Lunaparkta bayram harçlığımı çalan şerefsiz çocuklar

Lunaparkları bilirsiniz, öyle tahmin ediyorum ki hepiniz bu cıvıl cıvıl, hareketli mekanları seversiniz. Yani en azından çocukluğunuz boyunca sevmişsinizdir. Ben ise yanlış hatırlamıyorsam ilkokul 5. sınıftayken yaşadığım talihsiz bir hırsızlık vakası nedeniyle uzunca bir süre kendilerine küs kalmıştım.

Bayram harçlığı konusunda bu yazıyı okuyan hemen herkesten çok daha şanssız bir çocukluk geçirdiğimi düşünüyorum zira gurbette yaşayan bir çekirdek ailenin mensubu olarak, hemen hiçbir bayramda üçüncü sınıf su tabancası almaktan fazlasına yetecek kadar harçlık bakiyesine sahip olamadım. Bir tek babam harçlık verirdi, onun haricinde şanslıysam arada aile dostlarından üç beş bir şeyler gelirdi ki çoğunlukla bonus tadındaki bu gelirler annem tarafından “Şş olur mu öyle şey, ayıp, alma sakın” diye engellenmeye çalışılırdı. Biz kapı kapı dolaşıp şeker yerine para toplayan çocukları çok sonraları tanıdık, bizde diğer bir çok şey gibi başkalarından harçlık almak da ayıptı. Nesi ayıpsa…

Demem o ki bayram harçlığı benim için çok değerli bir kavramdı, hem az bir miktardı hem de senede iki defa elime geçiyordu. Hal böyleyken yine bir bayram günü, üç kuruşluk kıymetlim elimde olmak üzere zerzevat bir arkadaşımın aklına uydum ve bayram etkinliği yapmak üzere lunaparka gittik. Lunapark dediysem aklınıza batıdaki örnekler gelmesin, 90’lı yılların Van’ında, dönme dolap, atlıkarınca ve birkaç dandik oyuncağın daha bir araya gelip lunapark oluşturduğu iddia edilen bir mekandan bahsediyorum. Elimdeki para az olduğu için tek bir oyuncağa binmeyi düşünüyordum, öyle ki artan parayla başka şeyler de yapabilecektim. Gerizekalı arkadaşımla birlikte bir atlıkarıncanın bir dönme dolabın önünde durup hangisine bineceğimize karar vermeye çalışıyorduk. Derken, dışarıya “Eli yüzü düzgün saftirik çocuklarız biz, kurtların arasındaki koyunlar gibiyiz, yok mu paramızı çalan?” mesajı vermiş olacağız ki yanımıza dört beş tane kara kuru velet geldi. “Sız naya binecahsınız?” diye söze girip, son derece sıcakkanlı bir yaklaşımla muhabbet etmeye başladılar. Aralarından biri beni “Bu dönma dolap çoh güzaldır ha, ben bir kara binmişem çoh gorhmuşam” diye lafa tutarken piçin biri de çaktırmadan, (hangi akla hizmetle bilmiyorum) arka cebime koyduğum paramı araklıyormuş. Sonra bunlar işlerini halledip gittiler, biz de daha güvenli olduğu düşüncesiyle atlıkarıncaya binmeye karar verdik. Sıraya girdik, arkadaşım parasını çıkardı jetonunu aldı ve en güzel atlardan birine kuruldu. Ben ise elimi cebime atıp boş olduğunu görünce paramın çalındığını anladım, gözlerim dolmaya başladı. Atlıkarıncaya bakan amca durumu anlamış olacak ki “Hadi geç bu seferki benden olsun” diye bir güzellik yaptı. Oyuncağa bindim ama dönerken paso ağladığımı hatırlıyorum, öyle böyle değil çok fena zoruma gitmişti.

Hani özellikle Amarıkan filmlerinde olur ya, yaşını başını almış eşşek kadar herifler atıyorum “6. sınıfta Canıtın bana çok kötü davranmıştı, lanet olsun Canıtın’a” diye travmatik patlamalar yaşarlar, hah işte onlardan pusuya yatmış halde bir tane de bende var, ben sadece patlamak için doğru anın gelmesini bekliyorum.

Bugün bir vesile o çocuklardan biri çıkıp gelse, “Abi on yıllardır seni arıyorum, o hırsızlık olayından sonra tövbe ettim, arınmak için on kere hacca gittim geldim, sabahım akşamım ibadetle geçiyor ne olur beni affet, ne olur hakkını helal et” dese büyük bir ihtimalle hiç düşünmeden kendisine kafa atarım. “Sen tut benim çocukluğumun en kıymetli güzelliğini çal, lunaparklardan soğut, belli bir etnik kökene mensup insanlara yıllarca potansiyel hırsız gözüyle bakmama neden ol sonra da gel af dile, hastır lan ordan” derim. Döverim de, demir çubukla döverim hem de.

Sanırım hırsızlardan bir çoklarından daha fazla nefret ediyorum çünkü bazen çaldıkları şeyin sadece para olmadığını bizzat tecrübe etmiş olanlardanım. Birkaç kez üstelik…

Facebook Yorumları

6 Yorum

  1. Hakan

    Caner bu arada şu yolsuzluk operasyonu ile ilgili de bir yazı bekliyorum senden özellikle okumak isterim sevgiler 😉

  2. Bayram ŞAhin

    Okumuş bulunduğum en iyi yazılarından biri; fazlasıyla komik, ağlatmayacak kadar dramatik bir yazı. Teşekkür Ederim.

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir