Sinemada yarısında bırakıp çıktığım filmler

1. Bizans Oyunları (Geym of Bizans)

Bu kadar.

Bunca yıllık sinema izleyicisiyim, bilim kurgusundan komedisine, macerasından korkusuna pek çok farklı türde tahammülü zor filmle yüzleştim ancak hiçbirini yarıda bırakıp çıktığımı hatırlamıyorum. Gerçi prensip gereği genelde yarıda bırakıp çıkılma potansiyeli yüksek olan yerli yapımlar için sinemaya gitmiyorum. En son Cem Yılmaz’ın osurukla güldürmeye çalıştığı Ali Baba ve Yedi Cüceler fiyaskosuyla bu prensibe daha da bir bağlı kalmaya karar verdim.

Bizim sinemacılar izleyiciyi aptal yerine koyan yapımlar üretmeyi çok seviyorlar. Onlara da kızamıyorum zira aptal yerine konulmayı isteyen ciddi bir kitle var, enseye tokat göze parmak her türlü filme bir şekilde para kazandırıyorlar. Tamamen ticari amaçlarla film çekenlerin bu kitleyi sömürmesinden daha normal bir şey olamaz. Gani Müjde de öyle yapmış zaten. Bol bol küfürün, saçma sapan uzatılmış sahnelerin, gereksiz cinselliğin, liseli ergen esprilerinin sabır sınırlarını zorlayacak kadar çok bulunduğu bir bukle hareketli görüntü hazırlayarak “Bu bir filmdir” beyanıyla sinema salonlarına göndermiş ve muhtemelen eBay’den para sayma makinası sipariş vermiş.

Yanlış anlaşılmasın filmi küfürlü veya cinsel içerikli olduğu için eleştirmiyorum. AVM’de Börgır King sırası beklerken masaları temizleyen mavi önlüklü ablanın usulca ensesine üfleyip “Be ızdırabını zittimini nabıyon” demesinden hoşlanacak olan herkes muhakkak bu filmden de hoşlanacaktır zira filmdeki argonun ve cinselliğin dozajı tam olarak bu ayardaydı. Sosyal medyadan, diğer komedi filmlerinden, hatta Bir Demet Tiyatro’nun Saldıray Abi‘sinden aşırılan seksen yıllık kült, bayat espriler de aralara sos olarak eklenmişti.

Eğer 15-16 sene önce çekilen Kahpe Bizans Mayami sahillerinde denize sıfır bir villa ise, bir akşam yemeği dönüşü sinema salonunun önünden geçerken afişini görüp “La bir baksak mı” diyen iş arkadaşım Fatih’i kırmamak için 32 TL gömerek girdiğimiz, devam filmi olarak lanse edilen Bizans Oyunları Beytüşşebap’da tezek kokulu bir kulübedir.

Hiç mi gülmedim? İşin aslı kraliçeyi oynayan Gonca Vuslateri’nin aksanlı biçimde “Götürr beni kayınçom” dediği şu sahneye biraz güldüm. Onu da başka biri yapsaydı muhtemelen aynı etkiyi bırakmazdı (yeri gelmişken, filme izlemeden not vermek için kral ile kraliçenin isimlerini öğrenmek de kafi).

Oh, iyi gömdüm. Dozunda gömdüm ama. Salondayken “Ara gelse de Fatih’le bakışıp çıksak” diye sıkılarak beklediğim sırada aklımdan geçenleri yazsaydım muhtemelen “Bir sinema filmi nasıl gömülür? Işıkçısından set amirine tüm çalışanlar nasıl mesleğe tövbe ettirilir?” başlıklı makalelere konu olurdum.

Facebook Yorumları

4 Yorum

  1. mbd

    filmi gördüğüm anda bu film sinemada izlenmez dediğim hatta evde bile izlenmez dediğim bir film. bunu sinemada izlemeyi düşünmek bir hata zaten..

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir