10,120 yorum yapıldı
RSS Aboneliği
Friendfeed
Youtube
E-posta

reklam

Murat Serezli ile unutulmaz Profilo reklamları: Lüzum yok!

Yazar: | 13 Mayıs 2012 Pazar 4:20


Belki de Türk reklamcılık tarihinin gelmiş geçmiş en başarılı absürd reklam kampanyası budur. Murat Serezli’yi, doğal oyunculuğunu ve muhteviyattaki ince esprileri o kadar sevmiş, o kadar beğenmiştik ki kendi aramızda bu reklamdan bahsederken “hani Profilo’nun şu reklamları var ya” yerine “hani Murat Serezli’nin şu reklamları var ya” der olmuştuk. Yani reklam tam anlamıyla markanın önüne geçmişti.

- Her gün üç dört bardak buzlu çay içiyorum. Buz gibi…
- Lüzum yok! Bakın Profilo’da ne kadar güzel çay makineleri var. Alın bir tane “düzgün” çay için. Sıcak sıcak. Oh, mis…

Keşke benim başıma gelseydi: Push to add drama

Yazar: | 13 Nisan 2012 Cuma 0:12


Adamlar Belçika’da küçük bir kasabanın meydanına üzerinde “Push to add drama” yazan bir buton koymuşlar ve birilerinin gelip bu butona basmasını beklemişler. Daha sonra neler olduğunu mutlaka izlemenizi tavsiye ederim, yeminle söylüyorum çok hoşuma gitti.

Bizim memlekette kimse böyle muziplikler yapmaz tabi.

Fast food reklamları bizi nasıl kandırıyor

Yazar: | 8 Nisan 2012 Pazar 18:28


Vakti zamanında bu olaya KFC’de isyan etmiştim. Ama öyle böyle değil, tepedeki reklam posterinde gösterdikleri menü ile önüme koydukları arasında dağlar kadar fark vardı. Resimdeki menüde tepsiden taşan, canlı canlı bir sürü ıvır zıvır varken bana tepsinin ortasında üç tane geberik tavuk mamülü verdiler. Lan öyle kanıma dokundu ki anlatamam, adamlar milleti gözlerinin içine baka baka kekliyorlar.

Büfenin arkasındaki kıza çıkıştım, “Bir resme bir de şu önümdekine bak, bunların aynı şeyler olduklarından emin misin?” dedim “ben bilmem müdürüm bilir” dedi, müdürü çağırttım “hacı bu ne?” dedim “Efenim şimdi ben böyle durumlar için eğitim aldığımdan sizin altınızdan girer üstünüzden çıkarım, özür dileyerek gitmek zorunda kalırsınız” dedi. Yani o aslında bir sürü farklı şey söyledi de benim özetle anladığım buydu. Tam “Şşş biraader az bana bak sen” moduna girmek üzereydim ki teyzeoğlum kolumdan çekiştirerek uzaklaştırdı.

O 3 parça dişimin kovuğunu doldurmayan zımbırtıya 10 milyon vermiştim hala unutmam. Yazinin devamini okuyun »

Yandex Türk televizyonlarında reklam yayınlamaya başlamış

Yazar: | 17 Mart 2012 Cumartesi 2:37
Kategori: İnternet, Video


Her ne kadar anasayfa tasarımını 90′lardan kalma buluyor olsam da Yandex‘e tanıştığımız günden beri açıklayamadığım bir sempati duyuyorum. Vaktiyle sağladığı hizmetleri tek tek incelemiş, e-posta hesabımı almış ve hatta Android uygulamasını indirmiş, fakat hiçbiini düzenli olarak kullanmaya başlayamamıştım. Bu reklam filmiyle hatırladığım iyi oldu.

Yandex’in sağladığı hizmetlerden haberiniz var mı bilmiyorum. Google hala Eyfel Kulesiyle, Tayms Meydanıyla oynayıp bize üvey evlat muamelesi yapmaya devam ededursun, adamlar Türkiye’ye gelir gelmez sokakları karış karış dolaşıp panoramik sokak görünümü özelliği içeren harita hizmeti sunmaya başlamışlar.

Keza e-posta hizmetinde de yeni bir “sığır” açmışlar. Gmail bana an itibariyle “%62 dolu – 7690 MB kotanızın 4811 MB kadarını kullanıyorsunuz” deyip ruhuma huzursuzluk aşılıyorken Yandex 2 GB’lık dev dosyaları tek seferde gönderebilme özelliğine sahip sınırsız e-posta hesapları veriyor.

Webmaster araçları, çeviri, haritalar derken adamların “alternatif” sözcüğünü gerçekten ciddiye aldıklarını söyleyebilirim. Siz de alışkanlıklarınızdan bir an olsun sıyrılmaya hazırsanız Yandex’in bu geniş dünyasına mutlaka bir şans tanıyın.

Daha sağlıklı bir nefes için doktorunuz Camel sigarası öneriyor

Yazar: | 27 Şubat 2012 Pazartesi 2:42


İşte reklamcıların yeri geldiğinde ne kadar kepaze yaratıklar olabileceklerinin bir göstergesi. Adamlar utanmamışlar doktor tavsiyesiyle Camel önermişler. Hala bize “alın alın, geberene kadar, tıksırana kadar alın” diyen reklamların bir nebze olsun samimi olabileceklerini düşünen varsa beri gelsin.

Okurlarınıza 2 TL karşılığı yalan söyler misiniz?

Yazar: | 26 Şubat 2012 Pazar 12:58


Bumads (Bumerang) Hürriyet’in internet üzerinde iştirak gösteren, blog yazarlarını ve okurlarını hedefleyen bir reklam platformu. Ağına dahil olan blog sahiplerine çok cüzi ücretler karşılığı reklam yayınlatmak gibi bir misyonu var ve izlenimlerime göre bu işte oldukça başarılı.

Bumads’cılar bana da zaman zaman reklam kampanyalarıyla ilgili çeşitli teklifler gönderiyorlar, henüz bu tekliflerden hiçbirini değerlendirip bloguma yansıtmış değilim çünkü bu memleketin kaliteli içerikler üreten, ayağa düşmemiş bloglara da ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

Hal vaziyet böyleyken az önce posta kutuma yeni bir reklam teklifi daha gönderdiler. Benden “Ece Sükan” isimli bir vatandaşın blogumu incelediğini ve bana en çok yakışacak bilgisayar renginin turuncu olduğuna karar verdiğini yazmamı istiyorlar, buna karşılık bana 2 TL vereceklermiş. Yazının başlığını ve içeriğini de benim yerime harfi harfine belirlemişler, oysa gerçekte ben ne Ece Sükan’ı tanırım ne de birileri gelip bana böyle böyle bir konudan bahsetti.

İşte bunlar benim zerre hazzetmediğim olaylar. Adamlara göre benim okuyucularıma gözümü kırpmadan yalan söylememin, pardon, halihazırda söylenmiş bir yalanı copy-paste etmemin bedeli 2 TL.

Daha fazla yorum yapmayacağım, buyrun samimiyetine güvenerek her gün takip ettiğiniz blog yazarların bu konudaki tutumunu kendiniz gözlemleyin: http://goo.gl/J36T3 (blog yazarları darılmasın gücenmesin, bu doğru bir şey değil).

Bazen düşünüyorum da…

Yazar: | 27 Ocak 2012 Cuma 0:45


Son zamanlarda televizyon izleyebilmek gerçekten büyük sabır isteyen bir olay haline gelmiş. Bazen işten eve geldiğimde yemeğimi televizyon karşısında yiyorum (zaten televizyon ile yollarımız bir tek o zaman kesişiyor) ve inanın henüz bu eylemlerimin tek birinde bile haberler dahil herhangi bir programı başından sonuna kadar izleyebilmiş değilim. Reklam olayının resmen bokunu çıkartmışlar, o kadar ki normal bir insanın o bunaltıcı reklamlara rağmen bir programı sonuna kadar izleyebilmesinin bence mantıklı hiçbir açıklaması olamaz.

Tanıtıcı reklam” nedir ulan? Tanıtmayan reklam mı olur sanki?

Caprice Gold… Otel odası mıdır apartman dairesi midir nedir anlayamadım ama yeminle söylüyorum bir gün ellerimi parayla kurulayacak kadar çok zengin olsam ve dünyadaki son satıcı bu adamlar olsa yine de sattıkları o şeyi almam şerefsizim, o kadar nefret ettim kendilerinden. Sanki TRT başta olmak üzere tüm kanallar bunların reklamlarını bedava yayınlıyor, dakka başı o tiksinç müzik (şu siteden duyulabilir) dakka başı o tiksinç reklam.

***

Twitter’ın Türkiye’de popülerleşmesiyle birlikte cümleten gördük ki bizim insanımız resmen “şöyle 140 karakter yazabileceğimiz bir yer olsa da bu zamana kadar duvarlara yazdığımız manilerimizi, tesbitlerimizi umuma haykırsak” diye bekliyormuş.

Aşk üzüm çekirdeğidir, bırakıp gidersen dişinin arasına kaçar” gibi bir kaç tane daha Türkler tarafından yazılmış tuvalet kapısı tivitini Twitter’ı yapan adamlara göndereceksin, transleyt edip anlamak için uğraşsın dingiller. Başımıza bu belayı onlar sardı ne de olsa. Yazinin devamini okuyun »

Şizofrenik Efes Pilsen reklamı

Yazar: | 10 Eylül 2011 Cumartesi 23:35


Benim evime iç cebinde bira taşıyan, sessiz sessiz konuşan böyle bir tip gelse, bir de üstüne “bu soğukta bakkala gidip üşümeyin diye” gibi bir naiflik örneği sergilese yemin ederim psikopat olduğundan şüphelenirim. Yüzüne güler, bulduğum ilk fırsatta kafasına sert bir cisimle vurarak bayıltırım, polis uğraşsın.

Çakma Barış Manço’lu sucuk reklamı: Özmiraç Sucukları

Yazar: | 6 Ağustos 2011 Cumartesi 1:03


Sözüm meclisten dışarı Almanya’da yaşayan Türklere bazen çok pis acıyorum. Sanki farklı bir ülkede değil de farklı bir gezegende yaşıyor gibiler, üzerlerinde garip bir naiflik, bir saflık hali var ne bileyim.

İnternet haberciliği yaptığını iddia eden sitelerin reklamcılık rezaleti

Yazar: | 27 Temmuz 2011 Çarşamba 3:59


Bu blogun günlük en az 4.000-4.500 tekil ziyaretçisi var. Hatta dilerseniz istatistik özetlerini Reklam bölümünden inceleyebilirsiniz. Eğer Mynet veya “internet haberciliği yaptığını sanan” diğer Türk siteleri gibi hareket ediyor olsaydım samimi söylüyorum kendi çapımda çok güzel para kazanırdım. Ama aptallık bende, neden kullanıcıların sitemde dolaşırken neler hissedeceğini önemsiyorum ki? Neden “kendime nasıl davranılmasını istiyorsam ziyaretçilerime de öyle davranmalıyım” gibi daha fazla para kazanmama mani olacak aptalca prensiplere sahibim ki?

Bu kadar kepazelik olmaz, adamlar esas amaçlarını bir tarafa bırakmışlar olayı “çok para kazanırken arada haberimsi metinler göstermek” eylemine dönüştürmüşler. Bir kişi de çıkıp ulan Allah belanızı versin demiyor.

Az önce Mynet’e girdim, özellikle yalanla ilgi çekici hale getirilmiş, içeriğiyle hiç bir alakası olmayan haberimsi başlıklarından herhangi bir tanesine tıkladım. İşte o kıytırık metni okuyabilmek için verdiğim mücadele: Yazinin devamini okuyun »