İsrail neden dünyanın en zararlı ülkesidir? Neden durdurulmalıdır ve nasıl durdurulabilir?

2014 yılında hala benimle aynı dili konuşan sözlük kafalı insanların İsrail’i savunduklarını “Adamlar akıllı hacım, siz de onlar gibi akıllı olun” dediklerini, diyebildiklerini görünce resmen kahroluyorum. Cehaletin, akılsızlığın, insanlıktan yoksunluğun bu kadarı. Az buçuk tarihe ilgi duyan herkes yoktan var edilen bu gayri meşru, işgalci ülkenin ne kadar büyük kötülüklerle yükseldiğini ve daha ne büyük kötülüklere gebe olduğunu bilir. Bugün Filistin’de öldürülen, yerlerinden yurtlarından edilen ve her gün bilfiil işkence gören insanlara, sırf din mefhumuna ve özellikle Araplara karşı oldukları için kayıtsız kalan beyaz Türkler, İsrailoğulları’nın vaadedilmiş topraklarından da mı bihaberler bilmiyorum.

Yıllardır ezilen Filistinlilerin fiilen veya kalben yanlarında olma konusunu geçtim, siyasi tavırları gereği insanlıklarını ceplerine koyabilecek kadar ruhsuz kimselerden bu tür şeyler beklemek zaten hata olurdu. Ancak kendilerine sormak istiyorum: İsrail’in Filistinle işi bittikten sonra duracağını mı düşünüyorsunuz? Durmayacak. Söz konusu vaadedilmiş toprakları en azından internetten araştırmanızı tavsiye ederim. İlginç bir şekilde sözde Kürdistan sınırları ile örtüşen, bizim ülkemizi de hedef alan bir coğrafyaya hükmetmeyi amaçlıyorlar. Bu bir komplo teorisi veya uyduruk bir korku hikayesi değil, Arap ülkelerinin olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin topraklarına girmek de İsrail’in gelecek planları arasında yer alıyor. Dolayısıyla İsrail sadece yobaz müslümanlar için değil bu ülkede yaşayan herkes için bir tehdit oluşturuyor.

Yahudiler (ki dünya üzerine yayılmış biçimde yaşayanlar İsrail’de yaşayanlardan yüzlerce kat daha fazla) tarih boyunca bir çok ülkenin kuruluşunda, yönetiminde ve yıkılışında ciddi roller üstlenmiş, bunun yanında çoğunlukla arka planda kalmayı tercih etmiş ilginç kimseler. O kadar büyük bir hırsla yaşamışlar ki, ABD gibi koca ülkeleri karşılarına alıp “Para basma hakkını alırım sana borç veririm” diyecek kadar güçlenmiş, savaşlar başlatıp bitirecek kadar önemli konumlara gelmişler. Özetle kitapları onlara ne yapmalarını söylemişse aynen onu yapmışlar.

Sen benim cenk topuzum ve harp silahımsın. Seninle milletleri kıracağım ve seninle ülkeler helak edeceğim. Seninle atını ve binicisini kıracağım ve seninle erkeği ve kadını kıracağım. Seninle kocamış adamı ve genci kıracağım ve seninle genç adamı ve ere varmamış kadını kıracağım. Seninle çobanı ve sürüsünü kıracağım ve seninle çiftçiyi ve çiftini kıracağım. Seninle valileri ve kaymakamları kıracağım.

Tevrat, Yeremya Kitabı Bab: 51 Cümle: 20-23

Bunlar çoğu kimseye hikaye gibi gelse de ortada tartışma götürmeyecek netlikte, görmek isteyenlerin sadece başlarını kaldırıp bakmalarını bekleyen gerçekler var. Hitler’e ve 2. Dünya Savaşı öncesine gideceğiz ancak ondan önce hemen kendi tarihimizden ufak bir örnek verelim. ABD’nin savaş döneminde para basma hakkını elinden alan ve dolarların üzerlerine kendi simgelerini yerleştirmekte hiçbir sakınca görmeyen Yahudiler bizimle de her zaman çok yakın, zaman zaman gizli ilişkiler içerisinde bulunmuşlar / bulunuyorlar. Osmanlı Bankası‘nı bilirsiniz, en azından ismini duymuşsunuzdur. Yukarıda sözünü ettiğim bir çok konuda ciddi roller üstlenip arka planda kalmayı tercih etme olayı için süper bir örnektir bu. İsmi “Osmanlı” olmasına karşın bir İngiliz iştirakidir ve esasen arkasındaki güç, bugün dünyayı yönettiği söylenen birkaç aileden biri olan Rothschild‘dir. (Kaynak 1, Kaynak 2) Ve elbette ülkemizin para basma konusu ile süper bir içtenlikle ilgilenen bu adamların günümüzde hala benzer konumlarda bulunmaya devam ediyor olabileceklerini düşünürsek sanırım hata etmiş olmayız.

Ne var gardaşım adamlar Yahudi diye ticaret de mi yapmayacaklar?” diyen arkadaşları, özgürce kafalarını toprağa gömmeye devam edebilecekleri sözlüklerine dönmeye davet ediyorum. Geri kalanlarla Hitler‘e ve 2. Dünya Savaşı öncesi Almanya’sına bir bakalım.

Yahudi soykırımı, antisemitizm. Dünyadaki en büyük kötülüklerin anası olan insanların bu tür maskelerin arkasından mazlum rolü oynuyor olmaları insanlık tarihinin gelmiş geçmiş en büyük ironisidir herhalde. Her ne kadar 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Hitler diktatör ve katil olarak anılmaya başlanmış olsa da öncesinde kendi halkı için büyük bir kahramandı. 1. Dünya Savaşı’nda yenik düşen ve her geçen gün fakirleşip sabah akşam patatesle karın doyurmaya çalışan Almanların, özgüvenlerini tekrar kazanmalarını sağlayacak güçlü bir lider olarak ortaya çıktı. Halkı için, biz dünya insanlarına anlatılmayan, tarih kitaplarından silinen icraatlerde bulundu. İşçileri, tüm masrafları devlet tarafından karşılanmak üzere yabancı ülkelere tatil yapmaya gönderdi. Yöntemleri tartışılır ancak koskoca bir milletin desteğini ve şükranını bir vesile elde etmeyi başardı. Yani bir çoğumuzun düşündüğü gibi “Bana bakın lan ağzınızı yüzünüzü kırarım, diktatörüm, ben ne dersem o olacak” türü bir yaklaşımla değil, destek toplayarak yükseldi. Bu sırada, kendi hatırlarında da söz ettiği üzere yaşadığı coğrafyada bir şeylerin yolunda gitmediğini fark etmişti. Kendi milleti gördüğü insanlar açlık ve sefaletle mücadele ederlerken Yahudiler her ne hikmetse refahlarından hiçbir şey kaybetmiyor, aksine içerisinde bulundukları her alanda yükselmeye devam ediyorlardı.

Yahudi, üstün ırk ile en bariz, en açık tezadı vücuda getirir. Dünyada başka bir millet yoktur ki, Yahudiler kadar beka içgüdüsü ile gelişmiş olsun. Bu iddianın en açık delili, bu ırkın günümüze kadar payidar kalmış olmasıdır. Son iki bin sene içinde, yeteneklerinde, karakterinde Yahudi milleti kadar pek az değişikliğe uğramış bir başka millet yoktur. Yahudiler kadar hiçbir millet büyük devrimlere karışmamıştır. Böyle olmakla beraber, insanlığı en büyük zararlara uğratan her türlü hareketten Yahudi en az zarar gören olarak çıkmıştır. Bu olaylar, Yahudilerin, büyük ve sonsuz inatçı bir yaşama iradesine sahip olduklarının ve ırklarının devamında büyük bir sebatla hareket ettiklerinin açık ve kuvvetli birer delilidir. Yahudilerin fikri melekeleri yüzyıllar boyunca gelişmiştir. Yahudi’ye bugün kurnaz denilmektedir. Fakat bir manada o her zaman kurnaz olmuştur. Yahudi’nin zekası gizli bir gelişmenin sonucu değildir. Bu zeka, yabancıların Yahudi’ye verdiği hayat dersinden faydalanmıştır.

Adolf Hitler

Hitler, Yahudilerin sadece zenginliklerine değil, sinema, tiyatro ve edebiyat gibi sosyal alanlarda izledikleri ahlak dışı yöntemlere de takılmıştı. Bunlarla ilgili eleştirdiği konuları günümüzle mukayese edince insan gerçekten hayret ediyor. Sinemada, tiyatroda ahlaksız, cinsel içerikli ve olabildiğince çirkin konular işleyen yapımların “Başarılı” olarak adledilmeleri ve bu eserlerin arkasından istisnasız olarak Yahudiler’in çıkması Hitler’in dikkatini fazlasıyla cezbediyordu. Fuhuşun, çıplaklığın ve toplumsal yozlaşmaya önayak olacak tüm olayların yine Yahudilerin başının altından çıktığını şu şekilde testip etmişti:

Sosyal hayatta ne şekilde olursa olsun herhangi bir kötülük varsa Yahudi ona muhakkak katılıyordu. Bu tip bir yaraya neşter vurulur vurulmaz, kokuşmuş bir vücuttaki solucan gibi parlak ışıktan gözleri kamaşmış bir çıfıt ortaya çıkıyordu…

Artık sanat eseri olarak ortaya çıkan pis ve adi yazılar kaleme alan isimleri, büyük bir dikkatle incelemeye başladım. … Gerçek şuydu! Güzel sanatlardaki adi eserler, edebi sahadaki pislikler, tiyatro ve sinemalarda oynanan budalalıkların yüzde doksanı, memleket nüfusunun ancak yüzde biri kadar olan bir ırkın meydana getirdiği şeyler idi. Bu inkar edilmez bir gerçekti…

Övgü dolu tiyatro sinema eleştirileri, sadece Yahudi olan yazarlar içindi. Daima Alman olan yazarlar kötüleniyordu. ikinci Guillaume’a sinsice batırdıkları iğneler öyle güzel tekrarlanıp duruyordu ki, bu yayının bir merkezden hazırlanıp halka sunulduğunu derhal anladım. Fransız kültürü ve medeniyeti için çıkan yazılar da bu şekilde hazırlanıyordu. Müstehcen yazılar, adi tefrikalar gırla gidiyordu. Bu basının dili kulağıma yabancı geliyordu. Makalelerin hepsi Alman milletinin menfaatlerine o kadar ters düşüyordu ki, bu muhakkak kasten yapılıyordu, işte böyle hareket etmek kimin faydasına idi? Bu bir rastlantı eseri miydi?

Tekrar tereddüt içinde kaldım, incelemelerime devam ettim. Bir sürü olayları tek tek inceledikçe düşüncelerim tekrar rayına olurdu. Yahudilerin ahlak ve gelenek hakkında besledikleri düşünce çok korkunç bir şeydi. Bu hususta kaldırımlar bana hayat dersi verdi ve bu ders benim için çok acı oldu.

Sonrası malumunuz. Yahudilere karşı her anlamda büyük bir nefret besleyen Hitler “Savaş, Yahudilerin toptan ortadan kalkmalarıyla son bulacaktır. Milletlerin bu azılı düşmanının, bu hilekârın son saati çalacak ve yüzyıllardan beri oynadıkları o iğrenç oyun son bulacaktır!” diyor ve bütün dünyanın kendisine karşı birleşip aklını alacağı, dünyanın süper gücü bayrağının İngiltere’den Amerika’ya devredileceği güne kadar bu insanları dünya üzerinden kazımak üzere soy-kırıyordu.

antisemitizm-poster-14antisemitizm-poster-13antisemitizm-poster-12antisemitizm-poster-10antisemitizm-poster-9antisemitizm-poster-8antisemitizm-poster-7antisemitizm-poster-5antisemitizm-poster-4antisemitizm-poster-2

2. Dünya Savaşı öncesi ve esnasında Avrupa ve Sovyetler’de yayınlanan, o dönemlerde Yahudilere olan bakış hakkında fikir sahibi olmamızı sağlayan çeşitli antisemitik propaganda posterleri

Hikayenin bu kısmını ilkokul mezunu olan herkes bilir. Ancak bu olayın vaadedilmiş topraklarda bir Yahudi ülkesi kurmak için süper bir fırsat doğurduğu da çoğunlukla gözden kaçar, cidden. Madalyonun öbür yüzünde, aralarında bolca Cohen, Rothschild soyadı barındıran bir güruh, bu “soykırım” olayının ardından İngiltere önderliğinde ve Bir-leşmiş Milletler eliyle Filistin’de bir İsrail devleti kurulmasını sağlar. Tarım bile yapılamayan çorak bir coğrafya olan Filistin dolayları o zamana kadar Yahudi diasporası için pek de cazip bir yer değildir zira adamlar yurt belledikleri, zengin kaynaklara sahip ülkeleri, toplu olarak kovulmadıkları sürece babalarının ahırı gibi sömürmekten son derece memnundurlar. Hitler’in eylemleri ise ilginç biçimde Büyük İsrail’i kurmak isteyen has “dava” adamlarının (Siyonistler, İsrailoğulları ne derseniz artık) elini güçlendirir. Bu sayede maldan mülkten geçmeye yanaşmayan Yahudileri, Büyük İsrail’in nüfusunu oluşturmak üzere, bir bakıma zorla Filistin’e yerleştirirler.

Uzaktan senin oğullarını, gümüşleri ve altınları ile beraber Rabbin ismi için ve İsrail’in Kuddusu için getirsinler. Ve yabancılar senin duvarlarını yapacaklar ve kralları sana hizmet edecekler. Kapıların daima açık duracak, milletler servetlerini ve sürgün getirilen krallarını sana getirsinler diye gece gündüz kapanmayacaklar. Sana kulluk etmeyen kavimler ve ülkeler yok olacak ve milletler tamamen harap olacak.

Tevrat, İşaya Kitabı Bab: 60 Cümle: 9-12

Vay arkadaş yazdıkça açılıyor, açıldıkça yazıyorum. Sırf okumaktan kaçmayın diye elimden geldiğince yüzeysel olarak ilerlemeye çalışıyorum ancak bazı noktaları da atlamaya gönlüm el vermiyor. “Hitler gibi kaçık bir herifin görüşleri neden Yahudilere olan bakışımızı etkilesin veya yönlendirsin ki?” sorusunu yöneltecek arkadaşlara, Hitler’e de ilham kaynağı olduğu söylenen, Ford otomobillerinin üreticisi –ki Ford sonra yine Yahudilerin eline geçmiştirHenry Ford‘un Yahudiler hakkındaki görüşleriyle yanıt vermek istiyorum. Bir devlet adamı olarak Hitler’in kafaya takmış olması anlaşılabilir bir durum diyelim, peki Amerikalı bir iş adamının Yahudilerle ne alıp veremediği olabilir? Neden daha sonra Beynelmilel Yahudi ismiyle kitaplaştırılacak olan bir yazı dizisiyle tüm dünyaya bu insanları anlatma ihtiyacı hissetmiştir?

Herhangi bir devlet, endüstriyel ve mali kârlarını Yahudilerin kontrol etmesine karşı çıktığı zaman Yahudi Devleti’nin o devlet ile arası bozulur. O, savaş açabilir, barış yapabilir. Bazı zaruri durumlarda ANARŞİYİ DESTEKLER, bazen de dirlik düzenlik getirir. Dünya kudretinin bütün kumanda telleri onun avcunun içindedir. Planına en uygun gelecek şekilde Yahudi Devleti onları idare eder.

Her başkentte Yahudi Devleti’nin yardımcı hükumetleri vardır. Almanya’dan intikamını aldıktan sonra, diğer milletleri ezmek için gidecektir. Britanya’yı mağlup etmiştir. Fransa ve Rusya avcunun içindedir. Bütün ırklara olan iyi davranışından dolayı, ABD ona ümit verici bir toprak olarak görünmüştür. Onun için Yahuda Devleti buradadır. Operayon sahnesi değişebilir fakat Yahudi asırlardan beri aynı Yahudidir.

Beynelmilel Yahudi (Henry Ford) / Otağ Yayınları 1974 (s. 251-254)

Bazı insanlar bu gibi Yahudiliği irdeleyen görüş ve düşüncelere, bazen gerçekten anlam veremediğim biçimde karşı çıkıyorlar. “İslamcı kesimin Yahudi korkusu çok komik. Bunların alayı geri kafalı, Yahudiler de senin benim gibi insan kardeşim.” deyip, konuyu olduğundan daha önemsizmiş gibi göstermeye çalışıyorlar. Böylesi karanlık bir gücün varlığına inanmak istemiyor veya inanıyorlarsa bile onunla yüzleşmekten çekiniyor olabilirler. Neticede Matrix filminden de biliyoruz ki gerçeğin çölüne hoşgelmek pek de öyle kolay hazmedilebilecek bir şey değil, koskoca Holivut’un yalan söyleyecek hali yok ya? Gerçi bu arkadaşlara bir yandan da hak vermiyor değilim, zira bundan 60 yıl önce ve hatta 100 yıl önce nasıl bütün iletişim araçları, medya kanalları Yahudilerin elindeydiyse bugün de aynı. Sevdiğim ve fırsat buldukça dile getirmekten hoşlandığım bir olay var, özgürlükler ülkesi Amerika’da yüzlerce hatta binlerce medya kanalı olmasına rağmen medya patronlarının sayısı beş veya altı kişiyi geçmez denilir. Çok sesliliği bile egemenliği altında bulunduran, düşünceleri dilediği gibi yönlendiren böylesi bir gücün karşısında “ayık olmak” gerçekten de kolay bir iş değil.

Gelelim günümüze. Tarihi okuyunca İsrail’in tam olarak çizdiği yolda ilerlerdiğini ve yakın bir gelecekte Filistin’in kökünü kazıyıp gözünü daha geniş bir coğrafyaya dikeceğini söylemek için profesör olmaya gerek yok. Dünya insanları bu terörist devletin eylemlerine seyirci kalmaya devam ettikleri sürece, sıra kendilerine geldiği zaman başlarına gelecek olan her şeyi hak etmiş bulunacaklar, kimse kusura bakmasın. Adamlar 100 yılda Osmanlıyı, 60 yılda Filistin’i bitirdiler. Komşuları olan Arap ülkelerinin hepsine kök söktürdüler, birden fazla ülkeyle aynı anda savaşmalarına rağmen mağlup olmadılar, aksine topraklarını genişlettiler. Bir 100 yıl daha sürmesi gerekse bile vaadedilmiş topraklara hükmetmek için ellerinden geleni artlarına koymadan çalışıp didinecekler. Kendilerine karşı zerre düşmanlık beslemeyen ve fakat diğer müslümanları kafir ilan edip kıyan, ana felsefesiyle çelişkili terörist organizasyonlar kuracak (İŞİD gibi), ön hazırlık olması adına kullanacaklar. On yıllardır yaptıkları gibi diğer ülkelerde iç karışıklıkların, kaosun, darbelerin sürekli canlı kalmasını sağlayacak, silah satışlarını sürdürmeye çalışacaklar. “Yeter be kardeşim bıktım beni sömürmenden, ben kendi savunma sanayimi kendim kalkındırırım” deme cüreti gösteren, dolayısıyla arpasını kesmeye kalkışan ülkelerin o alanda çalışacak olan mühendislerini bile öldürüp, ülkenin içine ne denli nüfus ettiklerini göstermek istermişcesine göz dağı verecekler. 2. Dünya Savaşı bittikten sonra özel ajan birlikleri kurup, dünyanın dört bir yanına kaçıp saklanmaya çalışan Nazi SS subaylarını avlamış olan insanlar için bu gibi şeyler çocuk oyuncağı olsa gerek.

Sonuç…

Sonuç olarak tüm bunları İsrail’in ve Yahudilerin ne kadar güçlü olduklarını veya onlardan ölümüne korkmamız gerektiğini ifade etmek için yazmadım. Şahsen hiç sevmediğim zat-ı muhterem İsmet İnönü’nün, bir o kadar sevdiğim bir sözü vardır: “Bir memlekette namuslular namussuzlar kadar cesur olmadıkça o memlekette kurtuluş yoktur” diye. Yahudiler, fikirleri ve eylemleri ne kadar kokuşmuş olursa olsun çıktıkları yolda her türlü fedakarlığı yapmaktan, gece gündüz çalışmaktan asla geri kalmıyorlar. Buna karşın biz insanlar, daha doğrusu müslümanlar, her gün gazete manşetlerinde rastladığımız “İsrail vurdu 1.300 Filistinli daha öldü” türü haberlere ah vah etmekten başka bir şey yapmıyoruz (veya yapamıyoruz). Adamalar kutsal saydığımız mekanlarda postallarıyla dolaşıyorlar, mescitlerimizi yıkmakla tehdit ediyorlar –ki bu gidişle yıkacaklar da-, Ramazan demeden, kutsal gün dinlemeden çocukları, kadınları, masum insanları katlediyorlar. Tüm bunlar karşısında ahiret inancı olan insanın dut yemiş bülbül gibi sessiz kalması inanın hiçbir açıdan anlaşılabilir değil. Öbür tarafta adama sormazlar mı kardeşim, bunca zulüm varken sen neredeydin, yapıyordun diye?

Haydi kalkın İsrail ile savaşmaya gidelim demiyorum. Televizyon izlemeyin, çocuklarınıza da izletmeyin diyorum. Bir iletişim aracı olarak interneti kullanırken, her gün takip ettiğiniz taraflı haber sitelerini değil, diğerlerini, mümkünse yabancı kaynakları da araştırın diyorum. Gördüğünüz, duyduğunuz her şeye körü körüne itibar etmeyin, araştırın. Kitapyurdu gibi sitelere girmekten, tarihi, sosyal kitapları favori listenize ekleyip sipariş vermekten geri kalmayın. Borsanın ne olduğunu, nasıl kazandırdığını, Visa’nın veya Master Card’ın neden televizyonlara reklam verdiğini düşünün. Türkiye’de, Malezya’da, Amerika’da ve dünyanın geri kalan tüm ülkelerinde bu kartlar aracılığıyla yapılan istisnasız her bankacılık işlemi için komisyon aldıklarını, sadece bu kadarlık bir bilgiyle bile dehşet verici boyutta bir finansal ağa hükmettiklerini görüp tekrar düşünün.

Tarih kisvesi altında onlarca yıldır söylenen yalanların sizi sandığınız gibi yüceltmediğini, aksine köleleştirip pasifize ettiğini fark edin ve artık onları tekrarlamaktan vazgeçin. Çocuklarınızı eğitin, okulun onlardan aldığını siz geri verin. Ellerine kontrolsüz biçimde bilgisayar, internet, iPhone vererek teknoloji ile içli dışlı yetiştiklerini asla düşünmeyin, ömrünün yarısını bunlarla geçirmiş biri olarak gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki bu şeyler teknoloji ile içli dışlı bireyler değil, ölümüne tüketmeye programlı köleler yetiştirmek üzere varlar. Eğer çocuklarımızı bunların eline teslim edersek, onlar da gelecekte tıpkı şu anda bizim olduğumuz gibi elleri kolları bağlı, çaresizlik içinde zulme seyirci kalan bireyler olacaklar. Yahudiler işte bu sayede dünyaya hükmedebiliyorlar, planlarını nesiller üzerine kuruyorlar. Bizim için de formül bu olmalı, şu anda yapamadığımız şeyleri yapabilecek nesiller yetiştirmemiz şart. Üreten, üreten ve üreten, beyni Feysbuk durum paylaşımlarıyla pelteye dönmemiş, 2.000 TL’lik yeni bir cep telefonunu hayatının odak noktasına koyma ihtiyacı hissetmeyen bilinçli ve hepsinden önemlisi inançlı bireyler yetiştirmek hepimizin kurtuluşu olacaktır.

filistin-israil-isgal

İnfografik: http://aljazeera.com.tr/interaktif/66-yillik-felaket

Facebook Yorumları

18 Yorum

  1. Mert

    Sonuna kadar okudum. Haklısın ama artık söylediğin gibi bu tür olaylar o kadar normal gözükmeye başladı ki. Böyle olayları görüp 1 dakika düşünmeyen (üzülmeyen) insanlar var. Çok kötü bir duruma sürükleniyoruz.

  2. deniz

    enteresan olan ve gülünç olan
    şimdiki hükümetin ülke tarihi boyunca israil ile en fazla iş yaptığı kazanç sağladığı günlerde halen muhafazekar kesim israilden nefret ediyor söylemleri hiç gerçekçi gelmiyor

    koyu bir atatürkçüyüm ve israildende bir o kadar nefret ederim.
    ama düşünmeden de edemiyorum gazzeyi vuran uçakların benzinleri türkiyeden alınmaları
    filistine düşen her kurşunun türkiyeden geçmesine musaamma gösteren hükümeti
    ve Işide destek olduğu kanıtlanmış bir kaynak dökümanı varken benim için bu tür yazışmaların halen gerçekçi gelmiyor olmasıda mantıklı değilmi ?

    Yani kısacası önce kendimizi geliştirmemiz gerçekleri görmemiz gerekmezmi ?

    https://www.google.com.tr/webhp?sourceid=chrome-instant&ion=1&espv=2&es_th=1&ie=UTF-8#newwindow=1&q=akp%20israil%20i%C5%9Fbirli%C4%9Fi

    • serhat

      Türkiye’nin benzini mi varda Türkiye’den alsın.?
      Türkiye üzerinden de kurşun almaları derken? İsrail savunma sanayinde Türkiye’ye tur bindirir.Sen bu dediğine inanıyor musun? Eğer inanıyorsan inanmanın sebebi yukarıda da dediği gibi sahip oldukları medyanın sana böyleymiş gibi olduğunu inanmaları ve koyun gibi inanıyorsun. Eğer hükümet bu dış güçlere kafa tutmayıp, dediğin gibi olsaydı Türkiyenin gelişmesini engelleyecek olsaydı kanal istanbuldur, üçüncü havalimanıdır, üçüncü köprüyü yapmaya kalkışmaz, gezicilerin almanya,ingiltere,rusyayı desteklediği gibi destekler olurdu? Neden mi bu üç ülkeler. Bir zahöet sen araştırda farkına var. Zor gelirse söyliyeyim. 3. havalimanı avrumanın en büyüğü olacak ve hızını alamadan büyüyen thy dahada büyüyüp lufthansanın önüne geçecek. Kanal istanbul dersen montröye göre boğazlardan geçen gemilerden bir kuruş para almıyoruz. Eğer bir ülkede kanal var ise süveyş gibi gemilerin kontrol açısından kanallardan geçme zorunluluğu var ve türkiye istediği fiyatı belirleyebilir.Anladın mı?

      • nurkan bilmiş

        Kanal İstanbul konusunda çok yanlış bilgiye sahipsin. Çünkü Türkiye’nin egemenliğe haiz olduğu topraklarda kanal açmasında hukuka aykırı bir durum yoktur, ancak Türkiye’nin mevcut hukuki düzende boğazı kapatıp gemileri kanala yönlendirmesi de hukuka aykırıdır. Möntröye göre Türkiye’nin elinde boğazlardan serbest geçiş hakkından yararlanmak isteyen gemileri engelleyip kanala yönlendirecek hukuki argüman bulunmamaktadır. Bu bağlamda Möntrö Boğazlar Sözleşmesi ve Türk Boğazları Deniz Trafik Tüzüğü’nde değişikliğe gitmeden kanal açmak anlamsızdır.

  3. deniz

    @ serhat gerçekmisin
    halen bu durumdan bile pay çıkartmaya çalışan tayyip gibisin yani utanmasan gazzeyi geziciler vurdu deiyeceksin
    arkadaş hangi gezisi 3. köprü için veya 3. havalimanı için karşı çıkmış arkadaş ? merak ediyorum gayet ilk zamanlar masumanebaşlayan bir eylemdi ?
    sonlarda evet anlamı olmayan bir durumda durumdu ama halen şu durumda gezici demen bile senin ne durumda olduğunu gösteriyor ?

    Türkiye’nin benzini mi varda Türkiye’den alsın.?
    evet gazzeyi vuran uçakların benzinini bizden aldı çünkü tipik yükleme ile ancak yakıt istasyonuna gidebilir yüksüz bir uçak ile yüklü uçak arasında 2.000 km fark vardır ? lütfen araştır incirli yakıt takviye istasyonunu

    Türkiye üzerinden de kurşun almaları derken?
    🙂 komik olma tabiiki israil savunma sanayisinde tur bindirir ama gelipte Işid gibi ösümsenmeyecek küçümsenecek olan bir terör öğrütene kurşun verecek kadarda saf değildir bu legal yollarla olmaması zaten daha sağlıklı israil için bir incele http://www.diyarbakirhaber.gen.tr/guncel/ok-goruntu-i-id-in-yaninda-turk-ambulan-i-h3285.html

    ZATEN SİZDE HERŞEY MEDYA YALANLAR DERSİNİZ DEĞİLMİ

    GERÇİ GEZİ OLAYLARINDA TEK BİR KANAL BİLE GEZİ OLAYLARINI VERMEYEN PENGUEN BELGESELİ İZLEDİĞİNİZ MEDYA TARAFSIZDIR SANIRIM

    kimse 3. köprüye karşı değil
    kimse 3. havalimanına karşı değil aklını topla sadece çevresel olarak orman alanının biraz daha az tahripat yapılarak olması gerektiğidir.
    kanal istanbul için için ise ben öğretim görevlisiyim bunu saf bir insan bile düşünebilir ? kanal istanbul gibi bir projenin marmarada nasıl bir ekosistemde tahribat yapacağını düşündün mü?
    karadenizin marmaraya boşalması, deniz masüllerinin dengesini nasıl bozacağını, aşırı tuzun akıntıda nasıl hava kirliliği yaptığına vb gibi bir ton çevre felaktenin olacağını düşünmeden halen siyaset yapabilmeni anlam veremiyorum ?

    şimdi düşün israilden sen nefret ediyorsun ama hükümetin oğlu 3 gün önce deniz taşımacığında ticaretinde sadece kendi taşımacılığı kullanılacağını biliyormuydun

    eğer bilmiyorsan imeak gidip inceleyebilirsin

    • serhat

      geziler bu projelere karşı değilse o zaman gezi olaylarının ardından kurulan taksim dayanışma platformunun ilk istekleri bunların yapılmasına karşı değil miydi?
      Masumaneymiş peh. Herkes biliyor ki bu olayların amacı 3-5 ağaç değil, hükümeti istifaya zorlamak ve belki de en kötüsü darbeye zemin hazırlamaktı. Sizin yaptığınız bu hareket ne masumane ne de haklı bir toplanmaydı. Evet ben de bazı kendi ülke yönetime başkaldıranları destekliyorum. (Rabia hareketi) Unutma ki aradaki farkı görebilmen lazım. Mısırda yönetim meşru olmayan yollarla milletin hakkı göz ardı edilmiş ve darbeyle başa gelen bir yönetim, Türkiyede ise yüzde 50 ile başa gelmiş bir yönetim. Acaba hangisine başkaldırmak daha demokratik? Eğer ikinci diyorsan benim ve benim gibilerinin başta görmek istediğim hükümeti protestolarla vb.. gibi olaylarla zora sokmak benim hakkıma tecavüz değil midir?
      Ben makine mühendisiyim. Marmaray için b.k atmayın. Neymiş karadeniz içine boşalsaymış, yok su dolsaymış, yok su tahliye sistemi yokmuş. Sana sorarım o kadar suyu doldukça nereye tahliye edeceksin? Hadi bir yer buldun o kadar suyu basacak pompa gücünü dünyadaki tüm pompaları toplasan yine yetmez. Evet ekolojik düzeni bozduğu doğrudur fakat her canlı ortama adapte olur, ve ekolojik sistem dengeye girer. Aslında doğa kendi kendini yeniler ve öze dönmesini sağlar.
      Yapılan bu işleri mühendis gözüyle söylüyorum, yok orada ağaç var köprü yapma, yok burada ot var buraya bunu yapmak. Arkadaş biz mimar mühendisler bu işleri nereye yapalım. Çöle mi yapalım. Unutma su olan yerde insanda olur,kedi kuşta olur ağaçta olur. İnsan varsa evde yapılır köprüde.
      2000 km fark varmış. İnsan bir haritaya bakar. israil türkiyenin yanında yüz ölçümü kadar peçete kadar. israilin yüz ölçümü 20770kmkare senin dediklerine göre fark 2000 km ise o zaman diğer tarafı da 10 km. Yani israilin genişliği 10 küsür km. ufak at. Haritayı açta bak.Uçak israilden kalkacak yakıtını türkiyeden fulleyecek geri dönecek. geri dünüş yolu israil türkiye arası mesafenin yarısı belki daha azıdır.

    • realist

      Kendini aydın zanneden cahil musveddelerin yuzunden bu ülke yeni gelişmeyebbaşladı bundan onc kaç defa darbe düzenlendi hiçbirisiaaklımızı bbaşınıza getirmedi mi allah akıl versin .

  4. Selim Sırcı

    biz yıllardır bop tan bahsederken ulusalcı etiketini vurdunuz, bunlara komplo teorisi dediniz. Şimdi vadedilmiş topraklardan bahsederken dehşet içindesiniz. ak parti bu oyunun baş aktörlerindendir.

    Yahudi Barzan sülâlesi ile ‘yakın’ ilişkide olan Türkiye yönetimi, Ermeni kökenli teröristi neredeyse meclise soktu, sokuyor.
    İsrail ile açılan ara Obama’nın küçük gayretiyle düzeliverdi. İsrail’den ayrılmadan önce Netanyahu’nun Erdoğan ile telefon görüşmesine de müdahil oldu, “İlla her konuda anlaşmanız gerekmez zaten!” dedi.
    9 vatandaşını kaybeden Türkiye uslu uslu, İsrail’e açtığı davalardan vazgeçti!
    İsrail – Türkiye ilişkilerine sihirli bir değnek (ya da beyzbol sopası mı desek?) değdi ve karşılıklı elçilikler açılmasına, elçiler atanmasına , ilişkilerin ‘normalleşmesine’ birkaç saatte karar verildi!.. Obama, o sırada İsrail’deydi. Ve 2. İsrail’i inşa edecek ‘bölge jandarması,’ ‘kardeş’ devletlere yol haritasını vermişti!
    Çünkü İsrail ile Türkiye’nin birlikte yapacağı önemli işler var!
    İlk etapta Diyarbakır Erbil’le beraber ‘merkez’ oluyor. Bunun açılış töreni 21 Mart’ta gerçekleşti. Türkiye, kalbini yerinden çıkarıp yiyen teröristlerle de ‘normalleşti’!
    Öcalan, TBMM’de ALINACAK bir kararla Güneydoğu’nun özerkleşeceğinin müjdesini (!) verdi!
    PKK terör orduları Barzanistan’a çekilecek ve Erdoğan’ın deyişiyle “Türk ordusunun PKK’ya operasyon yapma LÜKSÜ olmayacak”tı!
    Karayılan da Kandil’den ‘Kürdistan’ın’ masa başında Türkiye elinden alınacağını ilân etti. Satılık medyanın Türk milletine yutturduğu BARIŞ işte buydu!.. Ve Karayılan’ın en önemli cümlesi “Önümüzdeki süreçte Kürt sorunu tüm ‘parçalarda’ çözülecek!” cümlesiydi!
    Bölgedeki 3 devletten koparılacak parçalar için yürütülecek operasyonun merkezi Erbil – Diyarbakır olacaktı.
    Erbil ve Diyarbakır, İran ve Suriye’den koparılacak parçalar için ‘kolaylaştırıcılık’ görevini yapacaklardı!
    Yusuf Karaca, Yeni Mesaj Gazetesi’nde durumu şöyle özetliyor:
    “Büyük İsrail’in inşasında;
    İhale sahibi:İsrail
    Proje: ABD
    Yüklenici firma: AKP
    Taşeron firma: PKK
    Ameleler: Kandırılmış Kürtler!

    Ve koca Türk milleti inşaata tuğla yapıldılar.”
    Bu projenin devamı var.
    İş, Diyarbakır’la bitmiyor! İstihbarat görevlisi Oded Yinon 1982’de Kivunum Dergisine İsrail İçin Strateji’ adlı analizinde BÜYÜK İSRAİL’in inşaası için bölgenin mezhep ve etnik savaşlarla nasıl parçalanacağını ayrıntısıyla anlatıyor.
    Amerikan Senatosunda kürsüye Mahabad Kürt devleti bayrağı asan terör maşaları, Trabzon, Ankara ve Antalya’yı da ‘Kürdistan sınırları içinde gösteriyor!
    Bunlar ilk defa olmuyor. 100 yıllık bir süreçte defalarca denendi. Tehlike hiç bu kadar yakına gelmemişti. Son 3-4 gündür telefonla ve yüzyüze görüştüğüm duyarlı bilinçli kimseler saçlarını yolduklarını söyleyince şaşkınlığımı gizlemedim.
    30-40 yıldır yazılan söylenenlerin işaret ettiği durum buydu. Demek ki ya okumamışlar ya da okuduklarını şaka sanmışlardı. Gerçekle yüzyüze gelince afallamışlardı.
    Bu henüz bir başlangıç…
    Küresel çeteler ‘Ortadoğu Ekonomik Topluluğu’ kuracak; başına kendi teröristlerini oturtacak!..
    Avrasya’ya tecavüzün tek yolu bu! Batı’da hazine boş, çöküş dönemi başladı. Amerikan’nın halkı hızla silahlanıyor. Eyaletler arasında ABD ordusu ‘Hızlı müdahale güç merkezleri’ kuruyor.
    Acele para lazım.
    Para Türkiye’nin de konuşlandığı bölgede bulunuyor. 2.İsrail ‘Kürdistan kurulunca başta Ortadoğu, ardından Asya ‘müdahaleler merkezi’ olacak… ABD bölge jandarmaları Türkiye ve İsrail’le bir kıtanın tozunu attıracak.
    Yani HAYALİ BU!
    Bu hayalin önüne geçebilecek kudrette koca bir ordu bu nedenle eritildi, tutuklandı, silindi.
    Acaba ilerleyen süreçte TÜRK MİLLETİ ‘fabrika ayarlarına’ dönecek mi?
    Attilâ İLHAN “Aydınlar batırır, halk çıkarır” derdi.
    Milletimizle ve hedefteki komşu ülkelerle ne kadar çabuk kucaklaşırsak bu badireden kurtuluş planlarını da o kadar çabuk yürürlüğe koyabiliriz! dediğinde banu avar siz bunların hepsine komplo teorisi dediniz ve hala aynı kafasındasınız.

    • Selim Sırcı

      şahsınızı hedef alarak kategorilendirdiğinizi söylemek istemedim, genelledim. yanlış anlaşıldıysam özür dilerim ama ulusal değerlere sahip çıkmanın bir aşağılanma sıfatı olarak kabul edildiğini beraberce ispat etmiş olduk.

      Akp’ye oy veren çiftçisinden, memuruna, mühendisinden ev hanımına kadar herkes filistine atılan kurşunda vebal altındadır. Buna kendimi de katıyorum. ben de bir kez oy verdim ve ben de bu günaha ortağım. Herkeste şöyle bir rahatlık var nasılsa türkiyenin yarısı bu partiyi destekliyor o kadar insan yanılmış olamaz olsa bile çoğunlukla beraber -yahu hepimizi kandırmışlar deriz.
      Bunu çok yakın dönemde yaşadık. Düne kadar beraber bizle aynı değerleri paylaşan, okul çıkışlarında bizi alıp maklube yemeğe götüren abilerimiz bugün tüh kaka oldular biz de yahu bizi kandırmışlar dedik.

      Hayatımda Chp ye oy vermedim, vermem de ama artık ak partinin yaptıklarını da görmezden gelecek kadar da vicdansız değilim. sırf gördüklerimizi söylediğimiz paylaştığımız için ulusalcı damgasını yiyoruz. neden arkadaş akp ye oy vermeyen eleştiren herkes aynı görüşte olmak zorunda mı?

      Ben artık oy vermiyorum ve kendimi hiçbir partiye yakın hissetmiyorum bu nedenle bana kemalist, ulusalcı, solcu, faşist diyen hiç kimseye de hakkımı helal etmiyorum.

  5. Selim Sırcı

    dip not : yahudiler 2. dünya savaşını öne sürüp ezildiklerinden dem vurup duruyorlar. 2. dünya savaşında 72 milyondan fazla sivil öldürüldü bunlardan 5 milyonu yahudiydi

  6. musti

    Öncelikle Ak parti hepi topu 10-15 yıldır (ne kadarsa artık) iktidarda ; bu döneme kadar neden bir cep telefonu bile yapamadık ? Neden insanlar bu kadar özgür konuşamıyordu ?(tıvittırı kapatıp insanlıa engel olan tayyibin ….. diyecek kadar özgürsünüz) Eskiden darbeyi yapan ordu neden şimdi “siyasete karışmıyoruz(karışamıyoruz) demek zorunda kalıyor” ve şimdi neden sivil halk ha bire “istemiyoz da istemiyoz” diye o yana bu yana bağırıyor ? Çünkü beyni çocukluktan beri istenilen kıvama getirilmiş , heyecan arayan İslam’dan bihaber anarşistleri kullanıyorlar ve birliğimize engel oluyorlar.Doktor da , olsa şu da olsa , bu da olsa
    okuldaki ders kitaplarından başka hiç bir şey bilmeyen , sorgulamayan merak etmeyip sadece emirleri yapan bir zihniyet ortaya çıkıyor.Aklın yolu birdir ; bir tek doğru cevap var ve sizin isteyip istemedikleriniz batının iki dudağı arasından başka bir şey değil. tek yapmamız gereken eleştirmeyi bir kenara koyup kendimizi sorgulamaya başlamamız

  7. Aşkar

    Parça pincik bildiğim bilgileri çok güzel derlemişsin Caner. Yazıyı kısaltarak paralel linklerle genişletip örneklerle destekleyebilir misin ? Birde kaynak kısmı eklenmeli. Türkiye’de ki Fox Tv gibi uzantılarıda deşifre edilmeli. İslamı araştıran kesim sanılanın aksine Yahudiler’in tehlikeli olduklarını ve bu millete karşı dikkat edilmesi gerektiğini Kur’ani Kerim​ den bilir.

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir