iskeletler

Bu ülkede iki damla huzur için kaç kişiyi öldürmemiz gerekiyor?

Yatağa girmiş uyumaya çalışıyordum, belki adliyedeki terör eylemi ile ilgili olumlu bir gelişme olmuştur diye son kez haber sitelerine bakayım dedim… Vurmuşlar, savcıyı öldürmüşler. Yüreğim cız etti. Teröristlerin kimliklerini de açıklamışlar. Biri 24 diğeri 28 yaşında üniversite öğrencileriymiş. Fotoğraflarına baktım, kalbimin derinliklerinden bir yerlerden, vicdanımdan “Yazık gencecik çocuklarmış. Bunlar da ana kuzusu…” sesinin yükselmesini bekledim, yükselmedi. Yoksa öldürülmelerine sevindim mi diye düşündüm, yok, sevinmedim de.

Öfke, nefret, üzüntü, keder… Bu olay karşısında tam olarak ne hissetmem gerektiğini inanın bilemedim. Elektrik kesintisiyle ilgili komplo teorilerine mi inanayım, vazife başında şehit olan savcının, hayatlarını bir hiç uğruna kaybeden beyni yıkanmış gençlerin ateş düşmüş ocaklarına mı üzüleyim, memleketin güvenlik zaafiyetinin geldiği nokta ile ilgili endişe mi duyayım, hükümeti mi muhalefeti mi suçlayayım bilmiyorum. Bildiğim tek bir şey var o da bu ülkeye ve içerisinde yaşayan insanlara olan inancımın her geçen gün biraz daha azaldığı. Gerçi bu da başka bir komplo teorisi doğuruyor, belki de dış güçler benim gibi vatanperver insanları böyle böyle ülkelerinden soğutuyorlardır, değil mi?

Berkin Elvan isimli bir çocuk ailesinden, çevresinden duyduğu, bir vesile yanlış olduğuna inandığı şeyleri düzeltebileceği inancıyla, sokağa dökülen abileriyle, ablalarıyla birlikte polise taş atıyor. Onların karşısında duran ve toplum huzurunu sağlamakla görevli bir polis tarafından kazara öldürülüyor. Bugün de bu olaya bakan savcı, Türkiye Cumhuriyeti anayasal düzenini silahlı eylemlerle yıkarak kendi doğruları ışığında sözde insanlara huzur getirme amacı taşıyan bir terör örgütü tarafından öldürülüyor. Ardından bu eylemi gerçekleştiren örgüt üyeleri yine toplum huzuruna hizmet eden polisler tarafından öldürülüyor. Herkes kendi açısından iyi bir amaca hizmet ediyor fakat sonuç olarak her taraf ölülerle doluyor.

Evinin balkonunda oturur kahvaltını edersin, vapurda martılara simit atarsın, arada eşe dosta ziyarete gidersin, budur. Ağız tadıyla yaşamak bu kadar basit arkadaş, bu neyin kavgası bitmek tükenmek bilmeyen Allah aşkına?

Facebook Yorumları

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir