Koyunlar, şerefsizler, korkaklar ve provakatörler

dis-gorunus İnançlı insanlar bu dünyaya sınav için gönderildiklerine inanırlar. Yüce Mevlam kimini mal ile, para ile sınar, kimini hastalıkla kimini de çeşitli musubetlerle. Olayın aslı sabır göstermek, metanetini korumak, isyandan Allah’a sığınmaktır. Ben ise son birkaç gündür düşünmekten ve sabrını korumaya çalışmaktan uykuları kaçmış aciz bir kul olarak, bu dünyaya cehaletle sınanmak için gönderildiğime inanıyorum. Sanki insanların gözlerini sımsıkı yumduğu bir dünyada gözlerimi her saniye açık tutmakla, çevremde gelişen olayları görüp acılarını üstlenmekle sınanıyor gibiyim.

Ben, insanların bir kısmı idrak etmekte güçlük çekiyor olsalar bile sürekli tekrar etmek zorunda kaldığım üzere siyasi partiler üstü bir bireyim. Ne yazık ki bunu bazen en yakınımdakiler bile anlamak istemiyor. Ellerinde “AKP’li, CHP’li, yobaz, yandaş, protest, koyun, tatlı su liberali” gibi kalıplar var ve ısrarla beni bu kalıplardan birine oturtmaya çalışıyorlar, olmayınca devreleri yanıyor, “Ağzının iki tarafıyla konuşuyor” diyorlar. Gerçi onları da suçlayamıyorum zira koca bir ömrü 64MB hafıza ile sürdürmeye çalışmak kolay iş değil.

Sosyal medyada yakılıp yıkılan kamu mallarının, zarar gören insanların, camilerin, deli gibi hareket edenlerin, yani o dillerden düşmeyen “provakasyonların” görüntülerini paylaşıyorum. Bazı arkadaşlarım konuya tek taraflı yaklaştığımı söyleyip “Bunları görüyorsun ama polisin insanlara nasıl şiddet uyguladığını görmüyorsun” diyorlar. Polisin uyguladığı şiddeti görmemek için kör olmak gerek. Zaten bir önceki yazımda olayların bu noktaya gelmesinin orantısız güç kullanımının bir neticesi olduğunu söyledim. Tüm bu görüntüleri paylaşmaktaki niyetim “Bakın iyi hoş bir şeylere inanarak peşinden gidiyorsunuz ancak amacını aşan hareketleriniz bu tür sonuçlar doğuruyor. Kimse değil zararını yine bizler görüyoruz, göreceğiz.” demeye çalışmak. Çünkü biliyorum ki ortam sakinleşip sular durulduğunda bir çok insan daha sakin düşünme imkanı bulacak ve meydana gelen olumsuz sonuçlarda payı olduğu için pişmanlık duyacak.

Başından beri söylüyorum, elbette düşünceleriniz, yaşam tarzlarınız, özgürlükleriniz veya doğru olduğuna inandığınız şeyler için sesinizi duyurmaya çalışacaksınız, patlıcandan hoşlanıyorsanız patlıcan tüketim özgürlüğünüzün kısıtlanmasından duyduğunuz rahatsızlığı dile getireceksiniz ki zaten demokrasi dedikleri şey budur. Ancak savunduğunuz, doğru olduğuna inandığınız fikirlerin herkes tarafından sorgulanmadan kabul görmesini, “Bak işte doğru olan bu daha neyini düşünüyorsun?” dediğiniz herkesin sizin yanınızda yer almasını beklemek, sizin gibi düşünmeyenleri “Korkak, şerefsiz, koyun” ilan etmek mantık, olgunluk sınırları içerisinde açıklanabilecek bir davranış değil. Bu şekilde sözüm ona faşistliği, diktatörlüğü eleştirirken farklı düşüncelere, renklere ve çeşitliliğe olan hazımsızlığınızla faşistliğin, diktatörlüğün tillahını siz yapmış oluyorsunuz. Şu örneğe bir bakın: Feysbuk’ta yıllarca arkadaşım rolü oynamış olan bir eleman “Siz evlerinizde rahat rahat oturun biz sizin yerinize de biber gazı, jop yiyoruz, sizin yerinize de ölüyoruz” diye bir kelam ediyor, karşılık olarak “Ben kimseyi böyle bir göreve tayin etmedim, her koyun kendi bacağından asılır” diyorum ve herif bana “Koyun” deyip arkadaş listesinden çıkarıyor. İşte böyle bir tutumu alkışlamak, o herifin vatan kurtardığına inanıyor olsanız bile ahmaklığın daniskasıdır. Eğer insanların hepsi aynı düşünceye sahip olsaydı bugün ne savaşlar ne ekonomik krizler ne de sınır çizgileri olurdu.

Bu gibi dar görüşlü tutumlar yüzünden an itibariyle konu öyle bir boyuta taşındı ki, anasını sattığımın memleketinde AKP’yi eleştirmek isteyen insanlar bile AKP’yi savunmaya itilir duruma getirildi, öyle veya böyle taraf olmaya zorlandı. Bu ne tür bir kumpastır, nasıl bir Ali Cengiz oyunudur inanın anlamakta güçlük çekiyorum. Daha dün “Teröristlerle masaya oturan hainler” diye iktidarı suçlayanlar, bugün CHP’si, DHKP-C’si, Halk Cephesi ve hatta PKK’sı demeden, kim terörist kim değil ayırt etmeden kol kola girip sözde barış, kardeşlik türküleri okumaya, “Kürt kardeşlerimizi şimdi daha iyi anlıyoruz” demeye ve “Bu hiçbir partinin değil halkın ayaklanmasıdır” diye taraftar toplamaya çalışmaya başladılar. Kimse kusura bakmasın ancak ben orada değilsem bu bir halk ayaklanması değil, en başında da söylediğim gibi karışıklık yaratmayı hedefleyen belli bir zihniyetin güdümünde ortaya çıkan siyasi bir eylemdir. Saf ve iyi niyetli insanların olayın ne olduğunu bile anlamadan sokaklara dökülmesi bu gerçeği değiştirmiyor. Çıkış noktası özgürlüklere vurulan “darbeler” iken ne oldu da kutuplaşan insanlar “darbe” çığırtkanlığı yapmaya başladılar? İktidarın rahatsız edici tutumlarını eleştirmek başka, sırf o iktidarı düşürmek adına sokaklarda postal sesleri, palet sesleri duymayı istemek, buna razı olacak kadar gözü karartmak başka şey.

Tüm bunlar zarar vermek, ayrımcılık yapmak için bu olayları tezgahlayan kimselerin elini güçlendiriyor. Serseri kurşun gibi düşünmeden hareket edenlerin, yurtdışına “Ülkemiz yandı mahvoldu ne olur gelin bizi kurtarın!” diye mesaj gönderenlerin esasen ne tür bir amaca hizmet ettiklerinin idrakına varması gerekiyor. Evet provakatörler var, polis araçlarına “Biji Kürdistan” yazanlar, suçsuz günahsız vatandaşın malına, canına kastedenler var fakat bunlar ortada hiçbir şey yokken türemediler. Haklılığını desteklemek, insanları kendi saflarına çekmek için yalan yanlış bilgiler, abartılı söylemler paylaşan kimseler sayesinde vücut buldular. Bu insanların bir an için olsun durup kendilerine şunu sormaları gerekiyor: Niyet üzüm yemek mi bağcıyı dövmek mi? Kendilerini yönlendiren, uğruna mücadele verdikleri şey özgürlükleri mi yoksa iktidara duydukları salt nefret mi? Hiç kimseye karşı değil, kendilerine karşı dürüst olsunlar yeter.

dis-gorunus-2 Olaylar her zaman nesneler gibi üç boyutludur, bu yüzden “Derinlemesine analiz” diye bir tabir vardır. Okulda, iş yerinde, tatilde, yani hayatın her kademesinde konulara tek bir açıdan bakmak ve bu doğrultuda çıkarımlarda bulunmak, sizden biraz daha zeki olanların sizi yönlendirmelerini sağlar. Bu tıpkı kadın-erkek ilişkisine benzer. Erkek bir Pazar akşamı alışveriş merkezine gitmek ister fakat bu fikir aslında gün boyu çaktırmadan bunu onun beynine kazıyan kadına aittir. Erkekler konulara düz baktıkları ve genellikle göründükleri gibi algıladıkları için çoğunlukla daha geniş düşünebilen kadınlar tarafından farkında bile olmadan idare edilirler.

Bilinçaltı mesajları, kitlesel algı yönetimleri, psikolojik harp ve duygu sömürüsü gibi konular hakkında fikir sahibi değilseniz, fikir sahibi olanlara göre işiniz çok daha kolaydır. Çünkü onlar “Ulan acaba işin içinde başka bir iş mi var?” diye kafa yorarlarken, parçaları birleştirmeye çalışırlarken siz ilk gördüğünüz resimle, saptırılmış veya abartılmış ilk haberle çoktan gaza gelmiş, eyleme geçmiş bulunursunuz.

Bunun daha net anlaşılması için bir örnek vermek istiyorum.

Son birkaç gündür yaşadığımız olaylarla ilgili elden ele dolaşan bir video var (ilgili anahtar kelimeleri az sonra anlatacaklarımdan türeterek Google’da arayıp bulabilirsiniz). Bir binanın üç veya dördüncü katında oturan bazı vatandaşlar, gece veya sabaha karşı hemen evlerinin önünden geçmekte olan çevik kuvvet ekiplerini kaydediyorlar. Yaklaşık iki dakikalık videonun ilk dakikasında videoyu çekenler polislere ana avrat küfür edip tahrik etmeye çalışıyorlar. Bir süre sonra olayı dine kitaba sövme aşamasına getiriyorlar. İkinci dakikasında ise bu hakaretlere kayıtsız kalamayan polislerin binaya saldırıp, bir şeyler fırlattıkları, el kol hareketleri yaptıkları görülüyor. Bu video tam ortadan kesiliyor, ilk bölümü bir kesim tarafından “Bakın Sabah namazından çıkan insanlara ve polislere nasıl da ağır hakaretler ediyorlar” diye, ikinci bölümü diğer kesim tarafından “Polis artık evlere saldırmaya başladı, vatandaşın penceresinden içeri gaz bombaları fırlatıyorlar” diye velvele eşliğinde servis ediliyor. Aynı video ile bile iki farklı düşüncenin körüklenebildiği, nifak tohumlarının ekilebildiği bir dünyada yaşıyoruz, lütfen farkında olun.

Facebook Yorumları

22 Yorum

  1. Şenol Şengül

    Olayların nereye gittiği artık belirsiz önü açık yani, ama bunun yanında yine sağduyulu ve eylemlerini güzel bir biçimde anlatmaya çalışan insanlar olduğu kadar provakatörler de mevcut durumda. Bugün izlediğim THY çalışanlarının grev videosunu görünce böyle greve yada eyleme can kurban dedim izlemek isteyen aşağıda linki bulabilir.
    http://www.youtube.com/watch?v=2x56qCv5AgA&feature=youtu.be

  2. serkan

    salt akp ve din düşmanlığı işte her şey ortada gelenler belli sloganları belli.
    Adama derdiniz ne diyorum aha pis bir yandaş var özgürlüğe karşımısın diyor. Amacınız ne diyorum 20 yıldır duyduklarımı tekrarlıyor.
    atatürkü seviyorum cumhuriyeti seviyorum laikliği seviyorum aslında laikliğin ne olduğunu bilmiyorum ama yinede seviyorum (diyor).
    Yahu müslüman bak yıllardır kardeşçe yaşıyoruz (kesiyor)… Ne kardeşliği hepsi yobazlardan kaynaklanıyor pis cemeatçiler diyor. Ulan müslüman ne kötülünü gördüm diyorum.
    Bizim mahallede bir hacı amca vardı ( eee) işte haca gitmişti ama kötü mal satıyordu…
    Adam 2 dakkada 1400 yıllık islam medeniyetini afaroz ediyor. Gerçi buda bir meziyet helal olsun diyelim zaten laf anlatamıyorsun. ya bırak laf anlatmayı zaman sağlılı bir şelik oturup konuşamıyorsun ki.

    neyse bu uzar

  3. Hakan Ali Uysal

    “kol kola girip” ifadesinde paylaştığın resim Türkiye’den değil, yurtdışından sevgili Caner. yurtdışında isteyen istediğini yapıyor, her görüşte insan birlikte sorun olmaksızın toplanıyor ve kimse birşey demiyor. çünkü orası yurt dışı. yani o resim Türkiye’den değil. diğer dediklerinde haklısın, sevgiler.

    • Caner
      Yazar

      Evet sevgili Hakan o resmin yurtışında çekilmiş olduğunu bilerek paylaştım, zaten öyle olduğu her halinden anlaşılıyordur diye düşündüm. Ne var ki demokratik olmak demek benim insanımı öldüren ve terörist olarak anılan birine saygı duymak anlamına gelmemeli, zamanın veya mekanın bir önemi olmamalı.

      Sevgi ve saygılar aziz dostum.

  4. Bünyamin

    Birkaç şey de ben eklemek isterim;

    – 6 gün önce ile şuan arasında borsa 6 puan kaybetmiş milli hazinemizden 1.5 milyar TL faiz lobilerinin ceplerine girmiştir.
    – Sosyal medyada çığırtkanlık yapanlar şimdi düşünürlermi acaba “lağn naptık biz” diye? Yada hiç kimse dermi “yahu bu yanlıştı, biz seçim sandığında yapalım yapacağımızı” diye ?
    – Ülkeyi yönetenler diyecekmi acaba çok yüklendik diye?
    – Çok ironiktir ki bu tür galeyanlara ve saçma sapan sebeplerden milleti ayaklandırmalar sık periyodlarla yutturulabiliniyor,

    Bknz: “İrticaaaaaaa”,”Hakimler içeri girecek bizi kim koruyacak”,”Kahraman paşalar içerde” ,”P.rnoma dokunma”,”1Mayısı kutlayamadık ülke yasa girsin” , “TC kaldırılıyor ülke elden gidiyor”
    Bu türden sazanlama (mahlası sazan.avi) olayları aradan 20 30 gün geçti mi birdaha birdaha yutturulabiliyor.

  5. papazyan

    Caner beni gercekten cok sasirttin. Uzun zamandir bakamiyordum ne yazdi bu harika yazar dedim. Kitabin cikacak akla, edebiyata sahip birisin bence. Ama senin benimle ayni dusunmeni degil daha yaratici bir sekilde bakacagini dusundum. Insanlarin tepkilerinin gercek sebeplerini daha iyi algilayabilecegini akpliysen bile catir catir elestirebilecek biri gibi gordum seni. Sanirim yanilmisim. Yazında bir cok seyi mantikli ve dogru bulsamda senin tarafsizligina herzamanki bakis zekana inanamadım. Seni eleştirmedim yanlis anlama sadece cok sasirdim. Ve ekteki yaziyida okuyup senin gibi bir adamin yorumlamasini isterim. Saygilarimla.

    http://m2.gazetevatan.com/News/NewsArticle?ID=543487

    • Caner
      Yazar

      Öncelikle görüşlerin için çok teşekkür ederim. Beni elbette eleştirebilir, yanlış veya hatalı bulduğun konularda görüşlerini dile getirebilirsin. Yazılarımı genellikle insanların okumaktan kaçmayacağı kısalıkta, özet niteliğinde tutmaya çalışıyorum. Bu sırada aklımda olmasına rağmen yazarken üzerinde ciddiyetle duramadığım konular olabiliyor veya önceki yazılarımı referans olarak gösterip tekrar dile getirme ihtiyacı hissetmeyebiliyorum. Yine de seni şaşırtan noktalardan bahsedebilirsen dilim döndüğünce izahat getirmeye çalışayım.

    • Salih

      Şuan verdiğin link bile bu ülkeyi bölmek isteyenlerin oyunlarının bir parçası.Olay da bu zaten BÖL,PARÇALA,YÖNET.Bu millet aynı hatayı defalarca yaptı hala akıllanmadı.Geçmişe bakın babasınıikardeşini başka partide diye öldürenlere bakın çünkü götürülmek istendiğimiz yer orası.Olaya tek bir açıdan bakmak yerine derinlemesine analiz yapmalıyız. Polis biber gazı sıktı, sert müdahale yaptı haydi sokağa denilip isyan edilmez. DERİN bakıcaksın…

  6. Beyza

    Canların canı yanarken biz neredeydik…

    Bir şeylere maşa olmamak için kenarda durup olaylara nesnel bakmaya çalışmak iyi. Zaten gerçeği anlamaya çalışan herkes sanırım bunu yapmaya çalışıyor.
    Dolduruşa gelmeyelim evet ve farz edelim ki bilmeden birileri maşa oluyor, ama masumlar… Peki gerçekleri aydınlatmanın tek yolu üzerlerine biber gazı sıkmak, bire on kişi üzerlerine saldırmak, ölmelerini istemek mi… Bunlar yurt dışından ihraç edilmiş gençler, anneler, siviller değil. Biraz gönül almayla düzelebilecek bir şeydi. Kaç kişi mektup yazmış “sayın başbakanım” diye… Kaç kişi valiyi aramış, diyalog için, ulaşılamamış. Tabi bu mektuplar yazılmamış da olabilir. Bu telefonlar edilmemiş olabilir. Bir taraf komple dolapta dümende, bir taraf da vatanseverlikte olabilir. Ya da ortak paydalar varsa da hiçbir grup homojen değil. Herkes birer birey. Bunu kabul etmek de mümkün. Aslında bize anlatılan hiçbir şeye de inanmamak mümkün. Ne biliyoruz ki aslında? Truman Show filmindeki gibi. Bilgimiz neye yetiyor, bize ne anlatılırsa o bölük pörçük bilgimizle bir anlam kurmaya çalışıyoruz. Gidip gözünle görsen bile yetmez. Uzun bir hikâyenin orta yerinde hayata doğmuşuz. Öncesi upuzun, ve ne yapsan büyük ihtimalle ne vaktin ne enerjin yetmeyeceği için eksik kalacak bir hikâyede doğru yanlışı ayırabilir misin… Ya da 13. kat filmindeki gibi hangi gerçek katmana ulaşırsan ulaş, bir piyon musun, başka bir gerçek katman daha var mı ötede?

    Akp’nin pkk sorunun çözme konusunda attığı adımları yapıcı bulduğum bir mesaj yazdığım için genelde fikirlerimizde parallelik olan bir arkadaşım da facebooktan beni engelledi. Ne yapayım yani. Olsun varsın. Ben canı bir şekilde yandığı için bu tepkiyi verdiğini biliyorum. Aynı soruna farklı tepki veriyoruz ama derdimiz aynı aslında.
    Siddet çözüm değil. Hele bir devlet için silahsız, sivil vatandaşına karşı çözüm hiç değil. Hele “ilk çözüm” hiç olmamalıydı. Hadi oldu, devamı gelmemeliydi.
    Şahsen yapmaya çalıştığım şey mağdurun yanında olmaya çalışmak. İster polis, ister sivil. İstenirse aptallıklarından denilsin… Kim kendini ateşe atıyor, kimlerin canı yanıyor bu olayda? Sivas’ta birileri yakıldı ve bu müslümanlık adına yapıldı. Şu sıralarda birileri için Rize’de kıstırıldılar deniyor. Bu bilgi de yalan olabilir. Bir fotoğrafta hastanenin önünde polis arabaları barikatı?… yaralılar giremesin diye? Bu fotoğraf da yalan olabilir. Ne gazete, ne kitap, ne başbakanın tabiriyle “bela” sosyal medya… Neyin gerçek olduğuna kim karar verecek.
    Benim canım yanıyor, yanmayanlara ne mutlu.

    Hiç değilse Miraç Kandili’nde şiddet dursaydı. Çok yazık.

  7. Salih

    “bu bir halk ayaklanması değil, en başında da söylediğim gibi karışıklık yaratmayı hedefleyen belli bir zihniyetin güdümünde ortaya çıkan siyasi bir eylemdir”

    “onlar Ulan acaba işin içinde başka bir iş mi var?” diye kafa yorarlarken, parçaları birleştirmeye çalışırlarken siz ilk gördüğünüz resimle, saptırılmış veya abartılmış ilk haberle çoktan gaza gelmiş, eyleme geçmiş bulunursunuz.”

    ve son olarak

    “Niyet üzüm yemek mi bağcıyı dövmek mi?”

  8. Şenol Şengül

    Ben siyasi liderlerin de halkı zaman-zaman ayrıştırma politikası izlediğini düşünüyorum bilerek yada bilmeyerek. Mesela 3’ncü köprü projesinde neden Yavuz Sultan Selim ismi konuldu diye de düşünüyorum, acaba başka bir isim bulunamazmıydı.

  9. ahmettatar

    Ben gösteriye katılma amacıyla orada bulunan herhangi birşeyi protesto etme amacıyla orada bulunan birinin başına neler gelebileceğini bildiğine inanıyorum.. Canları dayak çekmiş gitmiş adamlar ben hiçbirini mağdur olarak görmüyorum açıkçası.. Ben ve arkadaşlarım da türban üniversitelerde yasaklandığında rektörlük binasının önünde gösteri yapmaya çalışmıştık başımıza neler gelebileceğini biliyorduk orada toplaşırken bir süre çığırdıktan sonra polis panzerle geldi su sıktı üzerimize kaçıştık..:) Daha ileriye de gidebilirdi polis ve üniversite özel güvenliği ama yırttık Allah’tan..:) Mağdur diye birşey yok izinsiz protesto suçtur, yasaktır.. Yasak olan bir eylemin sonucunda olabileceklerden o eylemci bireylerin kendileri sorumludur.. Hak iddia edemezler babamızın oğlu olsalarda edemezler.. Ben şahsen polis memuru olsam ve kardeşim de eylemci grubun içinde olsa gözünün yaşına bakmam kardeşim demem.. Hele ki polise karşı saldırı yapan bir grubun içindeyse hiç acımam Allah ne verdiyse..:)

  10. Yılmaz Tek

    Arkadaşlar iyi güzel yazmışsınız da çok fazla yanlışta var yorumlarda, bir kere izinsiz protesto suçtur diye birşey kesinlikle yok, anayasanın 34. maddesine bakabilirsiniz. Toplum dinamikleri açısından eylemler güzel şeylerdir, tabi durumu terörize etmeden, fakat burada şöyle bir durum oluyor, bugün ekmek fiyatlarına karşı eylem yapsanız yine aranıza provakatörler karışabilir, bu gibi durumlar eylemin haklılığına gölge düşürmez. Hele ki eylem yapana ben polis olsam direk dalarım yazmış arkadaş sanırım yaşının ufak olması ve henüz dünya görüşünün tam oturmamış olmasına bağlıyorum bu durumu, kolluk kuvveti, yargı veya cellat kuvveti değildir, orantılı davranmak zorundadır, anayasada da böyle bir hak zaten kendilerine verilmemiştir.. Polisimiz de kendisine iç güvenlik talimatlarına göre kesinlikle YASAK olmasına rağmen hakları için eylem yapmıştır, bunu da unutmamak gerekir. Bir diğer madde ise Borsa’nın düşmesi, arkadaşlar borsanın düşmesine çok takılmayın, yani bazı şeyleri madden karşılayamazsınız ayrıca içiniz rahat olsun bu gibi durumlarda kaybedenler sermaye sahipleri olur. Borsa zarar edecek diye pasifize olursanız asıl sorun orada.

    Ayrıca unutmayalım, hükümetler yanlış kararlar verebilir, vermiştir ve verecektir. Sonradan hata olduğu kabul edilen yüzlerce olay vardır. Burada bir yönetim hatası yapılmıştır, kriz konusunda sınıfta kalınmıştır.

    • ahmettatar

      Sevgili Yılmaz Tek yaşım 33 ve dünya görüşüm bana göre oturmuş ne de olsa benim dünya görüşüm bana göre de seninki oturmamış mesela.. Provakatör değil Provokatör olacak provoke etmekten.. Anayasının 34. maddesi gösteri yürüyüşü serbest diyormuş onu da saynede öğrendim teşekkür ederim ama ilgili madde de “Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.” böyle bir ayrıntı var yürüyüş demek bağırma çağırma saldırı gibi şeyler içermeyen bir eylem sanıyorum.. Yürüyüş kelimesinin anlamı dışına çıkıldığında ben polis olsam direk dalarım doğru anlamışsın hatta polis olmasam da direk dalabilirim sabrım taşarsa.. Ben benim anlam veremediğim birşey yüzünden yaygara koparan insanların yarattığı gürültü kirliliğine maruz kalmak zorunda değilim beni rahatsız etmeye hiçbirinin hakları yok beni rahatsız eden o böğürtüleriyle kulaklarımı tırmalayan her eylemciye direk dalabilirim dua etsinler aralarında kadınlar çocuklar varda dalmıyorum.. bir tek senin dünya görüşün oturmuş öyle değil mi senin gibi düşünmek zorunda değil mi herkes..?? Ben acımasızca davranılması taraftarıyım devletin otoriter olması taraftarıyım devlete herhangi bir konuda başkaldıranların cezalandırılması taraftarıyım.. İster bağnaz de ister dünya görüşü oturmamış de benim görüşüm bu ve her zaman arkasındayım eylem yapan ben olsam dahi arkasındayım bu görüşümün.. Niye kimse dava açmayı rahatsız olduğu durum hakkında yargının karar vermesini amaçlamıyor yahut şimdi ombudsmanlar çıktı kim gidip eylem konusunu ombudsmanlara şikayet etti..??

      • Yılmaz Tek

        e yaş 33 ise sizi 10 yıl önce üniversiteye girişte saçlarından sürüklenen kızların yanında da görmek isterdik. o zaman ki polis yurtdışından gelmemişti. aslında cevap vermeye değer bir yazı yazmamışsınız, yok beni rahatsız etmesinler falan, komik bunlar 🙂 o yüzden kısa kesiyorum.

        • ahmettatar

          Evet doğru anlamışsın Yılmaz beni rahatsız etmesinler dedim rahatsız edilmek istemiyorum aptalca çığırtkanlık yapanların çıkardığı gürültüden, futbol takımı taraftarlarının çıkardığı gürültüden, yerli yersiz bağırılıp çağırılmasından hoşlanmıyorum sokağın ortasında bağıra bağıra bir yerini yırta yırta garip garip sesler çıkarta çıkarta dolaşanşar çocukluk etmiş olmuyor da ben rahatsız olduğumu söyleyince mi çocukluk etmiş oluyorum.. Yılmaz diyorum ki acaba sen kapalı mekanlarda fazla mı kalıyorsun..??? Çık biraz oksijen al..

  11. Pilot Binbaşı Rıza KÜÇÜKDURMAZ

    Her şeyin bir bedeli olmalı birileri bir şekilde emek sarf etmeli bu gün insanlar ne olduğunu bilmedikleri bir şekilde değil ne istediklerini biliyor bir şekilde oradalar “Eyvah bu adama ne olacak” korkusuna kapılmamalı hiç kimse çünkü vazgeçilmez olmamalı hiç kimse hiç bir şey yanlış giden bir şeyler varsa değişimi kabul etmeli insanlar alaturka kanında dolaştığı sürece kimse bozamaz seni korkma oyunlara gelmeden ecdadının izinde ne istediğini biliyor bir şekilde yapabileceğin en özgür ülkeyi miras bırak çocuklarına.Şimdi söylemek istediğin bir şey varsa haykır ama seni koruyan devletimin güzel polisine değil avrupanın iti köpeği olmuş kuruluşlara ve sen uçarken sana çapa olmuşlara…

  12. Hibestil

    Bazen bu eylemlere zıt bir eylem yapılsa diye düşünüyorum. Ardından kendi kendime ” Olum bu işte bir değil bin iş var. ” diyorum. Ama kendi düşüncemizin doğruluğu kanıtlayacaz diye onlara benzeyip başkalarının hakkına girmek, devlete , millete zeval vermek hiç mantıklı gelmiyor. Bilmiyorum halkı halk mı susturmalı , yoksa devlete mi bırakmalı.

  13. Yılmaz Tek

    Güncellemeler mailime geldiği için arasıra kendimi bu sayfada buluyorum :), Uzatmaya benim açımdan gerek yok, sadece farklı yorumları belki de katılmadığı görüşleri sayfasında yayınlayan ve sansürlemeyen Caner kardeşime teşekkür etmek istedim.

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir