2012’de neler oldu

2012
İnsanlar yine tüketim ürünlerine hipnotize olmuş biçimde akın etmeye, ıcık cıcık inceleyip satın almaya devam ettiler. Paramız yok, benzin çok pahalı diye bağırdılar ama büyük şehirlerde trafiği yine hep tek kişiye hizmet eden araçlar tıkadı. İsrail onlarca yıllık geleneği bozmadı ve dünyanın gözünün içine baka baka insanları katletti fakat saçma sapan karikatürler için celallenip “Yakarız bu gezegeni” diye ayağa kalkan İslam dünyası bu olaylara öyle bir yüzünü çevirdi ki biraz daha zorlasa boynu kırılacaktı.

Bankalar büyümeye, fakir insanlar daha da fakirleşmeye devam etti. Hollywood filmlerinde gördüklerimizin aksine son dakikada türeyen kahramanlar günü kurtarmadı. Düğünlerde, maçlarda, asker uğurlamalarında havaya ateş edip kornalara basarak toplumun diğer fertlerine duyduğumuz saygıyı(!) ve eriştiğimiz yüksek medeniyet seviyesini geçtiğimiz yıl da gururla gözler önüne serdik.

Bir çok insan adalet aradı fakat çok azı aradığını bulabilme şansı yakaladı. Adalet sistemi 2012 yılında da bürokratik, hantal yapısından bir şey kaybetmedi. Onlarca yıl süren davalar, yıllarca yok yere hapis yatıp suçsuz olduğu anlaşıldığında “Pardon” denilen insanlar, suçlu olduğu gün gibi ortada olmasına rağmen cezası sürüncemede kalan katiller, hırsızlar, dolandırıcılar yine hayatlarımızın ve gazete küpürlerinin birer parçası olmaya devam ettiler.

Yine meclislerde “Türküz biz, çok delikanlı milletiz” diye mangalda kül bırakmadık ama Türklüğün gurur duyduğumuz hangi özelliklerini fiilen hayatlarımıza yansıttık hatırlamıyorum. Ne kadar aziz bir millet olduğumuzu yedi düvele göstermek için sanırım yine savaş çıkmasını falan bekledik zira komşusu açken tok yatanlar, ceddine sahip çıkmayanlar, çocuklarını örf ve adetlerden uzak, saygısız, şımarık bireyler olarak yetiştirenler gayet çoğunluktaydı.

Gıda üreticileri ömürlerimizi 2012’de de bilfiil kısaltmaya devam ettiler. “Bu domates, kilosu 2 lira. Bu da organik domates, kilosu 6 lira” şeklinde içinden çıkılmaz paradokslarla hayatlarımıza renk kattılar. “Yahu domates dediğin zaten organik olur. Bunu böyle ikiye ayırmanın ne anlamı var?” diye sorduğumuzda bize “Abicim biri genetiğiyle oynanmış tohumlar, kimyasal ilaçlar, zehirler kullanılarak yetiştiriliyor diğeri doğal yollarla. Birinin üretim maliyeti düşük diğerinin yüksek ondan böyle farklı” cevabını verdiler. Yani kurtların, solucanların yanına bile yaklaşmadığı domatesleri bütçemiz onlara elverdiği için satın alıp evde çoluğumuza çocuğumuza yedirdik. Parası olanlar hayatın kaymağına meze yaptıkları organik domatesler ile kanserden bir nebze olsun uzak kalmaya devam ettiler.

29 yıllık hayatımda hiç “Bu okula ve içindeki öğrencilere faydalı olmak, onlara hizmet etmek istiyorum” diye gönüllü olarak hademelik yapan birine rastlamadım. Veya “Bırakın beni hasta insanlara şifa vereyim, onlara ilmimle hizmet edeyim” diye hayrına doktorluk yapan birine. Ama neden bilinmez, ezelinden beri olduğu gibi geçtiğimiz sene de siyasi partilerin alayı inanılmaz bir hizmet aşkıyla yanıp tutuştular. “Bizi daha yükseğe çıkarın, meclise sokun, iktidar yapın ki size daha iyi hizmet edebilelim” dediler. Toplumun tabanı ile tavanı arasında hizmet etme isteği konusunda nasıl olupta bu kadar büyük uçurumlar olabildiğine şahsen 2012 yılında da anlam veremedim.

Halk son 30 yıldır olduğu gibi 2012’de de “Bir avuç çapulcudan” zulüm gördü. Yine sabırlar tükendi yine bıçak kemiğe dayandı fakat çok şükür Eylem’in poposu, Hadise’nin frikikleri ve yetenek yarışmaları el birliğiyle tüm “kaka” olayları saniyeler içinde balık hafızalardan silmeyi başardı.

Hiç tükenmeyecekmiş gibi dünya kaynaklarını sömürmeye devam ettik. Temiz enerji, geri dönüşüm gibi sözcükler yine o can sıkıcı küçük güruhun dilinde dolaştı ve 2012’de de gördük ki bu tür sözcüklere karşı sahip olduğumuz kayıtsız kalma becerisi her yıl biraz daha gelişiyor. Aman sakın yanlış anlaşılmasın ben kesinlikle hala dünyayı kurtaracabileceğine inanan o sivil toplum kuruluşlarından birine tabi değilim. Aksine bu gidişattan son derece memnunum çünkü benim dünya görüşüme göre insanlar yaptıkları gerizekalılıkların bedelini ödemeliler. Yahudisi, kapitalisti, feministi, anarşisti herkes aynı tencerede kaynıyor ve tenceredeki yemeğin kaynaya kaynaya suyu bittiği, dibi tuttuğu zaman kimin ne kadar parası olduğunun, hangi partiye oy verdiğinin veya çevreye ne kadar duyarlı olduğunun hiçbir önemi kalmayacak. İşte o zaman (muhtemelen öbür taraftan) bir sigara yakıp derin bir oh çekeceğim “Yanın pezevenkler yanın! Petrol için savaşanlar, nasıl olsa birileri temizliyor diye çöplerini sokaklara atanlar, beş lira daha fazla kazanmak için insanlara hiç ihtiyaç duymadıkları şeyleri ihtiyaçlarıymış gibi satanlar, sırf açgözlülüğü, doyumsuzluğu tatmin etmek için yüzlerce yıllık ağaçları acımadan kesen, mobilyaya dönüştürenler, her yıl yeni bir araba üretip öncekileri ‘eski model’ sayanlar ve en önemlisi olup biten her şeye kayıtsız kalan ahmaklar, yanın!“.

En çok da “Biz cahildik bilmiyorduk, söylediler ama anlamadık” demenin zerre kar etmeyecek olmasına seviniyorum. Bir gün gelecek ve istisnasız herkes 2012’de de ısrarla yapmaya devam ettiğimiz hataların bedelini ödeyecek…

Yazımı Cloud Atlas isimli filmden ufak bir alıntıyla, bir şeyler ifade etmesini umarak bitiriyorum. Esen kalınız efenim.

– Bu dünyada doğal bir düzen var ve onu değiştirmeye çalışanları iyi bir son beklemez. Bu asla değişmez. Eğer onlara katılırsan (kölelik sistemine karşı çıkanlara), sen ve bütün ailen dışlanacak. En düşük ihtimalle üzerinize tükürülecek ve dayak yiyeceksiniz. En kötüsü ise, linç edilecek veya çarmıha gerileceksiniz. Peki ne uğruna? Ne yaparsanız yapın, uçsuz bucaksız okyanustaki küçücük bir damla olmaktan öteye gidemeyeceksiniz.

– Okyanus dediğiniz nedir, küçücük damlalardan ibaret değil mi?..

Facebook Yorumları

6 Yorum

  1. Atakan Kandemir

    Sanki her gün içimden geçenleri makale diye yazmışsın. Çok iyi yazmışsın da ayrıca. Ellerine beynine sağlık…

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir