Siyasi içerikli bir yazı

Bizim memlekette siyasi içerikli yazılar tutar. İster köşe yazarı olun, ister kendi halinde bir blog yazarı, siyasi içerikli bir yazıyı taş misali kuyuya attığınız zaman kırk akıllının o yazının arkasından kuyuya atlaması garantidir. Hatta bazen yazının hafiften siyaset kokması bile yeterli olabilir. İnsanımız bağırmaya, içindekileri haykırmaya aç olduğu için bulduğu her fırsatı bu anlamda değerlendirmeyi çok sever.

Bir de bizde şöyle bir durum var, az gelişmiş ülke olmanın bir yan etkisi midir bilemiyorum ancak bakkalda manavda markette, berberde kahvede takside, bulabildiğimiz her ortamda, her mekanda siyaset konuşmaya bayılıyoruz. Yurt dışından gelen insanlardan bunu çok duydum. Çalkantılı ve hareketli bir gündemimiz olduğu doğru ancak ne olursa olsun bu herkesin her an mahalle muhtarlığına adaylığını koyabilecek, oradan da başbakanlığa yürüyecek potansiyele sahip olmasını gerektirmiyor. En azından benim görüşüm bu yönde.

Dün veya önceki gece oturdum sabaha kadar zehir zemberek bir yazı hazırladım ama paragraflarca böyle, içimden geçen, aklıma takılan ne varsa yazdım. Yazdım babam yazdım, seçimlerden bahsettim, hayatını kaybeden genç çocuklardan, ayrılıkçı yapımızdan, saygısızlığımızdan, hiddetimizden bahsettim iyi de oldu, baya deşarj oldum. Sonra bir sigara yakıp ne yazdığıma baktım, lan yok be… Yemin ediyorum şu siyasetin insanların aralarını açmaktan, ayrı koymaktan başka bir işe yaradığı yok, yani bizim toplumumuz için yok. O yazıyı yayınlasam belki bazıları beni daha da çok sevecek, bazıları “Daha da girmem bu siteye!” deyip küsecekti ama sonuç olarak lafla peynir gemisi yürütmekten başka herhangi bir faydası olmayacaktı. Vazgeçtim yayınlamadım…

Evet, elbette fikirlerimizi ortaya koymalı, doğru ve yanlış bulduklarımızı tartışmalıyız, herkes benim gibi yapsın vazgeçsin demiyorum ancak Allah aşkına şöyle kafanızı kaldırın da bir etrafınıza bakın. Kaç yıllık arkadaşlar bu siyaset bokuna birbirlerini satıyorlar, kimin hangi partiye oy verdiği insanları kategorize etmek için kullanılan başlıca etken. Bağırışlar, küfürler gırla ve hiç kimse karşıtı olduğu görüşe ağız dolusu küfür ederken akrabalarının veya tanıdıklarının da o görüşün taraftarı olabileceğini düşünmüyor, “Bana ne lan! Eğer şu partiye oy verdiyse benim zaten o adamla işim olmaz” gibi bayağı bir düşünce hakim.

Bu ne lan?.. Harbi yani bu ne? Dünya barışı, çiçek atan tanklar, sevgi kelebekleri modunda değilim, herkes her nasıl yaşamak istiyorsa öyle yaşasın ama bu partizanlık, bu fanatizm gerçekten anlaşılabilir gibi değil. Bütün ülke Rusya dolaylarından sızan radyasyonun etkisiyle kafayı bulmuş gibiyiz veya ne bileyim gavuristandan ithal ettiğimiz meyveleri sebzeleri bir kez daha kontrol ettirelim ipneler içlerine ilaç milaç enjekte etmiş olmasınlar, bu aşırılığı başka türlü açıklamanın bir yolu yok çünkü. “Eğitimsizlik” demek hepten kolaya kaçmak zaar.

Okurlarım bana kızgın kızgın mesajlar gönderiyorlar, olmadık yazıların altına hiç olmayacak yorumlar yapıyorlar “Caner dünya yanıyor, şu parti şu partinin amcasının oğlunu dövmüş sen neden hiç bu konulara girmiyorsun? Tatlı su liberali seni!” diye fırça atıyorlar. Yahu neden gireyim? Bu mevzulara girmem için harbiden bir şeylere celallenmiş olmam gerekiyor aksi halde tamamen tarafsız olarak seçim arabalarından duyduğum rahatsızlıkla ilgili yazdığım bir yazıda bile kinayeler, laf sokmalar, partizanlıklar havalarda uçuşuyor. Fırsat bu fırsat diye insanlar kinlerini, nefretlerini kusmaya başlıyorlar. E ağrısız başımı neden ağrıtayım, deli miyim ben? Bu bir tarafa siyaset benim yaşam amacım değil, kendimi bu zıkkıma adamışlığım yok yani.

Tamam, bu olay hepimizi ilgilendiriyor, neticede kimin iktidar kimin muhalefet olduğu en basitinden direkt olarak ceplerimize giren paranın miktarını belirliyor ne var ki bizler “o insanlar” değiliz arkadaş. Bırakın siyaset konuşmayı, farklı görüşleri dinleyebilecek, farklı görüşlere tahammül gösterebilecek olgunluğa, erdeme erişmiş insanlar değiliz. Biz zaten fikir alışverişi yapıp doğru olanı bulmak üzere değil, atadan dededen gelen fikirlerimizi dikte etmek için konuşuyoruz. Yanlış anlamayın benimki Fazıl Say’ınki gibi aşağılayıcı, küçümser bir yorum değil veya tüm bunları söyleyerek kendimi toplumdan soyutlamaya çalışmıyorum. Sadece durum bu ve böyleyken böyle olduğu için mümkün mertebe siyasi konularda tartışmaya girmemeyi tercih ediyorum diyorum.

Facebook Yorumları

21 Yorum

  1. yemre

    Üstad ne güzel demiş “Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni ve’s-Siyâseti”.. ( Şeytandan ve siyasetten Allah’a sığınırım. )

  2. ce7in

    Sen bakma “Neden şu konu, bu konu hakkında yorum yapmıyorsun, fikrini belirtmiyorsun” diyenlere. Kimse senin, benim, onun, bunun fikrini merak etmiyor ki. Herkes kendi fikirlerine bir destekçi daha bulma peşinde. Bulunca rahatlayacak çünkü, “Bak işte, severek takip ettiğim blog yazarı Caner de benimle aynı fikirde, demek ki doğru benim.” diyecek. En doğru, en zeki, olayları en iyi analiz edebilenin kendisi olduğunu bir kere daha görecek. Eee haklı da aslında, aynı fikirde olmayanlar ya satılmış, ya geri zekâlı, ya da cahil. Aksi kesinlikle mümkün değil. Aynı görüşleri paylaşıyorsan kralsın, yok eğer paylaşmıyorsan zaten yukarıda saydığım sıfatlardan birini yapıştıracaklar sana. Bu konulara girmeyerek en doğrusunu yapıyorsun. Bu amaç için kurulmuş sürüyle web sitesi, sosyal medya sayfası var. Oralarda kussunlar birbirlerine olan nefretlerini. Bari burası temiz kalsın 🙂

      • Yobaz Adam

        Demek istiyor ki sen “AKP ye oy verecem ben” dedikten sonra şimdi rol yapıyorsun diyor. Sen boşver bunu. Yazıyı bile okumamıştır. Sözlük ağzıyla tartışmaya mahal verip “ben yapmadım ki” diye aralardan sıvışanlardan bir örnek görüyoruz an itibariyle.

  3. Cahil adam

    Bu memlekette herkes herkes için birşey söyler. Milletin ağzı torba değil ki arkadaş. Ama apolitik de olmamak gerek diye düşünmekteyim.Ayrıca hiçbir siyasi tartışmada karşı tarafın düşüncesini kabul eden görmedim; önemli olan bilgi kirliliğiyle dolu günümüz coğrafyasında gerçeğe ve doğruya ulaşıp ‘evet bu doğru birader’ diyebilmek..Liboş olmak değil bu kesinlikle..

  4. Şenol Şengül

    Eline sağlık Caner,siyaset bu ülke de hiç bir zaman bi boka yaramadı senin de dediğin gibi insanların aralarını açmaktan başka… Daha düne kadar bir partinin üyesi olan kişiler,küfür ettikleri partilere bir zaman sonra geçiş yapıyorlar,işte buda siyasetin nasıl bir bok olduğunu en güzel şekilde gösteriyor. Bizler NatGEO izlemeye devam edelim abi 🙂

  5. Ahmet Çetintaş

    Neydi o şarkı? Hani çalıntı olan? -Hah dombra! Vallahi bende en az senin kadar rahatsızım seçim otobüslerinden, kafam olmuş dombra… Bir de kendime göre uyarladım: ‘Gücünü dolardan alan’ diye başlayan.. Sabahtan akşama kadar dombra..

    Ben ne olursa olsun siyaset konuşmaktan vazgeçme taraftarı değilim. Zira ben kendi oyumun ve karşımdakinin oyunun ne denli önemli olduğunun farkındayım. 1923 Almanya’sında milyonların katili olan Adolf Hitler’in 1 oy farkla Nazi partisinin başına gelmesi de bu önemi göstermez mi? Düşünsene belki de O 1 kişi o oyu vermese o kadar insan katledilmeyecekti.

    Farklı görüşleri düşünceleri dinlemezsen kendi görüşünü, düşünceni, doğrularını yani kendini nasıl sorgulayabilirsin? Seninle aynı şeyleri düşünen insanların daha çok olması doğruya ulaştığını göstermez. Zira geçmişte de dünya bir tepsi gibiydi, en uca gidersek düşerdik, kimse yuvarlak olduğuna inanmazdı değil mi?

    En basitinden bir şey sormak istiyorum Caner. Cumhuriyet Halk Partisine; CHP, Milliyetçi Hareket Partisine; MHP diğerleri de keza öyleyken, neden Adalet ve Kalkınma Partisine Ak Parti deniliyor? Ya da dedirtiliyor? Neden böyle bir Ak algısı yaratılmaya çalışılıyor? Bu bir örtü mü yoksa ‘yok ya öyle daha güzel ismimizi güncelledik biz v2.0’ düşüncesi mi?

    • Caner
      Yazar

      Neydi o hani çalıntı olan?… Neden Ak Parti deniyor?..” Yazıdaki fırsat bulma ve kinayeli konuşmalarla ilgili bölümleri bu soruna cevap olarak okuyabilirsin Ahmet. Hatta tamamını tekrar okumanı tavsiye ederim. Bu sorulara vesile olacak dünya üzerindeki en son yazı bu çünkü.

      • Ahmet Çetintaş

        İlk kısımda soru sormadım sadece aynı düşündüğümü belirttim seninle. Yazını da okudum zaten muhalefet olmak için yorum yazmadım. Sokakta yapılan siyasetin içinde olmamızı belirtmek istedim.
        Son kısım alakasız oldu farkındayım uzun zamandır aklımda olan bir konu buraya yorum yazarken aklıma geldi ekledim. Onun zaten yazıyla bi ilgisi yok evet.

  6. ahmettatar

    Caner bence dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde tıpkı bizde olduğu gibi insanlar buram buram siyaset kokuyorlar siyaset konuşuyorlar.. Bu sadece bizim toplumumuzda olan birşey değil yani.. Bizim insanımız belki diğer ülkelerin insanlarına göre daha fazla konuşuyor o ayrı.. Ama bizim insanımız çok sosyal gerçekten sosyal derken kültürel etkileşimi fazla demiyorum ama insan ilişkileri açısından diğer milletlere taş çıkartacak kadar sosyal bence o yüzden sadece siyaset hakkında değil yaşamındaki her konuda fazla konuşkan ki bu bence iyi birşey daha samimi daha içten olmamızı sağlıyor.. Yazında bahsettiğin gibi farklı siyasi görüşe sahip olduğu için benimle konuşmayan yahut beni hor gören bir arkadaşım bir tanıdığım olmadı benim AKPARTİ li olduğumu tüm tanıdıklarım bilir ve çoğuda AKPARTİ yi desteklemezler ama bu yaşantımızda birşeyi değiştirmez arasıra şakayollu sataşırlar ama şaka olduğunu anlarım her zaman.. Sosyal paylaşım sitelerinde hiç tanımadığım karşıt görüşlü arkadaşlarla tartışıyoruz onlar senin dediğin gibi davranabiliyorlar ama sonuçta kim oldukları ne eğitim aldıkları hatta kaç yaşında oldukları bile belli değil onların o yüzden çok umursamıyorum onların hakaret boyutuna ulaşabilecek çıkışmalarını yahut karşıt görüşlerini.. Elimden geldiğince doğruyu görmelerine yardımcı olmaya çalışıyorum.. Doğruyu derken bana göre doğru olduğuna ,nandığım doğruyu kastediyorum ve bunun neden bana doğru göründüğünü anlatmaya çalışarak onlar içinde mantıklı olup olmadığını çözümlemeye çalışıyorum.. @ce7in adlı arkadaşın yazdığı gibi kendi doğrularımı kabul ettirmeye değil doğru gördüğümü anlatıp insanlara bunun neden mantıksız geldiğini karşıt görüşe sahip olanların bunu neden yanlış olarak gördüklerini anlamaya çalışıyorum.. İlaç milaç olaylarına gelince bence bugün ülkemizde yaşanan kaotik olaylar ilaçlardan sebze meyveden değil yeni yetme gençlerin aşırı kolay gaza gelmeleri , çabuk kandırılabilmeleri ve söylenenleri doğru anlayamamalarından lafı başka yerlerinden anlamalarından kaynaklanıyor.. Bu yeni yetme genç kesim her konuda söz hakkının olduğuna inanıyor ve isteklerini zorla kabul ettirebileceğini zannediyor.. Viyak viyak ağlayarak annesini babasını çikolata yahut dondurma almaya zorlayan bebekler büyüdüler şimdi ağlayaıp zırlayarak sağı solu kırarak istediklerini yaptırabileceklerini sanıyorlar ama karşılarında anneleri yahut babaları yok bunu anlayamıyorlar.. Sadece bizim ülkemizde değil İngiltere de çıkan Ukrayna da çıkan Mısır da çıkan vesaire dünyanın her tarafında yaklaşık olarak eş zamanlı çıkan ayaklanmalarda bu yeni yetme gençler hep aynı hep holiganca tavırlar sergiledi öyle değil mi..? Bence bunların aklını ancak despot dikatatör bir yönetim yerine oturtabilir yoksa bunlarla işimiz var bizim ota moka ayaklanıyor pesemenkler..

    • Mustafa

      ahmettatar, yazdıklarına kısmen katılmakla birlikte ce7in arkadaşın “kendi doğrularını kabul ettirme” deyil de insanların çoğunluğunun aslında kendi görüşlerine destekçi aradıklarını sölemiş. İlk cümlen BENCE tamamen yanlış. Hayatımın çoğu Avrupada geçti, bazı ülkelerde kaldım ve bol bol gözlem yapma şansım ve her yaştan insanla sohbet etme şansım oldu. Avrupa insanlarının yaklaşık 70%’i siyaset yerine din üzerine polemiğe girer ve merak ettiklerini sorar gerisi için din,ırk önemli değildir. Gençlerin zerre kadar umrunda değildir siyaset. Hiçbir kişinin de “bu hükümetin hali ne olacak böyle” dediğini duymadım, sokaklarda protestolar, pankartlar, mitingler, gürültü ve görüntü kirliliğinden başka bir işe yaramayan ve halka hangi partiyi seçmesi gerektiğini söyleyen saçma sapan arabalar görmedim. Televizyonda “oylar bilmem kime” diyen saçma reklamlar da görmedim hiç. Bilmedikleri ve anlamadıkları bir konuda neden konuşma gereği duysunlarki. Hayatta yapacak onca güzel şey varken.
      Haber sitelerinde artık haber okuyasım gelmiyor normal haberlere bile siyaset yorumları atılıyor bukadarıda çok fazla değilmi?
      Senin oldukça şanslı olduğuna inanıyorum, farklı görüşlere sahip arkadaşların ile bunun üzerinden şakalaşabiliyorsun keşke herkes öyle olsa hayat bayram olsa. Benden 20 yaş büyük eğitimini sonuna kadar tamamlamış insanlar benim görüşümü bildikleri halde yanımda küfre varan hakaretler ediyorlar ben onların şahsiyetlerine duyduğum saygıdan dolayı bir şey söylemiyorum. Bizim güzel insanımız da eksik olan karşılıklı saygıdır dostum. Burada genelleme yaptım öyle olmayanlar da var tabi, senin, benim ve arkadaşların gibi. Son olarak, güzel “yeni yetme” tespitine ek olarak bunun sadece kolay gaza gelen bir gençlik olmadığı aslında yaptığın tespitle ortada. Tüm bu ülkeler de gençleri kolay gaza getirenler kim? Bu sorunun cevabını iyi araştırmak lazım. Yazmak istediğim çok şey var ama Canerin yapmak istemediğini bende yapmayayım diye sevgiyle kal dostum.

  7. Mustafa

    Sen kendi doğru bildiğinden şaşma dostum, “ce7in” gibi birkaç arkadaş doğru kelam etmiş tekrarlamaya gerek bile duymuyorum zira destan yazsan bile herkes kendi bildiğini okur.

  8. ahmettatar

    Mustafa teşekkür ederim bilgilendirmen için (yurtdışı ile alakalı olan) … Ben Amerika da falan bulunmadım ama seçim kampanyaları yürütülen çok sayıda amerikan yapımı film seyrettim onlara istinaden yurtdışında da bizim gibi siyaset hakkında konuşulduğunu söylemiştim.. Ben her konunun konuşulmasından yanayım zaten konuşamadığımız için değil midir birbirimizi anlayamamamız ve sonrasında sergilenen şiddet dolu tavırlar.. Konuşmak iyidir yani her konu en karanlık konular tabu dediğimiz şeyler bile konuşulmalı ki doğru anlaşılabilsin.. Konuşarak halledebileceğimiz şeyleri yakarak yıkarak halletmekten yana olmamalıyız yani.. Siyaset bizim yaşamımızın bir parçası hem de yediğimiz ekmeğin kullandığımız benzinin fiyatını belirleyebilen hayat standartlarımızın anahatlarını şekillendiren bir kavram ve kendisi de bizim oylarımızla şekillenen bir kavram bu kadar iç içe olduğumuz bir kavrama uzak kalmak bana doğru gelmez çünkü bizlerin birey olarak topluma karşı sorumluluğumuzdan kaçmış gibi oluruz.. Siyaset te konuşmalıyız din de konuşmalıyız günahları da konuşmalıyız hiç bir konuyu konuşmaktan çekinmemeliyiz.. Sonuçta bunlar bizlerin hayatını ilgilendiren konular hepimizi çok çok yakından ilgilendiren konular.. Tamam uluslarası hukuk mevzuatı gibi konular hepimizi ilgilendirmiyor olabilir ama o kadar spesifik olmayacak şekilde her alanla ilgili rahatça konuşup tartışmaya açık olmalıyız.. Bu bize yani insana özgü bir davranış biçimi sonuçta.. Yani inekler oturup siyaset hakkında konuşsa bu tuhaf gelir elbette yahut kediler sinema hakkında konuşsa (-ki onlar bizden daha fazla ilgililer-) tuhaf kaçar elbette ama insanların bu konuları konuşması kadar doğal birşey yok elbette çünkü insanın insan gibi yaşayabilmesi için insanın hayata geçirdiği eylemler bütünü hayatımızdaki herşey.. Yani siyaset bilimi okumuş olmasakta siyaset hakkında konuşabiliriz, ilahiyat bilgimiz olmasa da din hakkında konuşabiliriz, futbol bilgimiz olmasada futbol hakkında konuşabiliriz, sanat dalları hakkında bilgimiz olmasa da sanatsal konularla ilgili yorumlar yapabiliriz bunu yapmamız kadar doğal birşey yok çünkü hepsi insan için var bu konuların.. Yani bir resmin karşısına geçip eleştiren bir inek olmaz ama insan bunu yapabilir resimden hiç anlamıyor olsa da yapabilir çünkü onunla aynı kimyaya ve biyolojik özelliklere sahip biri tarafından meydana getirilmiştir o resim.. Bence dikkat edilmesi gereken bildiklerimizi birbirimize aktarmada göstereceğimiz hassasiyetler sadece.. Yani mesela bahsetmiş olduğum yeni yetme gençleri ele alalım; bu çocuklar şimdi 18 yaşlarında desek Akparti 11 yıldır yönetimde olduğuna göre bu çocukların gördükleri yani aklı başlarındayken gördükleri tek hükümet Akparti iktidarı.. Şimdi bu çocuklar daha önceki iktidar partilerinin ne kadar beceriksiz olduklarını göremedikleri için şimdiki iktidarın yaptıklarının önemini farkedemiyor.. Kötü olmazsa iyinin değeri anlaşılmaz misali ben sen gördüğümüz bildiğimiz için yapılanların kıymetini anlayabiliriz ama onlar kötü yönetimi görmedikleri, yapamadıkları şeyleri bilmedikleri için anlayamazlar.. Demek istediğim konuşmaya evet ama konuşurken bildiklerimizi aktarmaya dikkat edersek yani mesela o gençlerin de eskiden yaşananları bilmesini sağlarsak o zaman onlar da mantıklı olanın ne olduğunu göreceklerdir diye düşünüyorum..Tüm o ülkelerde o gençleri gaza getirenler Kurtlar vadisi pusu dizisinde bahsedilen gizli teşkilatlanmalar elbette çıkarları için birçok ülkede iç savaş çıkarmaya çalışan bunların yarattığı kaostan nemalanmaya çalışan kalburüstü işadamları falan.. Son olarak senden 20 yaş büyük tanıdıklarının senin yanında senin görüşüne karşı hakaret edebiliyor olmasına üzüldüm.. İşte aşmamız gereken nokta bu karşıt görüşe hakaret etmemek onu anlamaya çalışmak empati yapamasakta hakaret etmemek.. Ben yıllarca cemaat evlerinde kaldım Hocaefendi nin yüzlerce sohbetini dinledim onlarca kitabını okudum sonraları cemaatten ayrıldım.. O beddua olayında çok şaşkınlık yaşadım böyle tanımamıştım böyle bilmezdim Muhterem beyi.. Ama şaşkınlığım ona hakaret etmeme neden olmadı olmamalı işte dikkat etmemiz gereken nokta bu.. Ben ne Deniz Baykal’ı ne Kemal Kılıçdaroğlu’nu ne de Devlet Bahçeli’yi başbakan olabilecek potansiyele sahip görmüyorum hatta Deniz beyle Kemal beyi hiç sevmem açıkçası ama çok kışkırtılmadığım müddetçe kalkıp hakaret de etmem sonuçta onlar da bir insan onlar da tıpkı sen ben gibi kainatın en değerli yaratıkları, onlar da içlerinde ALLAH’ın nefesini (yani ruhumuz) taşıyan, bu kutsal emanetin taşıyıcısı olan canlılar her biri… İnsana hakaret etmek insana zarar vermek onun hakkını yemek bu yüzden günahtır bunu anladığımız da Çinli de olsa İsrailli de olsa yanlışta yapsa hırsız yahut katil de olsa cezalandıracak olsakta bunu hakaret etmemeye özen göstererek hayvanlaşmadan (-ki hayvanlar bile bizim kadar seviyesizleşemez ondan eminim-) yapabiliriz diye düşünüyorum ama tabi ben de bazen kendime engel olamayıp hakaret edebiliyorum o da insan olmamın getirdiği fıtratımızda olan hata yapabilme özelliğimizin verdiği birşey neticesinde oluyor..

  9. Berk

    Yazın ancak yüzlerce kişi hakkında hukuki işlem başlatan melih gökçeğin ‘her şeyi korkmadan tartışmalıyız.’ demesi kadar samimi geldi. Üzgünüm dostum.

  10. Kadir

    İş siyaset olunca hiç kimsenin kafasındaki bir olmuyor bu yüzden bu tarz konuları tartışmamak en iyisi. Arkadaşın da dediği gibi neşelenmek için sitene gireriz. Can sıkıntısı her bastığında egonomik.com yazar yazılarını okur okur rahatlarım. Vazgeçmeye hiç bir zaman niyetim olmadı egonomikten. Bu yazıyı okuyunca ne mi oldu ? Tam anlamıyla ruhsal çöküntü başladı sayende 😀 Geçen seferki yazında oylaaaar…. Daha sonrasında da Bu ne lan demiştin. Harbi çok gülmüştüm o cümleye. Yine aynı mizah anlayışı olur düşüncesi ile baştan sona kadar okudum ama beklediğim gibi çıkmadı. Sanırım sende de bir sıkıntı var. İnsanın ruh hali ne ise onları dışa atar. Bir ara valizleri toplayıp uzak doğuya bir tur atsak diyorum. Hazır uçak bileti fiyatları iyiyken bir tur atar döneriz. Kim bilir belki çekik gözlü bir hatun da getirirsin beraberinde. Valla iyice değişiklik olur bizim için 😀

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir