Uzay tesadüf eseri oluşmuş olabilir mi?

Günümüzden çok da uzak olmayan bir geçmişte insanlar gömlek, masa örtüsü gibi cansız nesnelerin canlı varlıklar doğurduklarına inanırlarmış. Buna inanmak için de son derece mantıklı bir nedenleri varmış: Gözleriyle görmek, gözlemlemek. Yani üzerinde yemek yiyip bir kenara koydukları sofra örtülerinin içlerinde fare yavruları oluşmaya başladığını, dolaplarındaki giysilerin güvelendiğini, çöplerinin içlerinde kurtların ve sineklerin oluştuğunu bir çok kez gözlemlemiş ve “Hımm demek ki cansız nesneler canlı heyvanlar doğuruyor” inancına sahip olmuşlar. Hatta kimilerine göre sofra bezlerini kullanmayı bırakmak hastalık sebebi olan farelerin yok olmalarını sağlamak için yeterliymiş.

Ne var ki bazı şüpheci insanlar bu düşünceye körü körüne inanmak yerine sorgulamayı, sınamayı tercih etmişler. Canlı varlıklar doğurduğu iddia edilen nesneleri alıp önce kapalı odalara, sonra izole kutulara koyup üzerlerinde çeşitli deneyler yapmışlar. Yıllar süren bu araştırmalar sonucunda görmüşler ki cansız nesneler yaşamı var etmiyor, halihazırda var olan yaşamın kendini devam ettirebilmesi için uygun ortamı sağlıyor. Bugün ilkokulu bitirmiş olan herkesin bildiği bakterilerin, amiplerin, mikroorganizmaların varlığından habersiz olunan bir dünya düşünün, insanlar ellerindeki imkanlar ve tecrübeleri dahilinde fikir yürütüyor, konuları sahip oldukları bu donanımın elverdiği ölçüde yorumlayabiliyorlar. Böyle bir dünyada, göz gömleğin fare doğurduğunu görüyor ve insanlar buna inanıyorken, durumun böyle olmayabileceğini düşünmek ve bunu sorgulamak, hele ki çoğunluğun aksini düşünmenizin dışlanmanıza, yuhalanmanıza neden olması söz konusuyken büyük cesaret istiyor olsa gerek.

Ben insanların bir şekilde sahip oldukları bilgilere körü körüne bağlanmalarına, tartışmaktan ve üzerine fikir yürütmekten kaçınmalarına takılıyorum. Hem de ellerinde bilim isimli çok güzel bir araç varken. İnsanlığa yol gösteren, karanlığı aydınlatan, tarafsız, samimi veya samimi olması gereken bir araç. Gerçi eksik, yanlış veya kasıtlı kullanıldığında karşınıza 1950 yılında yaşamış, Camel sigarası tüketmenin sağlıklı olduğunu söyleyen talihsiz bir doktor olarak çıkabiliyor. Veya toplumu margarin kullanmaya yöneltmek isteyen fabrikatörlerin eliyle “Tereyağı ve yumurta tüketmek kolesterolü yükseltir, kalp krizine neden olur” diyebiliyor, aynı fabrikatörler tereyağı ve yumurta işine girince 180 derece dönüp “Yok lan yok biz araştırdık aslında zararlı değil faydalıymış” da diyebiliyor. Gazetelerin sözde sağlık köşelerine şöyle bir göz gezdirecek olursanız bunlar gibi bir sürü tornistana rastlayabilirsiniz.

Ne yazık ki insanlık tarihi bilimi kendi çıkarları için kullanan, kullanmaya çalışan binlerce sahtekarla dolu. Bugün şahıslarını ve çabalarını saygıyla andığımız bir çok bilim adamının (ki aralarında Tesla için karalama kampanyaları düzenleyip elektrik konusunu maddi çıkarları için kasıtlı olarak kendi sevdiği yönde ilerlettiği söylenen ünlü Edison’da var) aslında o kadar da samimi olmayabileceği tartışılıyor. Neden tartışılmasın ki? Yakın geçmişimizde vuku bulmuş ve ayyuka çıkmış en ünlü bilim sahtekarlıklarından birini, Piltdown Adamı hadisesini hatırlayalım. Dawson isimli bir amca çıkıyor ve “Evrimin kayıp halkasını buldum” diye insanlığı tam 40 yıl boyunca kandırıyor. Neyseki düşünen, sorgulayan insanlar yine devreye giriyor ve sözü edilen şeyin orangutan çenesi monte edilmiş alelade bir insan kafatası olduğunu ortaya çıkarıyorlar. (Bilim dünyasında ne tür akıl almaz dolaplar dönebildiğine bizim topraklardan ve yakın geçmişten bir örnek vermek gerekirse, Japonları çok fena kekleyen Serkan Anılır isimli çakmaların çakması bilim adamından bahsedebiliriz sanırım.)

Kendi margarinlerini satmaya çalışan fabrikatörler tamam da, peki Dawson gibi adamlar neden bilimi yanıltmaya, kötü emellerine alet etmeye çalıştılar / çalışıyorlar?

Cevap basit. İnsanların büyük çoğunluğu aslında mutlak doğru ile ilgilenmezler, mantıklarından ziyade hisleriyle hareket ederler. Yetiştirilme tarzları, içerisinde büyüdükleri toplum onları belirli bir yere kadar oyun hamuru gibi şekillendirir ve bir yerden sonra peşinden gitmeye başladıkları şey artık esasen doğru olanı aramak değildir, onlar zaten çok önceden kendi doğrularına sahip olmuşlardır ve geriye kalan ne pahasına olursa olsun diğer insanlara bu doğruları kabullendirme çabasından ibarettir.

mumlar-ve-lambaŞöyle acı bir gerçek var ki, çoğunluğunu yukarıda sözünü ettiğimiz türden insanların oluşturduğu bir dünyada bilim, ne kadar objektif olabilirse o kadar objektifitir (burada bir parantez açmak gerektiğini düşünüyorum, yukarıda sıraladığım onca şeydan sonra bu cümleyi cımbızla çekip “Sığır burada bilimin objektif olmadığını söylemeye çalışmış” diye düşünen kimsenin zeka seviyesinden şüphe ederim). Yani bir düşünün, gökyüzüne doğru yükselip insanları karıncalar gibi görebileceğiniz bir yüksekliğe çıktığınızı hayal edin. Tamamen saf, dünya tarihi boyunca edinilmiş tüm bilgilerden arınmış biri olduğunuzu ve herhangi bir konuda kutuplara ayrılmış insan kolonilerini tarafsızca incelediğinizi düşünün. O noktada olaylara tamamen farklı bir perspektiften bakıyorsunuz ve aslında kolonilerin savundukları konular hakkında yeterince fikir yürütmemiş, sorgulamış, araştırmamış veya körü körüne taraflı olduklarını görüyorsunuz. İnsanlar kendilerine halihazırda öğretilmiş olanlara duygusal olarak o kadar bağlılar, öğretilerinin gerçekliklerinden o kadar eminler ki, günün birinde birisi çıkıp “Hayır dünya aslında düz değil yuvarlaktır” dediğinde, inandıkları şeylerin temellerinin sarsılacağı endişesiyle o kelamın sahibini öldürme noktasına bile geliyorlar. Sosyal, politik, maddi çıkarlar işin içine girip üzerine bir tutam leblebi serpildiğinde ortaya ne tür sonuçlar çıkabileceğinden bahsetmeye bile gerek yok sanırım.

Gelelim sözün özüne.

İnsanlar, yüzyıllar boyunca olduğu gibi gözleriyle gördüklerini o ana kadar sahip oldukları bilgiler ışığında yorumlamaya devam ediyorlar. Sahtekarlarımız, gelenekçilerimiz, sabit fikirlilerimiz ve henüz öğrenemediklerimiz var ve bu halde uzayın, evrenin tesadüfen oluştuğunu söylüyor, “Daha mantıklı bir açıklama bulana kadar en mantıklısı bu” deyip tüm insanların buna inanmasını bekliyoruz. Bana soracak olursanız henüz mikroorganizmaları keşfedemedik, haliyle bu yorum en az gömleğin fare doğurduğu yorumu kadar komik. Günün birinde birileri çıkıp konunun X ışınlarıyla alakalı olduğunu söyleyecek ve gerisi çorap söküğü gibi gelecek, en azından umudum bu yönde. Yani düşünsenize dünya oluşmadan önce toz bulutu vardı, ondan önce yıldızlar vardı, ne bileyim galaksiler, kümeler, kusursuz yörüngeler vardı, peki tüm bunlardan önce ne vardı? Uzaya “Sonsuz boşluk“‘tan başka bir açıklama getirememiş olan, en yakınındaki uydudan başka herhangi bir gezegene ayak basamamış, numune toplayamamış, gözlemleyebildiği çok uzaklardaki gezegenlerin renklerini ve yüzeylerini tahminen ifade edebilen insan, kendi gezegeninin varlığının atom zerresi kadar bile esamesinin okunmadığı, zihnin üzerinde düşünürken dehşete kapıldığı bir ortamı nasıl tesadüfe bağlayabiliyor? Bunu hangi bilgiyi referans göstererek yapabiliyor, yani dayanağı ne?

Lütfen beni yanlış anlamayın, niyetim kesinlikle “Bakın olay böyleyken böyle o yüzden gelin benim gibi düşünün” demek değil, emin olun kimsenin inancı da umrumda da değil. Ben kendi halinde düşünen bir bireyim, kimseyi herhangi bir konu veya düşünceye yöneltmek, kimsenin duygularına hitap etmek gibi bir misyonum da yok. Ben sadece önüme konulan hazır pilav ile yetinmek yerine, bir yerlerde varsa İskender Kebap bulup onu tüketmek niyetindeyim ve aynı niyeti paylaşanlar varsa buyursunlar birlikte bulalım birlikte yiyelim diyorum.

Facebook Yorumları

27 Yorum

  1. ziya

    Değişime açık olmak , bir düşünceye saplanıp aklın kapılarını kapatmamak gerekir kanımca. Bilim adamı ateist ya da dindar olan kimseler yobaz olmak zorunda diye bir kaide yok esasen. Olmaması da gerekir. Ne dindar olup inançsız kimseleri aşağılamak nede bilime yönelip dindarlara yobaz diye hitap etmeye kimsenin hakkının olabileceğini sanmıyorum.

    Din politik , bilim yıkıcı olmamalı.

    Sırf pirimatların görüntüsünü beğenmeyip evrim teorisini reddetmek , ya da gümüş iyonlarının yok tan var olabilme ihtimaline kitleyip ateizmi savunmak eşdeğerdir kanımca.

    Sonuçta aritmetik zekası ne olursa olsun inançlı ya da inançsız insan var.

    Bu noktada Mustafa Kemal Atatürk’e gerçekten çok saygı duymamı sağlayan bir cümlesini aktarmak istiyorum ”Din bir vicdan meselesidir.” Gerçekten çok özlü , çok derin.

    (Bu arada Hiçbir siyasi örgüt cemaat v.b. alakalı hiçbir bağım yoktur.)

    Sürç-i lisan olduysa affola.

    Yaşadığı anın değerini bilen insanları seven sayan huzur savaşçılarına selamlar …

  2. Can Berk

    Dediklerinize bir ölçüde katılıyorum ancak, bana sorarsanız tanrının varlığını ille de bir yerlerde aramak anlamsız.
    İnançlı biri yerdeki kum tanesine bakarak da tanrı (böyle demek istiyorum) vardır diyebilir. Kendi sözüyle söylemek gerekirse kendisini çok iyi sakladığını söylüyor tanrı. Yani kesin bir kanıtla bakın şundan dolayı tanrı vardır ispat ettik gibi bir sonuç aramak anlamsız.
    Ben şahsen inanan biriyim. Ancak bugün evrimi veya herhangi bir bilimsel araştırmayı kesinlikle tanrıyı aramak adına okumuyorum. (ve inanın ki bilimle gerçekten yakından ilgiliyim)
    Tanrıya gerek olmadan da canlılığın ortaya çıkabileceği söylendiğinde bunu inançlarıma saldırı olarak algılamıyorum.
    Ben kendi inançlarımı oturtmuşum ve bundan sonra hiçbir yerde buna destek bulmak için aranmıyorum. İris yapısının bazı nebulalara benzediğini gördüğümde hayran oluyorum. Ama kesinlikle bunu tanrının kanıtı olarak görmüyorum. Çünkü buna ihtiyacım yok. (Ve ayrıca küresel, dairesel şekiller yarı çap kavramlarından dolayı en ölçülü şekillerdir.)

    Neyse sözün özü, inanç sistemini oturttuktan sonra bilime veya diğer her şeye olduğu gibi bakmak gerek diyorum.

    • Onur

      Sen zaten inancın ve dinlerin söylediğini yapıyorsun.Yani tanrı kesinlikle vardır ve bundan şüphe ederseniz ya da bu şüpheye göre hareket ederseniz yanarsınız deniyor.Böyle devam et çünkü inandığın bunu emrediyor 🙂

  3. Esat

    Caner, sanırım senden okuduğum en uzun yazı oldu, genelde uzun yazmazdın abi sen, ne oldu? 🙂 Konu karmaşık biraz ya şimdi ben ne yazsam elimde kalır 🙂 herşey inanç kısmında bitiyor yani dine inanmakta bilime inanmakta kendi doğrularına inanmakta insanın kendi içinde yaşadığı bir hadise, sadece bazı insanlar bu dürtüyü yönlendirebiliyorlar, inanmak ya da inanmamak biraz da kendi elimizde diye düşünüyorum.

  4. Muhammet

    konu başlığını görünce hışımla daldım konuya ama son paragrafta
    ___
    Lütfen beni yanlış anlamayın, niyetim kesinlikle “Bakın olay böyleyken böyle o yüzden gelin benim gibi düşünün” demek değil, emin olun kimsenin inancı da umrumda da değil.
    ___

    deyince, bana söz düşmedi şimdi.

    • Caner
      Yazar

      Yani ben inançlı bir insanım ve üst paragraflarda az buçuk açıklamaya çalıştığım nedenlerle kimseye kendi inandıklarımın doğruluğunu ispatlamaya çalışmıyorum. Benim perspektifimden bakınca olaylar böyleyken böyle görünüyor, herkes dilediği gibi yorumlayıp fikir yürütme hakkına sahip demek istedim.

  5. emre

    İnanmıyorum önümdeki hayatım boyuncada kısmetse inanmayacağım , hata düzeltmek istersem ; [evren bir boşluk değil bir ipliklerin frekansıdır diyor hawking amca(bkz : sicim teorisi) ], en son büyük tasarım diye bir kitabı var tavsiye ederim. Neyse neden inanmadığıma gelirsek Tanrı fikri beni rahatsız ediyor bir kere bir Tarı bir dünya yı yarattıktan sonra bok götürmesine izin veriyorsa sorumsuzdur arkadaş. zaten kuran denilen şeyi campbell biyoloji (kitaba sahibim 1300 sayfa uzunluğunda 100 den fazla bilim adamının yazdığı kapsamlı kitaplardan biri ) kitabının yanına koyunca abes, bilgisiz kalıyor (hakaret etmiyorum , kurandaki bilgi yokluğu bir gerçek.). hani evren tesadüfen oluştu diyebiliyoruz , elimizde bazı bulgular var ; fakat sizin elinizde hiçbir (kuraan’ı vb dini kitapları saymıyorum bilimsel bir seviyeleri kesinlikle yok o yüzden kanıt niteliğinde değiller ) bulgu yok ve tesadüfen oluşmadığına inanıyorsunuz . Tamam tesadüf absürd gelmiş olabilir size , ama en azından düşünerek araştırılarak yapılmış bir tez (, hipotez )yanlışlığı ispatlanabilir. Peki Allah’ın yanlışlığının ispatlanmasına izin verir misiniz ? ey müminler.
    ( e posta verdim de afaroz edilirim falan ,korktum :S )

    • Salih

      Emre, etrafımızdaki herşey kusursuz bir düzen içerisindeyken bu kusursuz düzenin bir şey tarafından yapılmadığını, tesadüfen oluştuğunu nasıl iddia edersin? Bunu anlamak için campbell biyoloji kitabını okumaya gerek yok. Belki de insanın sınavı bu dünyadır. Eğer Allah’tan %100 haberdar olsaydık nasıl sınav olacaktık?

      • Murat ALABACAK

        İnsanlara kendisinin varlığı ile kesin bilgiler bıraksaydı belki de her şey daha net olurdu anlatamadım sanırım, senin dilinde yazayım.

        Sınava girmeden önce sınavda çıkma ihtimali olan soruların kapsadığı konulara çalışırız ya hani, dünyaya gelmeden önce de böyle mi oldu? Bize Allah anlatıldı mı yani, 5 şık var ve sen konuyu bilmediğin için (daha doğrusu bu konu ilkkez sorulduğu için) 5 şıktan 1ini seçmek zorundasın. Dünyada bu şık sayısı 5den fazla, yanlış yapma ihtimalin o kadar çok ki doğruyu bulman için ihtimal yok.

        Hristiyanlar, Budistler, Yahudiler, Hindular, Hatta ufocu dinler var be.

        Din karşıtlığı yapmak istemiyorum, sadece nasıl savunulması gerektiğini bilmiyorsunuz.

      • Onur

        @salih Tanrı kedinin farelerle oynaması gibi bizimle oynuyor mu yani? hiçbir şeyi net olarak ortaya koymayıp dünyanın pislik bir yer olmasına müsaade edip,eşit şartlar sunmadan sınav yapıldığını mı düşünüyorsun? Neden dünyaya baktığımızda yarattığını düşündüğünüz tanrının iyiliğini ve şefkatini göremiyoruz dünyada? Neden dünya tarihinde hep savaş oldu? Neden insanlar canlı canlı yakıldı,katledildi.Neden Bir mahalledeki ekmek bulamazken yan mahalledeki Burger King’ten telefonla yemek siparişi verdi? Sınav böyle mi olur? Neden sınav eşit şartlar altında ve herkesin aynı koşullar altında sınav salonuna girmesiyle başlamıyor? Bir de şunu demek istiyorum.Neden gelişmiş toplumlarda ve bilimin yüksek olduğu yerlerde din neredeyse hiç yok.Din temelli bir hayat yaşamıyorlar.Dinin birileri tarafından uydurulan ve kullanılmaya devam eden bir olgu olduğu ihtimali yok mudur sizce?Ben şahsen bu soruları inanan yakınlarıma söylediğimde bana ”tövbe et hemen”, ”vah vah çocuk ne hale geldi,hep başkaları etkiledi bunu” şeklinde cevaplar alıyorum da bir de senin cevabını merak ettim.

    • Halil İbrahim

      Caner abi, hiç bir inanç düşmanlığı yapmamışken sen neden başkalarının ilahına değinmen,onu yok sayman görmemezlikten gelinemez.
      İnsanın hoşuna gitmeyen bir düşünce,her zaman ona düşmanmış gibi geliyor.Onun karşısında aciz kalmamak için ona zıt düşünceleri yanlış/doğru toparlıyor.Halbuki belki düşünceye, düşünce biçimlerine karşı taraftan değilde objektif bir biçimde bakmak doğrunun ve yanlışın ispatının bulunduğunu gösteriyor.
      Allah dünyayı yarattı bir kenara çekildi diye bir şey yoktur. Allah’ın isimlerinden biri olan “Rabb” kelimesi düzenleyen anlamındadır.Düşünülürse bu evrenin bir düzenleyicisi olmadan nasıl bir hayat olur. Düzenleyicisiz bir evren nasıl olur?
      Bu konuda kuran’da “Böyle herkesin bütün yaptıklarını görüp gözeten bir Zat inkar edilir mi? Tuttular Allah’a ortak koştular.De ki:”Söyleyin bakalım onların isimlerini.Yoksa O’na,bu yeryüzünde bilmediği bir şey mi haber vereceksiniz? Yada manasız boş bir laf mı?” Gerçekten inkara sapanlara tuzakları hoş gösterildi de, hak yoldan saptırıldılar. Her kimi de Allah saptırırsa, artık onu yola getirecek yoktur!”(Ra’d 33)
      O dediğin Bilim adamına gelince kur’an’da “Kendilerine kitap verdiğimiz milletlerin bilginleri,o peygamberi kendi oğulları gibi tanırlar.Kendilerine yazık edenler,ancak iman getirmezler.”(En’am 20) Bu ayet sorunu yeterince açıklıyor.Çoğu batılı/doğulu bilim adamının bilme ulaşmak için kuranı incelediğini biliyoruz.Bilim adamları kuranı incelerken sadece bilgi için inceliyor öğüt almak amaçları değil.Zaten insan kurandan ne almak isterse kuran insanın isteğini karşılıyor.Kurtuluş isterse kurtuluş,tarih isterse tarih,bilim isterse bilim.
      Kuranda bilgi yok demişsiniz.Peki sorabilir miyim, acaba kuranı hiç açtınız mı? Okuduysanız bunu okurken hiç Tefsir adı verilen “Kuran’da anlatılanları açıklayan kitaplar” okudunuz mu? Kuran’da ne anlatılıyor diye?
      Bilgisizlikten bahsederken kendi bilgisizliğinizi ortaya koyuyorsunuz.İslam dininde “Afaroz” adlı bir terim yoktur.İslam, Hristiyanlık ve Yahudilik gibi bozulmamıştır.Hristiyan din adamları,kendi isteklerine göre kitapları değiştirmiş ve aslında olmayan hükümleri ortaya atmışlardır.Düşünsenize bir ilah var; -ki bir yönetici kimseye böyle bir hak vermez- kendi yarattığı kullarını kendi indirdiği dinden çıkartacak (afaroz) kullarının günahlarını kendi isteğine göre temizleyecek -aldığı parayı kendine harcayacak- bir insana izin veriyor.Mantıklı değil.
      Halbuki İslam’da afaroz etmek yoktur.İslam; iman ediyorum diyene Müslüman,inkar edene Kafir ismini verir.Kimse iman ediyorum diyen birine sen dinden çıktın diyemez.
      Allah’ın olmadığını söyleyen bir kişi, tüm soyut nesneleri de inkar eder.Akıl yoktur, rüya yoktur,sevgi yoktur demesi normaldir.El ile tutamayıp göz ile göremediğini yok saymak nedir size onu sorayım, Bana bunun mantığını açıklayın.
      Aynı zamanda Allah’a inkar edenlerin davranışları hakkında bir ayet daha yazmadan yapamayacağım.“İçlerinden kimi de var ki seni Kur’an okurken dinler.Fakat biz onların kaplerine, onu tadıyla anlamalarına mani kabuklar geçirmişizdir.Kulaklarında da bir ağırlık vardır.Her türlü mucizeyi görseler de iman etmezler.Hatta o hak tanımaz kafirler sana geldiklerinde, seninle münakaşa yapmaya kalkışarak derler ki ; “Bu eskilerin masallarından başka bir şey değil”.”(Enam 25)

      Burada yazdıklarım başka dinlere saygısızlık anlamına gelmez.Başka dinlere karşı bir tutumda da değilim.Tebliğ görevim vardır.Yaptım, yapıyorum:”Kardeşim gel yol erkenken dön bu inkar yolundan.”.Zorunda değilsin ama ben tebliğ görevimi bir Müslüman olarak yapmam gerekli.

      • Onur

        ”Hristiyanlık ve Yahudilik gibi bozulmamıştır.Hristiyan din adamları,kendi isteklerine göre kitapları değiştirmiş ve aslında olmayan hükümleri ortaya atmışlardır.”

        Kur’an’ın değiştirilmediğini ya da birileri tarafından yazılmadığını nereden biliyorsun? İçinde çok tutarsızlıklar var.Birçok şeye cevap veremiyor.Bunu kabul et.Ben şahsen kullarını padişah gibi tehdit edip sizi kaynar sularda alevlerde yakacağım diye korkutan ve buna göre kendisine tapmayı emreden bir tanrıya inanmak istemiyorum.İnananların da sırf cennete gidebilmek için tanrıyı(eğer varsa) kullandıklarını düşünüyorum.Sizi cennete götürmeyeceğini bilseydiniz gene inanmaya devam eder miydiniz?Muhtemelen buna evet diyeceksiniz.Ama ben bu cevabı da samimi bulmuyorum şimdiden yazmış olayım.

        Ayrıca şuna güldüm yav: ”Çoğu batılı/doğulu bilim adamının bilme ulaşmak için kuranı incelediğini biliyoruz.Bilim adamları kuranı incelerken sadece bilgi için inceliyor öğüt almak amaçları değil.”

        Bu bilgiyi nereden aldın? Muhtemelen birçok bilim adamının ateist olduğunu bilmiyorsundur.Araştır biyografilerini çoğu inanç konusunda net bir görüşe sahip değil.Yani ”inanıyorum’ demiyorlar.

    • Tahsin

      Değerli arkadaşım sana tavsiyem öncelikle kullandığın kelimelerin anlamlarını öğrenmen. Kısmet’in ne demek olduğu hakkında fikrin olmadığını düşünüyorum. Yazıyı da okumadığın ortada okumuşsan bile anlamamışsın çünkü zaten senin gibi aksiyon alan insanlar eleştiriliyor.

      Allah inancı olmayanların buldukları her fırsatta bunu söyleme ihtiyacı hissetmeleri de apayrı bir ilginçlik.

      • Muhammet

        İnançlı olmayanların bunu söyleme ihtiyacı mı? Yok öyle bir şey. %98’i müslüman olan bir ülkede kolay değil. Galatasaray tribününde fenerbahçe bayrağı sallamak gibi, bilmem anlatabiliyor muyum.

    • tolgsar

      Kuranı hiç okumadan orda hiç birşey yok demek ayrı bir mevzu tabi…O dönem tasvir edilen kelimelerle farklı olabilir algıdan algıya fark var, senin elma diye isimlendirdiğin belkide orda armut diye geçiyor..Bu arada büyük patlama ile ilgili bir çok şey Kuran’da mevcut ayrıca şuan bizim içinde bulunduğumuz bigbang dan önce olan bir bigbang daha gerçekleşmiş buda farklı bir açıklama ile yer alıyor ki çok yakın zamanda yani bir kaç ay önce ingiliz bilim adamları daha eski bir bigbangin olduğuna dair izler keşfetmişler…Demem o ki Kuran yazıldığı dönemde yazılan dil ve mana o zaman yaşayan cahil ve bilimin ne olduğunu kavrayamayacak insalar için oldukça kafa karıştırıcı olacaktı, ama Kuran o kadar mucize bir şekilde yazılmış ki hangi yıla ait olursan ol o yıla uygun manalar meydana geliyor..Bu normal türkçedeki lafı nereye çekersen oraya gider gibi değil tabi ki…Neden dünyayı yaratmış ve dünyayı bok getiriyor demişsin Allah tarafsızdır bunu bilmen lazım…Neden varız sorusu var herkesin aklında buda ister istemez tesadüf olma olasaılığımız var sorusunu akıllara getiriyor…Çünkü tüm dini kitaplarda Allah’ın sonsuz gücü ve hiç birşeye ihtiyacı olmadığı yazılır..Buna rağmen neden bizleri yarattı bize ihtiyacı yok demek absürd bir soru olmuyor…Yarattı çünkü yaratıcımızın hoşuna giden gücünü göstermek tarafsız ona baş kaldırabilen özgür iradesi olan yaratıklar ve bunları yaratırken hiç bir kurala dayalı olmadan düz bir şekilde de yaratabilirdi bizi ama yaratmadı bir sürü bizim fizik vb gibi isimlendirdiğimiz kurallarla bir evren yarattıki onun mühendisliğini ve sanatçılığını görelim…Bana göre Allah, sinirli,duygusal,kıskanç vb gibi duyguları mevcut biz duygu diyoruz tabi…Bunu neden söyledim çünkü biz yaratıcımıza benziyoruz..Zaten Kuran dada bizi kendi ruhundan üflediği geçer…Hiç birşeye ihtiyacı yokken bizi neden evreni ve bizleri neden yarattığı sorusuna devam ediyorum sen hiç ihtiyacın yokken resim yapmazmısın yada başka birşey onu yaparken ona ihtiyacın yoktur istediğin zamanda yırtıp atabilirsin ayrıca sonunda ne olacağını bilirsin çünkü aklındakini çizersin ama yinede yapmak istersin ona bakınca ve başkalarına gösterince ruhun beslenir işte yaradılışımızda uzaktanda olsa buna benzer…Zaten birşeye inanmak sana birşey kaybettirmez ama inanmamak ya varsa sorusunu hakkaten varsa… gerisini anladın.

  6. Şenol Şengül

    İllede İskender kebap yemek istiyorsan,Bursa\’ya gelicen bana bir Alo dicen birlikte yicez 🙂

  7. Sonay

    Cevap basit. İnsanların büyük çoğunluğu aslında mutlak doğru ile ilgilenmezler, mantıklarından ziyade hisleriyle hareket ederler. Yetiştirilme tarzları, içerisinde büyüdükleri toplum onları belirli bir yere kadar oyun hamuru gibi şekillendirir ve bir yerden sonra peşinden gitmeye başladıkları şey artık esasen doğru olanı aramak değildir, onlar zaten çok önceden kendi doğrularına sahip olmuşlardır ve geriye kalan ne pahasına olursa olsun diğer insanlara bu doğruları kabullendirme çabasından ibarettir.

    Harika bir gözlem.

  8. EyyuBi

    Emre, 610 yılında ne bilimin ne de tıp ın olduğu bir zaman sürecinde indirilmeye başlanmış ve içersinde aşağıdaki şekilde bir ayet bulunan bir kitap ile(sadece bir örnek), iletilen kitabın karşılaştırılması doğru?
    Bal ile ilgili bir ayet:
    Sonra meyvaların hepsinden ye de, Rabbinin (sana) kolay kıldığı yollara gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir bal çıkar ki, onda insanlar için şifâ vardır. Şüphesiz ki bunda düşünen bir millet için, büyük bir ibret vardır.”(Nahl / 69)

  9. Emre S.

    Uzar bu konu agacım, Yaratılış evrim, kader, bilim ateizm, dindar agnostik vs vs vs vs
    Dikkatimi çeken konu, yaratılışçılar evrimcileri ateist görüp onları yanacaklar safında görüp, kurtarabilmek için türlü türlü açıklamalar yapıyorlar, genelde kibar güzel ve ayet ler ile konuşuyorlar, evrimciler ise kendi fikirlerini savunurken bilimi değilde Allahı ve peygamberi hedef alıp genelde sövücü cümleler kuruyorlar. bunlar benim gözlemim tabi.
    Yaratlışcı, işte Allah, yarattı bak işte fosiller, ayetler, vs vs açıklama yapmaya çalışıyo, evrimci ki onun ispatlaması gereken hipotezi savunmakta ziyade yaratılışçılara, Allaha ve peygamberine söverek cevap veriyor, hele bazı yerlerde peygambere feci sövenleri gördüm ama darwine ana avrat dalanı görmedim.
    Neyse agacım, öz ve öz teyze kızımın biri yehova şahitlerinden hıristiyan, ikisi atesit, birinin kızı agnostik, en yakın arkadaşım ateist, içlerinde 7-8 sene yaşadım, bazen çok ikna edici konuşurlar ama evrimi açıklamaktan ziyade enerjilerini müslümanlara ve onların tüm inançlarına hakarete harcarlar.
    Dindar ve cemaat denen ler ile de beraberim, öz abim cemaatten, annem nakşilerden, iki samimi arkadaşım kıbrisilerden, ama onlarında dünyası para pul olmuş,
    Bu tartışma uzar agacım, he bana sorsan yemişim uzayı evrimi fosilleri, dünya çözememiş bunu, bu arada ulan darwin bokmu vardı çıktın o deniz yolculuğuna. 🙂

  10. aras

    Bir köy muhtarsız olmaz. Bir iğne ustasız olmaz; sahipsiz olmaz. Bir harf katipsiz olmaz, biliyorsun..
    Nasıl oluyor ki, nihayet derecede muntazam şu memleket (kainat) hakimsiz olur?

  11. Murat ALABACAK

    Ben de tam olarak inanmıyorum Evrim’e ama öyle “yok lan imkanı yok böyle birşey” diyip kenara atmak saçma olur, çünkü aynı şeyi Allah’a da söyleyebilirler “oğlum olmayan bir şeyin gücüne inanıyorsun da evrendeki maddelerin zamanla ortama uyum sağladığını mı inkar ediyorsun anlamadım ben”

    inanç meselesi bu, inanır ya da inanmaz. inanılan şey kanıtlanmaz zaten, evrim ve islamı bir şekilde birleştiren birkaç teori vardı çok mantıklı gelmişti.

    ha eklemek istiyorum, öyle Allah’a inanıyorum onlar yalan söylüyor, yanlış yanlış anlatıyorlar gibi bakmayın.
    İşin detaylarına kadar girince (atomun küçük parçası proton, atom içerisindeki hareketi sırasında yokolup yeniden başka bir yerde varolabiliyormuş mesela) ne kadar mantıklı olduğunu ve böyle bir şeyin de mümkün olduğunu görürsünüz. Adamlar bütün parçaları birleştirmiş ve dünyaya “bakın, görün, bu mümkün” diye sesleniyor. Eksik parçası olsa zaten kendileri de inanmazlar mümkün olduğuna.

  12. remre

    Mehmet Esen’in bir açıklaması vardı bu evrim olayına;
    okulda herkes konuşuyordu yok evrim yok darwin diye.. merak ettim ansiklopediyi açtım, darwinin resmine bir baktım: adamın tipi aynı maymun!… herhalde bütün çıkma teklif ettiği kızlar: “sen maymunsun..!” diye reddettiğinden, bilim adamı ya; “tüm insanlar maymundan gelmiştir!” diye bir konuşma yapmış, herkes de inanmış..”
    :)) olayı özetlemiş..

  13. Kadir

    Beeeee diye bağırmak istedim yazının uzunluğunu görünce. Kim okuyacak bu kadar yazıyı diye yorum yapmak isterken gördüm ki yapılan yorumlarda maşallah yazı kadar uzun çıkmış 😀 😀 😀

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir