Mavi Jeans gözümdeki değerini nasıl kaybetti?

Güncelleme – 09.01.2017
Bu yazımın üzerine Mavi Jeans’ten Mert bey bana ulaştı. Ürünü birkaç gün içinde bana ulaştırabileceklerini söyledi. Teşekkür edip göndermelerini beklediğimi söyledim. Bakalım ne olacak.

Güncelleme – 10.01.2017
Bugün İzmit Outlet mağazasından Yasemin Hanım bana ulaşıp ürünü Diyarbakır mağazasından getirdiklerini söyledi. Mağazaya gittim ancak mont küçük geldiği için ne yazık ki satın alamadım. Yasemin Hanım yaşadıkları sıkıntılardan ve temin sürelerinin bazen çeşitli nedenlerle uzayabildiğinden söz etti. Diğer tüm ürünler konusunda da yine yardımcı olabileceğini ekledi.

Sonuç olarak Mavi tekrar gönlümü kazanmayı başardı. Yakın ilgileri ve nezaketleri için teşekkür ederim.

Hani bazı markalar vardır sağladığı hizmetin kesinliğinden eminsinizdir. Starbucks’a gidersiniz mesela, bir bardak kahve alırsınız, “Ben bunu beğenmedim aga bunun yumuşak içimi olmamış” dersiniz ve siz daha sözünüzü bitirmeden kahvenizi değiştirirler. Üstelik herhangi bir ek ücret de talep etmezler. Esasen bir bardak kahveye ederinin on katı ücret ödediğinizi düşünürsünüz ancak elinizdeki bardak Starbucks’un size sunduğu toplam hizmetin sadece bir bölümüdür. Siz genel olarak bu hizmete ederinin on katı para ödemeye razı olmuşsunuzdur.

Mavi Jeans hakkında da bu zamana kadar benzer şeyler düşünürdüm. Reklam filmlerinde dünya yıldızlarını, güzel güzel mankenleri, Kıvanç Tatlıtuğ’ları oynatıyor olsa da, Adriana Lima’nın reklam çekimleri sırasında üzerine giymesi için verilen kot pantolon Çorlu’da üretiliyor. Ben de üniversite yıllarımda Tavşanlı’daki bir kot fabrikasında staj yapmıştım. Onlar da yurt dışında tanınan markalara sahiptiler ancak pantolonların çizimlerini kesimlerini, taşlamalarını boyamalarını bizim Çiğdem ablalar, Metin abiler yapıyorlardı. Hep birlikte öğle arasında tabldot usulü yemek yemek üzere yemekhaneye gidiyorduk.

Diyeceğim o ki bir markayı sadece ürünlerine bakarak değerlendirmek doğru olmaz, sattığı ürün kadar o ürün için sağladığı hizmet de önemlidir. Hatta ürünün ikinci planda kaldığı bazı durumlar bile söz konusu olabilir.

Ben şahsen Mavi’nin kot pantolonlarının, hırkalarının, parkalarının (ki parkaları son zamanlarda Çin’de ürettirdiklerini öğrendim) kesinlikle etiket fiyatları kadar etmeyeceklerine inanıyorum. Aynı şeyi Beyşehir’de üretilen Adidas ürünleri için de düşünüyorum. Fakat buna rağmen o ürünleri satın almayı tercih ediyorum çünkü arkalarındaki markaya güveniyorum. İki gün sonra bir sorun ile karşılaştığımda markanın tüketici olarak benim haklarımı koruyup kollayacağına inanıyorum.

Gelelim Mavi’nin gözümdeki değerini kaybetmesine neden olan tecrübeme.

İri yapılı bir insan evladıyım, 1.90 boyundayım ve 120 kiloyum. Bu halde genellikle zevkime hitap eden değil üzerime olan giysileri satın alabiliyorum. Hatta her mağazada kendi bedenine göre elbise bulabilen, buna rağmen “Ay şu rengi yok mu, üff bu modeli olsaydı. Lanet olsun giyecek hiçbir şey bulamıyorum” diye şımaran kimselerin ağızlarının üstüne çamaşır tokacı ile vurmak istiyorum.

Bir süre önce Mavi Jeans’in İzmit Outlet Center mağazasında bir parkaya denk geldim. Deniz Gezmiş modeli, haki renkli aha da aşağıdaki gibi bir şey:

Ne solculukla ne sağcılıkla en ufak bir alakam olmamasına rağmen bu tür parkalara bayılıyorum. Hele hele şöye köt seviyemden biraz da aşağı doğru sarkıyorsa yıkana yıkana eriyinceye, katı madde halini kaybedinceye kadar giyiyorum. Bunu da görünce aha dedim maden buldum. Hemen aldım inceleyemeye başladım. Şöyle bir üzerimde tutarken oralardan bir çocuk “Abi bunu giyersen görüşçü mörüşçü derler” dedi, “Sana ne lan isterlerse Fidel Kastro desinler” dedim, “Ben bunu giyerim“.

Parka L beden olmasına rağmen baya kalıplı, dökümlüydü. Göz kararı XXL bedeninin üzerime olabileceğini düşündüm ancak denemeden de karar veremezdim. Hemen görevli arkadaşı çağırdım “Aha da bunun XXL bedenini istiyorum” dedim. Telefon numaramı ve ismimi aldılar, “Merkeze soracağız sonucu sizinle paylaşacağız” dediler. Bu arada parka 369.00 TL idi. Eğer o an alırsam ikinci üründe %50 indirim mi ne oluyormuş “Hiç gerek yok, siz benim XXL’ımı getirin ben tiko para 369.00 TL öder alırım” dedim ve sevinçle gelecek haberi beklemek üzere mağazadan ayrıldım.

Birkaç gün geçmesine rağmen ses soluk çıkmadı. Bunun üzerine ben de Mavi Jeans’in yine İzmit’te, 41 Burada AVM’de bulunan mağazasına gittim. Ürün kodunu paylaştım “Bana bunun XXL’ını getirebilir misiniz?” dedim “Hayhay” dediler. Yine adımı, telefon numaramı not aldılar ve ben yine beklemeye başladım.

Yine bir hafta kadar geçti. Bu sefer ilk başta gittiğim Outlet mağazasına tekrar gittim, durumu izah ettim. Tekrar adımı ve numaramı not aldılar bu sefer “Bakın eğer yoksa da muhakkak haber verin” dedim “Aşk olsun, tabiyki” dediler.

Elbette ne arayan oldu ne soran. Bu sefer Mavi’nin direkt kendisine ulaşmaya karar verdim. Web sitelerinde yazan çağrı merkezi numarasını aradım, ürün kodunu paylaştım. “Sivasta mı Sakaryada mı ne, bir iki mağazada stoklarda görüküyor. Siz söyleyin istediğiniz mağazaya gönderelim. Durumla ilgili de sizi haberdar edelim” dediler. “Allah’ınıza kurban olurum, 41 Burada mağazasına gönderin o zaman” diyerekten büyük bir sevinçle telefonu kapattım.

Bu kısmına çok şaşıracaksınız: Kimse aramadı, kimse sormadı.

İnat ettim, psikolojik baskı yapmak üzere mağazalara mütemadiyen gidip gelmeye başladım. Artık kasadaki elemanlar beni tanır oldular. Görür görmez “Abi Watzap’tan Sakarya mağazasına yazdıydım… Şey vardı bizim İrfan abi, görmüş mesajı iki mavi tik olmuş ama… Ya işin aslı bunlar da göndermek istemiyorlar bilüün mü bik bik…” türü mazeretler üretmeye başladılar. Oysa “Yokmuş, bitmiş, getiremiyoruz” deselerdi hiç sorun etmeyecektim.

Ben Mavi markasını Ülker’in, Mercedes’in, Coca Cola’nın komşusu sanıyordum, oysa Saray’ın, Dacia’nın, Kristal Kola’nın komşusuymuş. Bu saatten sonra da Çorlu’da üretilen giysilerine ederlerinden kat kat fazla para verip ne satın alırım ne de aldırırım.

Facebook Yorumları

1 Yorum

  1. Tayfun

    Abi öyle bir gömüyorsun ki Allah kimseyi senin diline düşürmesin 🙂

    “Ben Mavi markasını Ülker’in, Mercedes’in, Coca Cola’nın komşusu sanıyordum, oysa Saray’ın, Dacia’nın, Kristal Kola’nın komşusuymuş.”

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir