Etiket » film

Sinema – Film Önerileri

Yazar: Caner | 5 Mart 2010 Cuma 18:40
Kategori: Sanat, Sinema








The Boondock Saints II: All Saints Day (Şehrin Azizleri 2 – 2009)
Kötülerin, mafya babalarının korkulu rüyası, şehrin gizli kahramanları azizler 8 koca senenin ardından intikam için geri dönüyor. “In nomine patris e filii e spiritus sancti!

- Bir sürü ceset bulunacak. Boku yedik!
- Boku falan yemedik!
- Hayır sadece boku yemedik. Sanki azgın kocaman bir fil arkamıza geçmiş gibi…
- Şu an panik olma zamanı değil!
- Bence tam şu an panik olmalıyız! Mahvolacağız…

Şehrin Azizleri 2 önereceğim ilk film. Kötüleri katlederken aynı zamanda onları cennetine alması için Tanrıya dua eden, biraz beceriksiz, yarı psikopat fakat bir o kadar eğlenceli katil kardeşten hoşlanacağınızı düşünüyorsanız, veya “Şehrin Azizleri” dendiğinde “vaaay” diye ağzı sulanarak hatırlayanlardansanız bu filmi en kısa zamanda izlemenizi öneririm.

Çekim teknikleri, müzikler, yer yer serpiştirilmiş ince espriler derken çok uzun süredir bir filmden bütün olarak böylesine keyif almadığımı söyleyebilirim. Filmin imdb puanı 6 bin küsür oyla 7.0 ve emin olun her puanı sonuna kadar hakediyor. Yazinin devamini okuyun »

Avatarize Dünya

Yazar: Caner | 15 Şubat 2010 Pazartesi 20:31







Avatar - USB 3.0
Şu Avatar ne güzel film ya uçan kaçan tüm hayvanlarda, bilimum bitkilerde USB girişi var. Envai çeşit canlıya hükmedip tüm gezegenin networkuna admin seviyesinde erişebilmek için ihtiyaç duydukları tek şey örülü bir saç, driver yüklemeye bile gerek yok. O mavi mavi insanımsı yaratıklar memlekette anadan üryan dolaşıyor (ki hem çıplak dolaşıp hem de avret bölgelerini ustalıkla örtülebiliyor olmalarıına pek bir şaşırmıştım, bakıyorsun ama göremiyorsun) ama gel gör ki kendi çaplarında manyak biyo-teknoloji yapmışlar. Yazinin devamini okuyun »

Korku filmlerindeki ayna sahneleri

Yazar: Caner | 12 Şubat 2010 Cuma 22:32








Bu sahneler yüzünden cümleten ayna fobisi sahibi olduk. Siz otururken aynadaki görüntünüz sabit kalıp size sırıtıyor felan… Yine tüylerim diken diken oldu yeminle. Yazinin devamini okuyun »

Sinema – The Boys Are Back [2009]

Yazar: Caner | 31 Ocak 2010 Pazar 13:33
Kategori: Sinema, Yaşam







Bir filmde Clive Owen’ın oynadığını görürsem konusuna bile bakma zahmetinde bulunmam, seyrederim. Bu filmde bir de yapımcılardan birinin kendileri olduğunu öğrenince “tamam” deyip geceyi sabaha bağlayan o sessiz saatlerde kuruldum bilgisayar başına. Filmin konusu hakkında en ufak bir fikrim yoktu, karşıma ne çıkacağını bilmiyordum fakat ne yalan söyleyeyim ben o alıştığımız Clive Owen’dan daha Hollywood vari bir performans bekliyordum fakat kelimenin tam anlamıyla ters köşe oldum.

Hani bazı filmler vardır; gerçek bir hikayeden esinlenildiğini bilgisine sahip olarak izlersiniz, bu filmler genellikle slow bir müzik eşliğinde başlar ve sanki o müzik film bitene kadar altta devam eder, filmin sürükleyiciliğinin bu melodiden kaynaklandığını düşünürsünüz oysa olay tamamen yapımcıların film makaralarını kusursuz şekilde işleyip filmin kendisine melodi özelliği kazandırmalarıyla alakalıdır, işte The Boys Are Back’te o filmlerden biri (imdb 7.1).

Yazinin devamini okuyun »

Semih’in Sinema Günlükleri – Avatar [2009]

Yazar: Semih | 12 Ocak 2010 Salı 16:32








Her sinemaya gitmem ayrı bir olay, ayrı bir tecrübe oluyor bana, yine ne çıkacak bakalım diyerek gidiyorum artık. Ondan “Semih’in Sinema Günlükleri” dedim yanlış anlaşılma olmasın, bir de Caner’e moral olsun. Hani böyle diyorum ya başka filmlere de mutlaka bir şeyler yazarım dert etme hesabı :) Geçelim Avatar izlenimlerime.

Nereden başlayacağını bilemiyor insan; ne demeli, ne anlatmalı ki hissettiklerimi anlayıp gidesiniz filme. Hani güzel özel filmler seyrettim ama uzun zamandır böyle etkilendiğim bir film çıkmamıştır karşıma. Matrix’ten sonra evet işte bu dediğim bir film benim için. Çok fazla ayrıntıya, teknik detaya inmeden film hakkındaki düşüncelerimi paylaşayım sizlerlerle.

Cuma akşamı saat 23:00. Herkese lazım olan bir adet Kamuran abi aranır ve hanımından izin alması sağlanarak saat 00:45 seansına sinemaya gitmeye ikna edilir. Giderken şu sözü söylediğini belirteyim: “Oğlum uyurum ben o sinemada“. Hassas cümle tekrar döneceğiz buraya. Neyse devam edelim, saat geç olmasına rağmen salonun yarısının dolu olması beni şaşırttı. Tenha bir salonda film seyretmek her zaman tercihim olmuştur ama ne yapalım elden gelen bir şey yok. Kaba saba Xpand 3D gözlüklerimizi alıp oturduk yerimize. Hemen yanımdada velet diye tabir edebileceğim 2 çocuk anne-babasıyla gelmiş, kabus korkusuyla içimden İnşallah uyur sıpalar diye geçiriyorum ve yine İnşallah ile başlayan bir sürü büyük beklenti cümleleri geçiyor aklımdan. Yazinin devamini okuyun »

Hollywood filmleri nasıl hazırlanıyor (Virtual Backlot / Görsel Efektler)

Yazar: Caner | 31 Aralık 2009 Perşembe 0:04
Kategori: Sinema, Video








Stargate Studios web sitesinden Egonomik okurları için özenle getirdiğimiz bu video Virtual Backlot tekniğiyle görüntüdeki mekanların, arkaplanların değiştirilmesi, görüntünün çeşitli özel efektlerle güçlendirilmesi üzerine. Ben şahsen bu tip efektlerin daha çok uçuk sahnelerde kullanıldığını düşünürdüm (uzay gemileri, depremler vs) ancak gördüğüm kadarıyla adamlar artık en dandik sahneler için bile bu tekniklere başvuruyorlar. Yazinin devamini okuyun »

Sinema – The Hangover (Felekten Bir Gece) [2009]

Yazar: Caner | 26 Aralık 2009 Cumartesi 6:34







Çok uzun zamandır böylesine keyifli bir film izlemediğimi söylemeliyim. Aslında artık aşırı cinsel içerikli ikinci sınıf Amerikan komedi (!) filmlerinden o kadar sıkıldım ki The Hangover ‘ı da konusuna şöyle bir bakıp aynı kategoriye koymuş ve sabit diskimdeki “yokluk zamanı izlenecek filmler” klasörüne yapıştırmıştım, uzun zamandır izlenmeyi bekliyordu yani. Şu internetsiz geçen 2 gün içerisinde de baya bir boş vaktim olunca bu filme de istemeye istemeye sıra geldi.

Film aslında standart bir “Vegas ‘ta bekarlığa veda partisi” konusuna dayanıyor fakat bu sıradan mevzu o kadar absürt bir mizahla işlenmiş ki daha konuya girer girmez kendimi kahkahalar atarken buldum. Elemanlar Vegas’taki ilk gecelerinde öyle insan ötesi bir dağıtma olayına girişiyorlar ki sabah savaş alanına dönmüş otel odasında uyandıklarında damat adayını kaybettiklerini bile zor farkediyorlar, işin berbat yanı da ne geceye dair en ufak bir şey hatırlayabiliyorlar ne de tuvalette bulunan kaplan ile dolaptaki bebeğe bir açıklama getirebiliyorlar.

Filmde bunlara benzer o kadar enstantane var ki anlatamam, arabanın bagajından fırlayıp herkesi döven çıplak Japondan otel odasında piyano çalan ve akabinde yumruklarını konuşturan Mike Tyson’a kadar (kendisi oynamış) her sahne başka bir saçmalıkla dolu. Yazinin devamini okuyun »

Sinema – The Expendables (2010) Fragman [HQ]

Yazar: Caner | 25 Kasım 2009 Çarşamba 11:05
Kategori: Sinema, Video








Manyak bir sinema şöleni geliyor arkadaşlar, söylenenler doğruysa 2010 yılında en çok bu film konuşulacak gibi “Rambo 4 ile jübilesini yaptı” diye düşündüğüm Sylvester Stallone beni öyle bir ters köşe yaptı ki anlatamam (ki telefonda da kendisine aynen söyledim, çıkıştım hatta), sen tut Arnold Schwarzenegger‘dan Bruce Willis‘e, Jason Statham‘dan Jet Li‘ye ve hatta Rocky’nin unutulmaz sarışın devi, 5. sınıf Amerikan filmlerinin unutulmaz yıldızı Ivan Drago‘ya (Dolph Lundgren) kadar bütün ağır topları aynı objektifin karşısına geçir, adını The Expendables (Harcanabilirler) koy sonra da seyirciye bu “şeyi” izlerken kalp krizi geçirmemelerini söyle, Allah adamı taş yapar taş! Dikkat edin yapıma “film” demeye dilim varmıyor, öyle ki kopyalar sinema salonlarına cam fanus içinde kaşıkçı elması muamelesiyle gönderilsin gibi bir öneride bile bulunabilirim. Yazinin devamini okuyun »

Sinema – (500) Days of Summer (2009)

Yazar: Semih | 18 Kasım 2009 Çarşamba 22:50
Kategori: Sinema







500_days_of_summerYazarın Notu: İzleyeceğiniz her şey kurgudan ibarettir. Biriyle olan herhangi bir benzerlik görürseniz, tamamen tesadüftür.Özellikle de seninle Jenny Beckman.Sürtük!”

Bu sözler tabii ki bana ait değil, yani o yazar ben değilim. Filmde  karşınıza çıkan ilk sözler bunlar ve daha filmin başında  “Noluyoruz lan!” deyip bir kaşınızın yukarı kalkmasına daha sonra da gülmenize neden olan sözler. En azından bana öyle oldu :) İşte bu yüzden de  bu sözlerle başladım filmi anlatmaya.

Filmin hikayesi gayet basit; esas oğlan (Tom) esas kıza (Summer, nam-ı diğer sürtük (sonuna kadar hak ediyor bu ünvanı)) aşık olur. Esas kız taktığımız sıfata uygun davranır ve bizim garibanın dünyasını alt üst eder, filmin ana teması bu. Peki abicim farklılık nerde? Farklılık şurada: Konuyu bi başından bi ortasından bi orasından bi burasından verip düz olmayan ama çok tadında ayarlanmış karışık bir çizgi ile size sunmalarında. Hani bazı yönetmenler hep bunu yapmaya çalışırda zıçarlar ya, bu adam zıçmamış işte :) Yazinin devamini okuyun »

Sinema – The International (Uluslararası) [2009]

Yazar: Caner | 16 Ekim 2009 Cuma 3:07
Kategori: Sinema, Video







İşte son zamanlarda izlemekten en çok keyif aldığım filmlerden biri; The International (Uluslararası – 2009). Uluslararası düzeyde pis işler çeviren, dünyayı yönetmeye aday, devletler/hukuk sistemleri tarafından korunan devasa bankaları ve bu bankaların peşine düşen Don Kişotvari bir Interpol ajanını (Clive Owen) konu alan film, herkesin bildiği veya bildiğini sandığı “dünyayı bankalar yönetiyor” düşüncesiyle yola çıktığı için daha başlangıçta kendi ipini çeken yapımlardan biri olmuş.

the-international-movie-3

Film henüz hazırlanma aşamasındayken bizim anahaber bültenlerimize de konu olmuştu, sahip olduğu potansiyel o zamanlar ilgili çevreler tarafından tam kavranamamış olacak ki “Türkiye’de çekilecek bir Hollywood filmi! Clive Owen oynuyor!” türü söylemlerle reklam edilmiş fakat film vizyona girer girmez hakkındaki tüm bu tanıtımlar ve dedikodular bıçak gibi kesilmişti. Öyle ki ülkemiz için sanki tüm film İstanbul’da geçiyormuş gibi hazırlanan posterleri veya final sahnesinde Haluk Bilginer‘in rol almış olması bile filmi kurtarmaya yetmemişti. İşin ironik yanı da senaryonun durumun zaten böyle olduğunu/olacağını kendi içinde önceden anlatıyor olması.  Yazinin devamini okuyun »