calar-saat

Zemberekli gibi görünen pilli saatin tik taklarına uyandım

Zemberekli gibi görünen ve fakat özünde pille çalışan dandik saatimin tik tak seslerine uyandım, baktım dördü çeyrek geçiyor. Telefonumun alarmı kesmediği için bir süredir bu saati başucuma koyuyorum, o iğrenç zil uyanmama biraz daha yardımcı oluyor.

Belki uykum kaçtığı için bilmiyorum, gözümü açar açmaz karşımda gördüğüm bu saat bana hayatı hatırlattı. Alıp elde tartıncaya, yakından inceleyinceye kadar gerçekten bir mekanizması, bir ağırlığı varmış gibi duruyor. Oysa o koca kasanın içi 1.5 voltluk kalem pilin beslediği Çin malı dandik bir devreden ibaret.

Çocukken her gece kurduğum horozlu saati hatırlıyorum. Bombeli ön camı, yeşil, metal bir kasası vardı, ele alınca ağırlığı hissedilirdi. Belki kullanması zahmetliydi, sürekli ilgi alaka istiyordu ama içinde hem akreple yelkovana, hem zile hem de kafasını yukarı aşağı oynatıp yemlenen horoza can veren gerçek bir mekanizma vardı. İşte ben o saati özlüyorum. Hatta edebi olmaya çalışan düz yazıları yapmacık (ve hatta komik) bulmuyor olsaydım, o saate duyduğum özlemi içerisinde; martı kanadı, gecenin örttüğü pelerin, yağmur sonrası toprak kokusu gibi ifadelerin bolca bulunduğu birkaç satırla izah etmeye çalışırdım.

Ne güzel yatıp uyuyacaktım, niye uykum kaçtıysa şimdi…

Facebook Yorumları

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir