Uçan kuşa borcu olan adam


Merhaba bürokrasi, merhaba martılar, merhaba bankada çalışan bir tanıdığımın 1 milyar maaş aldığını öğrenince “hadi canım, o parayla akşam ne yemek yiyorsun da ertesi gün işe nasıl geliyorsun?” diye şaşkınlığını belirten, spor otomobil koleksiyonu bulunan çok zengin yavşak. Toplu olarak bir webmasterın üstüne ne kadar gelinebilirse o kadar geliyorsunuz ama hepinizin suyu ısındı haberiniz yok.

Bugün sabah saat 10 gibi kapı çaldı, diyafon zımbırtısından her defasında gayet mantıksız gelse de yine kendine güvenen bir ses tonuyla “kim o?” dedim. Aşağıdaki ses “Caner Öncel mi?” dedi, “evet” dedim, “de aşaa gel aşşa” dedi. O an sesin devlete ait olduğunu anladım, devlet beni aşağı çağırıyordu. Üstüme başıma aldırmadan indim, postacı görünümündeki devlet neyin ne olduğunu söylemeden bir kaç yeri imzalamamı istedi, artizlik yapıp imzalamadan önce “bu ne olaki?” diye sordum, “ödeme bildirimi” dedi, “hıı o zaman tamam” deyip imzaladım.

Yalova postanesindeki çalışanlara tüm dünyaya borcum olduğunu haykırmış olması muhtemel zarfı açtım, alışkanlık üzere önce ne idüğüne değil de direkt kağıdın en alt sağ köşesinde bulunan “ödenecek toplam tutar” kısmına baktım. İşte içimdeki Hannibal Lecter ile tanışmam bu vesileyle oldu. Devlet benden 7 gün içerisinde 3.500 TL keş para ödememi istiyordu ve kağıdın altına ayrıca “gecikme zammı eklenecektir” şeklinde bir not eklenmişti.

İlk şoku atlattıktan sonra ciddi ciddi kağıdı ve bu paranın benden neye istinaden istendiğini anlamaya çalıştım ama beceremedim, zira kağıtta sadece rakamlar ve çeşitli kodlar vardı. Borçla ilgili en ufak bir açıklama bulunmamasına karşın kağıdın arka kısmında bu parayı ödemeyi reddetmem ve mahkemeye başvurmam halinde mahkeme masrafları ve toplam alacağın %10’unun da üstüme yıkılarak adım adım nasıl ağzıma sıçılacağı gayet detaylı bir şekilde anlatılmıştı.

Hemmen kağıtta bulunan telefonu aradım, ilk 4 saat kimseye ulaşamadım. Tam umudumu kaybetmek üzereyken devlet baba bu sefer telefonun öbür ucundaki ses olarak karşıma çıktı. Durumu anlattıktan sonra kağıtta yazan kodları okumamı istedi, okudum “öğrenim kredisi” dedi. Yani 1.5 sene süren üniversite maceram sırasında kaşıkla aldığım borç şimdi kepçeyle geri isteniyordu. “İyi de neden 7 gün içinde? Hani taksitlere bölünecekti? Hani geniş bir zamanda ödeyecektim? Niye daha önce haber vermediniz de 7 günde benden 3.5 milyar para istiyorsunuz?” dedim, “şşş önce bi akıllı ol” ses tonuyla söze giren devlet, dilekçe vermem durumunda aftan yararlanabileceğimi söyledi. “Ne suç işledim ki?” dedim “nassı yani?” dedi, “aftan yararlanmam için önce suç işlemem veya bir şeyleri yanlış yapmış olmam gerekmiyor mu? Bana kimse daha önce bir şey söylemedi ki…” dedim, sustu. Bu suskunluk tırsmama sebep olmuştu, şansımı daha fazla zorlamamaya karar verdim ve “tamam teşekkür ederim” deyip telefonu kapattım. Artık havadan gelen nur topu gibi bir borcum vardı…

Ulan milletin hayatında yeni aşklar ne bileyim yeni ufuklar olur, bende vere yeni borçlar çıkıp duruyor. Şimdi bankmatik soyma eğilimindeki insanları daha iyi anlıyorum anasını satayım.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Facebook Yorumları

10 Yorum

  1. Yiğit

    hmm dilekce verip afla ana parayi odetecekler yani ?
    ama bunlari fazi bindikten ve odemeye 7 gun kala soyluyorlar..
     
    YASASIN T.C

  2. Oh iyi olmuş sana, sabahtan akşama kadar internettesin ama hala sorumluluklarının farkında değilsin. Bana kimse daha önce bir şey söylemedi ki, diye birşey sözkonusu bile olamaz. Af edersin ama sen hangi dünyada yaşıyorsun. Harbi antikaymışsın.

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir