemsemiş oluruz ki..? Bu şeye benziyor Çıplak Silah filmlerinden birinde Leslie Nelson’un karısı evden kaçıp kamyon, tır şoförlerinin olduğu bir puba gidiyor neyse bir kamyoncu askıntı oluyor gel benimle diyor kolundan çekiyor kadın da hayır hayır diyor kamyoncu bunun üzerine bir kadın hayır dediğinde bunun evet demek olduğunu bilirim diyor.. Sonra kadına bir daha gel benimle diyor kolundan çekip kadın bu sefer evet evet diyor adam öfkeleniyor ne demek hayır diyor bu defa..:))

  5. Katü

    orhanbatuya katılıyorum genellemek lazım. Herkesin algısı bakışı farklı her aşk kişiye duyulan aşk değildir herşeye aşık olunabilir en basidi memleket aşkı gibi ki benim anladığım bu oldu. Sen yaz biz okuruz tuttum yazılarını.

  6. Pınar hanım yeni dikkatimi çekti ki soyadınız Öz imiş acaba diyorum Trabzon lu olma ihtimaliniz varmıdır ki bir de acaba Erkan Öz diye bir tanıdığınız olma ihtimali nedir ki?? Sivas Cumhuriyet Üniversitesindeyken Erkan abim vardı Çalışma Ekonomisi bölümünde okuyan o geldi aklıma nasıl özledim varya..

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir