Gerçekten “uyanmaya” hazır mısın? (Illuminati Gerçeği: Bölüm-1)
Yazar: Caner | 12 Eylül 2011 Pazartesi 8:41
Yeni Dünya Düzeni yani New World Order, Illuminati, Siyonizm, Masonluk, Deccal… Son zamanlarda çoğumuz bu gibi tabirlerli sıkça işitmeye başladık. Kısa bir süre önce ben de bu mevzulara “Müzik sektörü şeytana mı hizmet ediyor?” başlıklı yazımla inceden bir giriş yapmıştım, şimdi biraz daha derinlere inmenin zamanının geldiğini düşünüyorum.
Kırmızı hapı seçmeye hazırsanız başlayalım.
“Yaşamakta olduğumuz memlekette bazı tesirli akımlar müşade ediliyor. Bunlar, edebiyatımızda, eğlencelerimizde ve sosyal hareketlerimizde göze batan bir bozulmaya sebep oluyorlar. İş hayatı ise alışılagelen eski emniyetini kaybediyor, velhasıl, her sahadaki benimsenmiş ölçülerde düşüş kaydediliyor.”
“İnsanlar etraflarında dönen tesirlerin membaını teşhis etmesini öğrenirlerse bu kafidir. Duçar olduğumuz halin; tabii bir dejenerasyon değil de evvelden hesaplanmış bir tahrip olduğunu Amerikan Halkı anladığı an kurtulmuş demektir.”
Henry Ford – “Beynelmilel Yahudi” kitabından 1 yıl sonra, 1922′de yayınlanan “Hayatım ve Eserim” adlı kitabından
Az buçuk kafası çalışan, düşünen ve araştıran insanlar biliyorlar ki dünya insanlığı, içerisinde; yozlaştırılma, ahlaksızlaştırılma, manevi değerlerden arındırılma gibi daha bir çok amaç barındıran sinsi bir planın hedefinde. Peki soru şu: Kim, hangi amaca hizmetle böyle bir plan kurmuş olabilir? İnsanları yozlaştırmak, onları ahlaki ve manevi değerlerinden uzaklaştırmak kimin işine gelebilir? Popüler düşünce bu soruya Illuminati isimli şeytana taptığı söylenen gizli bir örgüt cevabı veriyor, hem de bugün her on kişiden sekizinin ismini bildiği, filmlere konu olan bir örgütün ne kadar gizli olduğunu hesaba katmadan.
Peki bu gerçek mi?
Yıllarca “cadı bu” diye insanları yakan, cennetten tapu satan kilisenin bu ve benzeri abuk subuk uygulamalarına isyan eden bir grup bilim adamı, 1700′lü yıllarda toplanarak “aydınlanma” anlamına gelen Illuminati isimli gizli bir örgüt kuruyor.
Öncelikli amaçları bilimin ışığında ilerlemek ve o zamana kadar söylenmeyenleri söyleyerek insanları kilisenin akıl dışı uygulamalarına karşı aydınlatmak iken bir süre sonra ne oluyorsa oluyor ve bu vatandaşların şeytana tapan kafirler oldukları söylenmeye başlıyor. Bu söylentilerin mimarı elbette tahrif edilmiş kutsal kitaplarındaki sözleri işlerine geldiği gibi yorumlayan ve bu sözlere karşı çıkan herkese anında “kafir bu, şeytana tapıyor” yaftasını yapıştıran kilise. Galileo gibi bilim adamlarını dünya yuvarlaktır dedikleri için yargılayan, maneviyatla uğraşmayı bırakıp siyaset arenasında kendi katı kurallarıyla sonuna kadar varlık gösteren ve hatta savaş başlatma gücüne sahip olan kilise.
Illuminati Tanrı’nın kilise aracılığıyla yaptırdıklarına kırılıp “madem öyle biz de gider şeytanla anlaşma imzalarız” demiyor, adamlar, her türlü bilimsel aktivitenin önüne dini bahane ederek taş koyan, insanları hurafe manyağı yapan yozlaşmış kiliseye isyan ediyor ve bu kilisenin kendi çıkarlarına göre yorumladığı Tanrı figürünün varlığına inanmayı reddediyor. E peki Tanrı’yı yok sayan bir zihniyetin şeytanın var olduğuna inandığını söylemek nasıl bir mantığın ürünü?
Kilise kendisi için tehdit oluşturan bu “kafir” örgütün şeytana hizmet ettiği düşüncesini öyle bir yerleşik hale getiriyor ki, gelecek bir kaç yüzyılın en popüler kötü amaçlara hizmet eden gizli örgütü, kirli işlerin maşası ve günah keçisi adayı Illuminati oluyor. Belki de adamlar gerçekten zamanla abuk subuk eylemlere girişmişlerdir bilemiyoruz ama sonuç olarak insanlık vuku bulan büyük ve kötü olaylar için suçlayacak nur topu gibi bir gizemli kötü güç sahibi oluyor.
Zaman geçiyor, dünya küçülüyor. İletişim hızlanmaya, eğitimli insanlar çoğalmaya başlıyor, her söylenene inanan insanlar azalıp sorgulayan insanlar artmaya başladıkça dünya daha zor yönetilen bir yer halini almaya başlıyor. Bu durum taleplerin ve haliyle dengelerin değişmesine neden olurken dünya daha önce görmediği büyüklükte savaşlar ve yıkımlarla tanışıyor. Derken tarih sahnesi Hitler isimli dediğim dedik bir diktatöre merhaba diyor. Kim veya kimler tarafından desteklendiği, hangi güçlerce finanse edildiği sorgulanmamış olan bu adamın gözleri saf ırk düşüncesiyle o kadar boyanmış oluyor ki, bu amaca hizmetle zavallı Yahudi’leri katlederken dünya insanlığına aslında ne kadar büyük bir kötülük miras bıraktığını fark etmiyor bile.
“Sen benim cenk topuzum ve harp silahımsın, seninle milletleri kıracağım ve seninle ülkeler helak edeceğim … Ve seninle erkeği ve kadını kıracağım, ve seninle kocamış adamı ve genci kıracağım, ve seninle genç adamı ve ere varmamış kadını kıracağım. Ve seninle çobanı ve sürüsünü kıracağım, ve seninle çiftçiyi ve çiftini kıracağım. Ve seninle valileri ve kaymakamları kıracağım”
Tevrat, Yeremya Kitabı, Bab: 51 Cümle: 20-23











































