10,120 yorum yapıldı
RSS Aboneliği
Friendfeed
Youtube
E-posta

ben

Otobüste yanıma oturup Fransa muhabbeti yapan adamlar

Yazar: | 10 Mayıs 2012 Perşembe 2:44


Bugün işten eve dönerken tıklım tıkış otobüste (ki İzmit’te midibüslere otobüs demek gibi yaygın bir alışkanlık var, birileri zamanında bunları çok fena keklemiş ama şimdilik uyandırmıyorum) en arka koltuktayken yanıma golf kulübünden fırlamış gibi görünen iki adam oturdu. Nayk çantalar, adidas ayakkabılar, ütülü sayılabilecek eşofmanlar, bilmem ne marka güneş gözlükleri derken dışardan bakıp “zengin adamlar spordan dönüyor” diyebilelim diye hiçbir masraftan kaçınmamış, konseptle ilgili her markanın en pahalı ürününü tedarik etmişlerdi.

Gelgelelim onlar da benim gibi fakirlerle birlikte Bekirdere Üçyol’a giden otobüsdeydiler ve onlar da sol taraftaki sucuk kokulu amcaya tahammül etmek zorundaydılar, yol boyu bu düşünceye tutunarak içime su serptim.

Biri bu sene de Fransa’ya gidecekmiş, Ramazan’a kadar orda takılmayı düşünüyormuş. Öbürü de zaten bir kaç haftada bir gidip geliyormuş, iyi hoş memleketmiş ama uzun kalmaya gelmezmiş, hani şu bi tane Le’otel varmış ya detoks metoks yapılan, orayı özellikle önerirmiş.

Lan heriflerin muhabbetine öyle bir sinir oldum ki anlatamam, “Artizliğiniz kime p*zevenkler? Gidin zengin muhabbetinizi rotari kulübünüzde yapın!” deyip elimdeki çantayı kafalarına geçirmemek için kendimi zor tuttum. Yazinin devamini okuyun »

Beni buraya gönderecek bir sponsor arıyorum: Hamilton Pool

Yazar: | 2 Mayıs 2012 Çarşamba 0:12


Ya arkadaş gözünü sevdiğimin dünyasında ne güzellikler varmış da haberimiz yokmuş. Aslında hep oradalarmış da (“oradaymışlar” mı demeliydim yoksa? Oradamış (Bergamaca), Oradamışsım (Konyaca), Tey hana (Vanca). Evet sevgili okurlar geldik bir Yurdumuz Şivemiz programının daha sonuna…) benim mi yeni dikkatimi çekmeye başladılar bilmiyorum.

Biz burda Marmara’da fabrika bacalarının sabah akşam itinayla beslediği kirli havayı soluyalım, adamlar Texas’larda Hamilton Pool’larda mis gibi doğanın tadını çıkarsın, sağlık dolsunlar. Hak mı şimdi bu?

Beni bu mekana çok değil 1 haftalığına gönderecek bir sponsor arıyorum, kendilerinin ömür billah duacısı olurum. E oraya kadar göndermişken cebime de biraz para koyarlar herhalde. Bir de 4×4 istiyorum… Hamak, kilim bir de semaver… Olta da istiyorum. Yazinin devamini okuyun »

Şu anda olmak istediğim yer

Yazar: | 26 Nisan 2012 Perşembe 1:06
Kategori: Yaşam


Ne olurdu şimdi tam olarak şu mekanda oturup dinginliğin, huzurun tadını çıkarıyor olsaydım. Fonda “Bir tatlı huzur almaya geldim Kalamış’tan” çalsaydı. Çok bir şey istemiyorum, ortadaki masa olmasaydı bir de karşımda müstakbel yengeniz Elena Satine oturuyor olsaydı tamamdı. Hafif bir yaz meltemine de hayır demezdim gerçi.

Fast food reklamları bizi nasıl kandırıyor

Yazar: | 8 Nisan 2012 Pazar 18:28


Vakti zamanında bu olaya KFC’de isyan etmiştim. Ama öyle böyle değil, tepedeki reklam posterinde gösterdikleri menü ile önüme koydukları arasında dağlar kadar fark vardı. Resimdeki menüde tepsiden taşan, canlı canlı bir sürü ıvır zıvır varken bana tepsinin ortasında üç tane geberik tavuk mamülü verdiler. Lan öyle kanıma dokundu ki anlatamam, adamlar milleti gözlerinin içine baka baka kekliyorlar.

Büfenin arkasındaki kıza çıkıştım, “Bir resme bir de şu önümdekine bak, bunların aynı şeyler olduklarından emin misin?” dedim “ben bilmem müdürüm bilir” dedi, müdürü çağırttım “hacı bu ne?” dedim “Efenim şimdi ben böyle durumlar için eğitim aldığımdan sizin altınızdan girer üstünüzden çıkarım, özür dileyerek gitmek zorunda kalırsınız” dedi. Yani o aslında bir sürü farklı şey söyledi de benim özetle anladığım buydu. Tam “Şşş biraader az bana bak sen” moduna girmek üzereydim ki teyzeoğlum kolumdan çekiştirerek uzaklaştırdı.

O 3 parça dişimin kovuğunu doldurmayan zımbırtıya 10 milyon vermiştim hala unutmam. Yazinin devamini okuyun »

Erkeğe şiddete hayır!

Yazar: | 31 Mart 2012 Cumartesi 1:02


Arkadaş şu kadın milletinde ne çene var ya, bir saattir vir vir vir ıdısının dıdısının ebesinin hörekesini dinliyorum, yemin ediyorum içim şişti. Hanımlar bakın karşınızda insan var, aynı anda binlerce ses öbeği çıkarıp bunları gerçekten anlamlı cümlelermiş gibi idrak etmemizi, dahası yorumlayıp fikir beyan etmemizi beklemeniz zalimlikten başka bir şey değil. Hadi arada “X kişi Y kişi şunu demiş ama aslında falanca öyle değil imiş” gibi şeyler yakalıyoruz ama bu sefer de “ya bırak kim kime ne demişse demiş” deyince kızıyorsunuz.

Burdan beni evlendirmeye çalışan ailemin bütün kadınlarına sesleniyorum: Liv mi elooon!

Bu yazıyı yazdığım için muhtemelen yakın bir gelecekte çok pis pişman olacağım ama öyle böyle değil afakanlar bastı abi ya. Beynimin içinde pembe pembe kır çiçekleri birbiriyle ölümüne dedikodu yapıyor, içimi dökmem, stresimi paylaşmam lazım.

Ümit yarın erken gel müdür bol bol küfürlü konuşasım, atlet ve çakmak arkasıyla açılmış maden suyu eşliğinde erkek muhabbeti yapasım var!

Egonomik.com 3 yaşında!

Yazar: | 29 Mart 2012 Perşembe 2:39


Vay be acısıyla tatlısıyla 3 koca yılı devirmişiz de haberimiz yok. Geriye dönüp şöyle bir bakıyorum da “benim de bir blogum olsa, ne güzel yazılar yazsam, şen olsam” dediğim günü dün gibi hatırlıyorum. Zaman gerçekten su gibi akıp geçiyormuş be.

Yayın hayatına başladığı günden bu yana Egonomik; toplam 39 kategori, 1.863 yazı, 9.283 yorum ve 8.007 etiket ile her gün 10.000‘den fazla ziyaretçiye merhaba diyen bir sevgi pıtırcığı haline gelmiş.

5 bini 10 bini bir tarafa da, bu site 3. yaşını görebildiyse bunu vefakar okuyucu kadrosuna borçlu, ilk günden beri takip edenler var. Hadi ben manyağım, erinmeden 1.800 küsür kere “Yayımla” butonuna tıklamışım ama bana bunu yapmam için prim veren, “bakalım bugün ne yazmış” diyen, sitede bir süre hareket göremeyince mail gönderip, hatta arayıp “nerdesin hacı, başına bir iş mi geldi?” diye soran yine onlar. Seviyorum onları, iyiki varlar.

Erdal Abi çay bizeee!

Davetsiz gelen misafir

Yazar: | 26 Mart 2012 Pazartesi 22:07
Kategori: Yaşam


Bugün işten eve geldiğimde beni bu yaramaz karşıladı. Allah’ım nasıl şaşırdım anlatamam, düşünsenize eve geliyorsunuz ve içerde beyaz, paçalı bir güvercin var. Garip bir biçimde mutlu oldum.

Şöyle adam gibi bir fotoğrafını çekmeye çalıştıysam da poz vermeye pek niyetli değildi kerata, evin içinde resmen kovalamaca oynadık. Sonunda yakaladım ama fotoğrafını çekmeye çalışırken daha fazla ürkütmek istemediğim için hemen gönderdim. Yazinin devamini okuyun »

Bir ben var ki benim içimde benden öte benden ziyade

Yazar: | 23 Mart 2012 Cuma 5:01
Kategori: Yaşam


Bazen inanılmaz biçimde Ölü Deniz’de olmak istiyorum. Gücüm yetse tropik denizleri de tercih edebilirim. Şöyle ikindi vakti bembeyaz bir yelkenlinin güvertesine uzanıp kemiklerime kadar güneşi hissetsem, derin bir nefes alsam, verirken içimi deniz kokan yaz meltemlerine bıraksam da tüm kaygılarım öylece akıp gitse. Yeminle benden mutlusu olmaz.

Hayatım boyunca hiçbir konuda uzun vadeli planlarım olmadı. O kadar akışına bırakarak yaşadım ve bu olay öylesine içime işledi ki anlatamam. Şimdi 28 yaşındayım ve hiç ölmeyecekmiş gibi ömürlük planlar yapan insanları anlamakta güçlük çekiyorum.

Ben 19 yaşındayken İzmir/Bergama’da, site içindeki 3 katlı bir binanın en alt katında oturuyorduk. Güneşli bir yaz günüydü. Babamın balkonun önünden geçen, üst kat komşumuz (şu an ismini hatırlayamdığım) amcaya selam verdiğini duydum, bunlar böyle rutin biçimde selamlaşırlardı. Aradan 10 dakika geçmemişti ki sitenin hemen arkasındaki otoyoldan kaza sesi duyduk. Bizim amcaya motor çarpmış ve garibim oracıkta can vermiş. Motorun üzerinde de iki genç varmış, arkada oturan, motoru kullanan arkadaşına “beni şuraya kadar atsana be hacı” diyen genç de amcayla birlikte hayatını kaybetmiş.

Bu yani…

Babama selam vermesine alıştığımız, tatlı yaz günlerimizin çok küçük de olsa bir parçası haline gelmiş olan o amcanın artık var olmayacağını bilmek bir tarafa, kendimi arkaya oturan o genci düşünmekten alamadım. Belki de kız arkadaşıyla buluşmaya gidiyordu, saçlarını jöleleyip evden iki dirhem bir çekirdek çıkmıştı, kendini çok yakışıklı hissediyordu. Derken yolda motoruyla dolaşan kankasına rastlayıp sevindi… Yazinin devamini okuyun »

Egonomik Türkiye’nin ilk 1.000 sitesinden biri

Yazar: | 4 Mart 2012 Pazar 15:20


Vay arkadaş ya… Bu ne ara böyle oldu ben de anlayamadım. Düşünsenize Facebook var, Google var, gazete siteleri, banka siteleri derken 925 tane site var, ardından Egonomik geliyor.

Bilmiyorum ama benim gibi adamların eline böyle bir güç verilmemeli. Yani ne bileyim şimdi tutsam sayfanın orta yerine kocaman bir at resmi koysam kimse tutup bana “vay efendim niye böyle yaptın” diyemez, yapabileceğim diğer şeyleri varın siz hesap edin.

Tabi şöyle de bir olay var, siteleri trafik değerlerine göre ölçümleyen Alexa, söz konusu benim sitem olunca nedense “güvenilmez” oluyor. Aynı şekilde PageRank önemsiz, sayfa gösterim ve ziyaretçi sayıları şişirilmiş, istatistik programları dandik oluyor. Ben de veri şişirme konusunda öyle uzman bir adamım ki bu sözleri sarfedenlerin hiçbiri kendi sitelerinin verilerini benimki gibi şişiremiyor.

Haydi o zaman oturmaya mı geldik millet!

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Bana Kur’an-ı Kerim hediye edebilecek birileri var mı?

Yazar: | 26 Şubat 2012 Pazar 21:05
Kategori: Yaşam

Cümleten Allah razı olsun arkadaşlar, meğer ne çok sevenimiz varmış. Bu yazıyı yayınlamamın üzerinden 10 dakika geçmeden telefonlar, mailler gelmeye başladı. Ömürlük dostum Ümit’in babası sevgili Fikret amcamın değerli hediyelerini kabul ettim. Kendilerine gönülden teşekkür ederim.

Yeni evime taşınalı 4,5 – 5 ay kadar oluyor fakat hala evimde aklıma geldikçe sayfayarını karıştırabileceğim bir Kur’an bulunmuyor. Dahası son zamanlarda içimde baştan sona Türkçe mealini okumak gibi bir istek var. Bunu bilgisayar aracılığıyla yapmak istemiyorum, ayrıca “hediyesi şu kadardır” gibi ifadelerden hoşlanmıyor, bu ifadeye istinaden para verip Kur’an satın almak istemiyorum.

Bir Allah’ın kulu da çıkıp “Caner sana şöyle muhafazasıyla birlikte, içinde güvenilir bir kaynağa ait Türkçe meali de bulunan bir Kur’an hediye edeyim” demedi. Bilmiyorum artık, kızım sana söylüyorum gelinim sen anla.