Parktaki efkarlı boyacı çocuk


Sevgili mesai arkadaşlarım Mesut ve Mustafa ile birlikte, developer ekibi olarak öğle aralarında yemekten sonra genellikle şehir parkında oturup sohbet ediyoruz. Dondurma tüketiyoruz, havuzları, çiçekleri ve ağaçları seyredip beynimizi boşaltıyoruz.

Parkta binbir türlü insana rastlamak mümkün. Banklarda uyuyanlar, sevgililer, yaşlı adam kokusu, standart “okuma gözlüğü” satan amcalar ve boyacı çocuklar. Allah biliyor insanlara yapışıp bir şeyler tırtıklamaya çalışan boyacı çocuklardan zerre hazzetmiyorum. Hani bir yandan acıyorum ama insanları gerçekten rahatsız ediyorlar. Bizim yanımıza geldiklerinde azarlamıyorum ama “hadi canım, hadi güzelim” diye uygun bir şekilde gönderiyorum.

Bugün tam karşımızda oturan bir boyacı çocuk dikkatimizi çekti. Diğer veletler her zamanki gibi insanlara musallat olup aşırılık yaparlarken bu taburesinde öylece oturup uzaklara bakıyordu. Bir tek kişiye bile “boyayım mı abi?” demedi. Gözlemlediğim kadarıyla bu boyacı veletlerin ortak bir huyları var, 20-25 yaşlarında eli ayağı düzgün kızların peşine takılıp uzun süre taciz ediyorlar, hani sırf kız başından savıp kurtulmak için bir şeyler versin diye. Dikkat ettim, bizim bu elemanın tam önünden çok güzel bir kız geçmesine rağmen kafasını kaldırıp bakmadı bile, ilginç bir şekilde ağırbaşlıydı.

Bizimkilerle birlikte yorum yapmaya başladık, bu çocukta ters giden bir şeyler vardı. Sanki orda olmaktan memnun değil gibiydi. “Olsa olsa 12 yaşındadır” dediğim çocuğun yüzünde öyle ağır bir keder, öyle hissedilir bir efkar vardı ki anlatamam, bacak kadar boyuyla dünyanın bütün yükünü taşıyor gibiydi. Sonra üçümüz de bu çocuk için üzülmeye başladığımızı farkettik. Ortak bir refleksle onun için bir şeyler yapmamız gerektiğini hissettik.

Dondurma mı alsak, ayakkabılarımızı boyatma bahanesiyle para mı versek” diye düşünürken el ettim çağırdım. Geldi, yanımıza oturttum. “Adın ne senin?” dedim, son derece kısık bir sesle “Engin” dedi. Yaşını sordum, o kadar çekingen konuşuyordu ki ancak üçüncü söyleyişinde anlayabildim, 21 yaşındaymış. Şaşırdık tabi, bizim amacımız çocuktaki yetişkinlere has efkarlı bakışların nedenini öğrenmekti, ilk anda öğrenmiş bulunduk. Başka bir derdi var mı diye bir kaç soru daha sordum yine çekingen çekingen yanıtlar verdi. Ana babası sağmış, kardeşleri varmış, biraz ısrar ettim ama “şu derdim var” demedi.

Elimi omzuna koydum, “Engin, güzel kardeşim, bu kadar sıkma canını ya. Hayat işte hepimiz bir şekilde yaşayıp gidiyoruz, sağlık olduktan sonra su akar yolunu bulur emin ol…” gibi, aklıma gelen en klişe sözlerle içini biraz ferahlatmaya çalıştım. Sonra bizim çocuklarla birlikte onu az da olsa mutlu edebileceğine inandığımız başka şeyler de yapmak istediğimizi söyledik, durdu, gözlerini ovuşturdu, “sağolun abi” dedi…

Sonra hemen kalktık. Bol kremalı kahvelerimizi yudumlayıp bilgisayar başında çalışacağımız ve aşağıdaki simitçinin gürültüsünden dünyanın en büyük derdiymiş gibi bahsedeceğimiz klimalı ofisimize doğru yürürken, arkama dönüp boyacı Engin’e bir kere daha bakmaya cesaret edemedim. Hayat işte anasını sattığımın…

Facebook Yorumları

20 Yorum

  1. Ferdi

    19 yaşındayım, ne kadardır bloğunuzu takip ettiğimi hatırlamıyorum ama olayları bu kadar iyi yorumlayamasan keşke diyorum bazen..Sanki 5 yıl yaşlandım bir anda.Gecenin bi yarısı kamyon yüküyle dertlendim be abi.

  2. Çağrı Mustafa Alkan

    Caner tamamen yanlış düşünmüşsün çünkü bu çocuğu ben de tanıyorum. 2 yıl önce sıcak bir yaz günü Cumhuriyet Parkı’nda oturdum, suyumu yudumluyorum. Bu çocuk geldi, “Boyayayım mı abi” dedi “Gerek yok, sağolasın” dedim ama ısrar edince bir tozunu alma ve karşılığında 25 krş atma şeklinde anlaştık.  O sırada ten rengi yine bu boyacı çocuğa benzeyen bir adam geldi oturdu. Dedim herhalde çocuğun akrabası. Bunu takiben çocuğun işlemi bitti, anlaşmamıza rağmen ne kadar ödemem gerektiğini gayri ihtiyari sordum. Demez mi 5 TL… Yanımıza gelen ve çocuğun akrabası zannettiğim adam hışımla sert çıktı da çocuğa 50 krş verip yolladım. 

    Belki o gün efkarlıdır ama normalde bayağı bir kârlı olduğunu düşünüyorum.

  3. kadir

    Hayat işte ne diyek Caner Allah simitçi dayıyı başından eksik etmesin. 😀 Beyaz’ın Çelik’e her programda teşekkür etmesinden sonra senin her yazında simitçiye gömmende ayrı bir hoşluk. 🙂

  4. Emin ÖZTÜRK

    🙂 işin aslı konuyu okuyunca gönül tellerime dokundun ama @Çağrı’nın anlattıklarından sonra nasıl yorum yapim bilemedim. Bir aklıma Güzin abla geldi 😀

  5. ahmettatar

    Caner o değil de ne güzel beyninizi boşaltabileceğiniz bir zaman diliminiz varmış ya.. Ben egonomik i ziyaret ederek boşaltmaya çalışıyorum ama sende iyice kafamı şişiriyosun hacı olmuyo böyle..:)

  6. yusuf

    Çocuk özünde iyi mi kötü mü, bu çocuk o çocuk mu, bilemiyorum. Fakat İzmit’te daha önce hiçbir yerde görmediğim kadar çok, insanı dilenerek ya da bir şeyler satarak rahatsız eden insanlar var. Bazen de böyle ikili oynayanlar yüzünden yardım etsem mi etmesem mi kararsız kalıyorum.

    Vaktiyle bir çocuk “Para istemiyorum. Sadece açım.” demişti ve karnını doyurmuştuk. Aynı yerden ikinci geçişimizde aynı çocuk, aynı sözlerle başkalarını kandırıyordu. Sanırım biri de çıkıp, para verip, geçer diye umut ediyor. Yalnız herkes yemek yedirmek isterse, bu çocuk napar? 😀

  7. ahmettatar

    Caner kurulmadın bana inşallah.. Şaka yapıyorum biliyorsun.. Seviyorum seni, tarzını, anlatımlarını.. yoksa gece gündüz ne işim var burda..:)

  8. Caner
    Yazar

    Beyler ne pis adamlarsınız ya, duygusal yazımı el birliğiyle Umut Sarıkaya karikatürlerindeki adamlar gibi bok ettiniz 😀

    Seviyorum ama sizi, o çocuktan da tiksindim. Daha da boyacı çocuklara iyilik yapmam.

  9. Führer

    Ne bileyim, sanki çingenelere müstehak. Kendinden güçlülerin yanında kedi gibidirler namussuzlar. Ortalıklarda olmasalar daha mutlu olurum. Ne gerek var çingeneye, efkarlısı da mutlusu da lazım değil. Çingenelerin iç yüzünü gel de yaz amk… bilen biliyor zaten… (Bu yorumumu lütfen yayınla sayın Egonomik bey)

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir