enjoy-capitalism

Marka bağımlılıklarım üzerine

Değerli kardeşim Ramiz Tayfur “Hangi markaların bağımlısıyız” başlıklı bir yazı yazmış ve fikirlerimi almak üzere beni de mimlemiş.

Düşünce yapım itibariyle herhangi bir markanın bağımlısı veya güncel tabirle “fanı” olabilmem söz konusu değil. Yani “Şu ürün için şu markadan şaşmam” gibi bir şey söyleyemem, işimi görebilecek nitelikteki ürünü/hizmeti kim sağlıyorsa onu tercih etmeye çalışırım. Bununla birlikte yerli markalara her zaman öncelik tanırım, Unilever veya Colgate-Palmolive yerine Hayat Kimya ürünlerini kullanırım, Torku gibi özellikle Anadolu sermayeli şirketleri desteklerim, Nutella almam Banada alırım.

Türk şirketlerinin markalarına yabancı isimler koymalarına hala alışabilmiş değilim. Büyük bir aşağılık kompleksi neticesinde gelişen pazar alışkanlıkları firmaları böyle yapmaya bir bakıma mecbur bırakıyor olsa da, daha delikanlı bir duruş sergileyerek bu durumu değiştirebileceklerine inanıyorum. Mavi bu açıdan çok güzel bir örnek bence. Mesela Colins’in de Eroğlu ismiyle markalaşmasını şahsen tercih ederdim.

Kışlık ayakkabı için, yine yerli ve son derece kaliteli bir marka olan Scooter ile uzun süredir seviyeli bir ilişki içerisindeyim. Spor ayakkabı konusunda aynı şeyi örneğin yerli markamız Kinetix için söyleyemiyorum zira malesef o kaliteyi yakalayamıyorlar. Onun yerine Adidas, Nike ve Puma gibi markaları tercih ediyorum.

Giyim konusuna gelecek olursak; 1.90 boyunda 110 kiloluk bir bedene sahip olduğum için ne yazık ki seçici davranma şansım bulunmuyor. Üç yıkama sonra toz bezine dönüşen ürünler üreten LCW’den her sene uygun beden bulabildiğim için birkaç tişört alıyorum. Kot pantolonlarımı yine (pek çok kişinin yerli marka olduğunu bilmediği) LCW’den alıyorum. Esas tişört ihtiyacımı ise Adidas’tan karşılıyorum, bunu da hep bir önceki sezonun ürünlerini alarak yapıyorum. Moda gibi bir saçmalığa kesinlikle itibar göstermediğim için ilk çıktığı sene 100 TL olan tişörtleri bir sonraki sene 40 TL’ye almak işime geliyor. Aynı şeyi ayakkabı gibi diğer pek çok ürün için de yapıyorum. Beni adam akıllı giydirebilecek bir Türk markası çıkıncaya kadar ne yazık ki durum böyle sürecek gibi görünüyor.

McDonalds’a, Burger King’e asla gitmem, Yörük Sofrasına, Recep’in Yerine giderim. Starbucks’ın kapısından içeri adımımı atmışlığım yoktur. Ben, zor durumda kaldığım zaman “Tuvaletinizi kullanabilir miyim?” diye sorduğumda “Hayhay” diye cevap verecek esnafın para kazanmasını isterim. Çıkar sağlayamayacağı kişiye tuvaletini bile şifreleyen, popüler kültür zombilerinin bir bardak zıpırçinoya tonla para ödeyerek orgazm oldukları simgeleşmiş mekanlar bana göre değil. Sahildeki çay bahçesine gider demlik sipariş veririm.

Popüler olan, “Herkeş seviyor o zaman ben de sevmeliyim” türü sorgulanmadan, bilinçli bir şekilde değerlendirilmeden ölümüne kabul gören hemen her şeye karşı mesafeliyimdir. Apple gibi insanların egolarını sömüren markaların ürünlerini hiçbir zaman kullanmadım, bu gidişle kullanmayacağım da. Günde 1 Dolar’a çalışan çocuk işçilerin elinden çıkan cihazları akıl almaz fiyatlar karşılığında satıyor olmaları bir tarafa, neyi nasıl yapıp neyi yapamayacağımı söyleyen, sınırlarımı çizmeye kalkışan ürün ve üreticilerle işim olmaz. Sabahtan akşama kadar çalışarak kazandığım para ile satın aldığım bir ürünün, üstelik gönüllü biçimde kölesi olmak şu hayatta isteyeceğim son şeydir. Ben illegal bir şekilde MP3 indirme ve istediğim zaman istediğim platformda dinleyebilmek üzere çoğaltabilme özgürlüğüne sahip olmak isterim. Dolayısıyla akıllı telefon konusundaki tercihim her zaman Android kurulu cihazlardan yana olmuştur. Açık kaynaklı olan her şeyi severim, desteklerim.

İlgili video
Sokaktaki vatandaşa (fanboylara) iPhone içerisine yüklenen Android‘in iOS9 olduğu söylenirse

Kullanışlı bir akıllı telefona sahip olunduğunda tablet ve müzik oynatıcı gibi ekstra cihazların gereksiz olduğuna inanırım. Aynı şekilde akıllı saatler de bana hep saçma gelmiştir. “Akıllı” bir cihazla etkileşim halinde bulunma gereği duyarsam elimi cebime götürür telefonumu çıkarırım. Eğer sürekli şarj etme külfetiyle uğraşacaksam bir cihazın bana ciddi anlamda katkı sağlamasını beklerim. Şu anki akıllı saatlerde, tıpkı tabletlerde olduğu gibi bu zahmeti çekmeye değer bir özellik göremiyorum. Bu tür ürünleri firmaların ürün farklılaştırma girişimlerinin meyveleri olarak görüyorum, sadece insanlar daha fazla para ödeyerek daha çok şey satın alsınlar diye yapılmışlar gibi.

Bilgisayar alırken ürünün teknik özellikleri kadar markanın sağladığı satış sonrası desteğe de bakarım. Hiçbir üretici babamın oğlu olmadığı için bütçeme uygun, taleplerimi karşılayan cihazı üreten kimse onu tercih ederim. Pek çok kimsenin aksine “Çok para verdim o yüzden eksi yönlerini görmezden geleyim” türü bir düşünceye sahip olmam, var olan eksikliklerini dile getirmekten, başkalarıyla paylaşmaktan çekinmem. Hatta yakında Gigabyte‘ın satış sonrası destek konusundaki yetersizliğiyle ilgili bir yazı yayınlamayı düşünüyorum.

Eğer oyun oynamaktan son derece keyif alan biri olmasaydım muhtemelen Linux kullanıcısı olurdum. Ara sıra bilgisayarıma Mint ve Ubuntu başta olmak üzere çeşitli Linux sürümlerini kurup kurcalıyorum. Linux kullanan ve geliştiren kimseler “Herkes değil sadece geekler kullansın” düşüncesinden kurtulup konsol ile komut yazma olayından vazgeçebilirlerse, Linux’un tam anlamıyla bir işletim sistemi olma yolunda önünün açılacağına inanıyorum. 2015 yılında millet el, göz hareketleriyle işlem yaptırırken hala ezberlenen komutlarla bilgisayara hükmetmeye çalışmak bana biraz ilkel geliyor.

Neyse, özetleyecek olursak: Ben de herkes gibi kapitalizmin kölelerinden biriyim. Terletmeyen kumaştan yapılmış bir tişörte, on tuşlu bir fareye veya bergamot aromalı bir kutu çaya sahip olabilme karşılığında ömrümü satıyorum. Bu durumun öyle kolay kolay değişmeyeceği ortadayken ben de tercihlerimi kendi doğrularım ışığında yapmaya, köleliğimin sınırlarını elimde bulunan imkanlar dahilinde çizmeye çalışıyorum.

Göğsümle yumuşattığım bu mimi de değerli dostlarım Sezer İltekin ve Ahmet Orhan‘a paslıyorum.

Facebook Yorumları

8 Yorum

  1. Zara

    “Popüler olan, “Herkeş seviyor o zaman ben de sevmeliyim” türü sorgulanmadan, bilinçli bir şekilde değerlendirilmeden ölümüne kabul gören hemen her şeye karşı mesafeliyimdir.”

    Anaa aynı ben 😀

  2. şafak çalışkan

    “Çıkar sağlayamayacağı kişiye tuvaletini bile şifreleyen, popüler kültür zombilerinin bir bardak zıpırçinoya tonla para ödeyerek orgazm oldukları simgeleşmiş mekanlar bana göre değil.”

    ne yazdın be arkadaş.

    ben de aynı senin gibi düşünüyorum. ben markaları sezonsal sebeplerle ucuza alabiliyorum. aldığım markalı ürünlerin üzerinde sağında solunda marka logosu bulunmuyor. ben böyle seviyorum. ayrıca defacto’yu keşfetmen lazım. sezonluk ürünlerde müthişler. yaklaşık yaz önce aldığım tişörtletrimi hala sapasağlam giyebiliyorum. try it.

    • Caner
      Yazar

      Öneri için teşekkür ederim Şafakcım ama ne yazık ki Defacto da tıpkı Colins ve diğer benzerleri gibi beni giydiremiyor. XXL etiketi bile bassalar giysilerin kalıpları küçük oluyor 🙂

  3. şafak çalışkan

    3gen ficutlu olduğum için slimfit tişörtler tam bana göre oluyor 😀
    waikiki de iyi aslında bu iki yerden başka bir mağazadan alışveriş yapmıyorum

  4. Ramiz TAYFUR

    Kardeşim markalara karşı içindekileri kustuğun ve milliyetçi tavrından dolayı tebrik ederim. Şahane bir mim yazısı olmuş. Akıllı saat konusunda ki fikrini tekrar bir gözden geçirmeni tavsiye ederim 😉 Hani bir saatten insanın beklentisi ne olabilir bunlarıda dile getirsen daha farklı yorumlardım belki ama akıllı saatler gerçekten doğru tercih yaptığın sürece şahane bir kolaylık. Ayrıca Türk şirketlerinin yabancı isimlerle adını duyurması pazarında yer edinmesinin başlıca amaçlarından biri global çerçevede durumu gözlemlemesi. Haa Türk markası adını Türkçe yapsa, adını Dünyada duyuramazmı buda ayrı bir tartışma konusu bilemiyorum. Genel olarak güzel eleştirilerin var mim’e geri dönüşün için teşekkür ederim..

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir