Ramazan ve oruç


Bu sene öncekilere göre oruçlu kalacağımız süre çok uzun olduğu için biraz endişeliydim. Her ne kadar yapılı biri olsam da açlığa ve susuzluğa pek öyle dayanıklı değilim. Aslında bunun son zamanlarda hızla aldığım kilolarla da alakası var, bünye ne kadar büyük olursa ihtiyaç duyduğu yakıt da o kadar fazla oluyor sanırım.

Bilgisayarın saatine baktım 17:00 civarlarındaydı, şöyle bir kendimi tarttım “gayet dayanıyorum lan” dedim. O saate kadar herhangi bir yoksunluk hissine sahip değildim fakat yarım saat kadar sonra odaklanma sorunu yaşamaya başladığımı fark ettim, ekrandaki kodlar birbirine karışmaya başladı. Önceki gece de sahura kadar uyumamak gibi bir gerizekalılık yaptığım için uykusuzluğun etkilerini de fazlasıyla hissediyordum.

Bu esnada kendime sürekli telkinde bulunup ibadet halinde olduğumu hatırlattım. Aklıma köylerde yaşayan insanlar geldi. Ben klimalı ofisimde, oturduğum yerde yakınıyorken, sıcak güneşin altında tarlada çalışmak zorunda olan insanların neler yaşadıklarını anlamaya çalıştım.

Zaten Ramazan’ın güzelliklerinden biri de bu değil mi? Diğer insanların hallerinden anlamaya çalışmak.

Bergama’da yaşadığımız dönemlerde (2000’lerin başları) çok sevdiğim, bilgisayar işlerine olan merakımın perçinlenmesini sağlayan bir abim vardı. Görmüş geçirmiş biriydi ama inançlı olmasına rağmen dini vecibelere pek ilgili değildi, oruç tutmazdı. Bir gün üzerime vazife olmamasına rağmen sordum, “abi sen neden oruç tutmuyorsun?” dedim, “işte diğer insanlar zaten benim halimi anlamak için oruç tutuyorlar” diye cevap verdi. Hala aklıma geldikçe gülerim.

Tüm bunlara anlam vermekte güçlük çekenler var. İnsanların neden oruç tutup kendilerine “zulüm” ettiklerini merak ediyorlar. Ben bunu gayet normal karşılıyorum, insanların inanmadıkları, kendi yargılarına göre mantıklı bulmadıkları şeyleri sorgulama hakları var. Ama bir tarafta da öyle bir güruh var ki işte ben de onları anlamakta güçlük çekiyorum. İnançları gereği ibadet eden insanlara fütursuzca “gerizekalılar, aç kalan yobazlar” gibi saldırganca tutumlar sergileyebileceklerini düşünüyorlar, buna hakları olduğuna inanıyorlar.

Aslında bunun altında “doğru olan benim düşüncelerim, sen de eğer benim gibi düşünmüyorsan salaksın” gibi pür ilkel bir tutum yatıyor. Şahsen bu tutuma karşı söyleyebilecek hiçbir şeyim yok.

Sonuç olarak, Ramazan bir çok insanın yüksek manevi duygular eşliğinde yaşadığı, kendisi ve diğer insanlar için güzel şeyler düşünüp uyguladığı, yardımlaştığı, içerisinde hiçbir kötülük barındırmayan eşsiz bir ay. Tüm bu maneviyata dahil olmak veya olmamak tamamen kişinin tasarrufunda, ama hiç kimsenin bir başkasının inançlarını yargılamaya memur olmadığını da unutmamak gerek.

Facebook Yorumları

5 Yorum

  1. Selman

    Giresunda nem %70-%90 arasında gidip geldiğinden terden ölüyorum şu an su kaybı çok yüksek. 3 gün sonra fındık toplamaya başlayacağız sabah 6.30 akşam 6.30 günde 12 saat geçen sene dayanabilmiştim inşallah bu yılda dayanırız.

  2. Onur

    Güzel yazmışsın,doğru da demişsin.Kimse kimsenin inancına karışma lüksüne sahip değil ama bu tepki gösteren insanların tepki gösterme sebepleri insanların oruç tutmanın manasını sadece aç kalmak olarak görmesi ve aslında aç kalan insanların varlığını farkettirmek olduğunu anlamamaları olabilir mi?

  3. Samet ÇİLLİ

    iki şey,
    1.si söylemeden geçemeyeceğim şey; dinine bağlı insanlar diğer insanlara bir laf attığında yobaz oluyor. ama bu diğer insanlar dinine bağlı insanlara yine laf atarken yobaz diye laf atıyor.

    2.olarak
    her akşam eve dönerken çok dik olmayan 10 dakikalık bir yokuş çıkıyorum. her yokuşun yarısına geldiğimde söylenmeye başlıyorum. söylenmelerim her aşırıya kaçarken önümde bir adam görüyorum. Hafif ayağından özürlü bu vatandaş elinde çocuk arabası sokaklardan bulduğu eski eşyaları taşıyor. Terden tşörtü sırılsıklam olmuş. bu vatandaşı gördüğümde ben de utancımdan susuyorum…

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir