Adnan Menderes’in kendi sesinden 50 yıl önceki konuşması

adnan-menderesin-konusmasi
Merhum başbakan Adnan Menderes’in bundan tam 50 yıl önce yaptığı tarihi bir konuşma. Özellikle kendisi ve yaşadığı tarihteki olaylar hakkında fikir sahibi olmayan genç arkadaşlarımıza ışık tutması amacıyla hazırladım. Bu videoyu izledikten sonra, bugünkü başbakana “Sonun Adnan Menderes gibi olur ayağını denk al” diye darağacını gösteren siyasilerin, sanatçıların aslında ne tür aşağılık bir amaca ve zihniyete hizmet ettikleri daha net anlaşılacaktır diye umuyorum.

Tarih tekerrürden ibarettir arkadaşlar, apolitik olduğunu, kimsenin maşası olmadığını düşünen genç ve samimi arkadaşlarımızı 50 yıl öncesine kulak vermeye davet ediyorum. Bu ülkede on yıllardır benzer tezgahlar kuruldu ve görüyoruz ki kurulmaya da devam ediliyor. Sadece bir dakikalığına durun ve sahip olduğunuz fikirlerin gerçekten size ait olup olmadığını sorgulayın.

Facebook Yorumları

13 Yorum

  1. Hasan Boz

    Nazım Hikmeti terörist ilan eden, onu Türk vatandaşlığından çıkaran adamdır Menderes. Şeyhlerin, tarikat liderlerinin ellerini eteklerini öpen adamdır. Hakkı idamdır demiyorum kesinlikle, sadece sandığın kadar temiz değil bence.

    • barış

      Haklısın. Milletvekillerine “önemli olan seçilmek değil, seçildikten sonra yapacaklarınızdır” mesajıı vermiş.

  2. Murat

    Caner’im
    Hiçbir siyasetçinin görüşlerini %100 kabul etmemeyi, hiçbirini tamamen kusursuz görmemeyi benimsedim.
    Bundan yola çıkarak sırf onlarla aynı fikirde değilsin diye, sokaktaki gençleri (!) haksız buluyorsan eğer, onların malum bir amaca hizmet ettiklerini düşünmektense eğer seninde az da olsa bir yanılma payın olabileceğini ve malum fikirlerin gerçekten onlara ait olabileceği ihtimalini hesaplayıp bu güzel blog’unu siyasi bir arenaya çevirmemeni senden bir dost olarak rica ediyorum.

    • Caner
      Yazar

      Değerli kardeşim, iznin olursa önceki bir yazımdan alıtnı yapmak istiyorum:

      Başından beri söylüyorum, elbette düşünceleriniz, yaşam tarzlarınız, özgürlükleriniz veya doğru olduğuna inandığınız şeyler için sesinizi duyurmaya çalışacaksınız, patlıcandan hoşlanıyorsanız patlıcan tüketim özgürlüğünüzün kısıtlanmasından duyduğunuz rahatsızlığı dile getireceksiniz ki zaten demokrasi dedikleri şey budur. Ancak savunduğunuz, doğru olduğuna inandığınız fikirlerin herkes tarafından sorgulanmadan kabul görmesini, “Bak işte doğru olan bu daha neyini düşünüyorsun?” dediğiniz herkesin sizin yanınızda yer almasını beklemek, sizin gibi düşünmeyenleri “Korkak, şerefsiz, koyun” ilan etmek mantık, olgunluk sınırları içerisinde açıklanabilecek bir davranış değil. Bu şekilde sözüm ona faşistliği, diktatörlüğü eleştirirken farklı düşüncelere, renklere ve çeşitliliğe olan hazımsızlığınızla faşistliğin, diktatörlüğün tillahını siz yapmış oluyorsunuz…

      Eğer insanların hepsi aynı düşünceye sahip olsaydı bugün ne savaşlar ne ekonomik krizler ne de sınır çizgileri olurdu.

      Bu gibi dar görüşlü tutumlar yüzünden an itibariyle konu öyle bir boyuta taşındı ki, anasını sattığımın memleketinde AKP’yi eleştirmek isteyen insanlar bile AKP’yi savunmaya itilir duruma getirildi, öyle veya böyle taraf olmaya zorlandı. Bu ne tür bir kumpastır, nasıl bir Ali Cengiz oyunudur inanın anlamakta güçlük çekiyorum. Daha dün “Teröristlerle masaya oturan hainler” diye iktidarı suçlayanlar, bugün CHP’si, DHKP-C’si, Halk Cephesi ve hatta PKK’sı demeden, kim terörist kim değil ayırt etmeden kol kola girip sözde barış, kardeşlik türküleri okumaya, “Kürt kardeşlerimizi şimdi daha iyi anlıyoruz” demeye ve “Bu hiçbir partinin değil halkın ayaklanmasıdır” diye taraftar toplamaya çalışmaya başladılar. Kimse kusura bakmasın ancak ben orada değilsem bu bir halk ayaklanması değil, en başında da söylediğim gibi karışıklık yaratmayı hedefleyen belli bir zihniyetin güdümünde ortaya çıkan siyasi bir eylemdir. Saf ve iyi niyetli insanların olayın ne olduğunu bile anlamadan sokaklara dökülmesi bu gerçeği değiştirmiyor. Çıkış noktası özgürlüklere vurulan “darbeler” iken ne oldu da kutuplaşan insanlar “darbe” çığırtkanlığı yapmaya başladılar? İktidarın rahatsız edici tutumlarını eleştirmek başka, sırf o iktidarı düşürmek adına sokaklarda postal sesleri, palet sesleri duymayı istemek, buna razı olacak kadar gözü karartmak başka şey…

      Olaylar her zaman nesneler gibi üç boyutludur, bu yüzden “Derinlemesine analiz” diye bir tabir vardır. Okulda, iş yerinde, tatilde, yani hayatın her kademesinde konulara tek bir açıdan bakmak ve bu doğrultuda çıkarımlarda bulunmak, sizden biraz daha zeki olanların sizi yönlendirmelerini sağlar. Bu tıpkı kadın-erkek ilişkisine benzer. Erkek bir Pazar akşamı alışveriş merkezine gitmek ister fakat bu fikir aslında gün boyu çaktırmadan bunu onun beynine kazıyan kadına aittir. Erkekler konulara düz baktıkları ve genellikle göründükleri gibi algıladıkları için çoğunlukla daha geniş düşünebilen kadınlar tarafından farkında bile olmadan idare edilirler.

      Bilinçaltı mesajları, kitlesel algı yönetimleri, psikolojik harp ve duygu sömürüsü gibi konular hakkında fikir sahibi değilseniz, fikir sahibi olanlara göre işiniz çok daha kolaydır. Çünkü onlar “Ulan acaba işin içinde başka bir iş mi var?” diye kafa yorarlarken, parçaları birleştirmeye çalışırlarken siz ilk gördüğünüz resimle, saptırılmış veya abartılmış ilk haberle çoktan gaza gelmiş, eyleme geçmiş bulunursunuz.

      Yazının tamamı: “Koyunlar, şerefsizler, korkaklar ve provakatörler

      Bilmiyorum daha önceki yazılarımdan hatırlar mısın ama ben AKP’yi eleştiren ve bir daha bu partiye oy vermeyeceğini söyleyen biriydim. Ancak şu anda içerisinde bulunduğumuz durum AKP’den çok öte, Arap Baharı olayları gibi ve bazıları ısrarla bu ifadeyi itibarsızlaştırmaya çalışıyor olsa da “dış mihrak” ürünü.

      Şu anda sokakta iki kesim var. Bir kesim sudan çıkmış balık gibi hiçbir şeyin farkında değil ve gerçekten özgürlüğü için mücadele ettiğini düşünüyor. Diğer kesim bilinçli ve sistemli bir şekilde olayları körükleyerek sürekli canlı tutuyor. Ben şu anda iktidarın böyle bir girişimle düşürülemeyeceğini savunanlardanım. Burası Arap ülkesi veya muz cumhuriyeti değil, demokrasi isimli bir sistemimiz var ve bunu korumamız gerekiyor. Erdoğan’ın tutumu sert, bazen rasyonel takılıyor tornistan ediyor azarlıyor evet ancak kesinlikle gösterilmek istendiği gibi bir Kaddafi değil, dahası o adam oraya gökten zembille inmedi. Onu seçen, onunla taraftar olan insanlar var.

      Son olarak şu videoya da bir gözatmanı rica ediyorum:
      https://www.youtube.com/watch?v=ACyByaerJzQ

  3. Onur

    İdamların hepsine karşıyım.Levent Kırca’nın da bunu kastettiğini düşünmüyorum.Umarım yakın bir zamanda Denizlerin veya idam edilen diğer vatanseverlerin de bahsedildiği videolar paylaşırsın.Ben de sizinle şunu paylaşmak isterim:

    https://www.facebook.com/photo.php?v=680770458607096&set=vb.313165105454666&type=2&theater

    https://www.facebook.com/photo.php?v=10151633524003194&set=vb.555988193&type=2&theater

    http://www.youtube.com/watch?v=QLwvfzHdalI

  4. remre

    “Menderes Hükümetinin ilk icraatı fazla masraf olduğu gerekçesiyle devlete ait otomobilleri satmak oldu. Menderes döneminde, paralara mevcut cumhurbaşkanının resminin basılması uygulamasını kaldırılmış, tekrar ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün resimleri basılmaya başlanmıştır”
    “1953 yılında CHP’nin tek-parti iktidarı sırasında edindiği malları haczedildi ve hazineye aktarıldı.”
    “1950-1954 yıllarında Türkiye ekonomide kalkınma dönemine girdi. Bu dönemde serbest piyasa ekonomisine geçişe hız verildi. ”
    “Yabancı sermayeyi teşvik yasası çıkarıldı. Gelen krediler özellikle tarım alanında kullanmaya başlandı. Tarımda makineleşme çalışmaları yoğunlaştırıldı.”
    “1954 yılında Türkiye Vakıflar Bankası kuruldu. Bu dönemde Türkiye’nin gayri safi milli hasılası yılda ortalama %9 oranında büyüdü.”
    “2 Mayıs 1954 tarihinde yapılan seçimlerde DP büyük bir zafer kazandı. Oyların % 57’sini alarak iktidarını tek başına devam ettirdi. Bu oy oranı, 150 yıldan beri fasılalarla batılılaşmaya, modernleşmeye ve demokrasiyi uygulamaya çalışan Türkiye tarihinde demokratik bir seçimde bir siyasi parti tarafından ulaşılan en yüksek orandı ve bir daha da bu orana ulaşılamadı.”

    Neden öldürülmesi gerektiğini anlamışsınızdır..
    “Menderes’in, uçağı Londra Gatwick Havalimanı yakınlarında alçalırken düşüp parçalanmasına karşın kazadan yara almadan kurtuldu..”
    baktılar böyle olmuyor, asalım kurtulalım dediler…
    en hazini de;
    ” Türkiye Büyük Millet Meclisi 1990 yılında çıkardığı yasayla, Menderes ve onunla beraber idam edilenlere itibarlarını iade etti.”
    yazık .. gerçekten yazık..

  5. selim sirci

    İdam edilmesi kahraman olmasına neden oldu. Kendisi intihar etmeyi becerebilseydi belki de onu kimse sitesinin girişine koymazdı.

    1- IMF’den ilk dış borcu almak olmuştur ve Türkiye’yi borç batağına sürüklemiştir.
    2- Amerika istekleri doğrultusunda Atatürk’le başlayan sanayi atılımlarını durdurmuştur. Çünkü abd’ye göre sanayi atılımları ülkedeki komünist eğilimleri arttırıyordu.
    3- Enflasyon ekonomi büyüyor denmesine ve rakamlarla oynanmasına rağmen %8’den %15 e çıkmıştır.
    4-“Milletvekili listesine odun koysam seçtiririm” diyerek halkı küçümsemiştir. aynı zamanda dini siyasete alet etmiş “siz isteyin şeriat gelsin” diyerek seçilmiştir. daha da kötüsü ise heryerden şehyleri aday göstermiştir.
    5- Türkiye kendisiyle alakasız bir toprağa ne dinde ne de insanlıkta olamayacağı şekilde emperyalizm uğruna KORE’ye asker göndermiştir. bunun sonucunda ülkemiz nato üsleriyle donatılmış ve daha 30 yıl önce canla başla savaştığımız düşman elini kolunu sallaya sallaya önce ekonomiyi ele geçirmiş sonra da askeriyle anadolu’daki üslere yerleşerek orta doğu çıkarlarını korumuştur.

    • Caner
      Yazar

      “Adnan Menderes’in idamı Türk Siyaset tarihinin utanç verici kara lekelerinden biri olarak hafızalarda ve vicdanlardaki yerini koruyor…”

  6. Serap

    “Tarih tekerrürden ibarettir arkadaşlar, apolitik olduğunu, kimsenin maşası olmadığını düşünen genç ve samimi arkadaşlarımızı 50 yıl öncesine kulak vermeye davet ediyorum. Bu ülkede on yıllardır benzer tezgahlar kuruldu ve görüyoruz ki kurulmaya da devam ediliyor. Sadece bir dakikalığına durun ve sahip olduğunuz fikirlerin gerçekten size ait olup olmadığını sorgulayın.”

    evet başından beri tayyibe karşı oynanan oyunları, kışkırtmaları gördük.. başbakan olduğunda oy veren milletin nasıl aşağılandığını ne tepkiler aldığını da… fakat bir başbakan olarak milleti ötekileştirmek, başörtüsü üzerinden rant yapmak, sürekli ben ben ben yaptım , yapıcam diyip rest çekmek ne kadar doğru? millet bastırılmaya karşı tepkili ben de bir milletim ben de tepkiliyim, he o tepki göstericez diye ortalığın anasını ağlatanlara, polislerimize şiddet uygulayanlara da tepkiliyim. ama kimse kör sağır değil , özellikle gençler her türlü kaynak ellerinin altında… kimi körü körüne öfkesini de önüne katarak , kimi gerçekten partizan olduğu için, kimi bir insan olarak vicdanını kullandığı için, kimi ortalığı karıştırıp milleti birbirine düşürmek için meydanlara çıkıyor… peki bunların çözümü susturulup, bastırılmak mı sence? insanlarımız öldü bizim ya, komiserimiz çocuğunu göremeden körü körüne öldü, hayvanlarımız katledildi… bundan sonra kimse aklayamaz başbakanı benim gözümde.
    madem “tarih tekerrürden ibaret”, madem oynanan oyunları biliyorsun ayrıştırmakla yükümlü olan insanlar görevini kötüye kullandılar, insanların arasına sivil polis bırakıp art niyetli insanları ayrıştırıp, insanları uyardıktan “bakın sakin olun biz sizin iyi niyetle burada olduğunuzu biliyoruz ama bunların amacı bizim hukumetimizi düşürmek ya da ortalığı karıştırmak vs” diyip sonra provake etmek isteyen insanları tutuklamak meydanı iyi niyetli insanlara bırakmak sadece izlemek dinlemek çok mu zordu? ortalığı kızıştıran kim?

  7. Bilgehan

    Cumhurbaşkanı’nın, Başbakan’a anayasa kitapçığıyla ekonomik kriz çıkabileceğine inanlar parmak kaldırsın. Peki şimdi gezi parkı olaylarıyla, faizlerin yükselip ekonomik kriz çıkarabileceğine inanlar parmak kaldırsın. Birine parmak kaldırıp diğerine parmak kaldırmıyorsanız olaya taraflı baktığınızı söyleyebilirim.

    Ata sporu liderlik olan bir milletiz. Bu nedenle beğenirsiniz veya beğenmezsiniz, öyle veya böyle liderler yetiştiren bir milletiz. Adnan Menderes de bu liderlerden biridir. Takdir edilecek birçok icraatı olduğu gibi eleştirilecek de birçok icraatı vardır. Başına gelen hazin son ise hiçbir şekilde kabul edilebilir değildir. Ben Caner’in yaptığı gibi Menderes’den günümüze örnekleme yapmak yerine olaya ‘liderlik’ kavramı açısından bakmak istiyorum.

    Değişik liderlik yaklaşımları vardır. Detaylandırmaya gerek yok. Başbakan Erdoğan bu yaklaşımlardan ‘Karizmatik Liderlik Yaklaşımı’na denk gelmektedir. (Siyasi olarak desteklediğim anlamına gelmez.) Peki karizmatik lider olarak Erdoğan neden en son olaylarda, karizmatik liderlerin pek de başvurmadığı, genelde sıradan yöneticilerin başvurduğu güç kaynaklarından olan, ‘zorlayıcı güç’ ve ‘yasal güç’ kaynaklarını ilk günden itibaren kullanmıştır? Eğitim seviyesi her geçen gün artmakta olan bir toplumda bu tip uygulamaların tepki göreceğini kendisi birçok prof’dan daha fazla bilmektedir. Pekala insanları etkileme yoluna giderek ve ikna ederek çok daha kısa sürede olayların önüne geçebilirdi.

    Sokaklara her akşam dökülen insanların, faiz lobisinin koordinesinde insanlar olduğunu düşünmek veya bunu bu şekilde göstermek saçmadır. Çünkü o insanların büyük çoğunluğu senin, benim komşumuz, akrabamız vs olduğu bir gerçek. Provakatörler var elbette. Bunu söylemeye bile gerek yok. Zaten provakatörleri seçmek için istihbaratçı olmaya da gerek yok. Özellikle ilk günlerde sokağa çıkanların büyük çoğunluğu ‘Arkadaş bari Taksim’in göbeğini rant için kullanmayın’ diyerek çıkmıştı.

    Türkiye’nin borcu 500 milyar dolarlar seviyesindedir. Bu borcu verenler sokaklarda tencere tava çalanlar değil elbette. 10 yıldır sıcak parayı bu ülkeye sokan ve ekonominin stabil hale gelmesine (veya öyle görünmesine) katkı sağlayan ‘faiz lobisidir’ bu borcu verenler. Yine aynı faiz lobisi yıllardır milyarlarca dolar kar etmektedir vatandaşın sırtından. Arkadaşlar ‘Tatlı tatlı yemenin, acı acı geğirmesi’ vardır. Yıllardır birikmiş olan bocun doğuracağı sonuçların, sebebi olarak protestocuları (protestolarında haklılar veya değiller önemi yok) göstermek insafsızlık olur.

    Son olarak, eğer faiz lobisiyle bir hesabınız varsa kartelleşme davasında ümüğünü sıkmalıydınız. Gıdıklayacak para cezaları vererek hesap soramazsınız. Benzer şekilde hükümeti sevmiyorsanız ve gitmesini istiyorsanız, o zaman sandık için çalışır ve oradan gönderirsiniz. Sokaklarda tencere çalmakla bu iş olmaz. Aksine ters teper.

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir