Denize giderken beklenenler ve gerçekte olanlar

Harbiden de olay budur yani. Siz masmavi deniz, gökyüzü, altın sarısı kumsal beklersiniz şansınıza gri bir gökyüzü ile humuslu toprak ile eşdeğer bir kumsal denk gelir. Huzur, sessizlik hayal edersiniz, kendinizi çılgın insan topluluğunun arasında bulursunuz. Her tarafta güzel kızların olacağını düşünürsünüz, Şahin’lerle beşer kişilik ekipler halinde oraya gelen abazan nüfusun antenleri dikip çevreyi parsel parsel dikizlediğini görürsünüz. Hatta er kişi olmanıza rağmen o bakışlardan siz bile rahatsız olursunuz. En son ikiyüz yıl önce denize gitmiştim ordan biliyorum.

İşte bunlar sürekli yalan söylemeyi alışkanlık haline getirmiş olan reklamlardan kaynaklanıyor. Her zaman her şeyin en iyi, en güzel, en kusursuz taraflarını gösterdikleri için insanların beklentilerini yükseltiyorlar. Reklamcılık mesleğine meraklı biri olarak reklamların bu yönünden tiksinmiyor değilim.

Facebook Yorumları

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir