Kategori » Yaşam

Tasarımcının Çilesi

Yazar: Caner | 9 Mart 2010 Salı 16:32








Dünyada her yıl milyonlarca tasarımcı işlerine karışılması yüzünden mesleklerini bırakıp başka işlerle uğraşıyor. Yaratılan tasarımlar yaratıcılıktan çok uzak oluyor:)

Kimse tutup bir vinç operatörüne “şöyle yap, bence olmadı az daha gaz ver” gibi bir müdehalede bulunmaz herhalde, ama her telden tasarımcılar olarak bu muamelelere ister istemez maruz kalıyoruz. Bam teline dokunan eÄŸlenceli bir video olmuÅŸ. Yazinin devamini okuyun »

En güzel oto aksesuarı

Yazar: Caner | 9 Mart 2010 Salı 16:17








Helyum dolu roket görünümlü balonlar araca misinayla baÄŸlanmış, araç hareket ederken ne kadar enteresan bir görüntü oluÅŸturduÄŸunu hayal etmek güç deÄŸil :) Ümit’e bir sonraki doÄŸum gününde bunlardan alacam.

Der-i Saadet Layf ilk sayısı çıktı! Kapak konusu: Deniz Baykal

Yazar: Caner | 8 Mart 2010 Pazartesi 0:48








Haftalık mecmua Dêr-i Saadet Layf’ın ilk sayısı çıktı!
Egonomik.com’un okurlarına armaÄŸanıdır.

Kolları olmayan bir kadının insanı imrendiren azmi

Yazar: Caner | 7 Mart 2010 Pazar 2:13
Kategori: Video, YaÅŸam








Gecenin ikisinde uyku tutmadığı için yataktan kalkan, efkarlı efkarlı bir sigara yakıp hayatın kendisini ne kadar zorladığını ve her ÅŸeyin gitgide nasıl da çekilmez hale geldiÄŸini düşünen bir Caner’in, bilgisayarı açar açmaz karşısına bundan daha anlamlı bir mesaj çıkabilir miydi bilmiyorum…

İki kolun birden olmasaydı bırak nehirde yengeç avlayıp ayaklarınla yemek yapmayı, hayata küsüp sabah akÅŸam ölümü bekleyen bir bitkiden farkın olmazdı. Allah kimseye kaldıramayacağından fazla yük vermez, sahip olduklarına şükredip sorunların için ivedi çözümler aramak yerine sen hala oturup sızlanıyorsun…” Bu, videoyu izledikten sonra kendi adıma çıkardığım mesaj. Oralarda bir yerlerde, hayatın gerçekten çekilmez olmaya baÅŸladığını düşünen herkes için benzer mesajlar diliyorum.

Yazinin devamini okuyun »

Facebook’ta gördüğünüz her ÅŸeye inanmayın

Yazar: Caner | 6 Mart 2010 Cumartesi 15:58








Ve Tanrı Photoshop’u yarattı…

Telefon numarasının hangi operatöre kayıtlı olduğunu öğrenme

Yazar: Caner | 6 Mart 2010 Cumartesi 15:27








Az önce Umut’un blogunda rastladım. Oldukça faydalı bir konuya deÄŸinmiÅŸ. Son zamanlarda ÅŸu numara taşınabilirliÄŸi muhabbetinden dolayı hangi numaranın hangi operatöre baÄŸlı olduÄŸunu anlamak oldukça güç. Hele operatörlerin kendi içlerinde düzenledikleri kampanyalara güvenerek ucuza konuÅŸacağınızı düşünüp, yine sizin operatörünüzden olduÄŸunu sandığınız birini aradığınızda, operatör tarafından “bak kardeÅŸ bu amca bizim karasularımızda yüzmüyor, iflahını gevretiriz” türü hiç bir uyarı yapılmadan cepler boÅŸaltılabiliyor.

Neyseki Umut gibi benim de adını ilk defa duyduÄŸum, “Bilgi Teknolojileri ve İletiÅŸim Kurumu” isimli bir kurum varmış ve bu kurum aramayı düşündüğünüz numaranın hangi operatöre baÄŸlı olduÄŸunu online olarak sorgulayabilmenize olanak saÄŸlıyormuÅŸ. Yazinin devamini okuyun »

Herbalist Atabay GÜVELOĞLU bir umut taciridir!

Yazar: Caner | 4 Mart 2010 PerÅŸembe 20:18








1982 Yılından bu yana türlü otlarla şifa dağıttığını ileri sürerek çaresiz insanların duygularını sömüren ve halk arasında Herbalist Atabay olarak bilinen Atabay GÜVELOĞLU bir umut taciridir.

Modern tıbbın çaresiz kaldığı ağır kanser türü hastalıklara garantili bitki tedavileri uyguladığını söyleyerek binlerce çaresiz insanın umutlarıyla oynamıştır. Bugüne kadar bu şahsın sözde tedavileriyle iyileşen ve bunu kamuoyuna duyuran güvenilir hiç bir kaynak olmadığı gibi, modern veya alternatif tıp otoritelerince onaylanmış hiç bir belgeye de sahip değildir.

Tıp alanında hiç bir ihtisasa sahip olmayan ve edindiÄŸini iddia ettiÄŸi sözde tıbbi bilgileri sadece “tecrübelerine” dayandıran kendinden menkul herbalist Atabay, tıbben çaresiz kalan ağır kanser hastalarına yapay umutlar üreterek, hastalara binlerce dolar karşılığı bir kaç kutu ot göndermekte, sözde ot tedavisinin baÅŸarısız olması durumunda aldığı her kuruÅŸu iade edeceÄŸini taahüt etmektedir. Kanser gibi ağır hastalıklar manevi açıdan olduÄŸu kadar maddi olarakta insanları yıpratmaktadır. Zaten yakınlarını kaybetmenin üzüntüsünü yaÅŸayan hasta yakınları en azından otlara ödedikleri binlerce doları geri istediÄŸinde bulunduÄŸu yerin bir ticarethane olduÄŸunu, ortada herhangi bir sözleÅŸme veya imzalı bir belge olmadığı için parayı geri ödemek zorunda olmadığını ifade etmektedir. Yazinin devamini okuyun »

Facebook hesabını kapatma!

Yazar: Caner | 3 Mart 2010 Çarşamba 17:18








Yapma! Facebook hesabını kapatma! Hem niye kapatasın ki? Hatırlasana ne umutlarla açmıştın; arkadaÅŸlarına fotoÄŸraflar gönderecektin, onlar senin “partideyim, çok süper eÄŸleniyorum” tarzı telefondan gönderilmiÅŸ durum mesajlarına yorumlar yapacaktı. Ya da dünya kıyamet kadar kız tavlayacaktın. Åžimdi ne oldu da tüm bunlardan bir kalemde vazgeçiyorsun? Gel bak gerektiÄŸinde on kaplan gücünde yaÅŸam koçu statüsüne bürünebilen Caner, sana neden Facebook hesabını kapatmaman gerektiÄŸini kısaca anlatsın.

EÄŸer ciddi anlamda bir feysbuk bağımlısıysan hesabını kapatmanın üstünden çok geçmeden acı bir piÅŸmanlık duygusuyla yanıp kavrulacaksın. Kendini, arkadaÅŸlarının ÅŸence eÄŸlendiÄŸi bi ortamdan uzak kalmış, mahallenin sevilmeyen çocuÄŸu gibi hissedeceksin. Merak kediyi öldürürmüş derler ya, heh iÅŸte o hesap sen de merakla “acaba Ayça ne yapıyo” türü gaip sorularıyla baÅŸbaÅŸa kalacak ve bir süre sonra “tükürdüğünü yalamamak için sahte feysbuk hesabı açıp ortamlara çaktırmadan sızma” gibi düşüncelere nail olacaksın. Ne acıdır ki bir süre sonra bu düşüncenin bünye üzerinde yarattığı inanılmaz baskıya dayanamayıp eyleme giriÅŸecek ve gururu, onuru bir kenara bırakıp zaten arkadaşın olan kimselere “atını seven kovboy” türü sahte bir isimle arkadaÅŸlık teklifleri yollayacaksın.

Esas yıkım bu noktada baÅŸlayacak; reddedileceksin. Hiç bir arkadaşın seçtiÄŸin o saçma sapan isme itibar göstermeyecek ve zaten teklifini kabul edenler hakkında da “Demek böyle her önüne geleni ekliyomuÅŸ… Demek Pelin’in nezdinde atını seven kovboyla aynı statüdeymiÅŸim, vay bee…” gibisinden yersiz düşünceler besleyeceksin… Sonra bir bakacaksın ki seçtiÄŸin o garip isimle seni kabul eden hepi topu 4 veya 7 kiÅŸiyle baÅŸbaÅŸa kalmışsın. Kendini kocaman bir sessizliÄŸin tam ortasında bulacaksın… Aklın “ne yaptım been!” diye haykırmak isterken vücudun aynı ÅŸiddetli reaksiyonu gösteremeyecek ve gözyaÅŸları içinde bilgisayar başından fırlayıp yaÄŸmur altında amaçsızca koÅŸmaya baÅŸlayacaksın… KoÅŸarken gözünün önüne Tuğçe’nin sana durduk yere gönderdiÄŸi ve kalbini hop hop hoplatan, “anam o da bana karşı boÅŸ deÄŸilmiÅŸ, oley bee” türü yersiz manalar yüklediÄŸin pokeler gelecek. Tuğçe’nin 45 derecelik eÄŸimle ayna karşısında çektiÄŸi ve 1 hafta tutuk boyunla gezmesine sebep olan profil fotoÄŸrafı slov moşın bir efektle gözlerinin önünden kayıp geçecek. Yazinin devamini okuyun »

Toplu taşıma araçlarını tercih eden güvercin

Yazar: Caner | 3 Mart 2010 Çarşamba 13:34








Hayvan metroya sıkışmamış, resmen ulaşım için kullanıyor. Durağa gelince de hiç istifini bozmadan tin tin iniyor. Çok şaşırtıcı ya :D
Yazinin devamini okuyun »

Parafili (Cinsel sapkınlık ve çeşitleri)

Yazar: Caner | 3 Mart 2010 Çarşamba 1:40








Parafili, Wikipedia amcamızın söylemine göre “bir kiÅŸinin yoÄŸun fantazi, anormal arzular içinde bulunmasını tanımlayan psikoloji terimidir. Bu kiÅŸinin arzuları cansız varlıklara, çocuklara, hayvanlara, ölülere, kendine veya eÅŸine iÅŸkence yapmaya ya da çocuklara karşı olabilir.” gibi bir ÅŸey.

Yani bu ruh haline sahip vatandaş bir kaleme, bir ölüye (nekrofili), danua cinsi köpeğine (zoofili) veya daha kötüsü 6 yaşındaki ufak bir çocuğa (pedofili / sübyancılık) cinsel eğilim gösterebiliyor.

Mevzu nerden aklına geldi derseniz, internette bu tür eÄŸilimlerin gizli kimlikler vesilesiyle son zamanlarda büyük bir çaba ve ısrarla sıradanlaÅŸtırılmaya, “cinsel tercihtir kardeÅŸim, kimse yargılayamaz” türü söylemlerle normalize edilmeye çalışıldığını dehÅŸetle izliyorum. Çok şükür ki asla demokratik davranmak zorunda olmadığım ve “hasta” olduÄŸunu kabul etmeyerek bu eÄŸilimlerin “normal” sayılması konusunda ısrar eden ruh hastaları için gönlümce atıp tutabileceÄŸim bir platforma sahibim.

Åžayet içerisinde bulunduÄŸu durumunun anormalliÄŸini kabul ederek tedavi olmayı düşünenler veya herhangi bir kiÅŸisel sebeple tedaviden çekinenler varsa kusura bakmasınlar, kendileri nefretimin odağında deÄŸiller. Benim derdim bu iÅŸleri normal kılmaya çalışan hasta kimselerle. Yazinin devamini okuyun »