Bu belgeseli mutlaka izlemelisiniz: Aptallık Çağı (The Age of Stupid)


Bu gece şimdiye kadar nasıl olupta gözden kaçırdığıma anlam veremediğim 2009 yapımı bir başyapıtla tanıştım. Amerika’nın her türlü naneyi yedikten sonra dünya kamuoyunun gazını almak için hazırladığı / hazırlattığı günah çıkarma niteliğindeki filmleri artık ayırt edebildiğime inanıyorum ve tüm samimiyetimle bu belgeselin o filmlerden biri olmadığını söyleyebilirim. Bu belgeselin arkasında gerçekten duyarlı ve bilinçli insanlar olduğuna inanıyorum çünkü vizyona girmesinin üzerinden 3 koca sene geçmiş olmasına rağmen benim gibi bir sinema / belgesel tutkununun kulağına gelmemiş olmasının mantıklı başka bir açıklaması olamaz.

Belgesel için “küresel ısınmadan bahsediyor” gibi sığ bir tanımlama yaparak zaten bu tür konulara zar zor kanalize olan ilginizi daha 2. paragrafta yok etmek istemem. Belgesel özetle biz insanların aslında kurbağalardan farklı olmadığımızı söylüyor. Hani kurbağalarla ilgili meşhur bir bilimsel olay vardır; bu hayvanlar biyolojik yapıları nedeniyle geniş zamana yayılan sıcaklık farklılıklarına tepki vermezler. Bu yüzden eğer bir kurbağayı soğuk su dolu bir tencereye koyup ısıtmaya başlayacak olursanız; su kaynayacak, hayvan diri diri pişecek ancak buna rağmen hiç bir tepki göstermeyecektir. İşte Aptallık Çağı‘nı izlerken aklıma gelen hikaye bu oldu.

Aptallık Çağı (The Age of Stupid) Fragman

Hayır, bu belgesel Greenpeace türü popüler oluşumların –ki Greenpeace’e hiç bir zaman sempati duymamışımdır– yaptığı gibi “Dünyayı mahvediyoruz, duralım!” demiyor, “Onların dünyamızı mahvetmelerine engel olmamız gerekirken o kadar aptalız ki onlara özellikle yardım ediyoruz” diyor. Shell’in, Kyoto Protokolü’nü imzalamayan ABD’nin gerçekten de ikiyüzlü olduklarını ancak esas suçun onlarda değil, bulduğu her fırsatta onlar için “vay adiler” diyen, fakat sırf bireysel rahatlığından ödün vermemek için her türlü eylemlerine direkt veya dolaylı olarak çanak tutmaktan da geri kalmayan bizlerde olduğunu söylüyor.

Eskiden küresel ısınma ve dünya kaynaklarının yok olması hakkında söylenenlerin hep aşırı abartılı olduğunu düşünür ve bu konuyla ilgili yazılıp çizilenleri bu son paragrafı okuyacak kadar zaman ayıran sizlerin aksine süper bir duyarsızlıkla es geçerdim. Bir vesile ilgi duyup bu konular hakkında bilgi sahibi olmaya başladıkça şu sözü daha fazla tekrar eder oldum: cehalet mutluluktur.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Facebook Yorumları

4 Yorum

  1. Ben de izlememiştim, hakikatten de dediğin gibi gözden kaçırmış olmama şaşırtıcı. En yakın zamanda ben de izleyeceğim, sağ ol.

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir