Belki de Türk reklamcılık tarihinin gelmiş geçmiş en başarılı absürd reklam kampanyası budur. Murat Serezli’yi, doğal oyunculuğunu ve muhteviyattaki ince esprileri o kadar sevmiş, o kadar beğenmiştik ki kendi aramızda bu reklamdan bahsederken “hani Profilo’nun şu reklamları var ya” yerine “hani Murat Serezli’nin şu reklamları var ya” der olmuştuk. Yani reklam tam anlamıyla markanın önüne geçmişti.
- Her gün üç dört bardak buzlu çay içiyorum. Buz gibi…
- Lüzum yok! Bakın Profilo’da ne kadar güzel çay makineleri var. Alın bir tane “düzgün” çay için. Sıcak sıcak. Oh, mis…
Ciddi söylüyorum, siz onları “ders çalışsın, ödevini yapsın” hayaliyle bilgisayar başına oturtup sorumluluğu üzerinizden atmış olmanın sevincini yaşarken onlar milyarlarca kontrolsüz verinin bombardımanında karakterlerini şekillendirmeye başlıyorlar.

Espri sahibi: Sevgili kardeşim Mert

Azman herif. Hayır bir insan kendine bunu neden yapar onu da anlayabilmiş değilim.

Arkadaş bir insan baba olduğuna bu kadar mı üzülür ya. Herifin yüzünde resmen “Tam da kahvede okeye dönerken telefon açıp ‘gel çocuğunu al’ dediler, lanet olsun bu heyat…” ifadesi var.
Eğer V yaka beyaz tişört giyen, halterde derece sahibi Meksikalı bir demiryolu işcisiyseniz çocuk sahibi olmadan önce bir kere daha düşünün derim.

Yemek + Servis + SSK varmış, bence kaçırmamak gerek.
Uzun zamandır izlediğim en eğlenceli kliplerden biri. Çıplak kadın içermiyor olmasına ayrıca şaşırdım.