Kategori » Makaleler

Batılılar, Türkleri karalama kampanyaları ve anti-semitizm

Yazar: Caner | 13 Haziran 2010 Pazar 17:44






Aklı başında hiç bir Türk’ün Yahudi düşmanlığı (anti-semitist) yaptığını sanmıyorum. Yine az buçuk kafası çalışan, mantıklı her insan bilir ki Türklerin tepkisinin odağında Yahudiler değil, Ortadoğu’nun yaramaz çocuğu Siyonist İsrail devleti var. Uzun saçlı sakallı Yahudiler bile bu işgalci oluşuma karşı eylem halindeyken, bizim sonuna kadar haklı olduğumuz bir davada tepkimizi dile getirmemiz bazılarının canını sıkmış anlaşılan.

Batı yine her zaman yaptığını yapıyor ve olayları çarpıtarak bel altına çalışıyor. Yukarıdaki resim şu sitede “TURKISH DELIGHT (IN ANTI-SEMITISM)” (Yahudi Düşmanlığı içinde Türk Lokumu) başlığıyla yayınlanan bir yazının görseli. Vitrininden Arap menşeili olduğu anlaşılan bir dükkanın camına “Köpekler ve İsrailliler giremez” yazılı bir kağıt asılmış, bu gerizekalılar da dükkanın Türklere ait olduğunu söylüyor ve sanki tüm Türkiye’de atmosferin böyle olduğunu ima ediyorlar. Nedir işte Türkler eşittir fes, deve, pala ve Yahudi düşmanlığı…

Bizim fes takmadığımızı da, Arap alfabesi kullanmadığımızı da biliyorlar aslında, çamur at izi kalsın hesabı…

Konunun özüne inecek olursak; İsrail sahibi olmadığı toprakları bundan 60 yıl önce işgal ediyor, her gün bir parçasını satın alıyor, topla tüfekle zorbalıkla virüs gibi yayılıyor ve aslında Araplara ait olan topraklarda ne idüğü belirsiz, piç bir devlet kuruyor (İsrail devletinin kurulduğu günden bugüne kadarki haritalarını evre evre inceleyin). Bu hareketlerini Yahudilikle bağdaştırmak cahillik olur çünkü inançlı Yahudiler zaten kendi ağızlarıyla “Tanrı bizim bir devlet kurmamızı yasaklamıştır” diyor. Konu “vaadedilmiş topraklara” ve siyonizme dayanıyor. Yazinin devamini okuyun »

Siteyi cPanel’in backup özelliğiyle başka bir sunucuya transfer etmek

Yazar: Caner | 3 Haziran 2010 Perşembe 22:09






cPanel bana göre en yetenekli ve kaprissiz site kontrol panellerinden biri. Hatta ben şahsen bir sunucuda ilk önce cPanel olup olmadığına bakanlardanım. Tabi ki konumuz scriptin bir kontrol paneli olarak ne kadar maharetli olduğu değil. Son zamanlarda bu konuda çok fazla soru gelmeye başladığı için böyle bir yazı hazırlama ihtiyacı duydum (enteresan bir şekilde backup özelliği halihazırda kullanılıyor olmasına rağmen bu özelliği site taşımak için kullanmak pek akla gelmiyor). Başlangıç seviyesine hitap eden bu yazımızda; elinde cPanel gibi bir altın bilezik bulunanların herhangi bir vesileyle sitelerini başka bir sunucuya taşımak istediklerinde, bu panelden nasıl faydalanabileceklerinden ve dolayısıyla zamandan, uğraştan nasıl tasarruf edebileceklerinden bahsedeceğim.

Bir çoklarına göre site transfer etmek, sitedeki tüm dosyaları FTP kanalıyla bilgisayara indirip yeni sunucuya yüklemek ve dolayısıyla saatlerce, hatta belki günlerce uğraşmak anlamına geliyor. Hele ki bir de sitenin boyutu GB olarak anılmaya başlanmışsa Allah kolaylıklar versin…

Oysa cPanel, kullanıcıyı tüm bu külfetlerden kurtaracak güzide bir yedekleme (backup) hizmetine sahip. Sisteme aşina olanlar zaten bu hizmeti lokal yedekler almak için kullanıyorlar, bununla birlikte dilendiği taktirde tüm site tek bir dosya halinde sıkıştırılıp (backup-03.06.2010_18-54-05_egonomik.tar.gz gibi) başka bir sunucuya gönderilebiliyor. İşte biz de tüm siteyi belki de dakikalar içerisinde başka bir sunucuya transfer etmek için bu özellikten faydalanacağız. Yazinin devamini okuyun »

Google Code Search ile aradığınız koda ulaşın

Yazar: Caner | 20 Mayıs 2010 Perşembe 10:10






Google Code Search, internet alemini ofisinin arka bahçesi olarak gören Google’ın pek bilinmeyen hizmetlerinden bir tanesi. Aslında Google laboratuarlarının su yüzüne çıkmamış o kadar çok hizmeti var ki, eğer “kullanıcı dostu olma” ilkelerine böyle hasta bir mantıkla bağlı olmasalardı, Options sayfası yerine şöyle adam akıllı bir “Hizmetlerimiz” sayfası yaparlardı ve insanlar böyle arkaplanda kalmış servisleri elalemden duymak zorunda kalmazdı.

Neyse Google’ı kendi hizmetlerini tanıtma konusundaki takıntılı politikası ile başbaşa bırakarak konumuza dönelim ve biraz Code Search‘den bahsedelim.

Mantık aslında oldukça basit, olay yine bildiğimiz Google’ın her zaman yaptığı arama eyleminden ibaret. Google, internet üzerinde insanların kendi sitelerinde kullandıkları betikleri yine kendi geliştirdiği bir teknoloji ile analiz ediyor, hangi dilde yazıldıklarını ve hangi lisansa tabi olduklarını öğrenip programcıya sunuyor. Örneklendirecek olursak; javascript ile yazılmış bir show/hide özelliği arıyorsunuz, Code Search’de size X kişi ile Y kişinin javascript ile bu işi kendi sitelerinde nasıl hallettiklerini gösteren bir sonuç çıkarıyor. Netice olarak dönen kodlardan en hoşunuza gideni kopyalayıp ilgili lisansın gereklerini yerine getirerek kullanıyorsunuz. Yazinin devamini okuyun »

Bu adamlardaki kafa da, bizdeki saksı mı? (İnternete şekil veren isimler)

Yazar: Caner | 18 Şubat 2010 Perşembe 13:54






Bu resimdeki adamlar İnterneti şekillendiren, sanal dünyamıza hayat veren güzide kimselerden bazıları. Peki bu adamlara şu an sahip oldukları konum ve imkanları sağlayan, onları bizlerden farklı kılan şey nedir? Onların yapabildiği fakat bizim bir türlü beceremediğimiz, kitleler halinde peşlerinden sürüklenmemizi sağlayan, yazdıkları programlama dillerini öğrenmek için saatlerce göbek çatlatmamıza sebep olan şey nedir? Para mı? IQ seviyesi mi? Şans veya uzaylıların yardımı mı?

PHP’yi ele alalım mesela; her ne kadar bugün gruplar tarafından geliştiriliyor olsa da vakti zamanında Rasmus Lerdorf isimli tek bir amcanın oturup “ya bu html tek başına yetmiyor, şöyle kendimce bir dil geliştireyim de işim kolaylaşsın” fikri üzerine “Personal Home Page” ismiyle hayat bulmuş web tabanlı bir yazılım dili. Merak ediyorum da bu amca acaba o gün odasında tıkır tıkır bir bu mevzu üzerine uğraşırken ve eşinin “Rasmuus, kaynımlar geldi yemek yiycez hadi…” çağrılarına kulak asmazken, gün gelipte dünya çapındaki her 10 siteden en az 7′sinin bu dil kullanılarak tasarlanacağını hayal edebiliyor muydu…

En iyisi biz konunun en başına, 1989 yılına dönelim ve tüm bu mevzulara sebep olan esas oğlan kimmiş, ne yapmışta hal böyleyken böyle olmuş onu inceleyelim

Sir Tim Berners-Lee
Kendileri basitçe “dabılyu dabılyu dabılyu” kavramının mimarı. Yani World Wide Web, yani WWW. Sör Berners-Lee kafası feci biçimde çalışan bir bilgisayar profesörü. Her ne kadar o dönemler bilgiyi pek mattah biçimde sayamayan kompüterler üzerinde çalışmış olsa da HTML dili ile Web kavramını yine bu aletler vesilesiyle geliştirmiş ve zaten esas övgüyü de bu sayede hak etmiştir. Bu girişimin, bugün şu meşhur karadelik projesi ile ilgili körcahil edindiğimiz bilgilerin kaynağı olan CERN’de, 1989 yılında başladığı söylenmektedir. Yazinin devamini okuyun »

WordPress – Tema kullanımı ile oluşabilecek güvenlik açıkları

Yazar: Caner | 14 Şubat 2010 Pazar 18:15






Sorumuz şu: Sağdan soldan fütursuzca indirilip kurulan WordPress temaları site güvenliğini tehdit eder mi? Mesela indirdiğiniz bazı temaların kafalarına göre site bağlantılarına link eklediğine şahit olmuş olabilirsiniz. Peki bir temanın site bağlantılarına link ekleyebiliyor olması büyük bir güvenlik tehdidi olarak algılanabilir mi?

Eğer bir tema site bağlantılarına yeni bir link ekleyebiliyorsa, bu veritabanına erişen çeşitli fonksiyonlar içeriyor olabileceği anlamına gelir ve eğer durum buysa o temanın kafasına göre yeni bir kullanıcı oluşturup ona yönetici yetkisi verebilmesi de gayet olasıdır, bununla birlikte niyet phishing de olabilir ve tema kendi başına yazılarınızın içine çeşitli reklam metinleri, bağlantılar veya trojanlar yerleştirebilir ki bu olaydan uzun bir süre haberiniz bile olmayabilir. Kısacası veritabanına erişebilen fonksiyonlar kullanan bir tema, bir yerde sitenizin altın anahtarına sahip olmuş olur. Yazinin devamini okuyun »

Çalınan MSN hesabı nasıl geri alınır?

Yazar: Anonim | 20 Ocak 2010 Çarşamba 19:40






Günümüzde internet kullanıp MSN Messenger hesabına sahip olmayan çok az insan vardır. Bazen iş için, bazen de eğlence için kullandığımız MSN Messenger’a bu sebepten dolayı pek çok farklı yerde girmek durumda kalıyoruz.

İşte risk burada başlıyor. Kendi bilgisayarınız dışında yabancı yerlerde ne kadar çok Messenger’ı kullanırsanız, şifrenizi çaldırma ihtimaliniz o kadar çok yükselir. Örneğin kullandığınız yabancı bilgisayarda virüs varsa ya da bir internet kafedeyseniz yanınızda oturan kötü niyetli biri, klavye tuşlarınızı izleyerek rahatça şifrenizi çalabilir.

Genelde insanlar şifreleri çalındığında yapılacak bir şey olmadığını düşünüp, yeni bir kullanıcı hesabı açarlar ve o hesap ile devam ederler. Aslında MSN Messenger şifrenizi geri almak çok basittir. Eğer hafızanız bir kuvvetli ve İngilizce biliyorsanız (çevrenizde bilen biride olabilir) birkaç mail atarak şifrenizi geri alabilirsiniz. Fakat attığınız mailler mutlaka İngilizce olmalıdır. Sebebi ise Microsoft’un hala Türkçe destek birimi bulunmaması. Yazinin devamini okuyun »

Proxy ile yasaklanan sitelere erişmek ve kullanıcı gizliliği

Yazar: Caner | 9 Ocak 2010 Cumartesi 16:33






Proxy sunucuları (vekil sunucular), internet kullanımınının özellikle ülkemiz için daha zevkli hale gelmesine yardımcı olan güzide kaynaklardır. Bu kavramı kabaca ulaşmak istediğiniz site (internet) ile sizin aranızda köprü vazifesi gören aracı bir oluşum olarak ifade edebiliriz, ayrıca “kazanamıyorsan hile yap!” cümlesi de her proxy sunucusu aracılığıyla yasaklı bir siteye erişim eylemim esnasında aklıma gelen bir oyun sitesi sloganıdır.

Evet proxy kullanımı bir yerde hile yapmaktır, cahil babanın “benim hakkımda kötü konuştukları için bir daha okula gitmeyeceksin” diye dövdüğü ufak çocuğun üst kat komşusu öğretmenden gizli gizli ders almasıdır. Sizden tek farkları yine sizin onlara verdiğiniz kontrolsüz güç olan cahil kimseler tarafından kafanıza çekiçle vurularak ne yapıp ne yapamayacağınız söylendiğinde en azından karşılık olarak kürdan batırıp rahatsızlık verebilme hakkınızdır. Proxy “I know kung fu (kung fu biliyorum)” cümlesinin vücut bulmuş halidir, proxy “ilk aşkım sevgilim liselim benim” dir… Yazinin devamini okuyun »

WordPress – W3 Total Cache ile sitenizi hızlandırın

Yazar: Caner | 6 Ocak 2010 Çarşamba 12:06






Blogunuz yaşlandıkça ve ziyaretçi kitlesi genişledikçe ihtiyaçları da aynı oranda artmaya başlar. Önceleri siz blogunuz için bir şeyler istiyorken bir de bakarsınız isteyen taraf o olmaya başlamıştır (ete kemiğe bürünüyo şerefsizler). Başlarda siz “şöyle şekilli bi mp3 player plug-ini kurayım, sosyal medya ikonları ekleyeyim, daha iyi bir ziyaretçi deneyimi için şunu yapayım” derken bir süre sonra bakarsınız ki blog çıkıp “Fatal error: Out of memory, Internal Server Error” türü ifadelerle “bırak çiçeği böceği serverın canı çıktı bi el at” demeye başlar.

WordPress her ne kadar piyasadaki en süper blog yazılımı olarak ifade ediliyor olsa da siteniz belirli bir tekil kullanıcı düzeyine eriştiğinde (sunucuyu meşgul eden çok sayıda plug-in içerdiğini varsayıp 1.000+ diyelim) en süper sunucu düşmanı blog yazılımı olmaya başlar. Gerçi durumu sadece WordPress ile ifade etmemek lazım, bünyesinde bu kadar çok işlev ve veritabanı sorgusu bulunduran her yazılım kullanıcı sayısı arttıkça sunucuyu yormaya başlar.

Sistem kaynakları tüketimi

Siteniz için kullandığınız yazılıma bağlı olarak kullanıcı sayınız, hosting firmanızın size sunduğu özellikler ile idare edebilecek düzeydeyken durum kabaca şöyledir:

Kullanıcılar sitenize bağlanır, sunucu sitenizdeki sorguları her kullanıcı için ayrı ayrı çalıştırıp sonuçları yine her kullanıcı için ayrı ayrı anlık olarak döndürür. Yani kullanıcı bir yazıyı okumak için tıkladığında o yazının başlığı, tarihi, içeriği ve kaç kere okunduğu bilgileri depolandığı yer olan veritabanından anlık olarak çekilir. Bu işlemin kaç kullanıcıya kadar yapılabileceği hosting firmanızın sizin için ayırdığı hafıza ve işlemci limitlerine bağlıdır, eğer shared (paylaşımlı) bir hosting sahibiyseniz siteniz sizinki gibi onlarca farklı sitenin bulunduğu bir sunucuda barınıyor demektir ve işlemci ile hafıza kullanım limitleriniz en iyi ihtimalle toplam işlemci/hafıza limitlerinin %10- 15′i kadar ayarlanmıştır. Yazinin devamini okuyun »

Google Public DNS Hizmeti ve OpenDNS Güvenilirliği

Yazar: Caner | 16 Aralık 2009 Çarşamba 19:14





google-public-dns
Düzeltme – 02 Şubat 2010
DNS protokolu alan adlarina karsilik dusen IP adreslerini sorgulayan davasa bir databasedir. Diger butun TCPIP protokolleri IP adresi kullanir. IP adresleri de DNS sunucularindan ogrenilir. DNS diger butun protokollerden farkli ve bagimsiz calisan bir katmandir. Sizin gonderdiginiz ve aldiginiz data DNS sunucusundan gecmez. DNS bir TCP gateway degildir. Bu anlamda guvenlidir. DNS sunucusunun sahibi sadece sizin hangi domainlerle ilgilendiginizi ogrenebilir, o domainlerde ne yaptiginizi bilemez.

Bu bilgilendirme için Ali Kaya‘ya teşekkür ederiz.

Bağlantılar:
Google Public DNS Hizmeti
Google Temel DNS Klavuzu

Google Wave izlenimleri

Yazar: Caner | 4 Aralık 2009 Cuma 15:14





google-wave-screen
Google Wave yukarı Google Wave aşağı, artık her yerde bunu duyuyoruz çoğu teknoloji platformunda da “insanların ağzının suyunu akıtacak süper ötesi kominikasyon şeysi” diye lanse edilip iyice şişiriliyor da şişiriliyor, haliyle ben de herkes gibi meraklanıp bir an önce davetiyemin gelmesini bekliyordum, geldi. Platforma ışık hızıyla bir dalış gerçekleştirip sağını solunu inceledim, tanıtım videolarını izledim ve vardığım sonuç kendi adıma fiyaskodan başka bir şey değildi.

Fiyasko diyorum çünkü Google dahil oluşumun propagandasını yapan kanallar mereti gözümüzde o kadar büyüttüler ki sonuç olarak bizler de insan ötesi beklentilere giriştik, hatta okuduğum bir makalede Google Wave oluşumunun cep telefonu tarzı mobil bir cihaz görünümünde ete kemiğe bürüneceğinden (Android değil) ve bu cihazın herhangi bir GSM şebekesine bağlı kalmadan internet kanalıyla hareket ederek şu an kullandığımız cep telefonlarına göre çok daha ucuza -hatta yer yer beleşe- iletiştireceğinden bile bahsediliyordu. Yazinin devamini okuyun »