War Dogs (Savaş Köpekleri) isimli Hollywood filmindeki Türkiye karşıtı propaganda ve bilinçaltı mesajları

War Dogs (Savaş Köpekleri) filminde Türkiye

War Dogs (Savaş Köpekleri) isimli Hollywood filmindeki Türkiye karşıtı propaganda ve bilinçaltı mesajları.

Detaylar: http://www.egonomik.com/2016/10/war-dogs-savas-kopekleri-filmi-turkiye-bilincalti-mesajlar/

Egonomik paylaştı: 2 Ekim 2016 Pazar

Bugün pek çoğumuzun sahip olduğu “Yok canım manyak mısın, Amerika’da? Lan Amerika dediğin yerde insanlar bir elleri yağda diğer elleri balda lüks içinde yaşayıp gidiyorlar be… Adamlarla savaşa girilir mi? İki günde dümdüz ederler alayımızı…” türü düşüncelerin, Hollywood tarafından yıllar içerisinde ilmik ilmik beyinlerimize işlendiği sır değil. Bazılarının sadece eğlence sektörünün bir parçası olarak değerlendirdiği Hollywood sineması, uzman otoriteler tarafından ciddi bir propaganda silahı olarak nitelendiriliyor.

Konuya bizi ilgilendiren bir örnekle giriş yapmak gerekirse, 2014 yapımı As Above, So Below (Derin Kabus) isimli korku filminden söz edebiliriz. Yan karakterlerden birisi arkadaşına “Beni Türk hapishanesinde bırakıp gittin! Türk hapishanesinde dostum, anlıyor musun?” şeklinde bir serzenişte bulunuyor, bu repliğin filmin akışına hiçbir katkısı olmadığı gibi zaten devamında hep birlikte zombilerin, gulyabanilerin bulunduğu mekanlara dalıyorlar. Bu tür bir detayın bir korku filminde yer alıyor olması ilk bakışta tesadüf olarak algılanabilir, ne var ki “Türk hapishaneleri” 1978 yapımı Midnight Express‘ten (Geceyarısı Ekspresi) beri dünyanın en kötü, en iğrenç yerleridir ve bu algı tam 40 yıldır belirli aralıklarla çeşitli Hollywood filmlerinde hatırlatılır. Tam 40 yıldır.

Farklı bir örnek olarak World War Z (Dünya Savaşı Z) filmini hatırlayabiliriz. Görsel efektleriyle, yeni nesil çevik zombileriyle, Brad’iyle Pitt’iyle şahane bir bilim-kurgu filmi olduğu ortada. Ne var ki hem açık, hem üstü kapalı mesajlarıyla tıpkı Geceyarısı Ekspresi gibi bu film de insanların zihinlerine propaganda düzeyinde çeşitli fikirler pompalıyor. Hatta neredeyse İsrail’in kötü imajını düzeltmek için çekilmiş bir film olduğunu bile söyleyebiliriz. Ülkenin aslında ne kadar şirin, barış, şarkı türkü dostu olduğu, Filistinlilerin ise ne kadar gerizekalı olduğu açık biçimde işleniyor. Öte yandan pek az izleyici film bittikten sonra “İsrail bir yerlere duvar örmek konusunda haklıymış, geçerli sebepleri varmış. Kötü, korkutucu güçleri engellemek istiyor.” türü düşüncelerin zihninde dolaşmaya başladığını fark edebiliyor. Eğer saçmaladığımı düşünüyorsanız filmi bir de bu gözle izlemenizi tavsiye ederim.

Bilinçaltı mesajları, yani subliminal mesajlar büyük bir çoğunluğun zannetiği gibi tırt bir komplo teorisinden ibaret değil, ciddi bir konu. Öyle ki, pek çok dünya ülkesinde olduğu gibi bizim ülkemizde de bu tekniğin çeşitli alanlarda uygulanması kısıtlanmış veya yasaklanmış durumda.

Subliminal Mesaj Nedir?

Subliminal mesaj veya bilinçaltı mesaj, başka bir objenin içine gömülü olan bir işaret ya da mesajdır ve normal insan algısı limitlerinin altında kalmak, o anda fark edilmemek üzere tasarlanmıştır.

Subliminal mesajlar insanın bilinçli dikkati tarafından fark edilemezler, ancak bu mesajların insanın bilinçaltını etkiledikleri ileri sürülmektedir. Subliminal teknikler reklamcılık ve propaganda alanlarında sıklıkla kullanılmaktadır. Dizilerde veya filmlerde karakterlerin içtiği içecek markaları, kıyafetleri subliminal mesaj örneklerindendir. Bu tekniklerin amaçları, etkisi, kullanım sıklığı ve rekabet gibi konularda ahlaka uygunluğu konuları tartışmalıdır. Marka ve ürünlerin pazarlamasından toplumun ilgi, ihtiyaç ve algısını değiştirmeye kadar birçok konuda kullanılmaktadır.

Bir kişiyi, kurumu ya da ürünü kötü göstermek için o şey ile kötü olan bir nesnenin aynı temada işlenmesi subliminal mesajın en yaygın kullanılma şeklidir. Şu ana kadar yapılan çalışmalar neticesinde en bilinçli ve defansif kişiler bile bu mesajları ilk bakışta %100 olarak çözememektedir. Bu da toplumlarımızı yönlendirmeli reklamlara karşı savunmasız bırakmaktadır.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Subliminal_mesaj

Reklamcılık sektörü bilinçaltı mesaj tekniğini zaten on yıllardır hunharca, vahşice kullanıyorken, Çin’den Azerbaycan’a, Avusturalya’dan Türkiye’ye kadar dünya çapında bir pazara hitap eden Hollywood’un bunu bir propaganda aracı olarak kullanmamasını beklemek saflık olurdu.

Bir komedi filmi olarak çekilen (ve ülkemizde gösterime girmesine izin verilmeyen) 2016 yapımı War Dogs (Savaş Köpekleri), bundan 10-15 yıl önce çekilseydi muhtemelen giriş jeneriğinde Saddam Hüseyin’in askeri kamuflajlı, AK-47 ile havaya ateş ederkenki görüntüleri kullanacaktı. O dönemin savaş temalı filmlerini hatırlayacak olursanız muhakkak bir ortadoğulu liderin eli silahlı pozu gözünüzün önünde canlanacaktır. Bu filmde ise –Saddam’ın devrilen heykelinin görüntüsünden sonra– boşalan yer konjonktür gereği Türkiye’yi hedef alacak şekilde doldurulmuş. Savaşların temelde ekonomik nedenlere bağlı olduğunu vurgulayan anlatıcı, sözün özünü “And that’s what war is really about” (Ve aslında savaş işte budur / Ve işte bu savaşın aslında ne hakkında olduğuyla ilgilidir) cümlesiyle ifade ederken ekranda bizim Otokar, Altay tankları ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eli silahlı görüntüleri birkaç saniye boyunca gösteriliyor (bu bölümü yukarıdaki videoda 46. saniyeden sonra izleyebilirsiniz).

war-dogs-otokar-altay-tanki

Savaşın ekonomik boyutlarından söz edilen bir jenerikte Lockheed Martin gibi, Raytheon Company, Boeing, IAI veya McDonnell Douglas gibi F-35’leri, F-16’ları, Heron ve Patriot füzeleri gibi gelişmiş silahları üretip pazarlayan dünyaca ünlü silah üreticileri varken, neden sadece bir Türk şirketi olan ve diğerlerinin yanında bebe sayılabilecek potansiyeli bulunan Otokar markasının lanse edildiğini (ismi tozlarla kamufle edilen Abrams tankını saymadan) film ekibine soracak olursak, “Yahu stok video bunlar, girişi aceleye getirdik güncel konulardan derledik ne varsa onu koyduk. Çok fazla üzerinde durmayın, komplo teorisi üretmeyin. Komedi filmi la bu gülün geçin.” türü bir cevap almamız kuvvetle muhtemeldir (benzer cevapları sözlük yazarlarından da alabiliriz). Oysa bu tür yüksek bütçeli filmlerde hiçbir detay tesadüf eseri orada bulunmaz. Teknik olarak böyle konuları şansa bırakma lüksleri hiç yoktur zira yapımcı şirketler olası davalar için çok ciddi önlemler alırlar, senaristlere, yönetmenlere “Bu sahneyi değiştirelim, şu markayı kaldıralım şunu gösterelim” türü müdahalelerde bulunurlar. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanının yanında askeri bir kurmay ile, elinde silah tutarkenVe işte aslında savaş budur” türü bir cümle ile ekrana getirilmesi tesadüfi bir eylem olamaz.

war-dogs-turkiye-recep-tayyip-erdogan

Bir kişiyi, kurumu ya da ürünü kötü göstermek için o şey ile kötü olan bir nesnenin aynı temada işlenmesi subliminal mesajın en yaygın kullanılma şeklidir– Vikipedia

Hollywood’un, Ortadoğu’da bir yerlerdeki o kontrolsüzce askeri yatırımlar yapan, dolayısıyla dünyanın geri kalanı için tehlike arz etmeye başlayan, gelecekte bir gün “demokrasi götürülmesi” gerektiğinde kimsenin itiraz etmeyeceği yeni karanlık, kötü ülkesi Türkiye gibi görünüyor. İleride çekilecek olan filmlerde bu imajın aynı frekansta güçlendirileceğine şahit olma ihtimalimiz çok yüksek.

Gerçi en azından her kovalamaca sırasında pazarda ve akabinde Kapalıçarşı’nın çatısında koşulan, zaman zaman motorsiklet sürülen ülkenin sakinleri olmaktan kurtulduk, bu da bir şeydir.

Facebook Yorumları

3 Yorum

  1. mert

    İlk kısımdaki ” Adamlarla savaşa girilir mi? İki günde dümdüz ederler alayımızı…” şu cümleye yorum yapmak istiyorum sadece, teknolojinin asker gücünden daha önemsiz olduğu bir zaman vardı fakat bu zaman 1900’lerde bitti. O andan beri askeri güç, harcanan para ve kaynaklarla dönüyor. Amerika’da bu konuda birinci, ordularının bütçesi 601 milyar dolar bizimki ise 18 milyar dolar. Nükleer silah depolama ve test etme hakları da var P5 ülkelerinden biri oldukları için. Ayrıca Türkiye kendi silahlarını uçaklarını üretip kullanmaktan aciz en azından büyük ölçekte bu yüzden Amerikadan satın alıyor askeri mühimmatını yani evet eğer bir şekilde Amerika ile savaşa girersek haritada Türkiye yazan kısımda birak yaşamayı taş üstünde toprak kalmaz. Farkettiyseniz öznel hiç bir ifade kullanmadım hepsi nesnel ve gerçek propoganda falan da yapmıyorum sadece bu Türk gücü, biz istesek yaparız ,3 kıtayı fetettik biz, Avrupaya boyun eğdirdik gibi düşünceler oldukça yanlış ve bu düşüncelerin yayılması gerçeklerden habersiz cahil geçmişin hikayeleri ile yaşayan bir Türk nesli yaratıyor güçsüz olduğumuzu kabul etmiyoruz bu yüzden de gelişemiyoruz kime sorsak en güçlü ülke türkiye 10 avrupa devletini yenmişiz tek başımıza, bırak arkadaş. Tabi ki Amerika ile savaş yakın gelecekte olanaksız duruyor ama kim bilir her şey olabilir sonuçta…

  2. Mseckin

    Düşüncelerimin yazıya dökülmüş halini okudum. Eline sağlık çok güzel bir konuya değinmişsin.

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir