İşçi Bayramı bahane molotof kokteyli şahane

İşçi Bayramını bahane edip alayına isyan giden şu solcu fanatik grupları bir anlayabilsek belki de dünya bambaşka bir yer olacak. Gerçekten içimden geçen bu, tam böyle kaldırım taşlarını sökerken, bankamatikleri parçalarken veya molotof kokteyli fırlatırken bir tanesini yakalayıp ürkütmeden deniz manzaralı, sakin bir cafeye götüreceksin. “Hacı savaşa gelir gibi meydana gelmişsin, yüzün gözün kapalı, hızlı kaçabilmek için spor kıyafetler tercih etmişsin. Yaşın da ufak belli ki işçilikle mişçilikle alakan yok öğrenci adamsın. Anlat hele derdin nedir?” diye soracaksın. Tam “Haklı mücadelemiz…” diye söze başlarken “Ya bırak haklı mücadeleyi şimdi, simitçinin tezgahını dağıtmakla, ekmeğinin peşindeki esnafın camlarını indirmekle, kepenk kapatıp zarara uğramalarını sağlamakla haklı mücadele mi olur? Neyin haklı mücadelesi bu?” diyeceksin. “Ezilmiş halkların…” derken “Ne ezilmiş halkı gurban olduğum, ne tür bir ezilmiş halk bu molotof kokteyli yapmayı bilen? Bırak şimdi bunları aynı memleketin çocuklarıyız, sen ne kadar ezilmişsen ben de o kadar ezilmişim ama ben o şişeye ne kadar parafin konulması gerektiğini bilmiyorum. Şov yapılacak, dikkati çekilecek yabancı yok burda bizbizeyiz. Sen esas derdinden bahset hele.” diyeceksin. “Zalim AKP Hükümeti…” diyecek ya, “Güzel kardeşim, kara gözlü ceylanım AKP Hükümeti dediğin şunun şurasında 10 yıldır var ama sen biz seni bildik bileli alayına isyanlardasın. Hala samimi cevaplar vermiyorsun bak.” diye araya gireceksin.

Büyük bir ihtimalle bu noktada agresifleşip saldırganlaşmaya başlayacak. “Sizin gibi koyunlar yüzünden emperyalist güçlere boyun eğiyoruz. Bizler cesur eylem insanlarıyız, davamızda sonuna kadar ilerleyeceğiz…” gibisinden aynı nakaratı tekrarlarken “Gıdısını aldığım, işçi, emekçi babasının dişinden tırnağından arttırıp gönderdiği paralarla üniversite okuyan adamsın. Biz de öğrenci olduk, aynı yollardan geçtik ama elinde megafonla ‘Yoldaşlar! Kaldırım taşlarını söküp sapan taşı yapın, polise atacağız‘ diye bağıran kimselere teba olmadık, onların söylediklerini fikir süzgecinden geçirmeden harfiyen uygulamadık. Anamızı babamızı ‘cahil‘ belleyip, otobüs duraklarına zarar vermeyi haklı mücadele gören kimselerin sözlerini onların sözlerinin üstünde tutmadık. Zarar vermedik, yıkmadık dökmedik, savaş meydanlarına ölsün diye sürülen piyonlardan olmadık. Senin gibi yüzlerce ‘eylem adamı’ geldi geçti o okullardan ama her ne hikmetse mezun olan molotof kokteyline tövbe etti kiralık ev bakmaya başladı. Onların haklarını savunmak da hayat mücadelesinin ne demek olduğunu, ekmek parası kazanmanın ne kadar zor olduğunu bilmeyen, baba parasıyla ‘eylemci’ olan sizlere kaldı, ama koyun biz oluyoruz hemi benim sıfatına yumurta kırdığım?” diyeceksin.

Sen tüm bunları söylerken kesinlikle seni dinlememeye ve “Zalimler, hainler, koyunlar, X şey hakkımız söke söke alırız, satılmış hükümete boyun eğmeyiz, emperyalist güçler defolsun…” temalı öğretileri papağan gibi tekrarlamaya devam edecek. İşte tam bu noktada garsondan çamaşır tokacı rica etmemek ve elemanın beyin sapına indirmemek çok önemli. Eğer bunu yapabilirsek gerçekte ne amaçladıklarını, ne olmasını veya olmamasını istediklerini anlamaya bir adım daha yaklaşmış oluruz diye düşünüyorum.

Facebook Yorumları

12 Yorum

  1. Hasan

    İnsanlar içlerinde olan ait olma arzusunun oluşturduğu baskı ile belli değerleri sahiplenir, kimilerinden ise hoşlanmaz veya nefret eder. Şayet bu arzu olaylara tarafsız ve gerçekçi bakacak şekilde bir bilgi-birikim süzgecinden geçirilmiyorsa sonuçta hangi düşünce veya görüş olursa olsun böylesi durumlar ortaya çıkıyor.
    Bir söz vardır “Cehalet mutluluk getirir” diye. Bilgiyi ve deneyimi sadece belirli ve hep aynı şeyi söyleyen kaynaklardan alan bireyler veya o kadarına bile çabalamayanlar (boşluğun sesiyle övünenler), sahte ve topluma zarar veren bu cehalet örneği sahte mutluluğun hazzıyla tek tip ve hep aynı şeyi söyleyip sadece kendi doğrularını başkalarına empoze etme çabasında olan birey prototipini ortaya çıkarıyor.
    Kişiler ne zaman ki özgürlük denen kelimenin anlamını “menfaat” ve “benim gibi düşünenler” sözcükleriyle karıştırmaktan kurtulur ve toplumsal doğruyu ararsa bu sorunlar o zaman ortadan kalkabilir. Benim doğrularım yerine ortak doğrular arama anlayışına sahip olmak, bunu bilgiyi kullanarak ve empatiye gerçek manasıyla hayatımızda yer vererek yapmak, bu olumsuzlukları minimize edecek ve topluma kendiliğinden huzur ve başarı getirecektir.
    Bu sözleri her ne kadar yazı paralelinde yazdımsa da faydasız ve topluma zararı olan her türlü fanatizm için düşüncem bu yönde…

  2. Deniz

    Caner zihniyet meselesidir.
    Sen zaten yazmışsın ve tarafsız olamamışsın direk yön çevir Sol görüşlü değilim demişsin.

    şimdi sana sorarım bir bak maziye 2011, 2012 yılına ait 1 mayıs’ta olay oldumu ?
    ne zamanki robot gibi heykel gibi polisleri diktiler o zaman olaylar karışıyor.

    Olay dava meselesi değil zaten senin bunu anlaman için tarafsız düşünüp idrak etmen gerekir.
    Olay AKP zihniyetinin ve senin gibi zihniyetin dayatmasıdır.
    AKP yapamazsın der ve olay orada kapanırmı sence nerede özgür irade ?
    sen bence hiç fişlenmemişsin bence hiç mimlenmemişsin, yolda işe giden agabeyini kimse alıp götürmemiş

    bence sen yazmayı bırak kitap dostum.

  3. Muhammet

    Olaylara bağımsız bakmıyorsun. Olay dava meselesi değil, her eylem yapan da solcu değildir ayrıca. Çok siyasi içerikli bir konu olmuş bu. AKP dayatmaları yüzünden başlamıyor mu bu olaylar? Milli bayramlar dahi yasaklanır, kutlayan vatan haini olarak görülür. İnsanların özgürlüğü elinden alınmadığı zamanlar oldu mu olaylar? Oysa ki her baskıyı kabul eden, her şeye itaat eden zihniyet değil midir sığ olan? Adamların yaptığı tasvip edilemez fakat bu tür olayları da Sol görüşe bağlamak tasvip edilebilir mi?

  4. Muhammet

    Daha önce de böyle bir konu açmış, çok fazla tartışma çıkınca “her görüşten okuyucum olduğunu öğrendim.” deyip konuyu silmiştin. Bu da o konuya dönecek gibi.

  5. Caner
    Yazar

    Ben fanatikliğin, aşırıcılığın her türlüsüne karşıyım Muhammet. Fanatik solculuğa karşı olmak tarafsız olmamak ise elbette tarafsız değilim. Aynı şekilde kafatası milliyetçiliği yapanlara da karşıyım.

  6. Bünyamin

    Hacı hocacıyım şuncuyum buncuyum diye milleti sömürenlerden,
    Yıkarız kırarız dökeriz diye milleti galeyana getirenlerden,
    Biz marjinaliz emperyalist kuvvetlere karşı sonuna kadar direneceğiz yoldaşlar diye insanları provoke edenlerden

    İliklerime kadar nefret ediyorum,
    Daha güzel bir ülkede yaşamayı umud ediyorum. Çok fazla birşey mi umud ettiğim acep?

  7. delileo

    Abilerim ablalarım, özellikle yukarıya yazan, aşağıya yazacak olan ve bu eylemci kardeşleri savunan abilerim ablalarım; Caner kardeşin çağrısına kulak veriyor ve hakikaten önyargısız düşüneceğime söz vererek, olayın felsefesini, amacını, altındaki fikri anlamak için soruyorum. Şimdi benim anladığım bu olayları bu eylemci kardeşler dayatmalara karşı direnmek, devletin özgür iradeye müdahalesine karşı çıkmak vs. için oradalar. Hadi polise saldırmanın da felsefesini anlıyorum, daha doğrusu bir anlam yakıştırabiliyorum; devleti temsil ediyor orada o robot gibi, heykel gibi dikilen emir kulu gariban adamlar, o yüzden eylemci kardeşler polislerin canlarına kast ediyorlar, tamam da, lütfen biriniz de bana gariban esnafın camı çerçevesi niye indirilir, onlar da emekçi değil midir, yolda park etmiş arabalar niye darp edilir, onların sahipleri de belki işçi değil midir, hatta belki eyleme katılanların arasında değil midir, bunun özgür iradeye nasıl bir katkısı vardır, sadece polise saldırsalar olmaz mıdır, bir açıklayabilir misiniz lütfen?
    Bakın hiç zihniyet, dayatma falan da yapmıyorum, olayın siyasi boyutunda da değilim, üstelik hak hukuk adalet gibi hususlarda bu eylemci kardeşlerin savunduklarıyla benzer fikirleri olan birisi olarak, çok ciddi bir şekilde anlamak için soruyorum, insanlara zarar verip sonra da o insanların davalarına destek vermelerini nasıl bekliyorlar, eminim iş yeri dağılan gariban küçük esnaf o davadan da, davacılardan da soğuyor. Dayatmacı zihniyete karşı olan davalarını insanlara tatlı tatlı anlatsalar da, daha fazla insana ulaşsalar daha iyi değil mi? Sonra davayı duyurmak, haksızlıkları protesto etmekse niyet, insanlara niye bu eziyet? Özgürlük bayrağı açan eylemci kardeşlerim, küçük esnafın özgürlüğüne kast etmiyorlar mı? Haksızlığı protesto etmek için haksızlık yapılır mı? ABD\’nin Irak\’a özgürlük getirmek için Iraklıları öldürmesinden (eylemin ölçeği haricinde) ne farkı var bu kardeşlerin yaptıklarının?
    Bir ufak sorum daha var, aranızda bu eylemlerden (sol sağ farketmez) birine katılanlar ya da katılanları tanıyanlar varsa merakımı lütfen gidersin, bu eylemci kardeşler iki polis yaralayıp üç dükkanı dağıttıktan sonra, polisten kurtulup eve gidebilirlerse, biber gazının falan da etkisi geçtikten sonra, koltuğa oturup arkalarına yaslandıklarında ne düşünüyorlar? Yani eylem amacına ulaşmış mı oluyor, ulaşmamış mı oluyor? Üzülüyorlar mı, gurur mu duyuyorlar, memnun mu oluyorlar, pişman mı oluyorlar, \”heheyt, ne koydum taşı o cama bee!\” mi diyorlar, \”yazık lan o kafası yarılan polise\” mi diyorlar, \”haklı davamızı duyurduk\” mu diyorlar, \”oha lan çok pis gaza gelmişiz\” mi, \”esnaf da oraya dükkan açmasın kardeşim\” mi, haberlere çıkmış mıyız diye mi bakıyorlar, \”elimizden bu kadar geldi ne yapalım, yapabilsek bütün polisleri haklardık\” diye mi düşünüyorlar, nasıl bir ruh hali yani o eylem sonrası onu çok merak ediyorum. Neticede iki polisin kafası yarıldı diye devlet, ya da sermaye sahipleri yolundan dönmez; eylemlerin şekli yüzünden, davayı destekleyenlerin de sayısı artmaz, bütün bu yapılanların amacı nedir, onu da merak ediyorum. Polis ve eylemci birbirlerini hastanelik edince, ya da üç beş dükkan dağılınca, kim ne kazanıyor? Camcı hariç. Aha!. Yoksa bu eylemler emekçi camcılar iflas etmesin diye mi yapılıyor? Caner olayı çözmüş olabilir miyim?
    Bunlarla çok alakasız bir fıkrayla yorumuma son veresim var.
    Zengin, fekat muzip bir ağa, marabasının şöförlüğünde, at arabasıyla yolda gidermiş. Yolun kenarında bir miktar hayvan pisliği görmüş. Marabaya seslenmiş: \”Şu tezeği ye, bütün malım senin olsun\”. Maraba olaya hemen atlamış, pisliği yemiş, yemiş ama gururu çok kırılmış, ulan dünya malı için bu halt yenir mi diye hayıflanmış, kendisini bu hale sokan ağaya pek sinirlenmiş, intikam almaya niyetlenmiş. Az ilerde başka bir tezek görmüş, demiş ki \”ağam, sen de şu tezeği ye, malını sana iade edeyim\”. Ağa zaten pişman, mallar gitmiş, o da hemen zıplamış, pisliği yemiş. Tekrar yola çıkmışlar. Biraz sonra aklı başına gelen ağa, marabaya dönmüş, söylenmiş: \”Lan oğlum, yola çıkarken bütün mallar benimdi, şimdi yine benim, değişen bişey yok; o zaman biz bu tezeği niye yedik?\”

  8. selim sırcı

    ya taraf olursun ya bertaraf bu sayın başbakanın sözüydü. Oradaki insanlar da bir tarafı seçmişler. Bence tüm olay bundan ibaret.

  9. Şenol Şengül

    Her 1 Mayıs da olaylar çıkıyor ve çıkmaya da devam eder bu gidişle,sendikalar adam gibi işçi haklarını savunamazken kimse de sendikaları takmıyor zaten. 2500-3000 kişinin çalıştığı bir holding de çalışan ben sözüm ona sendikalıyız ama nerde hakkımızı savunan sendika. 1 Mayıs gösterilerinde hem hükümetin hemde kutlamaları yapanların sağ duyulu olup,işçi ve emekçi haklarının düzeltilmesi için çaba sarf etmeleri gerekli bence… Ben bu seneki 1 Mayıs’ı boşa geçmiş bir gün olarak görüyorum.

  10. Rıdvan BAŞAK

    Eline yüreğine sağlık Caner. Her zamanki gibi birileri yine Hükumet dayatması gibi nedenlere sığınarak fosil zihniyetli çapulcuların yaptıklarını mazur göstermeye ve bunu engellemeye çalışan polisi orantısız güç kullanan kötü adam yerine koyacaklar biz bu sahneleri niyeyse hep görüyoruz. Onun içinde bu salvoları yazan çapulcu zihniyetin. O meydana çıkıp Kırıp dökecek bişey bulamadığında ekilmiş çiçeklere saldırdığı sahneleri ne çabuk unuttuk. Yada unuttuğumuzmu zannediliyor. O meydana çıkış serbest olsaydıda aynı rezaletler yaşanacaktı. Hükumet olası biri katliamın önüne geçmiştir. Yanında Çelik bilyeler ve sapanlarla meydana gelen çaıpulcu tayfasının oraya geldiğinde rahat duracağınımı zannediyorsunuz. Biz bu filmi gördük ve bir daha seyretmeyeceğiz Eline yüreğine sağlık Tekrar.

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir