Garip internet kullanım alışkanlıklarım


Geçenlerde sevgili Sezer (kelimelerbenim.com) bu konuda bir mim göndermiş. Blog yazarlarının bir konu hakkında görüş belirtmelerini, iletişim halinde olmalarını ve okurlarına yeni bloglar tanıma fırsatı sunmalarını sağlayan bu gelenek uzunca bir süredir unutulmuştu. Hatırlanmasını sağladığı için Sezer’e teşekkür ederim.

Internet kullanımı konusunda garip veya ilginç sayılabilecek alışkanlıklarımdan, yani en azından toplumla paylaşılabilecek olanlarından bahsetmek niyetindeyim ama bunlardan yola çıkarak takıntılı bir ruh hastası olduğumu düşünmenizi istemiyorum, baştan anlaşalım sonra sorun çıkmasın.

Asla açılış sayfası kullanmam. Her ne olursa olsun, hangi tarayıcıyı açarsam açayım karşıma boş, beyaz bir sayfa veya kare favori kutucuklarının gelmesini isterim. Tarayıcının, simgesine tıkladığım zaman hemencecik hizmete hazır biçimde karşımda olması benim için çok önemli, o sıra bir sayfanın açılışını tek bir milisaniye dahi beklemekten hoşlanmam.

Facebook, Google veya Twitter hesaplarım ile hiçbir siteye giriş yapmam. Beni buna zorlayan siteleri ben de bu olaydan vazgeçmeye zorlarım. Mesela hemen her gün takip ettiğim bir döviz sitesi var, bazı hizmetler için kullanıcıdan feysbuk hesabı ile giriş yapmasını istiyor. Ben de bu durumla her karşılaştığımda sitenin iletişim formuna girip “feysbuk hesabımla giriş yapmak istemiyorum” mesajını gönderiyorum, asla üşenmeden.

İçeriği ne olursa olsun forum sitelerine katiyen üye olmam. Webmaster forumlarından özellikle uzak dururum. İhtiyaç duyduğum içeriği bana üyelik karşılığı vermeyi teklif eden gerizekalı forumların kullanıcı hanelerine sahte bile olsa 1 kişi daha eklenmesin diye gerekirse o içerikten vazgeçer, gidip çay demlerim.

Aşırı derecede reklam körüyümdür. Metin, resim, animasyon hiç fark etmez, ziyaret etmekte olduğum sitenin herhangi bir alanındaki reklamı görmem. Bu süper gücümü 10-15 senelik internet kullanıcısı olmama borçluyum. Şu tür yerleşimlerle insanların yanlışlıkla reklamlara tıklamalarından medet uman sitelerden fena halde tiksinirim. Eğer o reklama bir şekilde tıkladıysam yayıncının sahte tıklamalara başvurduğu kanısı uyansın, mümkünse tıklamam geçersiz sayılsın ve hatta yayıncı ceza alsın diye özellikle zaman ayırır sekiz on kere daha tıklarım.

Popup ve modal dialoglara tahammülüm yoktur. Yes Popup‘suz Firefox ile sörfe çıkmam. İçeriğin önünde belirlen, “Facebook sayfamızı beğenmezsen, Twitter’da paylaşmazsan, sitemize üye olmazsan içeriği vermeyiz” diyen siyah zeminli modal dialogları Firebug maharetiyle etkisiz hale getirir, arkada kalan içeriğe zevkle ulaşırım. Varlığımı sömürmeye çalışan site sahibine böyle bir kazık atmış olmak bana tarifi mümkün olmayan bir haz verir.

Bana yapılmasından hoşlanmadığım hiçbir şeyi ziyaretçilerime yapmam. Eğer insanların ihtiyaçlarını karşılayacak, hoşlarına gidecek bir içerik paylaşıyorsam o içeriğe ulaşılması için bokumda boncuk aranması şartını koşmam. Siteye girmek veya girmemek, sitenin sosyal medya hesaplarını beğenmek veya beğenmemek tamamen kullanıcının tasarrufundadır. Zorlama veya aldatmayla elde edilen, organik olmayan takipçiler benim gözümde sadece rakamlardan ibarettir.

Posta kutumda okunmamış mail görmekten hiç hoşlanmam. O an cevap veremeyecek durumda olsam bile gelen mailleri saniyeler içinde okur “akşama yanıtlarım” diye düşünüp yıldız ekler ve muhtemelen akşam yanıtlamayı unuturum. Bu yüzden zaman zaman insanlarla aramın açılmışlığı vardır.

Spam mail belki de internet aleminin en nefret ettiğim icadıdır. Eğer bir şekilde takip edilen bir siteniz varsa o sitenin kişisel bir blog olmasının hiçbir önemi yok, belediyelerden haber ajanslarına kadar alakalı alakasız milyonlarca kurum ve kuruluştan spam mail alırsınız. Ben de bu mevzuya özel ilgi gösterir, spam kaynağının kalitesine göre çok çeşitli üsluplarla hoşnutsuzluğumu dile getiririm. Uyarılarımı kaale almayan Fatih Belediyesi bilişim departmanı çalışanının, kendisini üslerine şikayet etmemin ardından şöyle bir dönüş yapmışlığı bile vardır:

Sayın Caner Öncel,

Talebiniz üzerine tekrar kontrol ettim, mail adresiniz bizim mail listemizde kayıtlı değil. Fatih Belediyesi uzantılı mail doğrudan tarafımızdan değil, Ajans Press tarafından kullanılan bir program aracılığı ile otomatik olarak size ulaşıyor. Yani aslında size bu maili gönderen Ajans Press, dolayısı ile sizin mail adresini biz görmüyoruz bile. Ajans Press ile bağlantıya geçebilir ve mailinizin medya bilgi bankasından çıkarılmasını talep edebilirsiniz.

Ayrıca ek olarak istenmeyen postaları engelleyen çeşitli uygulamalar, göndereni engelle, spam olarak bildir vs. vs. benzeri bazı seçenekleri de değerlendirebilirsiniz. İstenmeyen mail kimseye bir zararı olmayan, tek tuşla silinebilen, kaale almaya bile değmeyecek basit bir konu gibi görünüyor olsa da, binlerce kişi içerisinden sadece sizin göndericiye yazı yazma ilgi ve alakası göstermeniz, bu konuya çok büyük önem verdiğinizi ve kişisel hassasiyetinizi gösteriyor… Anlayışla karşılıyor ve hayatınızda başarılar diliyorum, teşekkürler, saygılar…

Tabiki istenmeyen mailin kimseye bir zararı olmadığına inanan bu arkadaşa, bu olayın aslında her yıl milyarlarca dolar para ve zaman kaybına neden olduğundan, şirketlerin üstesinden gelmek için çok büyük emekler harcadığından falan bahsetmedim.

Benim için büyük zaman kaybına neden olan Gtalk, MSN ve Skype gibi iletişim araçlarını kullanmam, soranlara “kullanmıyorum” derim. Sadece şirket içi yazışmalar için zorunluluk gereği kullandığım hesaplarım var ve listelerinde şirket dışı birkaç kişinin yer aldığı bu hesapları genellikle mesai saatleri dışında açmam.

jQuery ile ilgili hoşuma giden içeriklerin yer aldığı bir sayfadaysam hiç vakit kaybetmeden Ctrl+D tuşlarına basarım. Kimileri madeni paraları, kimileri eski kasetleri toplar benim de olayım bu. Yer imlerimdeki jQuery dizinini bir gün açık arttırmayla satıp zengin olmayı düşünüyorum.

Cep telefonumla internete girmemeye özen gösteririm. Ev ile işyeri arasındaki o 15 dakikalık mesafede özgür olduğumu ve insanlık için hala biraz umut kaldığını hissederim.

Twitter’da saçma sapan (onlara göre edebi, çok derin anlamlı) sözler paylaşan insanlar gördükçe sinir katsayım artar. “Ü” demelerini rica ettikten sonra ağızlarının ortasına çamaşır tokacıyla vurmak en büyük hayalimdir. İmkanım olsa bir toplama kampı kurar, kapısına da “Ekmek yok ama Twitter, beleş internet erişimi ve günün belli saatlerinde çeşitli ufak işkenceler var” yazardım. Milyonlarca insanın buraya kendi rızalarıyla girişini uzaktan izlerken bir yandan şaşırır bir yandan da sniper ile… Pardon pardon, henüz bu konuyla ilgili gerçek düşüncelerimi duymaya hazır değilsiniz.

Şimdilik bu kadar, buz dağının görünmeyen kısımları başka zaman artık.

Ben de bu güzide konuyu güzel bir ortayla sevgili Umut ve Halis‘e paslıyorum.

Facebook Yorumları

9 Yorum

  1. suat

    Milyonlarca insanın buraya kendi rızalarıyla girişini uzaktan izlerken bir yandan şaşırır bir yandan da sniper ile? Pardon pardon, henüz bu konuyla ilgili gerçek düşüncelerimi duymaya hazır değilsiniz.

    len Caner ne adamsın ya 😀

  2. Mehmet Demiray

    Yazılarını sıkılmadan okuduğum tek insansın vallahi 🙂 Bu arada üstteki yeni sosyal paylaşım linklerin öncekilerden kat kat daha güzel 🙂 

  3. Şenol Şengül

    Eline sağlık Caner iyi bir yazı,senin sevdiğim huylarından biriside yazmış olduğun yazılara acayip resimler eklemen. O kedi resmide nasıl bir resim yaa.

  4. TahsinSUNGUR

    Abi sen benden de deli çıktın ya 😀 Ama düşününce gayet mantıklı .. Bu güzel yazı için Caner abime teşekkürü borç bilirim.

  5. Selçuk

    Alışkanlıklarından bir kaç tanesi bende de var abi. 🙂 Okumak isteyenler: http://yorumlasak.net/internet-kullanim-aliskanliklarim/

  6. Ferhat ER

    Hepimizde aşağı yukarı benzer alışkanlıklar var. Bunların başında sosyal medya çılgınlığı ve spamlar geliyor galiba. Bu arada “Zengin olmak” için biriktirdiğin yer imleri dizinini merak ettim. 🙂
    E-posta ile göndersene bana da. 😛

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir