Kısa bir aranın ardından


Merhaba sevgili dostlar, merhaba kuşlar, merhaba şehirlerarası otobüs yolculuklarının bünyede bıraktığı buruk hüzün ve merhaba gün ışığından daha çok faydalanmamız için geldiğini söyleyen fakat hava sanki daha erken kararıyormuş gibi hissetmemize neden olarak morallerimizi bozmaktan başka bir işe yaramayan kış saati uygulaması.

Bayram tatili boyunca Yalova’daydım. Uzun bir süreden sonra bilgisayar başına oturmadan, tek bir satır kod yazmadan tam 4 gün geçirdim. İtiraf etmeliyim ki onsuz yapamayacağımı düşündüğüm bu aletin yokluğunu en ufak bir şekilde hissetmedim. Bilgisayarsız, internetsiz bir hayat varmış ve çok da güzelmiş.

Bu süre zarfında başka şeyler de öğrendim. Mesela televizyon makinası ben görmeyeli son derece iğrenç, kusmuk bir hal almış. Kablolu TV’nin sağladığı milyonlarca kanalın –ki buna o çok mattah belgesel kanalları da dahil– artık izlenebilecek bir tarafı kalmamış. Sanki reklam arası program yayını yapıyor gibiler. Artık “Şu programı izledin mi?” diye soranların o programı izleyebilmek için ne tür fedakarlıklar yaptıklarını, ne derece sinir harpleri yaşadıklarını biliyorum fakat kendilerini buna katlanmak zorunda hissediyor olmalarına anlam veremiyorum. Şahsen balkona çıkıp çay eşliğinde gökyüzünü seyretmeyi tercih ederim. (Ayrıca izlemek için para ödediğimiz kanalların bize reklam izletiyor olmaları ipneliğin daniskası değil de nedir?)

Religulous (İlahi Komedi) isimli din karşıtı sözde belgeselin yapımcısı Bill Maher‘ın subjektif bir komedyen olduğunu öğrendim. Karşısındakine saldırmadan, “Benim doğrularıma ters düşen şeyler söylüyorsun o halde laçka kinayelerimle seni susturacağım” tutumu sergilemeden tartışmayı beceremeyen bir komedyenin, böyle hassas bir konuda “belgesel” çekmeye çalışmasına üzüldüm. Hristiyanlığı ve müslümanlığı son derece laubali, saldırgan bir üslupla eleştirip Siyonizme selam çakması, Yahudiliğe mesafeli yaklaşması (belki de annesi Yahudi olduğu için) zaten tüm niyetini ortaya koymuş.

Devlet Babaya borçlanmanın son derece kötü bir fikir olduğunu öğrendim. Üniversite yıllarında öğrenim kredisi, bilmem ne katkı payı diye her ay düzenli olarak aldığınız paraları, gün gelipte toplu olarak geri ödemek zorunda kalabileceğiniz gerçeğini iyice idrak etmelisiniz. Yoksa yıllar yıllar sonra, bir kurban bayramı arefesinde cebinizdeki tüm parayı son kuruşuna kadar vergi dairesindeki gözlüklü, güleç yüzlü amcaya takır takır sayıp beş parasız kalabilir, iki yıl sonra alacağınız Mercedes M Serisi 4×4 hayalinize bir anda elveda diyebilirsiniz. Tek tesellinizin veznedeki o amcanın size şeker tutup “Mutlu bayramlar” demesi üzerine “Lan memlekette güzel şeyler de oluyor ha, bir kaç yıl önce kim derdi ki vergi dairesindeki veznedar vatandaşa şeker tutacak” düşüncesi olsun istemiyorsanız üniversite yıllarınızda devletten borç almayın. Aç kalın yine de almayın.

Belli bir yaştan sonra sizin evlenmek isteyip istememenizin bir önemi olmadığını öğrendim. Eğer ailenizin kadınları evlenmeniz gerektiğine kanaat getirmişlerse o saatten sonra sizin görüş ve düşüncelerinizin hiçbir önemi kalmıyor. Hatta görünmez, işitilmez oluyorsunuz. Onlar çay ve kısır eşliğinde Ayten Hanım’ın kızının sizin için uygun olup olmadığını tartışırlarken intihar bombacısı gibi ortama dalıp “Evlenmek istemiyorum üleaaaan! Yakarım bu gezegeni!” diye bağırsanız bile alıp alabileceğiniz en büyük reaksiyon “Doğru doğru Ayten Hanım’ın kızı bizim oğlana gitmez, biz iyisi mi Hümeyra Hanım’ın kızına bakalım. Hem öğretmenmiş bir de yurtdışına gidip gelmiş, gün görmüş kız.” olur. O yüzden ne yapıp edin 29 yaşından önce kendi işinizi kendiniz görün yoksa aha da geleceğiniz nokta bu.

Ölümüne yeni bir cep telefonu isteyen ve fakat her defasında “Elindekiyle idare et” cevabı alan küçük kardeşin yeri geldiğinde on kaplan gücünde isyan bayrağı çekebileceğini öğrendim.

Abi telefonumun görüntü kayıyo zaten 4 te biri yok. Kapanıyo kendi kendine. Tuşları joyistiği çalışmıyo kulaklık soketi bozuldu. Zaten hoparlörü bozuk konuşamıyorum bana yeni telefon şart.

Bakınız sadece yeni bir telefonun “şart” olduğundan bahsetmiyor, “şu şu nedenlerden dolayı şart” diyor. Çizdiği tabloya bakacak olursanız elindeki şeyin cep telefonu değil, üzerine koli bandıyla pil tutturulmuş bir rende olduğunu düşünürsünüz. O telefonun size yıllarca tık demeden hizmet etmiş olması bir şeyi değiştirmez, an itibariyle durum budur ve yenisi gerekiyordur.

Evet sevgili dostlar bendeki havadisler şimdilik bunlar. Sizlerde de bir yaramazlık yoksa Allah’ın izniyle kaldığımız yerden aynen devam ediyoruz. Geçmiş Kurban Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyor, sağlık esenlik ve mutluluklar diliyorum.

Facebook Yorumları

5 Yorum

  1. Salih

    Televizyondaki tek sorun reklam olsa keşke, diziler o kadar saçma,anlamsız ve reyting için tasarlanmış ki bazen keşke bir AK-47’m olsaydı  diyorum 🙂

  2. Selçuk

    Caner abi bir daha Yalovaya gitme. 🙂 Yada giderken 3-5 yazı yazıp zamanlayıcıya koy. Senin yazılarını okuyamadığımdan titreme geldi tüm vücuduma. 🙂 Şaka bir yana bu yazıdaki her şeye katılıyorum. Tv dahil. Ayrıca o durumu “parasızlığı, 5 parasız kalma durumunu” iyi bilirim. Allah kolaylıklar versin. Geçmiş bayramın mübarek olsun. Haydi iyi akşamlar yada iyi geceler yada her neyse. 

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir