FEMEN isimli “boktan” oluşum ve sözde aktivizm anlayışı

FEMEN’in ne olduğunu az çok biliyorsunuzdur. Vikipedi’nin de yardımıyla kısaca özetleyecek olursak: Başta erkek egemen toplum(lar)da kadınların daha fazla söz sahibi olmalarını sağlamayı amaçlayan bu oluşum kadın vücudunun ticaret malzemesi haline getirilmesine ve kadınların seks işçisi olarak kullanılmalarına tepki olarak vücut bulmuş. Bu şekilde özetleyince kulağa gerçekten çok hoş geliyor. Lakin eylemlerinin tanımlarıyla uzaktan yakından alakası yok. Aktivizm adına, kadınların özgürlüğü adına veya ne bileyim çiçek atan tanklar adına yaptıklarını iddia ettikleri eylemler sanki çok farklı amaçlara hizmet ediyormuş gibi görünüyor.

Baştan aşağı çelişkilerle dolu olan bu oluşum neresinden tutsam elimde kalıyor. Gerçekten, akıl mantık sahibi insanların destekleyeceği türden bir şey olduğunu düşünmüyorum. “Bize özgürlük! Kadınlara özgürlük!” fikrini savunmak, çırılçıplak soyunmuş kadınların milyonlarca insanın kutsal saydığı kitapları cinsel organlarına tutmaları vesilesiyle olmamalı, olamaz da. Kendisi için özgürlük, eşitlik veya adalet isteyen birinin başta diğerlerinin özgürlüklerine ve değerlerine saygılı olması beklenir, ancak bu şekilde samimi olduğu düşünülebilir. FEMEN ise hemen hemen tüm eylemleriyle irrite etmeyi, nefreti körüklemeyi amaçlayan, sürekli ve kasten cinselliği ön plana çıkaran iğrenç bir tutuma sahip.

Yukarıdaki tweet FEMEN Türkiye tarafından paylaşılmış. “İncil, Kuran ve Tevrat aynı boktur. Din sömürüsüne karşıyız!” deniliyor. İnançların kadınları baskı altına aldığını düşünmek, bunu dile getirmek ve hatta buna karşı tavır alıp protest eylemlerde bulunmak ayrı bir olay, diğer insanların kutsal saydıkları kitapları kara kaplayıp vajinaya taşıyarak dikkat çekmeye çalışmak ayrı bir olay. Bu tutumlardan biri sizi, herhangi bir şekilde doğru bellediği değerleri savunan aktivistlerden yaparken, diğeri “Bir fırsatını bulsam da özgürlük ayağına memelerimi açıp benim gibi düşünmeyenlere son derece rahatsız edici bir biçimde saldırsam” diye fırsat kollayan kevaşeler güruhu haline getirir.

Öyle, her etki bir tepki doğurur. Niyet gerçekten inançların kadınlar üzerindeki baskılarına dikkat çekmek olsaydı bunu yapmanın milyarlarca farklı, “medeni” yolu bulunabilirdi. Eğer siz diğer insanların değerlerine son derece rahat biçimde “bok” diyebiliyorsanız onların da size “kevaşe” demeleri ihtimalini en baştan göze almışsınız demektir. Yapıcılık, iyi niyet, saçlara takılan çiçeklerin temsil ettiği anlamlar bunun neresinde?

Niyetim kıraathane milliyetçiliği yapmak değil, keza ırkçılık veya ırkların üstünlüğü gibi konular kesinlikle benim olayım değil. Ancak şu var ki Türk Bayrağı temsil ettiği değerler vesilesiyle yeryüzündeki diğer hiçbir bayrağın olmadığı kadar kutsal kabul edilir. Giysi olarak giyilmesi hatta ve hatta şehitler haricinde ölenlerin tabutlarına dahi sarılması yönetmeliklerimizce yasaklanmıştır. Ayrıca dünyada İslam’ın simgesi olarak görüldüğünden bahsetmeye gerek yok sanırım. Böyle bir bayrağın “Freedom for Turkey” gibi kofti sloganlar eşliğinde sözde protesto eylemlerinde teşhircilik yapmak için kullanılması, FEMEN kadınlarının aksine hala ahlak ve namus gibi kavramlara sahip olan insanlar için son derece rahatsız edici bir durum.

Sözün özüne gelecek olursak: Bir grubun, intiharı protesto etmek için topluca intihar etmesi ne kadar mantıklıysa veya lahmacuna tavır koymak için bir oturuşta 20 tane lahmacun yemek ne kadar mantıklıysa FEMEN’in eylemleri de ancak o kadar mantıklı. Kadın vücuduna meta olarak bakılmasını protesto etmenin en mantıklı yolu yine kadın vücudunu teşhir etmek olabilir mi? Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diye sorarlar adama.

Facebook Yorumları

11 Yorum

  1. Hakan

    Eline saglık Caner. Yalnız; RTE’nin son zamanlarda değiştirdiği gündem olan erkek – kız birlikteliği üzerine de yazsan, kimsenin bir başkasının yaşamına müdahale etmeye hakkı olmadığını da yazsan süper olur. Siyasi görüşünü anlıyoruz ancak tarafsız olmak lazım ülkede olan bazı rezilliklerde.

    • Cemal

      Aynen öyle, kimsenin kimseyi kutsal konularda tahrik etmeye ve saygısızlık yapmaya hakkı yok. Bu Femen’in ne ayak olduğu belli de peki ya ülkedeki insanları salak yerine koyup, ben korumazsam ahlaksızlık yapabilirsin zihniyetiyle neyin doğru olduğunu dayatan insanlara ne demeli?! Ben de bu konuda bir yazı yazmanı isterdim. Dinde zorlama yok, sana mı kaldı elalemin çocuklarının namusu, insanlar sadece Allah’a hesap verir sana değil ey kibirli siyasetçi!!

  2. Hakan

    Maalesef. Türkiye’yi bu hale getirdiler ve kimse bunun farkında değil. Bu adamlar dini sömürüyor, öve öve bitiremediği yüzde 50’si de aynı yoldan gidiyor. Ancak ben sevgili Caner’in bu konuyla ilgili bir yazı yazacağını düşünüyorum. Gerçekten tarafsızsa, olan bitenin farkındaysa tabi. Bu konudaki fikrini de çook merak ediyorum açıkcası bir takipçisi olarak.

    • Caner
      Yazar

      Sevgili Hakan, bir süredir sana yanıt yazmayı düşünüyorum ancak şimdi fırsatım oldu gecikme için kusura bakma.

      Öncelikle bu memlekette yaşayan insanlar olarak hiçbirimizin olan bitenin farkında olduğumuzu zannetmiyorum zira hepimiz çarpık, ezici bir sistemin eleğinden geçtik. 2000’li yıllarda hala özgür iradesiyle düşünebilen bireyler değiliz, bize ne öğretildiyse, ne ezberletildiyse onu tekrar etmeye programlandık.

      Bu halde, çoğumuz ön tanımlı düşünce sistemlerimiz izin verdiği ölçüde konuşurken, daha doğrusu tekrar ederken ben ortaokul 2. sınıftan beri gözlemlemeyi ve elimden geldiğince araştırmayı tercih ediyorum. Okulumun, öğretmenlerimin ve müfredatın bana yalan söylediğini farkettiğim o günden beri söylenene değil “söylenmeyene” inanıyorum. Söylenmeyenleri gözlemlerimle harmanlayıp mümkün mertebe doğruya ulaşmaya çalışıyorum.

      Ben özellikle Gezi Parkı olaylarından sonra tarafsız değilim, AKP iktidarını destekliyorum. Gezi Parkı eylemlerinin, diğer bütün Ortadoğu ülkelerinde olduğu gibi yabancı güçler tarafından organize edilen bir tezgah olduğuna inanmak için nedenlerim var (büyük bir çaba ile komedi malzemesi haline getirilmeye çalışılsa bile doğrunun bu olduğuna inanıyorum). Bunun yanında partizan da değilim. AKP’den önceki iktidarları ve medya patronlarının ayaklarına gidip yalakalık yapan başbakanları, koskoca bir ülkeye borç para verip “şunu yapacaksın şunu yapmayacaksın” diyenleri hatırlıyorum. Memlekette iktidara gelmiş olanları açıkca ölümle tehdit edenleri, öldürenleri hatırlıyorum. Şu anda 20’li yaşlardaki gençlerin hiçbiri onları hatırlamıyor, ben hatırlıyorum. 15 yıl önceki Türkiye ile şu anki Türkiye arasındaki farkları biliyorum ve muhalif arkadaşlar her ne kadar kabul etmek istemeseler de bu parti ülkenin çehresini ve duruşunu değiştiren atılımlar yaptı. Zamanında ANAP’ın da CHP’nin de DSP’nin de bunu yapabilme fırsatları vardı ancak yapmadılar, yapsalardı emin ol onları da desteklerdim.

      “Dini sömürüyorlar” gibi bir ifadeye kesinlikle ama kesinlikle itibar göstermiyorum. Daha önce bir çok kez söylediğim gibi bu ifade belirli bir zümre tarafından sağ partilerin iktidarları süresince usanmadan tekrar edilen bir kitle yönlendirme şifresi. Eskiden bunun kardeşi bir de “irtica” vardı ama ondan da ordudaki karanlık tarafın mamülü olduğunu öğrendiğimiz günden beri haber alamıyoruz.

      AKP’nin veya Erdoğan’ın yanlışları elbette var ve ben bu yanlışları savunmakla mükellef değilim. Ben onlara A’dan Z’ye tüm görüşlerine sorgusuz sualsiz katıldığım için değil, İsrail menşeili silah firmalarını, yüksek mühendislerimizi öldürecek kadar kızdırdıkları, 50’li yıllarda yapmış olmamız gereken milli savunma girişimlerine geç de olsa başlayabilmiş oldukları için oy veriyorum. Daha önceki yazılarımda ben de çark etmelerinden, takiye yapmalarından, vatandaşın alım gücünü direkt veya dolaylı olarak düşürmelerinden rahatsızlık duyduğumu dile getirdim, hatta iyice usanıp bir daha oy vermeyeceğimi bile söyledim. Ne var ki şu anda memleketimizde bu partinin yaptıklarını yapabilecek kapasitede alternatif bir parti göremiyorum. Emin ol seçmenlerin büyük bir kısmı da benim gibi düşünüyor, AKP için “Evet yanlışları var ancak şu anda elimizdeki en iyi seçenek bu” diyorlar.

      Bu tutumum onlarca yıllık arkadaşlarımın beni “yandaş, koyun” diye yaftalamalarına, bir kalemde hayatlarından çıkarmalarına neden oldu. Oysa ben siyasetçi değil bilişimciyim. Partilerin değil, feraha ermiş bir ülkede yüksek standartlarda yaşamanın peşindeyim. Bana ve diğer vatandaşlara bu imkanı sağlayacağına inandığım partinin kısa adının AKP veya ŞĞP olmasının emin ol hiçbir önemi yok.

      Sevgiler.

  3. Bilgehan

    Allah belalarını versin. Sözüm ona, bozulmuş İncil ve Tevrat’ı da katarak, nalına da mıhına da vuruyoruz ayaklarında esas Kur’an-ı Kerim’e dil uzatmak istiyorlar. Ben de özgürlük adına kendilerinin suratlarına tükürme eylemi yapmak istiyorum.

    Başbakan R.T.E.’ın malum açıklamasına gelince: Ben olayı tamamiyle gündem değiştirme, reklam arası verme gibi esas gündemi (sözde açılım süreci, 2014’den itibaren bazı ilaçların SGK tarafından karşılanmayacağı gibi) soğutma çabası olarak görüyorum. Bu demek değildir ki başkalarının hayatına, değerlerine karışma isteği olan insanlar yoktur. Elbette ki varlar. Hatta sadece (başbakanın değimiyle) “muhafazakar” şahsiyetler değil kendilerini “çağdaş” adleden şahsiyetler de mevcuttur. Her aile kendi çocuğuna kendi dünya görüşünce doğru bildiği eğitimi, ahlakı vermekle, devlet de vatandaşının düzgün, sosyal ve ahlaklı bir birey olarak yetişmesi için gerekli altyapıyı sağlamakla mükellefdir. Bunun haricinde kimsenin uçkururuna alarm takamazsınız. Her kişi kendi günahından sorumludur.

  4. pesimist

    çözemedim hacı ben bunları, vajina cumhuriyeti diye bir yer var bunlar heralde oranın insanı. diğer konuya değinmeden duramıycam, sigortalı viziteli or..pu çalışan memlekette , evlerde kalamazsınız uleyynn demek nedir yav?

  5. nurkan bilmiş

    şahsen femenin senin de dediğin gibi kendi amacıyla bile çelişen bir oluşum olduğunu düşünüyorum. kadınların erkeklerden farklı olmadığını sadece bedenlerinin kullanıldığını düşünüp bunu soyunarak yapmaları çok mantıksız. ha bir de fiziği düzgün kızların bu eylemlere katılmaları hepten mantıksız şöyle 100 kilo üzeri kadınlar çıksa o zaman insan belki iğrenir de amacınıza biraz daha yakınlaşırsınız diyesi geliyor insanın.

    din olayına gelince dünyada 26 bin küsür din var hepsi sadece kendinin doğru diğerlerinin yalan olduğunu söylüyor. ataistler de buna bir ekleyip hepsi yalan diyor. aslında onların da inançları var. inanılacak bir tanrı ya da tanrıların olmadığına inanıyorlar o yüzden kendii nancına saygı bekleyen bir ateistin de bir dine inanlara saygılı olması gerekir.

    Sayın Erdoğan’a gelmeyeceğim bile yoksa ekmeğine yağ sürmüş olurum.

  6. remre

    “Özgür Türkiye” isteyen Femen üyelerini; Türk erkeklerini bilgilendirmeleri için eğitim vermeye davet ediyorum… bakalım kulaklar gerçekten şınav çekebiliyor mu…

  7. ADANALI

    Bu konuya değindiğin iyi olmuş. Tiplerine baksana zaten enbesil gerizekalı kızların oluşturduğu bi grup. neyin peşinde koştuklarını, neyi savunduklarını sorsan 2 kelimeyi bir araya getiremezler.

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir