Öğrenci yurdunda yaptığımız süper organize eşek şakası (Uzun hikaye)

Kısa süren bir öğrencilik hayatım oldu ancak bu süreye ilerde hatırlayıp tebessüm etmemi sağlayacak bir sürü güzel anı sığdırdım, aralarında “eşek” kategorisine girebilecek sağlam yurt şakaları da var. Genellikle şakaları ben organize ederdim. Şaka deyince aklınıza öyle ufak tefek sulu şakalar gelmesin, baya baya prodüksiyona girişirdik, hatta belki bazıları hala anlatılıyordur.

Tam olarak resimde işaretlediğim odada kalıyordum (Beyşehir MYO Yurdu), o zamanlar oda yerleşimi resimdekinden biraz daha farklıydı, öğrenci sayısı az olduğu için odalarda genellikle 2 kişi kalıyordu ama ben yalnızdım. Ek kontenjanla yeni öğrenciler geldiğinde yurt yönetimi bu öğrencilerden birini benim yanıma verdi. Kayserili bir arkadaştı, eleman hakkında ilk izlenimlerim olumluydu, etliye sütlüye karışmayan zararsız bir tipe benziyordu.

Gel zaman git zaman bu çocukta bir gariplik olduğunu fark ettim. Bütün hafta aynı kıyafetlerle dolaşıyordu ve işin ilginç yanı yatarken de üzerinde bunlar oluyordu, aynı kumaş pantolon, gömlek ve hatta botlarıyla direkt yatağa giriyordu. Elbiselerini de dolaptaki bir çuvalın içine tepiyordu, ihtiyaç duydukça yine ordan alıp giyiyordu. Başlarda yoksul olabileceğini, parası olmadığı için eşofman falan alamıyor olabileceğini düşündüm ama bir iki ağzını yokladıktan sonra varlıklı bir aileden geldiğini öğrendim. Baya baya bağları bahçeleri varmış. “Neyse adamın tarzı bu herhalde” diye düşünüp kendi işime bakmaya başladım, bana zararı olmadıktan sonra isterse koynuna keçi alıp yatsın dedim, bana ne.

İşte öyle olmuyormuş, bir süre sonra bizim oda ahır gibi kokmaya başladı. Kokudan o kadar rahatsız olmaya başladım ki camı pencereyi açmadan uyuyamıyordum. “Burası çok havasız değil mi?” falan deyip duruma uyandırmaya çalışıyordum ama öküz herif anlamıyordu. Banyoya giderken “hadi sen de gel” diyordum gelmiyordu. Derken her gece gırgır makara için bizim odada toplanan arkadaşlarım ufaktan ufaktan ayaklarını kesmeye başladılar. En son beni çağırmaya gelen bir arkadaşım kapıyı açar açmaz yüzüne vuran havanın etkisiyle ani bir refleksle kusunca işin rengi yekten değişti.

Genç bir yurt müdürümüz vardı, genellikle iyi anlaşırdık. Yanına gittim, dedim durum böyleyken böyle, adamın banyoya gittiğini gören yok. Hayvanoğlu hayvan botlarla yatıyor, artık durum dayanılacak gibi değil. Ben yine de yüzüne karşı bir şey söyleyip rencide etmek istemiyorum, neticede eşek kadar adam. Seninle ufak bir organizasyon düzenleyelim, teftiş yapıyormuş ayağına bizim odaya gel “Bundan sonra herkes şu kadar günde bir banyo yapacak, yeni yurt kuralımız bu” falan de belki bir faydası olur dedim. Sağolsun kırmadı, aynı gün geldi, anlaştığımız gibi konuşurken bu mal oğlu mal “Ben her gün banyo yapıyorum zaten” dedi, oracıkta pekmezini akıtmak istedim. Neyse müdür gitti, aradan biraz zaman geçti ama bizimki aynı tas aynı hamam devam ediyordu. En son kolundan tutup zorla götürmeye çalıştım, yine “Ben zaten bugün banyo yaptım” deyince bende teller koptu. Kendisine hayatı boyunca unutamayacağı bir ders vermek artık farz olmuştu.

Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir. Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir

İlk iş kantindeki abiden bir kase salça, kızlardan da makyaj malzemesi temin ettik. Yırtık pırtık bir gömlek ve serserilerin kullandığı türden bir bıçak ayarlayıp, şakalarda genellikle konu mankeni olarak kullandığımız arkadaşa dayak yemiş ve bıçaklanmış gibi süper bir makyaj yaptık. Olayın daha gerçekçi görünmesi için de yeni gelenlere hiçbir şey söylemedik.

Yurdun kapıları genellikle dışardan kilitli oluyordu (şimdi düşününce gerçekten çok saçma bir uygulamaymış). Başımızda da kimse olmuyordu, müdür lojmanında, güvenlik görevlisi amca da tee yurt avlusunun girişindeki kulübede uyuyor olduğu için içerde adam öldürseniz kimsenin ruhu duymazdı.

Her şey hazırlandı, 15-20 kişilik bir ekiptik. Herkes saatlerini ayarladı, odalarımıza çekildik. Biz de bizim odada hiçbir şeyden haberi olmayan molozla birlikte oturuyorduk. Gece 2-3 gibi odanın kapısı çalındı, ekipten bir arkadaş girdi “Caner gardaş ufak bir mevzu vardı az bakabilecen mi” dedi, hemen kalktım birlikte çıktık.

Yurdun şalterlerini indirdik, birimizde el feneri, diğerimizde serseri bıçağı olmak üzere önceden makyaj yapıp kulak memesi kıvamına getirdiğimiz arkadaşı koridorda bağıra bağıra sürüklemeye başladık. Aklınızda sağlı sollu hücrelerin olduğu upuzun bir hapisane koridoru canlandırın, iki gardiyan işkence görmüş bir mahkumu karanlık koridorda sürüklüyor, bizim olayda aynen böyle görünüyordu. Biz elemanı sürüklerken kapılar tek tek açılıp mevzudan haberi olan olmayan tüm öğrenciler koridora dökülmeye başladı, bizim kokarca da aralarındaydı tabi.

Arkadaşı banyoya getirdik, ekipten arkadaşlar diğer öğrenciler içeri girmesin diye kapıyı tuttular ama sesler dışardan iyice duyulsun diye kapıyı kapatmadık. İçerde bizim konu mankeni arkadaşa su sıkıp işkence yapıyormuşuz gibi canice bir atmosfer oluşturduk. O arada önceden hazırladığımız yırtık gömleği giydi ve sanki bıçaklanmış gibi canhıraş bir çığlık attı. Sonra ikimiz yine koluna girerek dışarı çıkardık, tüm öğrenciler banyo kapısının önüne doluşmuştu. Arada “ne yapıyorsunuz, dağ başı mı burası” falan diyenler oluyordu ama bizim ekip onları susturuyordu. Elemanı yine sürükleye sürükleye bizim odaya getirdik, kapıyı yine ekipten arkadaşlar tuttular ve biz içerde işkence yapmaya devam ediyormuşuz gibi bağırmayı sürdürdük.

Sonra kısa bir sessizlik oldu, ardından odanın kapısını açıp kapıdaki arkadaşlara “Birini getirin” dedim. Tahmin edebileceğiniz üzere bizim kokarcayı kapıp getirdiler.

Eleman içeri girince şöyle bir tabloyla karşılaştı: Bir tarafta yanında bıçakla “Ne yaptım ben!” edasıyla başını ellerinin arasına almış oturan bir eleman, pencerenin dibinde duvara yaslanmış, bıçaklandığı için karnını tutan, hayvanlar gibi darp edildiği için ses çıkarmaya takati kalmamış bir kurban, yerlerde kanlar, sürüklenme izleri ve sinirli sinirli bir o tarafa bir bu tarafa yürüyen ben. Tarantino filminden fırlamış gibi bir ortam.

Sonra oynamaya başladık. Kurbanı bıçaklayan arkadaş pişman olmuş gibi panik yapmaya başladı. “Ne yaptım ben! Nasıl yırtacam bu işten!” gibisinden bağırırken ben de “Sakin ol, bir çaresini bulacaz!” diyordum. Bir kaç dakika böyle devam ettikten sonra kapı açıldı, ekipten bir arkadaş “Caner gardaş şu şu arkadaş girmek istiyor” dedi, “Gelsin” dedim. Bahsettiği Cumhurbaşkanlığında askerlik yapmış, elinde ay yıldız armalı, sokaktaki vatandaşı korkutmaya yetecek türden alengirli bir kimliği olan bir arkadaştı.

İçeri girdi, kimlğini gösterdi “Arkadaşlar beni biliyorsunuz” dedi, “evet abi” dedik. Sonra “Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz, başınıza neler gelecek biliyor musunuz?” diye bağırıp, araba farı görmüş tavşan gibi olayları izleyen elemanın korku katsayısına tavan yaptırdı. “Ben ekiplere haber verdim birazdan burda olurlar. Ama onlar gelmeden önce olayı tertiplememiz lazım” dedi. Bizim kokarcayı gösterip “Bu şahıs o iş için mi?” dedi “Evet” dedik. Sonra buna dönüp “Sen şu bıçağı alıp buraya getir” dedi. Eleman kalktı bıçağı aldı getirdi, bizim arkadaş bir poşet tutup “İçine at” dedi, bir güzel attı. “Tamam zanlımız belli oldu, yatan şahsı bu arkadaş bıçakladı, artık bıçağın üzerinde parmak izleri var” dedi. Bizimki daha ne olduğunu bile anlamadan “Bak koçum ekipler geldiğinde suçunu adam gibi itiraf edeceksin, böylelikle bir kaç sene yatar çıkarsın. Ha inkar edersen bu iş uzar gider senin bileceğin iş” dedi. Elemanın eli ayağı birbirine dolaştı, “hağğyııır ben suçsuzuuum” gibi şeyler söylemeye başladı, o sırada ekipten arkadaşlar bizim pencerenin önünde cep telefonlarından polis telsizi sesleri çıkarmaya başladılar, tansiyon nasıl tavan yaptı anlatamam.

Amir arkadaş bize dönüp “Allah kahretsin ekipler geldi, ama bu şahsı teslim etmeden önce adam gibi suçunu kabul ettirmemiz gerekiyor, tutun yakasından beni takip edin” dedi. Amir önde biz üç kişi arkada olmak üzere odanın kapısını açtık, yurttaki bütün öğrenciler kapıya yığılmıştı, yine ekipten olanlar “Katiil, çocuğu nasıl bıçakladın! Bunu bize verin gününü gösterelim!” diye bağırıp sözde linç girişiminde bulundular. Böylelikle bizimki yurt nezdinde çoktan suçlu damgası yediğini öğrenmiş bulundu.

Kalabalığın arasından zar zor sıyrıldık, koridorun ucunda bodrum katına inen merdivenler vardı, dört kişi merdivenlerin altına indik, ekipten arkadaşlar yine diğer çocukların aşağı inmesini engellediler. Burda izbe, karanlık sorgulama odası gibi bir atmosfer oluşturduk ve bizim amir kokarcaya bağırmaya başladı, “İtiraf edeceksin, o şahsı sen bıçakladın. Şahitler var, herkes senin yaptığını biliyor!” dedikçe eleman “hağğyııır ben suçsuzuum!” deyip duruyordu.

Bu kareye elemanın gözünden bakalım. İki kişi kolunuza girmiş, MİT veya ne idüğü belirsiz gizli bir teşkilattan biri üstünüze suç yıkmak istiyor, suçunuzu kabul etmenizi, böylelikle daha az yatacağınızı aksi halde ömür boyu hapislerde çürüyeceğinizi söylüyor. Bunu desteklemek üzere de elinde sizin parmak izleriniz olan bir bıçak var. Merdivenin üzerinde hınca hınç bir kalabalık sizi linç etmek üzere bekliyor, bağırıp çağırıyor ve dört bir taraftan polis telsizi sesleri yaklaşıyor. Kayısı ticareti yapan aileniz ise sizi buraya 2 yıllık turizm okuyun diye göndermiş…

Tam bu esnada olayın iyice bokunu çıkardığımıza ve bitirmenin zamanı geldiğine karar verdik. Amir çocuğa dönüp “Tamam, anlaşılan suçunu kabul etmeyeceksin. O zaman seni bu durumdan kurtarabilecek tek bir şey var…” dedi. Eleman şüpheyle “Nedir?..” diye sordu. Bizimki durdu durdu “Banyo yapmak” diye cevap verdi…

O an elemanın zaman ve mekan kavramını yitirdiğini biliyorum. Biz üçümüz onu öylece orda bırakıp koşa koşa yukarı çıktık. Bütün kalabalık sustu, koca yurttan çıt çıkmıyordu. Derken eleman yavaş yavaş merdivenlerden yukarı çıktı, ürkek sincap gibi koridora adımını attığı an herkes hep bir ağızdan “Alçaklara kar yağıyor üşümedin mi, sen bu işin sonunu düşünmedin mi” diye alkış tutup türkü söylemeye bir yandan da bunu kucaklayıp asker uğurlamalarındaki gibi havaya atıp tutmaya başladı, böyle böyle el üstünde banyoya kadar taşındı.

Şimdi tüm bunları bir solukta yazarken o anlar tekrar gözümün önüne geldi de bir taraftan elemana acıdım, ama öte yandan insanları kusturacak kadar rahatsız etmesine rağmen laftan sözden anlamadığı için de “Oh, iyiki yapmışız” dedim.

Sonra ne mi oldu? Sonra hepimiz elemanla helalleştik. Benim yanımdan ayrılıp başka bir odaya transfer oldu. Kısa bir süre sonra da kendisi belinde havlu, ayağında terliklerle banyodan çıkarken görülmeye başlandı. Banyo yapmanın insanın beden sağlığı kadar ruh sağlığına da iyi geldiğini biraz zor yoldan öğrenmiş bulundu.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Facebook Yorumları

24 Yorum

  1. Oğuzhan

    Güzel bir anı olmuş Caner. Yorumu yapma sebebim hikaye için değil resmi gördüğüm andaki “acaba Beyşehir mi lan?” düşüncemdi. Evet resimdeki yurt Beyşehir MYO yurduymuş 🙂 Daha önce nerede okuduğunu bilmediğim için şaşırdım. Uzun zamandır blogunu takip ettiğim kişinin memleketimde okumuş olması şaşırtıcıydı benim için 🙂 Yolun açık olsun ortaam 🙂

  2. Atakan

    Vay be, az değilmişsiniz he Caner abi 🙂 O değilde “Banyoya giderken ?hadi sen de gel? diyordum gelmiyordu.” kısmına takıldım ben. Yanlış anlaşılabilir abi. 😀 😀

  3. kralizasyon

    Güzel şakaymış ama şu kısım çok dikkatimi çekti: “Banyoya giderken ?hadi sen de gel? diyordum gelmiyordu.” Ne iş!? 😀

  4. zeki

    Direk adamın ağzını burnunu kırsaydınız ya… Bu daha kolay olurdu 🙂 Bende yurtta şaka yaptım ama böyle komplike hiç şaka yapmadım.  Helal olsun valla. Şimdi o üniversite zamanlarına dönsemde bu şakayı yapsam diyorum 🙂

  5. HOTCHE

    Yaziyi okur okumaz yavrumla banyoya girip citilendim.. Resmen cocugumunda kendiminde derimizi yuzesiye keseledim.. Dus jelledim.. Kopcuk kopcuk yaptim..
    O kusma sahnesi, icerde olabilecek pis ergen erkek kokusunu burnumun en derinliklerine kadar hissettim.. Oooogggkk… bunu boyle hissettirerek betimlemek zorundamisin canercazim be.. 

  6. Çağrı Mustafa Alkan

    Ama hak etmiş diyerek başlamak istiyorum sözlerime 🙂 Valla sana helal olsun be Caner, ekip de sağlammış hani. Peki o kadar bağırışa çığırışa yurt yönetiminden kimse gelmedi mi? Gammazlamadılar mı sizi 😀 Bizim de korku efektli şakalarımız oldu ama bu kadar profesyonel değildi. Valla helali hoş olsun 🙂

  7. birkan

    Soğuk bir kış ayında yurttan ayrıldığına pişman olmuş evin banyo kazanında banyo  yapamayıp(parasızlıktan odun alamadığımız için)kürkçü dükkanı tilki ilişkisinin bilmem kaçıncı fırkasının yürülüğe girmesi ile yurdun 2,5 metre yüksekliğindeki dikenli tel örgülerden atlayıp,banyo yapmak için illagel yolları seçmiş bir şahıs olarak;bu arkadaşa yapılanları kutlar,kokarcanın yıllarca beyin hücrelerinde 220 volt şoku gibi  bu anıyı şevkle taşıyacağına eminim…
    ODTÜ de Mezun Olamamış Arkadaşlara sevgilerimle
    odtü kısmını ben uydurdum niğde kyk tabiki:)

  8. Fatih Özdemir

    Bir an Testere’nin özetini okuyorum felan sandım. Ne yaptınız olm böyle 😀 Çok tırstım burda bile, onu hiç düşünemiyorum. Bunun filmi yapılmalı 🙂 İyi bir ders olmuş, ama hafif bi ders verilebilirmiş, bu ağır olmuş 🙂

  9. bymfy

    Abi sen film çekme yaşadıklarını olduğu gibi aktar al sana film aklımda canlandırdım da ne sahneler be 🙂 

  10. Muhammet

    Abi sende iyi sabır varmış yani. Ben en fazla 1-2 gün dayanırdım, üçüncü gün cebimdeki bütün paraya bir kaç koli kolonya alırdım. O uyurken bütün şişeleri bir kovaya doldurup başından aşağı dökerdim. Oh ne güzel temizlik. 🙂

  11. Furkan

    Ne Yaptınız Öyle Çocuğa 😀 İyiki Altına Yapmadı. Ben Dayanamazdım Abi çocuğun kokusuna 😀 Döverek İkna Ederdim Yıkansın Diye 😀

  12. Beraat

    Okurken çok güldüm ya 😀 Alemsin Caner abi yemin ediyorum seninle film çekilir akla bak nereden geldi aklına 😀

    Final süper olmuş.

  13. Serkan Erdoğan

    Şaka süpermiş gerçekten Caner abi. 🙂 Aynı tarzda biride benim yurt odama gelmişti ama kendisi şizofreni teşhisi koyulmuş birisiydi. Her zaman aynı elbiselerle hem okula gider hem yatağa girerdi. Birkaç hafta aynı odada kaldık. Kokudan değil belki ama “-Birşey yapar mı ki?” diye düşünmekten uyuyamıyordum. 😀 

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir