Call of Duty Black Ops 3’ün bünyeme yaşattığı hayal kırıklığı

Seveni vardır, ayılanı bayılanı vardır bir şey diyemem ama bir single player FPS tutkunu olarak (multiplayer oynayamıyorum, yenildikçe sinirleniyor, çirkefleşiyorum) bu Black Ops 3‘te yaşadığım hayal kırıklığını gerçekten çok az oyunda yaşamışımdır. Ben de Call of Duty serisinin başlarda olduğu gibi yüreğe dokunan ilgi çekici senaryolarla, Reznov gibi Captain Price gibi, rahmetli Soup veya bütün dünyanın yükünü çeken er Ramirez gibi daha gerçekçi, arkaplanı olan karakterlerle devam etmesi gerektiğine inananlardanım. Uçan kaçan robotların, yeşilli mavili lazerlerin, üçüncü sınıf bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi duran futuristik öğelerin bu seride yeri olmamalı, nedendir bilmiyorum yapımcılar çoğunluğun böyle istediğine bir türlü ikna olamadı.

Sıkı bir bilim kurgu fanatiği olmama karşın gerçekçilikten uzak (bir oyuna göre) gelecek tasvirlerinin yer aldığı oyunlardan pek hazzetmiyorum. Bir Crysis gibi olmadığı sürece içinde lazer bulunan oyunlara karşı mesafeliyim. Eğer ille de COD serisine bu tür örnekler dahil etmek istiyorlardıysa en azından ismine “Black Ops” dememeliydiler. Bu resmen, o ismin rüzgarıyla satış yapmayı amaçlayan sinsice bir satış stratejisi olmuş, “Daha da gelecekli yapmayın la, eskisi gibi düzgün oyun yapın” diyen vatandaşlar yine iplenmemiş.

Tüm bunları öyle tırt bir yorumcu olarak değil, serinin hemen hemen bütün oyunlarını oynamış, Advanced Warfare’den yine pek hoşlanmayarak yarıda bırakmış, MW2 ve MW3’de (bunca zamansızlıkta) 30-40 saat maus nasırı çürütmüş biri olarak söylüyorum.

call-of-duty-all-series

Black Ops 3’ü de çıkar çıkmaz edinmiş olmama rağmen aradan geçen onca zamanda, aralıklarla toplam 3 saat kadar oynayabildim. Her vurduğum robotta, her koşup uçtuğum duvarda, her nesnelerin arkasını gösteren saçma teknolojilere başvurduğumda hüznüm biraz daha arttı. Fragmanlara şöylecenek bir bakmıştım ancak spoiler yememek için gameplay videolarını izlememiştim. Keşke izleseymişim. Tamam Black Ops 2’de de hafiften bilim kurgu unsurları vardı fakat nesilleri buluşturan, eski toprakları yad ettiğimiz, olayları farklı boyutlardan görebildiğimiz bir bölüm olduğu için yine güzeldi. Ben bu da öyle olur diye düşünmüştüm, ne bileyim hepten Jetgiller’in kapı komşusu olacağımızı, bizim CIA ajanlarının ve hatta oğullarının bile kemiklerinin ayrışıp petrol olacağını, insanların birbirlerinin beyinlerine kablosuz bağlanacağını.

Gittim Activision‘un sitesine girdim, canlı destek merkezine bağlandım, beni John karşıladı.

Ne tür bir teknik desteğe ihtiyacın var?” diye sordu
Bırak tekniği desteği John, kırılan hayallerimi onarabilir misin onu söyle” dedim
Wattıfak? Ben anlamıyor sen ne demek istiyor” dedi
Yahu nerdlere göre oyun yapmışsınız hala tırıvırı peşindesin John” dedim…

Bir müddet konuşup dertleştikten sonra bana hak verdi, hafiften duygusallaştık.

Bak John sen iyi bir canlı destek elemanına benziyorsun. Git ekibine söyle böyle böyle bir oyuncu geldi, yapacağınız işe defakasyon eyleyeyim, insan gibi ruhu olan seriler çıkarın harbiden kalbimizi kırıyorsunuz de” dedim.
Jesus seni inandırsın ki ne demek istediğini çok iyi anlıyorum. Oyunculardan gelen bu tür direkt geri dönüşleri büyük bir titizlikle inceliyor, değerlendiriyoruz. Ekibe bu mesajı ileteceğimden kesinlikle emin olabilirsin” diye cevap verdi.

Eğer bu şekilde kurumsallaşıp beni çok fazla ciddiye alıyorumuş gibi davranmasaydı klasik bir Türk reaksiyonu olarak “Paramı geri verin lan benim!” diye çıkışmayı planlıyordum. Boru değildi çünkü, yanında eşantiyon olarak şemsiye bile vermedikleri oyuna 139 küsür TL saymıştım ve fakat bir başka klasik-pasif Türk reaksiyonu olarak ayıp olur diyerek sustum, John’a 10 puanımı verdim, sohbetten ayrıldım.

Toparlamak gerekirse, oyunun kötü olduğunu söylemiyorum (ha bence kötü ama söylemiyorum), yazının başında da belirttiğim gibi seveni vardır şey edeni vardır ancak ortada şöyle de bir gerçek var ki ne “Black Ops 3” ismine ne de ruhuna layık bir yapım değil. Atıyorum sonu sürprizlidir, bütün olaylar aslında yine CIA projesidir ve bizim kafayı yiyik elemanın beyninde geçiyordur falan ama o kadar robotla bilmem neyle tepiştikten sonra yemişim öyle işi.

Facebook Yorumları

5 Yorum

  1. cansın

    mw2 seride en zevk aldığım oyundu. mw3 de de arkadaşımızla beraber bir yeri savunduğumuz , gittikçe zorlaşan bir oyun modu vardı , yeni oyunlarda olmayan bir mod ismi şimdi aklıma gelmiyor , o çok iyiydi.

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir