10,119 yorum yapıldı
RSS Aboneliği
Friendfeed
Youtube
E-posta

Teknoloji

Bugün tüm dünyaya uçak satıyor olabilirdik

Yazar: | 12 Mayıs 2012 Cumartesi 23:55


2012 yılında kendi otomobilini üretmekten aciz memleketimin teey geçen yüzyılın başlarında uçak fabrikasına sahip olduğunu, birfiil uçak ürettiğini ve hatta ürettiği uçakları yurt dışına satmaya başladığını bilmeyenler var. Canları sağolsun. Onların feysbukta daha fazla vakit geçirip; beyin, ahlak, hoşgörü, merak, inanç, saygı, milli duygular gibi tüm kavramlardan arınmak ve bu vesileyle hiçbir şeyi dert etmeyen nesiller yetiştirmek gibi bir misyonları var. Bin yıllardır gördük ki her şeyi merak edip sorgulayan basiretli insanlarla bu devran dönmüyor, belki dünya barışı denen ütopya onların yetiştirecekleri çocuklar sayesinde gerçek olur.

Tüm bu laf sokmaların konuyla ne alakası var diye soracak olursanız hemen izah edeyim efenim: Memlekette henüz adam akıllı bir ekonomi bile yokken ileri görüşlü bazı insanlar çıkmış ve “İstikbal Göklerdedir” sözünü de arkalarına alarak uçak üretmeye başlamışlar. Bunu devlet kademesinde resmi kisveyle yapanlar olduğu gibi farklı zamanlarda tamamen şahsi kaynaklarını kullanarak yapmaya çalışanlar da olmuş. Şöyle düşünün, günümüzde Başbakan memleketin girişimcilerine “Otomobil üretin, biz de destek olalım” deyince, hemen hepimizin evlerine gerek beyaz eşya gerekse başka teknolojik cihazlarla girmeyi başarmış olan, bir günlük televizyon reklamı harcamaları sokaktaki girişimcinin bütün sermayesinden daha büyük olan firmalar “Hadi canım kolay bir iş mi o?” diyorlar. Adamlar ise daha Cumhuriyetin ilk yıllarında uçak fabrikası kurmuşlar, hem de birden fazla.

Zamanla birileri bu durumdan rahatsız olmaya başlamış zaar, gavuru olsun ecnebisi olsun resmi ve gayri resmi ziyaretlerle bu uçak fabrikalarını incelemişler. Evlerine döndükten sonra da “Ya hacılar siz bu uçak işleriyle falan çok uğraşmayın, zaten adam gibi bir sanayi altyapınız yok elinize yüzünüze bulaştırırsınız. Gelin siz bu işten vazgeçin biz de size kendi kullanmadığımız külüstür uçakları verelim” demişler.


ABD’nin 50′li yıllarda Türkiye’yi anlatmak için hazırladığı bir video. Kimileri için modernlik ve çağdaşlık adına Türkiye’yi özellikle ABD’nin ağzından bu şekilde duymak gurur verici, bana göre ise yüzyıllarca dünyaya kök söktürmüş bir medeniyetin torunlarından “yeni yeni emeklemeye başlayan küçük çocuk” edasıyla küçümseyerek bahsettiği için rahatsız edici. Konuyu dağıtmayalım, videoyu özellikle 3:10′dan itibaren daha dikkatli izlemenizi rica ediyorum.

Şu anda düşününce akıl dışı gibi görünen bu teklif o dönem bizim baştakilere pek mantıklı gelmiş olacak ki tereddütsüz kabul etmişler. Aralarından “S*ktir et zaten uçak üretip ne yapacaz uzaya mı çıkacaz sanki” diyenler olmuş mudur bilmiyorum ama (tarihimizde “asmayalım da besleyelim mi?” diyenler olduğuna göre bu da pek tabi olabilir) şu veya bu şekilde bütün fabrikaları kapatıp, bütün şahsi girişimlerin de önüne taş koymak için beş dakika beklememişler. İşlerini bitirdikten sonra teklifin sahibi dış mihraklarla kol kola girip memleketi teknolojik açıdan en az 60 yıl geride bırakmanın tarifsiz sevinciyle halaya durmuşlar mıdır bilmiyorum. Yazinin devamini okuyun »

Google, Microsoft, Facebook ve Yandex… Alayı hacklendi

Yazar: | 4 Mayıs 2012 Cuma 21:03


Şaka gibi değil mi? İnsanın inanası gelmiyor ama gerçek. Bir grup eleman Microfost, Google, Facebook ve Yandex gibi dünyaca ünlü daha bir çok sitenin Türkiye ayaklarını hacklemiş. Teknik detayları bilmiyorum fakat hepsinin ortak özellikleri .com.tr uzantılı olmaları, buna göre sorunun nic.tr kaynaklı olabileceğini düşünmemek elde değil ve eğer gerçekten öyleyse hepimizin .tr uzantılı alan adları tehlike altında demektir.

Hacklenen sitelerde yer alan mesaj:

Hacked By F0RTYS3V3N

Google , Microsoft , Yahoo , Facebook , Gmail , Paypal , Yandex , Cocacola , Bdp vs vs vs. alayı hacked

Tüm Türkiye de ki en önemli yerleri hackleyebilme gücü çoğunda olmayan bu güç şimdilik bizde :)

Türkiye de saçma sapan yok morhek yok anon manon gibi grupları destekleyenlere buradan çok kötü laf söylerdikte Türkiye Bilişim gündemine biraz mola verdirelim istedik ;)
Baktık hep lamer haberleri hep lamer haberleri biraz da kaliteli haber yaparsınız dedik…
Gazeteciler bu tür gruplara itimat ettiğine göre demek ki pek bilişimden kaliteli haberler alamıyorsunuz ee bizde haber verelim istedik…
Bu tür gruplara itibar etmek yerine bu ülke için bir şeyde siz yapın bunların hepsi sizi gerçeklerden uzak tutmak için gündemci piyon gençlerdir itibar etmeyin ;)

Special Thanks : BlackApple

Selamlarımız ;
Burt4y | Deep Emperror | Black Hacker | ZeroTolerance | Cyb3rking
Tiger M@te | Mr>XKiller | System-Hacker | HUNT3R | Deep Blues | KaBaDaYı | VolqaN
HeRoTuRK | Alpican | Türkeşhan

Ve adını sayamadığım nice yiğitlere…

Asla sahip olamayacağınız bir ev: Hopen Place House

Yazar: | 2 Mayıs 2012 Çarşamba 1:21


Hopen Place House isimli bu saray yavrusunu -üzerinize afiyet- Whipple Russell adında bir hayvan yapmış. Kaliforniya’nın en güzel tepelerinden birine kondurup “şehrin gürültüsünden, kaostan uzaklaşıp huzur bulabileceğiniz bir mekan” diye de tanımlamış. Yani “Olum madem paranız var gelin pis fakirler metrobüslerde birbirlerini yiyedursunlar, kafa rahatlığını, huzuru satın alın” demek istemiş. Onun ben zeminden ışıklı çizim masasına kedi kakası koyayım.

Bir kere evin kendine ait bir ismi var lan. Allah aşkına hangi birimizin evinin ismi var? Benimkine bakıyorum olsa olsa Abdulbaki olur, onu da bizim ev sahibi Ömer Amca harcını falan kendi kararak yapmış, hiçbir dekorasyon dergisine malzeme olmaz yani.

Teyzeoğlumun demo hayatlar süren biz fakirler için güzel bir benzetmesi var, “Bizler kavanozun içindeki hamam böcekleriyiz, kavanozdan yukarı tırmanmaya çalışarak ömrümüzü tüketirken esas hayatı o kavanozun dışındakiler yaşar” der. Aslında böyle yazınca essahtan hepsini tek bir seferde gayet karizmatik bir edayla uzaklara bakarken söylüyormuş gibi oldu ama öyle değil, ben anafikri alıp düzgün bir cümle haline getirdim.

Bu arada başlıkta fazla iddialı olmadım değil mi? Hani okurlar arasında bu eve sahip olabilecek güçte birileri varsa söylediklerimin hiçbiri onlar için geçerli değil bilsinler. Şeyse hani şu bizim Hamilton Pool sponsorluğu olayını konuşabiliriz. Karşılık olarak ben de link veririm. Böyle adamın kendisine link veririm. Yazinin devamini okuyun »

Leyla ile Mecnun’u böyle izlemek bir başka güzelmiş

Yazar: | 28 Nisan 2012 Cumartesi 1:34
Kategori: Teknoloji, Yaşam


Dev ekran televizyon alacağınıza projektör cihazı alın hacılar, yemin ediyorum “evde sinema keyfi” dedikleri olay tam anlamıyla bu şekilde yaşanıyormuş. Gerçi bunu tamamlamak için şöyle kalifiye bir de ses sistemi lazım ama benim gibi kağıttan duvarları olan bir apartman dairesinde yaşıyorsanız zor.

İstanbul gece uzaydan böyle görünüyormuş

Yazar: | 24 Nisan 2012 Salı 21:57
Kategori: Teknoloji, Yaşam


Hollanda’lı astronot André Kuipers tarafından çekilip sosyal medyada paylaşılmış bir görüntü. Kimilerine göre ışık kirliliği, kimilerine göre güzel bir enstantane. Benim ise aklımdan “ulan elin Hollandasının bile astronotu var ya” cümlesi geçiyor. Yazinin devamini okuyun »

Türk Havacılık ve Uzay Sanayiini yükseltmek sizin elinizde

Yazar: | 22 Nisan 2012 Pazar 17:28
Kategori: Teknoloji


Ülkemiz havacılık ve uzay sanayisinin gelişmesine öncülük etmek amacıyla kurulan ve %100 yerli uçak, helikopter ve uydu üretimine doğru ilerleyen TUSAŞ (Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş.) sahip olduğu projeleri yürütme konusunda kalifiye eleman sıkıntısı çektiğini belirtiyor. Yani proje var fakat uygulama konusunda yeterli bilgi ve donanıma sahip eleman yok, başka bir deyişle beyin göçünün olumsuz etkilerini tam da ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde daha önce hiç olmadığı kadar çok hissediyoruz.

TUSAŞ şimdi “Tersine Beyin Göçü” isimli bir proje başlatmış ve yurtdışında çalışan vatandaşlarımıza ülkeye dönüş çağrısında bulunuyor.

TUSAŞTürk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş.’nin söz konusu projeleri doğrultusunda son dönemlerde özellikle AR-GE faaliyetlerine ağırlık vermesi ve söz konusu alanda kalifiye iş gücüne ihtiyaç duyulması sonucu, beyin göçünün olumsuz etkileri daha yoğun hissedilmeye başlanmıştır. Mevcut projelerimiz ile eşsiz bir deneyim elde etmekte olan yetenekli Türk mühendislerimizin yanı sıra, başka ülkelerdeki fırsatları değerlendirmek amacıyla ülkemizden ayrılmak durumunda kalan uzmanlık alanlarında yetkin vatandaşlarımıza da çağrı yapma vaktinin geldiği hissedilmektedir.

Bu ne demek biliyor musunuz? Memleketin geç kalmış ağır sanayisinin var olmasında, askeri-teknolojik malzeme konusunda dışa bağımlılıktan kurtulmasında siz yurtdışında çalışan vatandaşlarımızın, mühendislerimizin üzerine büyük sorumluluklar düşüyor. Yani, “dost meclislerinde ‘biz daha kendi uçağını bile yapamayan bir ülkeyiz…’ diye kompleksli sohbetler yapacağınıza buyrun teknoloji buyrun proje, gelin birlikte yapalım” diyorlar.

Açık yüreklilikle söylüyorum bu oluşuma en ufak bir katkım olacağını bilseydim her ne yapıyorsam bırakır koşa koşa giderdim. Çocuklarım, torunlarım Amerikan F16′larına, Rus Mig’lerine hayranlık beslemesinler, “bizim insansız uçaklarımız Heron’lardan daha güçlü” desinler diye yapardım bunu.

TUSAŞ’ın geliştirdiği projeleri incelemek için web sitelerini mutlaka ziyaret edin:
http://www.tai.com.tr/tr

Tersine Beyin Göçü projesi hakkında detaylı bilgi almak ve başvuruda bulunmak için ise aşağıdaki adresi ziyaret edebilirsiniz:
http://www.tai.com.tr/tr/insan-kaynaklari/tersine-beyin-gocu-projesini-baslattik

Acer marka notebook sahibi olmanın avantajları

Yazar: | 7 Nisan 2012 Cumartesi 17:39


Eğer Acer marka bir leptopunuz varsa siz de o şanslı, seçkin güruhun arasındasınız demektir. Siz, “teknik destek” ifadesinin “kullanıcı hatası gardaşım” cümlesine tekabül ettiğini herkesten önce tecrübe etmiş, diğer insanlar firmalarından teknik destek almak için koşuştururken siz nasıl olsa her türlü problemin üzerinize yıkılacağından emin biçimde evinizde oturur çayınızı yudumluyor olursunuz. Kasmazsınız.

Leptopunuzun dandik malzemeden üretilen ekranı, siz hiçbir ekstra kuvvet uygulamamanıza rağmen içerden çatladıysa kaderinize razı olmanız gerektiğini bilir, evde kendi imkanlarınızla bu soruna çözüm aramaya koyulursunuz. Çünkü Acer, insanların yaşadıkları sorunları kendi başlarına çözmeleri gerektiğine inanan, başka kimsenin uygulamaya cesaret edemediği benzersiz bir şirket politikasına sahiptir.

Acer çocuğunun problemleriyle yüzleşmesini ve kimseden yardım almadan üstesinden gelmesini isteyen baba gibidir. Bunun müşterilerini daha da güçlendireceğine inanır. Yatak satma konusunda uzmanlaşmış olmanızın hiçbir önemi yoktur, bu öyle bir politikadır ki leptopunuzun kırılan ekranını kendi başınıza söküp, kasayı masaüstü bir monitöre adapte etmenize yarayacak kadar teknik bilgi sahibi olmanızı sağlar.

İşte bu Acer için paradan daha önemlidir. Yazinin devamini okuyun »

Ubuntu One ile dosyalarınız ve müzikleriniz her zaman yanınızda

Yazar: | 4 Nisan 2012 Çarşamba 2:24


Sıkı bir Windows kullanıcısı olarak Linux’e (her ne kadar ulvi bir düşünceye hizmet ediyor olsa da) oldum olası ısınamamışımdır. Ne var ki Ubuntu’nun da bende her zaman ayrı bir yeri olmuştur. Ben bir işletim sisteminde sahip olduğu işlevler kadar görselliğe de önem veririm, zaten işim görsellik. Kara kara ekranlara bakıp konsollarda zaman geçirecek olsaydım DOS kullanırdım.

Ubuntu, bana göre arkasındaki kurumsal gücü hissettirebilen yegane Linux sürümlerinden biri. Ayrıca yakın bir gelecekte çıkcak olan yeni sürümü tam anlamıyla oturmuş, Windows’a bile taş çıkaracak nitelikte görünüyor.

Geçenlerde yine son sürüme ait videoları izlemek üzere sitelerine girdim ve Ubuntu One ile tanıştım. “Adamlar yapmışlar” dedim. Sözüm meclisten dışarı, güzel memleketimin bazı dev tekel kuruluşları 1 GB depolama alanı verip, dalga geçer gibi “istediğiniz kadar dosya depolayın” demeye devam ededursun, Ubuntu One 5 GB‘lık sebil gibi bir alanı ücretsiz olarak kullanımınıza sunuyor, hem de tüm mobil cihazlarınızdan erişebileceğiniz şahane bir senkronizasyon imkanıyla. Yazinin devamini okuyun »

Çin malı bir USB belleğin içinde ne olur?

Yazar: | 4 Nisan 2012 Çarşamba 1:53


Elbette USB belleğe ait olmayan herhangi bir ucuz parça olur. Adamlardan mercimekli köfte yapmalarını isteyin, “parası neyse verecez kardeşim” deyin, size mercimekli köfteden ayırt edemeyeceğiniz, tuğla tozundan yapılmış bir şey yedirirler. Yazinin devamini okuyun »

Bu bilgisayarı satın almalı mıyım: Packard Bell LS44

Yazar: | 1 Nisan 2012 Pazar 17:52


Bir süredir yeni bir bilgisayar almak için araştırma yapıyorum, ne varki hala istediğim özelliklere sahip bir şey bulamadım. Bana 17″ veya üzeri bir makina gerekiyor fakat gözlemlediğim kadarıyla üreticiler 15″ üzeri makinalara (talep olmadığından olsa gerek) güzel özellikler eklemeye yanaşmıyorlar. Piyasadaki benim ulaşabildiğim 17″ üzeri bir avuç model ise ya çok pahalı ya da fiyatı uygun olsun diye düşük özelliklerle donatılarak üretilmiş.

Hal böyleyken ve ben 3.000 TL’lik makinalara yavaş yavaş razı olmaya başlamışken Vatan Bilgisayar’da Packard Bell LS44 ile karşılaştım. Özelliklerini görünce resmen şok oldum. 17.3″ LED Ekran, 8GB DDR3 RAM, 750GB HDD, 2GB paylaşımsız ekran kartı var ve peşin fiyatı 1.650 TL. Yani ben yaklaşık 2 sene önce aldığım, bunun özelliklerinin neredeyse yarısına sahip HP Pavillion DV7-4100ST için bile 2.000 küsür TL ödemiştim. Bu bir tarafa, bundan daha düşük özelliklere sahip farklı markalara ait 17″ ve üzeri modeller an itibariyle 2.500-3.000 TL arası fiyatlara satılıyor.

Durum böyle olunca insan ister istemez kıllanıp “acaba bir pislik mi var?” diye düşünmeden edemiyor. Ben donanımdan pek anlamam, daha önce de hiç Packard Bell sahibi olmadım. Haliyle teknik servis kalitesi nedir, akarı kokarı var mıdır bilmem. O yüzden bu işten anlayan bilgisayar gurusu arkadaşların fikrini almak istiyorum. Bu makinanın fiyat-performans olayı hakkında fikir beyan edebilecek birileri var mıdır? Neden bu kadar ucuz satılıyor ve “varsın i5 işlemciye sahip olsun diğer özellikleri yeter” deyip bu makinayı satın almalı mıyım? Ayrıca aklınızda benzer özelliklere sahip, “Caner bu senin işini görür” diyebileceğiniz başka bilgisayarlar varsa her türlü önerinize açığım.