WordPress, yeni e-ticaret siteniz için ideal bir platform olabilir mi?

Son zamanlarda bu soruyla sıklıkla karşılaşıyorum. Herhangi bir vesile ile e-ticaret macerasına atılmak isteyen pek çok girişimci adayı altyapı olarak ilk tercihini genellikle WordPress’ten yana kullanmak istiyor.

Dünyadaki internet sitelerinin %30’undan fazlasının WordPress kullandığını göz önünde bulundurunca bu eğilim ilk bakışta oldukça anlaşılabilir görünüyor. Neticede kullanıcı dostu, kolay kurulan ve kullanılan, eklentilerle büyük ölçüde genişletilebilen, hepsinden önemlisi açık kaynaklı, ücretsiz bir yazılımdan söz ediyoruz. Kimse sizden WordPress kullandığınız için periyodik olarak abonelik ücreti talep etmiyor veya yeni çıkan güncellemeleri sitenize uygulamanız için bir iki bağlantıya tıklamaktan fazlasını yapmanız gerekmiyor. Tüm bu avantajlarının yanında, Google başta olmak üzere arama motorları tarafından da oldukça sevildiği, dolayısıyla doğru bir yapılandırma ile SEO konusunda da işinizi büyük ölçüde kolaylaştırdığı ortada.

Blogunuz, haber / magazin siteniz veya şirket portföyünüz için severek kullandığınız WordPress’in nimetlerinden neden yeni e-ticaret siteniz için de faydalanmayasınız ki?

Tavuk mu Yumurtadan Çıkar, Yumurta mı Tavuktan?

Eğer 2017 yılı itibariyle web sitemize kurup kullanabileceğimiz çeşitli amaçlara yönelik yazılımları otomobillere benzetecek olsaydık, ben WordPress için Ferrari derdim. Lüks, konforlu, yüksek beygirli ve garajınızda görmekten mutluluk duyacağınız bir sanat eseri. Bir kere böyle bir canavarı kullanmaya başladığınızda, onun size sağladığı ayrıcalıklara alıştığınızda karşılaşacağınız diğer tüm otomobillerden benzer özelliklere sahip olmasını beklersiniz. Fakat Ferrari size otobanda hizmet etmek üzere üretilmiştir. Sahip olduğu tüm özelliklerden maksimum düzeyde faydalanabileceğiniz yegane platform gıcır gıcır asfalt dökülmüş yollardır. Günün birinde dağa tırmanmak isterseniz size bu amaç için üretilmiş bir arazi aracı gerekir.

İşte WooCommerce ve WordPress’i e-ticaret platformuna eviren diğer tüm eklentiler esasen bunu yapmaya çalışırlar. WordPress e-ticarete uygun olduğu için değil; siz, kullanıcı olarak arazi koşullarında dahi Ferrarinizden vazgeçmek istemediğiniz için, bir sanayi ustası gibi otomobilinizi modifiye ederler. Büyük tekerlekler takarlar, süspansiyon sistemini değiştirirler, kasasını kesip kaynak yaparlar, önüne çelik halat takarlar vesaire. Sonuç olarak gerçekten de “arazide hareket edebilen” fakat görüntü itibariyle ucubeden farksız bir “araç” sahibi olursunuz. Üstelik tüm bunları yaparken gerçekten amacınıza uygun 4×4 bir Land Rover sahibi olabilecek kadar para ve zaman harcarsınız.

WooCommerce gibi eklentilerin, Themeforest gibi tema satan sitelerdeki WordPress e-ticaret temalarının bu kadar popüler olmalarının sebebi WordPress’in bir e-ticaret platformuna evrilebilme yeteneği değil, kullanıcıların ısrarlı talepleridir. İşin doğrusu bu ısrarların karşılığını alabilen girişimlerin sayısı da bir elin parmaklarını geçmez.

Sağlıklı Bir Yolculuk Sağlıklı Kararlarla Başlar

WordPress ve WooCommerce ile başlanan e-ticaret macerası kesinlikle sanıldığı gibi ücretsiz veya düşük maliyetli bir yolculuk olmayacaktır. WooCommerce, genel kanının aksine ücretsiz bir çözüm değildir.

Eğer sağlıklı bir yol haritasına sahip değilseniz, ileride karşılaşabileceğiniz senaryolar hakkında fikriniz yoksa, elektronik ortamda ticaret yaparken ne tür ihtiyaçlar doğacağından, müşterilerinizin hangi taleplerine ivedi biçimde cevap vermek zorunda kalacağınızdan ve en önemlisi yüksek bir maliyet karşılığında sanayide modifiye ettirdiğiniz Ferrari’den bozma aracınızın sizi yolun kaçıncı kilometresine kadar taşıyabileceğinden emin değilseniz kesinlikle böyle bir yola çıkmanızı tavsiye etmem. “Ben X şehir haricinde bir yere kargo göndermeyeceğim. Ödemeyi de sadece banka havalesi olarak alacağım, dahasına ihtiyacım yok.” diyorsanız başka tabi. Diğer türlü sizi; stok takibi, kargo takibi, kredi kartı ile ödeme kabulü, ürün nitelikleri, karşılaştırma, istek listesi, indirim kodu gibi saymakla bitmeyecek ve toplamda yüzlerce, belki de binlerce dolar harcamanızı gerektirecek bir modül listesi bekliyor olacak. Dahası, tüm bunlar için Ferari’nizi biraz daha modifiye etmeniz, bakımının ve kullanımının gittikçe zorlaşmasına razı olmanız gerekecek.

Evde yaptığınız kurabiyeleri, patikleri veya uçurtmaları ayda birkaç kişiye satmaktan fazlasını hedefliyorsanız, en yakın dostlarınızla çeşitli ortaklıklar kurduysanız, yatırım aldıysanız veya almayı düşünüyorsanız, özetle e-ticaret sektörüne ciddi adımlarla girmeyi amaçlıyorsanız her şeyden önce yola çıkacağınız aracı iyi seçmeniz gerekir.

Uzun, dolambaçlı ve zaman zaman tepelerden kopan kaya parçalarının üzerinize doğru geldiği bir arazi yolunda modifiyeli Ferrari’nizin kaynak yerlerinden biri kırıldığında kenara çekip tamirci gelmesini bekleyemezsiniz. Yolu yarıladıktan sonra artık düşünmeniz gereken bir marka itibarına sahipsinizdir. Amacının dışında kullanıldığı için her çekirdek güncellemesinde patlayan eklentiler, sitenizin saatlerce kapalı kalmasına neden olan bakım çalışmaları, uyumsuz cache yapılandırmaları derken kendinizi olumsuz sözlük yorumları ve şikayet sitelerindeki baş ağrıtıcı müşteri tecrübeleri ile uğraşırken bulabilirsiniz.

Marka itibarı oluşturmak zordur, bu itibarın yerle bir olması ise bazen sadece saniyeler sürer. Eğer size helikopterle usta gönderecek bir dayınız, yatırımcınız yoksa veya sebat etmenize rağmen yol boyunca yeni bir 4×4 satın alacak kadar para kazanmadıysanız Ferrarinizi diğer onlarca hurdanın yanına bırakıp büyük bir hayal kırıklığı içerisinde geri dönebilirsiniz.

Şahsen ben bugün bir e-ticaret projesine başlayacak olsaydım yazılım konusunda ilk durağım büyük ihtimalle yine OpenCart, Prestashop veya AbanteCart gibi açık kaynaklı çözümler olurdu. Fakat –eğer büyük düşünüyorsam– muhtemelen onların da yetersiz kaldığı noktaları göz önünde bulundurur, daha profesyonel çözümlere doğru ilerlerdim. Ürünlerim, stoklarım, müşteri bilgilerim, işlem hacmim ve muhasebe kayıtlarım gibi özel verilerimi kimsenin görmesini istemeyeceğim için de aylık / yıllık abonelik modeli hizmet veren hazır e-ticaret çözümlerine de yönelmezdim. Konumuz WordPress ve WooCommerce olduğu için; “modifiye Ferrari” sahibi olmak üzere harcamayı göze aldığım (göze almam gerektiğinin farkında bile olmadığım) parayla, kendi sunucuma kurup kullanabileceğim X-Cart veya CS-Cart gibi bağımsız çalışan 4×4 araçlardan, ihtiyaçlarım için en uygun olanını seçer ve satın alırdım.

Görsel kaynağı: Depositphotos

Facebook Yorumları

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir