10,119 yorum yapıldı
RSS Aboneliği
Friendfeed
Youtube
E-posta

Deli Hikayeleri

Avustralya’ya savaş açan iki çılgın Türk

Yazar: | 14 Mayıs 2012 Pazartesi 22:32


Elin ecnebisi Cesi Ceyms’ler, Kalamiti Ceyn’ler gibi soygunculardan, haydutlardan çakma kahramanlar yaratıp şerit şerit filmlerini çeker, bizim yapımcıların gerçek kahramanlarından haberleri yok. Al sana cillop gibi film senaryosu. Günün birinde sinema sektörüne el atarsam mutlaka bu olayın filmini çekerim, çok da pis çekerim hani.

Şehirlerarası yolculuklar

Yazar: | 7 Ocak 2011 Cuma 12:43


Bazen “beni anam şehirlerarası yolculuklar için doğurmuş” diyesim geliyor, hatta diyorum da. Bindiğim otobüsün koltuklarında kullanılan malzemelerin hammaddelerini sayabilmem için bir kere oturmam yeterli, o derece vakıfım konuya yani.

Bir defasında bomboş otobüste en arkanın bir önünde otururken iki tane kız ön kapıdan binip gele gele önümdeki koltuğa oturuverdiler. Yani ta en önden yürüye yürüye benim önümdeki koltuklara oturabilmek için baya özel çaba sarfettiler. Tam “Lan var ya çok yakışıklıyım he, kesin az sonra bi tanesi dönüp ‘biz senden çok etkilendik, bi imza verir misin’ diycek…” türü fantazilere dalmak üzereydim ki hemen önümde oturan koltuğunu zoorç diye böğrüme yaslayıp aklımı aldı. Zaten normal koşullarda otobüs koltuklarına sığmayan bir bünyeye sahipken bir de önümdeki vatandaşların böyle hiç hesapsız koltuklarını arkaya yaslamalarından nefret ediyorum, yaşam alanıma tecavüz edilmiş gibi hissediyorum. Neyse bizimki laptopunu çıkardı sonra yanındaki kıvırcık saçlıya dönüp hararetle bir şeyler anlatmaya başladı. O yolculuk bana şunu öğretti: Elinizin mikrodalga fırına sokulması suretiyle işkenceye maruz kalmanız felan hikaye, esas acı, bomboş bir otobüste böğrünüze dayanmış bir koltuk ve 2 tane çenesi düşük kızla 1,5 saat yol gitmekmiş. Yeminle söylüyorum kafasını ağzımın içine sokan kızın ensesine bir tane patlatıp “sıs len azcık!” dememek için kendimi zor tutmuştum. Bir insan yol sırasında konuşacak o kadar çok şeyi nerden bulur ya, hem de Ceza gibi saydıra saydıra…

İşini sevmediği her halinden belli olan muavinlerden de tiksiniyorum. Herifin verdiği vereceği plastik bardakta iki yudum su onda da bin türlü afra tafra yapıyor. Sanki mahkeme tarafından 6 ay süreyle zorunlu kamu hizmetine mahkum edilmiş gibi. At üstünde doğduğum günden beri bir tane reklam muavinine rastlamadım ki şöyle güleryüzle yanaşıp “ne alırdınız efem?” desin (var olduklarına dair çeşitli şehir efsaneleri duyduğum güleryüzlü muavinleri tenzih ederim).

Otobüslerin de huyları atlar gibi bir yerde, dışardan baktığınızda ikisi de Mercedes, ikisi de O403 amma ve lakin birinde cep telefonuyla konuşabiliyorsunuz fakat diğerinde “yassah“. Hele ki yassah olanda cep telefonu aracılığıyla müzik dinliyorsanız ve hasbelkader kulaklık jakı çıkıp müzik sesi dışarı verilirse yandınız. Saniyenin onda birinde müdahale edip sesi kapatsanız da kar etmez, yine de bir otobüs yolcudan “cık cık cık” seslerinin yükselmesine mani olamazsınız. İşin enteresan tarafı da yolculara yasak olmasına rağmen muavinlerin çatır çatıır “kule” ile görüşebiliyor olmaları. Hani onların telefonları elektronik aksamlara zarar vermiyormuş, onlar okunup üflenmiş hat kullanıyorlarmış gibi. Yazinin devamini okuyun »

Yiğit Özgür – “Geniş Zaman” Videosu

Yazar: | 2 Ocak 2011 Pazar 20:46

Bebek Meseleleri [Bölüm-1]

Yazar: | 19 Kasım 2010 Cuma 6:19


Saat 21:12 Yer: Bakırköy’de bir apartman dairesi
- Büşraaa uyut şu çocuğu artık yeminle söylüyorum beynim şişti ya, sabahtan beri zır zır… 15 ay önce aklım nerdeydi benim arkadaş ya. Hem suç sende, kendine bile sahip çıkamayan bir adama “çocuk sahibi olalım” diyorsun. Onu geçtim ben de bu teklifi gık demeden kabul ediyorum… Geri iade olmuyo demi bunlarda?..

- Öf be Kemal bu bencil lafların beni öldürecek var ya… Sulu şakaların da artık iyice canımı sıkmaya başladı. Çocuk nasıl olsa anlamıyor diye konuşup duruyorsun ama bebekler anne-babalarının ne düşündüklerini hisseder biliyor musun?..

- Tamam tamam neyse ben biraz hava alıp gelicem, gözünü seveyim uyut şunu, yarın erken kalkmam gerekiyor biliyorsun Harun Beylerle toplantım var.

- Hanimişte benim bebişim, aman da pışpış mı yapacakmış? Sen babaya bakma bi tanesi deli o deli. Yesin mi annesi minnnoşunu hıı yesin mi?…

- Agu.. Ecuyu gii gii gii…

Saat 21:15 Yer: Azerbaycan’da bir ev
- Hadi be balam yat artıq ya … Nurteen, bu uşaq ağzından ağ ağ (beyaz beyaz) bir şeylər çıxardı bax … Nurteeen!

- (Diğer odadan seslenir) Kusmuştur ayol, beşiğin yanında salfet (peçete) var al ordan bir dənə sil işdə …

- Hey Allah’ım bu qadın beni öldürecaq… (mırıldanır) Ulan madam bakmayacaksan nə deyə doğurursan? (çocuğa döner) Sən üzərinə alınma ay balam mənim dərdim anan olacaq bu qadınla. Menikürü bitməz, ojesi bitməz. Daha hamiləlikdə götürdüyü kiloları verebilmiş deyil amma xanım hələ kokoşluk arxasında…

- Agu.. Ecuyu gii gii gii…

Saat 21:24 Yer: Yunanistan’da bir ev
- Baby Μην πηγαίνετε στο κρεβάτι ακόμα?

- Γιος κοιμάται στο γάιδαρο…

- Agu.. Ecuyu gii gii gii…

Saat 21:30 Yer: Bilinmiyor
- Tüm sistemler kararlı ve çalışır durumda. Üç ayrı temsilciden aralıklı olarak AE3G çağrısı alındı… Azerbaycan ve Yunanistan temsilcileri sisteme giriş yapmak üzere… 10, 9, 8 … 3, 2, 1 holografik uyku modu aktifleştirildi…

- Süper konnektör soket çıkışı bağlantı kararlılığı %71, enerji seviyesi sabit. Başlamak için “Koca Adam’ın” iştiraki bekleniyor… Yazinin devamini okuyun »