Evinizi istila eden karıncalardan kurtulmak için kesin çözümü açıklıyorum, toplanın!

Karıncalar, çalışkan, sevimli hayvanlar. Çoğumuz onları gerek kültürel, gerek manevi pek çok farklı sebeple sever, sayarız. Onlar bir şekilde “Iyy pis böcük” kategorisinin dışındadırlar. Hatta masallara bile saygı duyulacak nitelikleriyle konu olan bu hayvanatların eve bereket getirdiklerini düşünenler de yok değildir (annem gibi).

Açık konuşayım ben de bir hayvan, bir “can” sever olarak yakın bir geçmişe kadar bu karınca hayvanları için benzer hisler taşıyordum. “Evimizi istila ettiler, aman şöyle rahatsız ettiler böyle bilmem ne yaptılar” diyenlere de “Yahu şuncaazcık hayvan yediği iki kristal küp şeker, kime ne zararı var?” şeklinde cevap verirdim. Ta ki evim bu küçük şerefsizler tarafından günbegün istila edilene kadar.

İlk evre geçen sene başladı. Önceleri mutfak tezgahında şeker izi süren birkaç gözcü ile karşılaştım. Ardından ekmeklerin bulunduğu poşetler, mutfak raflarındaki baharatlıklar, sehpanın üzerinde bıraktığım kuruyemiş kabukları ve ilginç bir şekilde banyo bu zırtapozların uğrak mekanları haline gelmeye başladı. İşin aslı o zamana kadar herhangi bir zararları dokunmadığı için vay ben bunları yok edeyim, aman köklerini kurutayım gibi şeyleri hiç düşünmedim. Nihayetinde karnını doyurmaya çalışan birkaç karıncadan kimseye zarar gelmezdi.

İkinci evrede işin rengi ufaktan değişmeye başladı. Açıkta şeker, ekmek, kuruyemiş bırakmayı geçtim, çay veya kola içtiğim boş bardakları ve hatta bardak altlıklarını bile gıda kaynağı statüsünde değerlendirmeye başladılar. Her yer zirilyon tane karınca ile dolup taşıyordu. Ben de internetten araştırmak suretiyle sağa sola limon kabukları, fesleğenler, karabiberler, acı biber kuruları falan koyma yoluna gittim. Hani öldürmeyeyim de uzaklaştırayım diye düşündüm.

O sırada kurban bayramı geldi. Tatil için memlekete gidecektim. Tuttum her yeri güzelcene bir temizledim. Karıncaların gıda edebilecekleri tüm zerrecikleri sildim süpürdüm, çöpleri attım, lavaboları temizledim. Bu 4-5 günlük süre zarfında yiyecek bir şey bulamazlar da evi terk ederler ümidiyle elimden gelen tüm çabayı gösterdim.

Ne var ki döndüğümde hala her yerdeydiler….

Üçüncü evrede artık çayımın çorbamın, kahvemin içinden çıkmaya başladılar. Elbiselerimin, yatağımın yorganımın içinde geziniyorlardı. Sabahları vücudumun çeşitli yerlerinde kızarıklıklarla uyanıyordum, bir şeylere alerjim olduğunu düşünmeye başlamıştım ki bu küçük şerefsizlerin sabaha kadar sağımı solumu ısırdıklarını anladım. Tam bu noktada, karıncalarla yaşam alanı için ciddi bir savaş içerisinde olduğumu fark ettim. Bu savaşı ben başlatmamıştım ama ben bitirecektim. Aslında evin hemen karşısında kocaman bir çöp konteynırı ve onun arkasında güvenle yuva kurup huzur içinde yaşayabilecekleri bir bahçe vardı fakat onlar yaşamak için benim 1+1 evimi tercih etmişlerdi.

Önce Migros’tan Raid karınca yemi aldım, bir gerekiyorsa iki, iki gerekiyorsa dört tane aldım, evin her köşesine her bucağına yerleştirdim. Zerre etkisi olmadı. Başka başka markaları denedim, yine sonuç alamadım. Sonra “borik asit” gibi ürkütücü ismi olan, şu şekilde karbonata benzer bir madde ile tanıştım. Uygulayan vatandaşlar kısa sürede çözüme ulaştıklarından bahsediyorlardı. Gittim internetten satın aldım. Böyle şekerli su ile karıştırıp pamuklara damlattım, karıncaların takip ettikleri yollara ve duvarlardan çıktıkları yerlere o pamukları yerleştirdim. Yalan olmasın üç dört günün ardından karıncalar hafiften azalmaya başladılar. “Aha bu işe yarayacak” deyip her köşeye verdim şekerli boriği fakat günler günleri kovalamasına rağmen beklediğim o yok oluş gerçekleşmedi. Karıncaların sayısı hafiften azalmış gibiydi ama hala her köşeden fışkırmaya devam ediyorlardı. En son annem bu borikli pamuklardan birini çöpe attıktan sonra elini gözüne değdirince gözü korkutucu biçimde kızardı (harbiden isminin hakkını veren tehlikeli bir maddeymiş aklınızda bulunsun), bunun üzerine bu maceraya da son verdim.

Her gün umutsuzca internette bu sorunu nasıl çözeceğimi araştırıyordum. Her “Ekmek içine gözyaşı suyu damlatın, biraz kekik, olmadı pamuk…” türü öneriye küfür edesim geliyordu. Sorun öyle can sıkıcı bir boyuta ulaşmıştı ki evi bile değiştirmeyi düşünmeye başlamıştım.

Derken bir yerlerde Bayer‘in Blattanex isimli ilacını duydum, böyle insanlar baya ciddi biçimde övüyorlardı. Daha önce denediğim ilaçların hepsi benzer şekilde övülüyordu dolayısıyla bunun da tırt çıkma ihtimali çok yüksekti ama “Lan ne kaybederim, en azından denemedim demem” diyerekten gittim sipariş verdim.

bayer-blattanex-karinca-granulu

İçinde pembe granüller olan böyle bildiğimiz Billur tuz kutusu gibi ufak silindir bir kutu geldi. Umutsuzca aynı borik pamuklarını koyduğum yerlere tuz serper gibi bu granüllerden serptim. İnanmayacaksınız dostlar, ne öyle üç beş gün ne bir hafta sürmedi. Ertesi gün, tam tamına 24 saat sonra evde bir tane bile karınca kalmadı. Lan şok oldum, mucize gibi. İlaç bir günde koca koloniyi yok etti. İnsan keşke her sorun için bu kadar ani ve etkili çözümler üretilse diye düşünmeden edemiyor.

Bu ilacı sadece bir kere uyguladım ve üzerinden bir haftadan uzun süre geçmesine rağmen etrafta tek bir karınca bile kalmadı. Hatta sırf “Kalan varsa gelsin de göreyim” diye şeker kutusunu açık şekilde mutfak tezgahına koydum, yok. Ne gelen var ne giden.

Şimdi hafiften bir vicdan azabı duymuyor değilim ancak kaşıntılarla, kızarıklıklarla uyanmadığım, kahvemi korkmadan bilgisayarımın yanına koyabildiğim, işyerinde elimi sırtıma atıp vücudumdan karınca ayıklamadığım için mutlu değilim de diyemem.

Eğer karınca sorununuz varsa hiç çözümü kekik yağı özlerinde kuru limon kabuklarında aramayın dostlar, çözümün adı Bayer Blattanex Karınca granülü. Hepsiburada’da 13.99 TL (+ kargo), Gittigidiyor’da 17.90 TL’ye satılıyor. Ben aynı gün gönderildiği ve kargo ücreti ile aynı paraya geldiği için Gittigidiyor’dan sipariş verdim. Siz kafanıza göre takılmakta özgürsünüz ama harbiden saçma sapan internet dedikodularıyla zaman kaybetmeyin. Alın bu ilacı karınca sorunundan kurtulun, daha sonra bana teşekkür edersiniz (hep beraber cehennemde cayır cayır yanma ihtimalimiz de var ama hayatta kalma mücadelesi bu, sonuçta aslanların ceylanları yemesi gibi bir şey-dir İnşallah).

Facebook Yorumları

4 Yorum

  1. Çok sevindim. Bir daha geldiğimde beni de ısıramayacaklar, üstümde gezemeyecekler, çay bardağıma dadanamayacaklar 🙂

  2. Erol Apaydın

    Güzel yazı olmuş elinize sağlık:) Artık karıncalara karşı savaş açabileceğiz 🙂

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir