Bisiklet yolunda piknik yapmak ve köylü olmak üzerine

İnternette hızla yayılan ve dilden dile dolaşan bir video var, başlığı Bisiklet Yolunda Piknik Yapmak (Yeni Türkiye). Henüz rastlamamış olanlar şuradan izleyebilirler.

Videoda bir aile bisiklet yolu olarak tabir edilen, yaya yürüyüş yolu ile çimenlerin birleştiği yerde piknik yapıyorlar. Derken, aralarında kendi Facebook sayfasının reklamını yapmak ve çağdaşlığını, modernliğini ispatlamak için fırsat bulduğunu düşünen kimselerin yer aldığı bir bisikletli grubu tarafından uyarılıyorlar. Yani uyarılıyorlar derken olay esasen bir yerden sonra taciz etme noktasına geliyor. Aslında bu videodaki herkes hatalı ama bisiklet yolunda piknik yaptıkları, cumhuriyet kadını olmaları vesilesiyle “haklarını(!)” sonuna kadar aradıkları veya “Çekeriiim! Feysbuk grubum var oraya koyacam! Burası Türkiye karşim burda hiçbir şey doğru dürüs işlemeez!” diye çirkefleştikleri için değil, hoşgörüden yoksun oldukları için.

Tamam bu aile orada piknik yapılmayacağını bilecek kadar modern olmayabilir, elinizdeki çağdaş-metrenin ibresi “Bunlar kent yaşamına uygun değil, kafalarına vura vura eğitmek lazım” diye uyarı veriyor da olabilir ancak siz de gün görmüşlüğü, medeniyeti olması gerektiği gibi ihtal edememişsiniz be gülüm. Oysa batılı rol modelleriniz böyle yapmazlar, onlar bu tür durumlarla karşılaştıklarında sakin bir ses tonuyla “Sör piliz dont sıtay hir” diye uyarır kenardaki kocaman boş yoldan devam ederler. Doğrusu bu olduğu için değil, örnek alıyorsunuz bari adam gibi örnek alın diye söylüyorum.

Bu ailenin yaptığı doğru bir şey değil, “Adliyede çalışıyorum bana bir şey olmaz” tutumu hele hiç hoş değil ancak onlara memleketin sahibi yaklaşımıyla saldırmak, sanki yüz kızartıcı bir suç işlemişler gibi videolarını çekip internete yaymak da doğru değil. Diyorum ya gerçekten aydın olan, gerçekten bir şeyleri düzeltmek maksadı taşıyan insanlar böyle yapmazlar. Üzüm yemek isteyen yapıcı olur, mantıklı olur. Polisi aramakla tehdit etmeleri, “Biz çok yukarıdayız, sizi de eşşek gibi yanımıza çekeceğiz” edasıyla entel dantel ağızlar yapmaları, bu tür bir mevzuyu bile “Yeni Türkiye dediğiniz şey işte bu” alt mesajıyla siyaset malzemesi haline, reklam haline getirme çabalarını ancak bizimkiler gibi iki arada bir derede kalmış hibrit çağdaşlarda görürsünüz. Şiddetle aksini iddia ederler ancak çiğdirler.

Gelelim bu mevzunun sosyal medyadaki yankılarına. Ben şu tür yorumlara tahmin ettiğimden daha çok rastladım:

facebook-yorum

bisiklet-yolunda-piknik-yapmak-2

Daha ne örnekler var. Ne tezek kokusu, ne lümpenlik, ne İŞİD, ne Atatürk’ün askeri olmak, ne Gezi Parkı eylemleri ne AKP kalmış. İnsanlar kendi inançları doğrultusunda olaya yorum getirmeye çalışıyorlar ancak yukarıdaki iki medeni(!) şehir görmüş insanın yorumu adeta 5 kavanoz süzme bal niteliğinde. Hatta birisi İŞİD, varoş, barzo, cehalet, şehir yaşamı ve sosyoloji gibi kavramları tek bir yorumda birleştirerek medeniyet kombosu yapmış, takdire şayan.

İsmail Türüt’ün bir türküsü vardı, sözleri yanlış hatırlamıyorsam şöyleydi:

Mısırı kurutttun mu ambarda duruttun mu baban çarık giyerdi sen bunu unuttun mu

Bu türküyü insanı aşağılayan, hor gören, bunu yaparken aslında bu topraklarda doğmuş olduğu için hissettiği utanç duygusunu, aşağılık kompleksini bastırmaya çalıştığının dahi farkında olmayan tüm yavşak çağdaşlara gönderiyorum. Valla keşke Amsterdam’da doğup büyüyüp, gün batımına karşı şampanyanızı yudumluyor olsaydınız veya yazları John amcanızın çiftliğinde Marge halanızın yaptığı elmalı turtalardan yiyor olsaydınız herkes rahat etseydi.

Bu bisiklet-piknik mevzusunu kullanarak yaşadığı ülkeye sayıp sövenlere, köylüyü ve tezek kokusunu eleştirenlere hitaben ise: Modernlik uğruna yanıp tutuşan ruhlar, Türk bir bedene ve Türkiye gibi varoş, barzo, mangal yapan ilkel insanlarla dolu bir ülkede doğmakla lanetlendiği için tarifi mümkün olmayan bir mutluluk duygusu içerisindeyim, bilmenizi istedim. Şeytan azapta gerek derler ya, işte tam o misal.

Bitirirken: “Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Facebook Yorumları

7 Yorum

  1. Açıkcası videoyu izlememiştim, şimdi konu hakkında bilgi sahibi oldum.
    Farklı bir kültür içinde ve farklı bir coğrafyada büyüdüm, bu yüzden Türkiye de kent yaşamında ve genel hayatta çok ufak detaylar bile dikkatimi çekmiyor değil. Bazı durumları eleştiri ve şikayet babında dikkat çekmek için dilimin döndüğü kadar bloğumda yazdım, fakat hiçbir zaman kişileri köylü olduklarından ya da çahil olduklarından dolayı eleştirmek aklımın ucundan bile geçmedi. Hayret dolu gözlerle okudum “Köylüleri niçin öldürmeliyiz?“ nedir arkadaş? Bu nasıl bir ideolojidir?

    Eskiden sağcı ve solcu davası varmış, hani sokaklarda birbirlerine saldırırlarmış , yıllar içerisinde bu durum çağdaş, modern, avrupai ve köylü, cahil, varoş olarak mutasyona uğramış sanırım. Bu açiz topluluk son 10 yılda Türkiyenin başarılı oluşuna ve sağlam adımlarla markalaşma yolunda ilerlemesine dur demek için nasıl karşılık vereceklerini şaşırmış durumda. Amaca giden Her yol mübahtır felsefesini taşıyorlar.

    Aslında bu kişiler iki arada bi derede kalmış kişilerdir ki en tehlikeside budur. “Müslümanım, eti çok severim” diyerek “kurban keserek ibadetmi olur” zihniyeti tam olarak ne demek istediğimi anlatıyor.
    Çağdaşlığı çok yanlış anlamışlar sanırım ki, onlardan ögrendiğime göre çağdaş olmamak: bir tarafın ve bir görüşün olsa bile adaletsizlik olduğunda kendi görüşünü ve çıkarını gözetmeden doğruyu söyleyebilmek, İfade özgürlüğüne, düsünce özgürlüğüne, senden olmayana saygı duyabilmetir ve bu şekilde türetebilirsiniz derim.
    Çağdaş olmakta bunların tersi benim gördüğüm kadarıyla, ha bide ne kadar açılırsan, ne kadar makyaj yaparsan o kadar çağdaşsın sananlar var. Sonra yanına gelip oturduklarında orasını burasını örtmeye calışırlar hani hehe, lan sen çağdaşsın niye açtığın yerlerini örtmeye çalışıyorsun? Bu uzar gider böyle.

    Son olarak, iyi ki senin gibi düşünenler var Caner, altını çiziyorum, benim görüşümü yansıttığın için değil, haklıyı ve haksızı taraf tutmadan savunabildiğin için. Kendi adıma Teşekkür ederim.

  2. hizliadam

    Çimenler ıslak olduğu için beton zemin ile birleşen alanda piknik yapmak isteyen insanların ne bisikletliye, ne de yayalara engel olabileceğini düşünmüyorum. Bu çok aydın insanlar hoşgörüden mahrum oldukları için olayı kişisel şova çevirmişler. Fakat köylü dedikleri insanlar o kadar hoşgörülü ki “kardeşim işine bak, gerekirse polisi ara. Senin beni buradan kaldırma hakkın yok” demiyorlar. Videoyu çeken zibidinin şımarık konuşması o kadar itici ki insanın zevkine dövmek isteyebileceği bir profil.

    Buradaki “köylü” profili okadar hoşgörülü ki, kamerayı kafasında kırmamış. O amcam evinde atari oynayarak büyümemiş olmalı. Muhtemelen bisikleti sıksa suyunu çıkarır ama bu zibidiye tahammül edebilmiş. Şahsen ben olsam bu kadar hoşgörülü, sabırlı olamazdım.

  3. Usluer

    Birde sizin iyiliğiniz için demiyor mu alçak herif. Bu alçak 10 kişiye bu muameleyi gösterse 9’u bunu kesin döver fakat insaflı amcaya denk gelmiş.

  4. ahmettatar

    Yaw arkadaş sene olmuş 2014 bizim tartıştığımız konulara bak ya.. O bisikletliler bana denk gelse ben onları sadece dövmekle kalmaz çok yakın ilişkiler kurardım her biriyle teker teker o bisiklet yolu boyunca… Hele o yorum yapanlar yok mu vaktim olsa yeminle hepsini bulur kırbaçla eğitirim ama dua etsinler vaktim yok.. Allah yardımcımız olsun ya adamlar okuma yazma biliyor iki tane kıytırık kitap okuyup bir resim galerisi gezip boynuna bir fular takınca kendini entellektüel ilan ediyor aydın sanıyor çağdaş sanıyor kendini tövbe estağfurullah… Caner bahsetme böyle dengesizlerden gece gece sinirlerimizi hoplatma şu çapulculardan ve dengesizliklerinden bahsedip ya..

  5. Ömer

    Bisikletçiler vs. piknikçiler.

    Arkadaşlar bu mevzunun bu kadar uzamasına gerçekten anlam veremiyorum ki bu sebeple burada ilk kez yorum yapıyorum. Videoyu izledim ve şu bilinsin ki bu ülkede bisikletçi olmayan kişiler bisikletçilerin neler çektiğini bilemez, piknik sevdalısı olmanızı anlıyorum ama yok adamı dövmemesi felan bu kadar yorum yapmanız bana biraz değişik geldi. Çünkü orada her ne kadar o vatandaş sabırlı davransa da bisikletçiler de artık patlama noktasında, bisiklet yolunda yürümeyin, araçtan inerken kapıyı sağ elle aynaya bakarak yavaşça açın vs. gibi birçok uyarılar yapılmasına rağmen bir türlü alışamadı milletimiz bisikletlilere.. Mangalın ayrıca merkezi yerde ne işi var ateş lan o? O bisiklet yolunda bir anlık dalgınlıkta bisikletçi çarpsa veya çocuğun birine gelse mangal olur mazallah. Tamam anladık köylü milletin efendisidir de! Köylü var, köylü var…

  6. Hakkı Erdugan

    Yaşanan olay ve olaydaki kendini “çağdaş” görenlerin takındığı tavır tasvip edilemez. Herkes durması gerektiği yeri bilecek. O çağdaş olduğu için özendikleri ülkelerde böyle bir olayda insanlar ne yapardı onu bir düşünsünler sonra baksınlar çağdaşlar mı, bağnazlar mı?

    Bir de bu insanlardan yola çıkarak her zamanki gibi siyasi görüşünü yansıtan site yazarı ve yorumcular var. Misalen Mustafa Bey “Bu açiz topluluk son 10 yılda Türkiyenin başarılı oluşuna ve sağlam adımlarla markalaşma yolunda ilerlemesine dur demek için nasıl karşılık vereceklerini şaşırmış durumda. Amaca giden Her yol mübahtır felsefesini taşıyorlar.” yazmış. Burada dedikleriniz de oradaki insanların davranışlarından zerre farksız. Bir kaç insan üzerinden genelleme yaparak siyasi görüşünüzü yazıyor ve ardından da yine bu insancıklara siz de yukarıdan bakarak haklı-haksız felsefesi yapmayı kendinizde hak görüyorsunuz.

    Netice olarak Türkiye’nin toplum yapısında ciddi bozulmalar vardır. İster AKP’li, ister CHP’li, ister apolitik olsun herkes önce kendine baksın. Madem bu kadar büyük çoğunlukta bir “haklı” taraf mevcut neden ülkemizdeki tecavüz, cinnet, cinayet, hırsızlık vs. olaylarında, dini sapkınlıklarda inanılmaz bir artış var? Şeytan’ın en sevdiği günah olan kibire kapılıp, “ben iyiyim, herkes benim gibi olsa” söylemlerine çok rastlar oldum. Herkes burada ve diğer sosyal medya mecralarında yorum yazanlar kadar iyi kalpli ise, tüm kötülükleri ben mi yapıyorum? Allah’ın yarattığı alemler içerisinde atomaltı parçacık kadar yer kaplamayan bizler de bu kibir de nedir?

    Siz ve videodaki gibi devamlı bir taraflaşma, ötekileştirme, yüksekten bakma söyleminde bulunanlara Mevlana ne de güzel söylemiş; Yüzde ısrar etme, doksan da olur… İnsan dediğinde, noksan da olur… Sakın büyüklenme, elde neler var… Bir ben varım deme, yoksan da olur!

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir