Samsung’un yeni işletim sistemi: Tizen

Android’in Doğuşu
Hepimizin bildiği üzere, iPhone’un Mac OS tabanlı bir mobil işletim sistemi (iOS) üzerinde çalışacağının açıklanamasıyla; hem kullanıcılar güvendikleri bir işletim sisteminin gemisine binmenin rahatlığına kavuşmuş, hem de bu durum yıllardır Nokia’ya büyük paralar kazandıran Symbian’ın yavaş yavaş çökmesine sebep olmuştu. Çünkü iOS beklentileri fazlasıyla yükseltmiş, işletim sistemi-donanım uyumunu yakalayarak piyasadaki Blackbery OS, Symbian ve MeeGo gibi denemelere göre daha stabil bir sistem yakalamıştı. Başlangıç için temel ve başarılı özelliklere sahip iOS, ne kadar stabil olursa olsun birçok eksiğe de cevap veremiyordu. Bunlardan en önemlisi dosya yönetimi ve kullanıcılar hâlâ telefonlarına PDF ve ePUB gibi e-kitap formatları dışında üçüncü parti dosyalar indiremiyorlar. İşte en başta bu “önemli” eksikliğin, geliştirme safhası hemen hemen iOS ile aynı döneme denk gelen Android’i vazgeçilmez bir alternatif kıldı diyebiliriz.

Hatta Android, alternatif olmaktan çıkarak, geniş ürün yelpazesiyle temel mobil işletim sistemlerinden biri haline geldi. “Özgür” diye tabir edilen, Linux tabanlı, sistem üzerinde kullanıcının çeşitli değişiklikler yapabilmesine olanak sağlayan açık kaynak kodlu bir işletim sistemi olması; Android’e güç katan ve şirketin vizyonunu yansıtan en önemli farklılığı. Tabii bunda arkasında milyonlarca bilgisayarın anasayfasını süsleyen Google gibi güvenilir bir kaynağın olmasının da büyük payı var.

Samsung, Bada ve Android
Samsung, hızla gelişen mobil cihaz sektörünü takip ederek Bada işletim sistemine sahip Samsung Wave 8500’ü çıkardığında, Twitter gibi birçok içerik sağlayıcının desteğini almıştı bile fakat Android’in arkasında tabiri yerindeyse sağlam destekçiler olması, Bada ile karşılaştırıldığında ekosistemini çok daha hızlı kuran ve Google’a olan güven sayesinde geliştirici çekmeyi başaran bir işletim sistemi olması; Samsung’u Bada’yı âdeta bir kenara iterek gerekli anlaşmaları yaptıktan sonra Androidli telefon üretmeye itti ve kısa sürede gayet iyi satış rakamlarına ulaştı. Bu hamle sayesinde şu anda; LG, Nexus, Sony Ericcson ve HTC ile birlikte Android işletim sistemli mobil cihaz piyasasının büyük bir yüzdesini de elinde tutuyor.

Google’ın Android Sürümlerindeki Tutumu
Samsung’un yüksek satış rakamlarına ulaşan ve dolayısıyla Android’in de amiral gemisi olarak nitelendirilen telefonları haricinde, bu kadar geniş yelpazede Androidli cihaz olmasının bir de dezavantajı var. Yeni Android sürümlerinin hangi telefonları kapsayacağı ya da güncellemelerin ne zaman geleceği büyük problem olmakla beraber, kullanıcıların tepkileri satış politikalarının değişmesine sebep oluyor ve aynı zamanda stabilizasyon konusunda rahatsız edici sonuçlar doğuruyor. Hiç şüphesiz Android’in bu pazar payına ulaşmasında Samsung’un etkisi çok büyük ve halihazırda cep telefonu, bilgisayar başta olmak üzere bilimum teknolojik sınıflarda üretim yapması da çok işine yaradı ama burada asıl konu Samsung’un Google’a olan bağımlılığını azaltmak istemesi. Bunun temel nedenlerinden biri aslında Google’ın Android markası üzerindeki temel kâr politikası. Google Android’i geliştirici ve üreticilere ücretsiz sunuyor, elde edilen reklam gelirlerini operatör ve üretici firmalarla paylaşıyor. Yabancı kaynaklar da Samsung’un aldığı paydan memnun olmadığı, Google’ın Motorola ya da herhangi bir X telefon prototipi üzerinden yoluna devam etmek istemesi hâlinde Samsung’un da alternatif planları olduğu gibi iki ana konuyu gündeme getiriyorlar. İşte bu noktada Samsung’un en önemli projesi Tizen‘miş gibi gözüküyor.

Tizen Hakkında
Samsung uzun süredir tasarım ve patent kavgaları dışında, sessizce yeni işletim sistemi üzerinde çalışıyor: Tizen. Android gibi açık kaynak kodlu ve Linux tabanlı bir işletim sitemi olan işletim sistemi, aynı zamanda uygulamalarında CSS ve JQouery kullanılabilmesiyle, HTML5 tabanlı uygulama geliştirmeye de büyük olanak sağlıyor. Bu nokta önemli, çünkü HTML5 üzerine yoğunlaşmış olan Sencha adlı bir firmanın HTML5 ile yazılan uygulamaların iOS veya Android ile yazılan asıllarına göre daha başarılı olduklarına dair incelemesi de bu görüşü destekler nitelikte. Tizen’in başarılı bir proje olduğu taktirde programlama dilleri arasında kapı kuracak bir işletim sistemi olacağını da söylemek yanlış olmaz zira Tizen’in amacı; Apple’ın iPad, iPod, iPhone, Apple TV gibi farklı ürün gruplarıyla ulaşmak istediği uyumu yakalamak. Baktığımız zaman, televizyonların, tabletlerin, telefonların kullandıkları işletim sistemleri farklı olabiliyor; eğer bilinçli olarak aynı işletim sistemli ürünleri kullanmıyorsak. Tizen’in buradaki iddiası ürünler arasındaki uyum sorunlarını çözmek; telefon, tablet, televizyon ve araç içi sistemlerin bir bütün halinde aynı standarda sahip işletim sistemi tarafından yönetilmesini sağlamak. Hem kodlama dillerinin geniş yelpazesini, hem de Apple ürünlerine daha uygun fiyatıyla rakip olacağı öngörüsünü düşündüğümüzde; Tizen oldukça iyi başlangıç yapacak gibi duruyor. Ayrıca şunu da belirtmekte fayda var: Open GL ES/EGL (3D) ve Web GL ile güçlü bir oyun desteği de olacak. Yani Tizen web tarayıcısındaki bir oyun için de yüksek kaliteli oyun deneyimi vaad ediyor.

Tizen Android’in Alternatifi Olabilir mi?
Google ile Samsung’un Android konusundaki fikirleri giderek değişirken; Samsung Tizen’e daha çok önem vermeye başlamış olacak ki, söylentilere göre önümüzdeki hafta Mobil Dünya Kongresi’nde Tizen işletim sistemli Samsung Galaxy Gear 2’yi tanıtacak. Eğer bahsedildiği gibi Samsung bu konuda kararlıysa bile, cihazlarında radikal bir kararla, bir anda Tizen işletim sistemini kullanması beklenmiyor. Başta Android ve Tizen işletim sistemli farklı cihazlarla beraber yola çıkacağı görüşü hâkim. Bunun altında hem Android’e alışan kesimin tepkisini çekmemek, hem de Bada’da olduğu gibi stabilizasyon için kullanıcılardan geri dönüşleri toplayarak bir beta süreci yaşatmak düşüncesi yatıyor. İşte tam burada Steve Jobs’ın da zamanında değindiği ve neden yazılımı da donanımı da kendilerinin ürettiği sorusuna cevap olan, ünlü bilgisayar bilimcisi Alan Kay‘in sözünü hatırlatmak yerinde olacak: “People who are really serious about software, should make their own hardware.” (Yazılım üretmekte kararlı olanlar, kendi donanımlarını da üretmelidir.) Samsung kendi donanımlarını üreten bir firma olduğuna göre O’nun için sırada kendi yazılımını üretme aşaması var. Eğer Samsung Tizen ile çalışan cihazlarında yazılım-donanım uyumunu yakaladığını ispatlarsa, 1982’de söylenen bu tezin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha göreceğiz diye düşünüyorum. Tizen’in görsel olarak Android’e çok benzediği düşünülürse, Android kullanıcılarının Tizen’e kısa sürede alışacağını söylemek de mümkün. Tabii Google Play gibi bir marketin gelişmesi uzun zaman alacaktır ama burada da kodlama dillerinin getirmiş olduğu güçlü uygulamalar üretme avantajı ve bu avantajı kullanarak geliştiricilerin ilgisini çekme olanağı var.

Bakalım Samsung’un Mobil Dünya Kongresi’ndeki hamlesi ne olacak? Gerçekten Tizen abartıldığı gibi Samsung’un planları arasında mı? Android gerçekten alınamaz bir kale mi? Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Facebook Yorumları

10 Yorum

  1. Bir web geliştirici olarak şahsen şu mobil işlerine girmek için Firefox OS’in yaygınlaşması gibi umutsuz bir bekleyiş içerisindeydim zira bildiğim kadarıyla salt web teknolojileri kullanılarak tam anlamıyla uygulama yapılabilen yegane işletim sistemlerden birisi. Bu Tizen olayını öğrendiğim iyi oldu, Samsung eğer adam akıllı bir şey yaparsa çok daha hızlı yayılır eminim, benim de can sıkıcı java kodlarına kafa patlatmama gerek kalmaz 🙂

  2. Ahmet

    Şimdi; “Caner bey olsaydı bu Tizen olayını öyle bir dille anlatırdı ki, ben de tamamını okurdum, öğrenirdim. Ama bu üslupla okunmuyor ki be kardeşim” diyeceğim, bu da Turgay beyin moralini bozacak. Demesem; Turgay bey, bu “lisede milli güvenlik dersinde çocukları er pozisyonuna sokup beyinlerine, ilgi alanlarına ters bilgileri tıkıştırmaya çalışan emekli albay mehmet hoca üslubu” ile yazılarına tam gaz devam edecek. E haliyle bu da bizi üzecek, yıpratacak ve hatta hüzünlere gark eyleyecek. Ben yazar değilim, iki arkadaştan daha iyisini yazarım gibi bir cümle kurmayacak kadar ukalalığımı törpüledim, ama iyi bir okurum, ve beklentilerim var, bu beklentilerimi de Caner bey oluşturdu.
    En azından eminönünde bi arkadaşla çay höpürdetirken ona tizen’in ne olduğunu anlatıyor rahatlığıyla yazsalar…
    Yada ne bileyim, sinemaya gittiği bi arkadaşını filmi sevmediği için salonu terketmeye ikna etme hırsıyla ve inatçılığıyla anlatsalar…
    Veya karnı acıktığı halde orucunu bozmamaya çalışan iki koyun yemeye hazır bir niyetli insan sabırsızlığıyla anlatsalar…
    Yani sanırım heyecanla anlatsa. Bana bir şey anlatamaya çalışmasa da, benimle sohbet etse, ve bunu da “şu yazı bitse de fotokopilerimin altını 0,7 uçlu kalemimle çizerek ders çalışmaya devam etsem” duygusunu hissetmesem.
    Çok mu abarttım, doğrudur. Yıkıcı değil de, yapıcı olmaya çalışıyorum ama belki de beceremedim, bilemiyorum. Dedim ya, yazma konusunda beceriden yoksun birisiyim. Tereciye “öyle değil, böyle bağıracaksın” diyen insan olmak istemiyorum, eğer olduysam affedin. Ben sadece Caner beyde hissettiklerimi Sinem hanımda ve Turgay beyde hissedemediğimi anlatmak için çırpınıyorum. Eğer okuma keyfi vermek anlamında Caner beyin tadında yazılar olursa, Sinem hanım ve Turgay beyin yazılarıyla egonomik’in çok daha keyif vereceğine renkli olacağına ve tadından yenmeyeceğine eminim, hatta kalıbımı basarım (kalıbım: 170cm ve 85 kilo)
    Umarım bu ilk denemelerinden sonra gerginlik gider, yerini rahat bir sohbet havasına bırakır. Bizler de pijamalarımızla rahat rahat uzanıp günün yorgunluğunu atmak ve oturduğumuz yerden ahkam kesmek için, Sinem hanım ve Turgay beyin yazılarını okurken “ulan bunu Sinem veya Turgay yazmamış, alenen Canerin yazısı bu beaa” diyecek kadar aynı tat da yazılar okuruz.
    Başarılar dilerim, ve amacımın kötü olmadığını tekrar ifade etmek isterim.
    E yuh, yazdıklarıma baktım da, bir yazı altına yapılmış bir yorum aklıma geldi;
    “Durumumuz yoktu, okuyamadık be abi”
    Herkese iyi geceler, iyi egonomikler dilerim.

  3. Muhammet

    abi bu ne yaa? egonomik’e mi girdim yoksa makale mi okuyorum? hani samimiyet? soğuk cümleler, düz bir anlatım. bi Caner olaydı olayı öyle bi ele alırdı ki biz de “keşke özet geçse” diye düşünmezdik tugay için.

  4. Mehmet

    Caner abi her şey iyi hoş ama bu yazının daha ilk satırlarında sıkıldım. Benim egonomikten beklediğim bu değil. Bu yazının senin olmadığını hemen anladım. Tamam teknoloji haberleri vs. iyi hoş ama bunları okumak istesek zibilyon tane site var zaten. Egonomik için temel amaç bu olmamalı abi. Olsa bile senin üslubunla anlatılmalı bence. İşine karışmak gibi olmasın ama bizler yani en azından ben bu blogu senin anlatış tarzından dolayı seviyorum.
    Bu arada Tugay Bey’in ellerine sağlık. Güzel bir yazı ama bir teknoloji sitesi için güzel bir yazı. Bir kişisel blog için bizimla diyılsın diyorum.

  5. Arkadaşlar değerli görüşleriniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim, özellikle köşe yazarı potansiyeli taşıyan Ahmet’e bu son derece açıklayıcı yazısı için ayrıca teşekkür ederim 🙂

    Burada yazılanlar haricinde e-posta kutum ve sosyal medya hesaplarım da benzer mesajlarla, daha doğrusu kaygılı mesajlarla doldu diyebilirim. İnsanın sevildiğini bilmesi gerçekten güzel ancak ben sadece olayı bir gömlek daha büyütmek istediğim için böyle bir karar almıştım. Şimdi görüyorum ki bu siteden beklenen şey bu değilmiş.

    Kimseyi kırmak veya üzmek niyetinde değilim, dolayısıyla site yine sevdiğiniz biçimde, kişisel blog tadında e yine sadece benim yazılarımla ilerlemeye devam edecek.

    • Muhammet

      kişisel bir blog olarak devam edecekse gerçekten çok mutlu olurum. zibilyon tane teknoloji sitesi var ve artık teknoloji haberi okumak isteyenler oraya yığılıyor. kişisel bir bloğun bu tür atraksiyonlara girişmemesinin çok iyi olduğunu düşünüyorum. kafa dağıtmak için, yazdıklarınla gülmek için, gereğinde hüzünlenmek için girdiğimiz bu sitede artık soğuk ve donuk cümleler göreceğim diye çok korkmuştum gerçekten. bizi bu siteye çeken teknoloji haberleri ya da başka bir şey değil.. haklısın, ziyaret eden herkese hitap etmek istiyorsun, ancak biz içerik için değil, daha çok senin samimiyetin, üslubun için geliyoruz.

  6. Ahmet

    Tugay beyden çok özür diliyorum, ismini her defasında yanlış yazmışım. Yalnızca bir kere kullanmış olsam, yazım hatası diye yuttururdum ama tam altı kez ismini yazmışım ve her defasında da ısrarla yanlış yazmışım. Gerçekten özür dilerim.
    Ayrıca, keşke yazarlık departmanını kapatmak yerine, arkadaşların yazma üsluplarını bir kaç kere daha denemelerine müsade etseydiniz Caner bey. Sizin de dediğiniz gibi, bir gömlek üste taşınmış ve daha renkli bir blog olabilirdi. Tabi sizin takdiriniz.
    Sinem hanıma ve Tugay beye tekrardan başarılar dilerim. Size başarılar dilemiyorum Caner bey, zira zaten başarılısınız. 🙂
    Herkese iyi geceler ve iyi egonomikler dilerim…

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir