Etiket » Yaşam

Kendi t-shirtini, bardağını, posterini tasarla: Basmatik.com

Yazar: Caner | 1 Eylül 2010 Çarşamba 0:29






Bu tip sitelere özel bir ilgim var. İnsanlara normalde üretim şeritlerinden basmakalıp çıkan ürünleri kişiye özel hale getirme şansı tanıyorlar ve bence bu gayet güzel bir fikir, eminim herkes severek giydiği t-shirtin veya her sabah kahvaltıda kendisine eşlik eden bardağın sadece kendine özgü olmasından hoşlanır.

Aslında bu fikir son zamanlarda iyice popüler olmaya başladı, artık her köşe başında “kendi tişörtünüzü kendiniz tasarlayın” temalı bir siteye rastlamanız mümkün. Bir de bu işi yapan sitelerin çoğu ziyaretçiyi T-Box’ın öncülüğünü yaptığı “çok kuuluz biz, aşırı aykırıyız huuv” üslubuyla karşılıyor. Fikir “kişiye özel”in üstüne kurulu olunca samimi bir yaklaşımın daha verimli sonuçlar doğuracağını düşünüyorlar herhalde. Ama her zaman olmuyor işte, deve hörgücüne kelebek konmuş gibi laçka bir üslupla hizmet veren sitenin size gönderdiği ürün, kalite standartlarınızın çok çok altında olunca o samimiyetten eser bulamayabiliyorsunuz.

Yeni tanıştığım Basmatik.com isimli siteden bahsedecek olursak; öncelikle sitenin amacına uygun tasarımını çok sevdiğimi söylemeliyim, neticede işimiz tasarım. Beni “meraba corç, tasarla tişörtünü haa kımoon” gibi bir üslupla da karşılamadı. En çok anasayfadaki “lastik tavuk gırtlaklayan leydi” temalı ürün görseline bayıldım. Ürünleri incelerken (farklı tasarımcıların elinden çıkma hazır t-shirt tasarımları da var) beden seçenekleri arasında XXL ibaresini görünce heyecanlandığımı söylemeliyim, demekki Basmatik.com’cu amcalar benzerlerinin aksine benim gibi büyük insanların varlığını reddetmiyor. Gerçi ortalarda bir beden tablosu göremedim ama şayet Basmatik’in XXL’ı bana uyarsa yeni ve “büyük” bir müşteri kazanmış olacaklar, bakalım ilk siparişimizden sonra anlayacağız. Yazinin devamini okuyun »

İncir çekirdeklerim

Yazar: Caner | 31 Ağustos 2010 Salı 23:14






Facebook, Friendfeed gibi sitelerin insanı her açıdan bilgisayar ve internet bağımlılığına ve dolayısıyla asosyalliğe itiyor olmalarına rağmen “sosyal ağlar” olarak nitelendirilmeleri gerçekten saçma değil mi? Gün gelecek hepimiz tüm hayatını bilgisayar başında yaşayan bitkiler olacağız (gerçi ben şu anda da öyle sayılırım ama olsun, maksat serzeniş olsun)…

Hiç elleriniz ıslakken ve etrafta herhangi bir kesici alet bulunmuyorken nescafe 3′ü 1 arada paketi açmaya çalıştınız mı? Bence kahve bağımlılarına uygulanabilecek harika işkence çeşitlerinden biri (yahu şu birilerine işkence yapma olayı neden hayatın her anında hep aklımda?).

Artık “referandum” kelimesi duyunca kusacak gibi oluyorum. İşin en kötü tarafı bu olayın milletçe ayarımızı bozmuş olması, “iki kiloya tamamlayayım mı abla?” diye soran kasaba kıvırmadan cevap veremez olduk çünkü insanlar artık oy rengini (bu da yeni öğrendiğimiz tabirlerden biri) karşıdaki vatandaş hakkında önyargı sahibi olmak için kullanıyor, “evet desem şimdi kötü biri olduğumu düşüncekler, hayır mı desem… Iııhh hayır evladım, çünkü iki kilo et kayısı üreticisine yaramıyor…

Ben referandumda ne mi diyeceğim? Kedi… Evet, ülkedeki tek “kedi” oyu benden çıkacak. Hatta bu iş için özel bir kedili damga bile hazırlayabilirim, kağıdın tam ortasına çotanak diye basacam ondan sonrasını oyları sayan amcalar düşünsün “bu herif ne demek istemiş” diye… Yazinin devamini okuyun »

Dünyanın kaç bucak olduğunu öğrendim

Yazar: Caner | 27 Ağustos 2010 Cuma 21:25






2 bucakmış…

Takdir edersiniz ki yaklaşık 1 haftadır ortalıklarda yokum sevgili okurlar. Daha önce hiç yaşamadığım türden sağlık problemleriyle uğraşıyordum. Öyle bir ara durduk yere bir başım dönmeye başladı ve dönüş o dönüş, toparlanıp yeniden dengeme kavuşabilmek için 3-4 gün aralıksız dinlenmem gerekti. Yattığım yerde başımı sağa veya sola çevirmenin bedelini dayanılmaz kusma güdüleriyle ödedim. Diyorum ya dünya 2 bucakmış diye, insan ayakta duracak şekilde dengesini sağlayamadıktan sonra her şey boşmuş. Olay aşırı yorgunluk ve strese dayalıymış, son zamanlarda bünyeyi fazla zorladık herhalde.

Anladım ki kendine çok fazla güvenmemek gerekiyormuş, hiç umulmadık bir anda sigorta öyle bir yerden atıyor ki resmen dünyanın kaç bucak olduğunu öğreniyorsunuz. Benim için an itibariyle kahve + sigara + çay üçlüsü ve iki üç saatlik uykularla bilgisayar başında tıkır tıkır çalışma dönemleri bitmiştir.

Kanuni söylemiş ama kime söylemiş, hep bir kulağımızdan girmiş diğerinden çıkmış:
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi

Bu arada tüm işlerim öyle yarım yamalak ortalıkta kaldı tabi, işin doğrusu telefona cevap verecek mecalim de olmadığından kapalıydı. İşlerini yetiştiremediğim ve üstüne üstlük yanıtsız bıraktığım herkesten özür dilerim. Ayrıca arayıp soran, geçmiş olsun dileklerini ileten herkese çok teşekkür ederim.

Sağlıklı günler dilerim.

Yazın serinleten, kışın içinizi ısıtan USB aparat

Yazar: Gecce | 18 Ağustos 2010 Çarşamba 0:59
Kategori: Teknoloji, Yaşam






Öyle bir USB alet düşünün ki siz bilgisayar başında otururken o kahvenizi ısıtsın veya kolanızı soğuk tutsun. Bilgisayar başında eriyip gittiğimiz şu günlerde buz gibi bir kolaya eminim kimse hayır demeyecektir. Ya da kışın; kahvenizin sürekli sıcak kalmasını sağlayan bir bilgisayar aparatınız olduğunu düşünün. İşte bu alet tam da bu işe yarıyor; kışın sıcak, yazın soğuk içecekler.

Bu tür zihnisinir icatları şimdiye kadar hep soğutucu veya ısıtıcı olarak ayrı ayrı satılırdı, bu alet sayesinde ise içeceğinizin 133 °C’ye kadar sıcak veya -59 °C’ye kadar soğuk kalmasını sağlayabilirsiniz.

Yurtdışında 29.95$‘a satılan cihazın Türkiye’de satışa sunulup sunulmadığı hakkında bir bilgimiz yok ancak dilerseniz The Desktop Cup Warmer And Cooler isimli bu mucizevi alet hakkında detaylı bilgilere şu adresten ulaşabilirsiniz.

VOG Çorap reklam görsellerindeki Photoshop hataları

Yazar: Caner | 17 Ağustos 2010 Salı 23:30






Yabancı bir sitede tesadüfen rastladım, TBWA \ Istanbul isimli, Türk menşeili bir reklam ajansı VOG çorap markası için yeni / marjinal reklam görselleri hazırlamış.

Bence gayet güzel bir fikir, görseller de amacına uygun duruyor. Ne var ki az buçuk işten anlayan bir gözle incelendiklerinde bariz montaj hataları içerdikleri görülüyor. Şöyle ki; örümcek kadınların hepsi ustalıkla aynı kalıba oturtulmuş fakat ne yazık ki hiç birinin arka ayakları yere basmıyor.

Yazinin devamini okuyun »

Bana bir haller oluyor Neriman…

Yazar: Caner | 10 Ağustos 2010 Salı 10:50
Kategori: Yaşam






Yukarıdaki baykuş resmini şu anki görüntüm hakkında fikir vermesi için ekledim. Evet son bir haftadır adam akıllı uyuyamıyorum ve gözlerim aynı onunki gibi pörtledi. Bu şartlar altında nezaketen de olsa halimi hatrımı soracak olursanız, çok şükür iç güveysinden halliceyim derim. Eğer havadaki sıcaklık ve nem oranı bir süre daha aynı istikrarı korumaya devam ederse, ya 7/24 çalışan, odadaki nemli havayı evire çevire ense köküme üfleyen vantilatör motoru bozacak, ya da onun yüzünden her iki dakikada bir hacet gidermek zorunda kalan ben

Havayı suyu bir tarafa bırakalım da ben aslında bu yazıda siteyle ilgili can sıkıcı yeni bir mevzudan bahsetmek istiyorum; tehdit mevzusu. Evet, son zamanlarda ciddi ciddi tehdit mailleri/yorumları almaya başladım. Öyle “asarım keserim” türü tehditler değil, hepsi takibi bırakmak ile alakalı.

Bu sitede an itibariyle her biri ayrı telden çalan 1.300‘e yakın yazı var ve bu yazıların bir kısmı takdir edersiniz ki nacizane fikirlerimden oluşuyor. İşte bu tür yazılardan birine denk gelen ve o yazının içeriğiyle ilgili konuda benimle aynı fikri paylaşmayan bazı arkadaşlar artık mail gönderip “seni takip etmeyi bırakırım haa” demeye başladılar… Bu vatandaşlara; bir kişinin, herhangi bir anda Starbucks’ta kahve içiyor olmasıyla bu sitenin sayfalarını aşındırıyor olması arasında benim açımdan herhangi bir fark olduğunu düşündüren şey her neyse, garip bir biçimde bu lafın üzerine ciddi ciddi düşüncelerimi değiştireceğime veya geriye dönüp ettiğim kelamların üstünü bir kalemde çizeceğime de inanmalarını sağlamış.

Şu sitede “gönüller şen olsun“‘dan başka en ufak bir kaygı taşımıyorum…
Bence siz (zahmet edip mail gönderen arkadaşlar) ya bu blog olayını yanlış anlamışsınız ya da sizinle aynı düşünceye sahip olmayan kimselere hiç bir şekilde tahammülünüz yok. Beni, düşüncelerimi hiç bir şekilde yönlendiremezsiniz, hani elinizde bunu yapabilecek bir güç olsa dahi böyle bir girişimde bulunmanız her açıdan sığ bir davranış olurdu. Yazinin devamini okuyun »

Dünyanın en iğrenç ve en pahalı kahvesi: Kopi Luwak

Yazar: Caner | 7 Ağustos 2010 Cumartesi 6:55






Kopi Luwak isimli bu meret yaban misk kedisi olarak nitelendirilen bir hayvanın dışkısından elde edilen bir tür kahve çeşidi imiş. Kahve bitkisini gıda eden kedimsi hayvanat, sindiremediği çekirdekleri fermente edilmiş olarak bünyeden atıyormuş ve çekik gözlü vatandaşlar (Sumatra, Endonezya) pek hoş bir görüntüye sahip olmadığını tahmin ettiğim bu çekirdekleri toplayıp, çekip “çok süper kaliteli kahve” diye zengin mecralara pazarlıyormuş.

Belki size iğrenç gelebilir (dedi, kendi gibi orta sınıftan insanlara hitap ettiğini düşünen blog yazarı) ancak dünya çapında jet sosyete arasında gerçekten hatrı sayılır bir yeri olduğu söyleniyor. Evet “Allah’a şükür zengin değilim” denilmesi gereken anlardan biri de bu. Yani düşünsenize “Yahu çok zenginim ve yapacak işim yok… Geçen Çin’de tükettiğim zehirli balık da kesmedi… Böyle daha egzotik, yeni bir tat yok mudur ki deneyeyim?!.” gibi bir mantıkla tutup kedi bokundan ayıklanmış kahve içiyorsunuz… Erik yiyin ne diyeyim… Yazinin devamini okuyun »

Satılık Facebook Üyeliği (Bayan Arkadaşı Çok)

Yazar: Caner | 30 Temmuz 2010 Cuma 1:36






Muhtemelen dikkat çekmek için hazırlanmış (ve görünen o ki başarılı da olmuş) satılık bir Facebook hesabı ilanı ile karşı karşıyayız. Şayet olayda doğruluk payı varsa ve bu adam amacına ulaşabilirse yeminle beş dakka durmaz ben de bu işe girerim, herif 190 bayan arkadaşlı hesap için 20.000 TL fiyat çekmiş. Hey gidi heyler gidi…

İlandan:

H…. S…..’E AİT FACEBOOK ÜYELİĞİ SATILIKTIR

TOPLAM 220 ARKADAŞIN 190 BAYANDIR

HER AN İSTEDİĞİNİZ KİŞİ İLE MESAJLAŞABİLİR DERDİNİZİ ANLATABİLİRSİNİZ GÜZİN ABLA GİBİ DİNLERLER

FACEBOOK SAHİBİ ARKADAŞ TEMİZ YÜZLÜ OLDUĞUNDAN KIZLARI EKLEDİĞİNİZDE KABUL ETMEME GİBİ BİR DURUMLARI YOKTUR

FarmVille DE ÇOK BÜYÜK ARSAYA SAHİPTİR. ARSALARIN BÜYÜK KISMINDA OT YETİŞMEKTEDİR ZENGİN OLACAĞINIZI GARANTİ EDİYORUZ

MafiaWars DA SAHİP OLDUĞU KUMARHANELER VE OTELLERİN SABİT GELİRİNİN YANI SIRA ONA KARŞI DUYULAN SAYGIDA KARINIZ OLACAK

ÜYELİK SAHİBİ OLAN ARKADAŞ ARABA ALACAĞI İÇİN FACEBOOK HESABINI SATMAKTADIR. Lİ Lİ…SAYGILARIMLA.

Orijinal ilan

İstanbul’dan Dönüş

Yazar: Caner | 30 Temmuz 2010 Cuma 0:30
Kategori: Yaşam






Bu yazı şu şarkı eşliğinde okunsa iyi olur: İstanbul Attack – İstanbul Geceleri

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Biraz hesapsız oldu ama geçen hafta bir kaç görüşme -belki biraz da kafa dağıtmak- için İstanbul’a geçmem gerekti. Sürekli mobil halde bulunduğumdan sıkça internete girme şansım olmadı bu yüzden yanıtsız bıraktığım, geç cevapladığım e-mailler için eşten dosttan ve siz sevgili okurlardan özür dilerim.

Çok özlemişim be, nerden baksan 5-6 aydır uğramıyordum. Bazen günde iki kere duş almamı gerektirecek şekilde terlesem de (o ne sıcak öyle ya, Yalova’nın gözünü seveyim kendinden klimalıymış mübarek) İstanbul semalarında geçirdiğim her dakikadan fazlasıyla memnun kaldım.

Sevgili ekürim Ümit’ciğimle Asya yakasında başlayan maceram eskiden severek dinlediğim fakat müzik kariyerine artık sevilen şarkıcıların aranjörü olarak devam eden Ender Çabuker (bkz: Özgün – İstiklal, Nilüfer – Olmadı Gitti) ile görüşmemizle devam etti. Ender abi sağolsun bizi çok güzel ağırladı, ev stüdyosunda ays ti eşliğinde henüz kimsenin bilmediği sanatçıları/şarkıları dinlemek, daha doğrusu yıllar sonra bir vesile yine “müzik” ağırlıklı bir sohbet ortamında sevdiğim kimselerle birlikte bulunmak gerçekten çok iyi oldu. Benden duymuş olmayın ama Türkiye RnB & Pop & Hiphop tarzlarını sentezleyen yeni, listeleri sallayacak nitelikte şahane bir grupla tanışmak üzere :)

Daha sonra yine Ümit’le baya bir gezip dolaştık. Aslında aklımızda Eyüp’e geçip Pierre Loti manzarasıyla nargile tüttürmek veya Gülhane/Setüstü’nde bir demlik çay eşliğinde hoşbeş etmek vardı ama nasip olmadı. Çamlıca’ya çıkalım dedik ana baba günü gibi, arabayı koyacak yer bulamadık. Biz de sırf balık ekmek yemek için karşıya geçtik ama Eminönü son gördüğümden beri çok değişmiş be arkadaş. Balık ekmek satan kayıkları kaldırmışlar, iskeleyi değiştirmişler, etrafta bir şantiye havası, gereksiz bir hareketlilik. Aradığımı, daha doğrusu özlediğimi bulamadım yani. Neyse ayaküstü planlarla da olsa yine kendimizce farklı atraksiyonlara giriştik. Yazinin devamini okuyun »

Gerçeküstü bulut fotoğrafları

Yazar: Caner | 23 Temmuz 2010 Cuma 18:01
Kategori: Yaşam






Hepimiz zaman zaman bulutlara bakarak çeşitli şekiller hayal etmişizdir. Photoshop eli değmemiş bu resimlerdeki bulutlar ise sanki bizim hayal dünyamızdan daha öte bir yerlerden geliyor gibiler. Kimileri UFO’ların birer mahareti olduğuna inanıyor olsa da bence her biri doğanın ayrı bir mucizesi. Yazinin devamini okuyun »