Charlie Hebdo dergisi baskını ve “Hepimiz Charlie Değiliz”

Yaşama ve insana saygısı olan bir birey, bir müslüman olarak öncelikle şunu söylemeliyim ki bu dergiye yapılan baskın türü eylemlerin hiçbir çeşidini asla tasvip etmiyorum. Aklı başında, inançlı insanların da aynı şeyi yaptıklarından eminim zira özünde barbar olduğu bilinen Fransızları Cezayirlilere yaptıkları zulümlerle ilgili eleştirirken bu ve benzeri eylemleri desteklemek iki yüzlülük olurdu.

Charlie Hebdo dergisinin ismini bu baskın sayesinde öğrenenlerdenim. Bilindiği üzere batıda bir yerlerde bazı hiper özgürlükçülerin Hz. Muhammed ile ilgili aşağılayıcı karikatürler çizmeleri son yıllarda moda oldu. Yakın bir geçmişte bir derginin daha bu akıma dahil olduğundan bahsedildiğini duymuş ancak prim vermemek veya sinirlerimi bozmamak için üzerinde durmamış, araştırmamıştım.

Şimdi, malum olaylardan sonra öğrendiğim kadarıyla Charlie bizim 5-10 sene önceki Lombak, L-Manyak dergileri ile çok benzeyen bayağı bir ahlak ve “mizah” anlayışına sahipmiş. Bizim dergiler şu anki hükümetten tırstıkları için olsa gerek artık eskisi kadar pornografik, saldırgan karikatürleri mizah adı altında çizemiyorlar, daha çok subliminal mesajların arkalarına gizlenmeyi tercih ediyorlar (Bahadır Baruter’in sinsi girişimlerini hatırlayanlarınız vardır) Charlie’nin ise bu tür bir derdi hiç olmamış.

Yanlış bilmiyorsam ilk defa Şekspir bir oyununda yaptığı günden beri insanlar, kızdırmak, incitmek istedikleri kimselerin annelerine küfür ederler. Hemen hemen bütün kültürlerde anneden kötü biçimde söz etmek rahatsızlık vericidir. Tahmin ediyorum ki herkes “Senin annen bir fahişe” beyanının düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği, değerlendirilmemesi gerektiği konusunda hemfikirdir, çünkü annelik hemen herkes için kutsaldır ve öyle olmadığını düşünen insanlardan bile bu kavrama saygı göstermeleri beklenir. Neden? Hukuk kuralları öyle olması gerektiğini söylediği için mi?

Charlie dergisi ise bütün mizah anlayışını bunu inkar eden bir temel üzerine kurmuş. Dergi editörlerinin demeçlerini, röportajlarını izledim. “Fransa’da din bir düşünce olarak algılanır ve bizim hukuk kurallarımız düşüncelerin eleştirilebilmesine izin verir” diyor ve hiçbir ahlaki, vicdani, kültürel veya ilahi kuralı tanımadıklarının altını çiziyorlardı. Yani diğer insanların, sahip oldukları değerlere yükledikleri anlamların Charlie’ye göre hiçbir önemi yok, hepsi sınır tanımaz biçimde eleştirilebilir. Zaten derginin işlerini az buçuk araştıracak olursanız sadece müslümanların değil; yahudilerin, hristiyanların, sağcıların, solcuların, memelilerin, eklem bacaklıların ve kendileri gibi düşünmeyen bilimum canlıların “annelerine sövmeyi“, bu vesileyle sansasyon yaratıp tiraj elde etmeyi, gündemde kalmayı alışkanlık haline getirmiş olduklarını görebilirsiniz.

Jamaika’da Fransız karikatüristlerin öldürülmesi bir düşüncenin dışa vurumu olarak değerlendirilir ve Jamaika kanunları bu tür şeylere izin verir” beyanı ne kadar saçmaysa, Charlie Hebdo’nun da diğer insanların kutsal değerlerini aşağılamanın kendi ülkelerinin hukuk kuralları kapsamında problem olmadığını savunması o kadar saçmadır zira dünya insanları sadece mekanik, üzerinde devlet damgaları bulunan hukuk kurallarıyla değil, Temel Hukuk 1 kitabında da anlatıldığı üzere kültürel, ahlaki, vicdani ve diğer özgün kurallar bütünüyle birlikte yaşarlar.

Fiziğin temel kurallarından birisidir, her etki bir tepki oluşturur. “Birader yanlış anlama ama ebeni zkim!” türü etki oluşturduğunuz birinden ağzınızı kırmak veya özür dilemenizi beklemek gibi bir tepki gelmesi doğaldır. Bu durumu “Kardeşim niye hemen agresifleşiyorsun? Benim senin ebeni eleştirme hakkım yok mu? Bu ne radikal bir ebe-seviciliktir! Bu ne medeniyetsizliktir!” diyerek savunmak embesilliktir. Esas medeniyet muhatabınızın ebesine karşı duyduğu hassasiyete en başta saygı göstermek ve eleştiri ile hakaret arasındaki farkları idrak edebilecek donanıma sahip olmaktır.

Yanlış anlaşılmasın, tüm bunları Charlie Hebdo dergisine yapılan baskının haklı olduğunu vurgulamak üzere anlatmıyorum, aksine İslam ile uzaktan yakından alakası olmayan veya İslam kurallarını kendi işine geldiği gibi çarpık / hatalı yorumlayan karanlık kişilerin eseri olduğuna inanıyorum zaten bu tür bir şeyin her halukarda Avrupa’da hızla yayılmakta olan islamofobiye ivme kazandıracağını idrak etmek için dahi olmaya gerek yok. Benim karşı çıktığım şey bu baskın kullanılarak tüm müslümanların düşünce ve ifade özgürlüğüne karşı, kalemi kalaşnikof ile susturan azılı barbarlar olarak gösterilmeye çalışılıyor olması. Peygamberleri, parti liderlerini veya toplumların saygı gösterdiği diğer bireyleri penisleriyle, makatlarıyla, çıplak vücutlarıyla, cinsel veya homoseksüel etkinlikler sırasında çizmek, çizebilmek basın özgürlüğü anlamına gelmediği gibi bunu yapan editörler de “ifade özgürlüğününün” yeryüzündeki yılmaz savunucuları değillerdi. İnsanların, onların öldürülmelerine üzüntü duyuyor olmaları elbette doğal ancak onları kutsallaştırmak, tıpkı tam olarak hangi amaca hizmet ettikleri henüz anlaşılamamış olan terörist eylemciler vesilesiyle bütün müslümanların kötü olduklarını söylemek gibi mantıksız bir aşırılığın ürünü olur.

Özetleyecek Olursak

  1. Hayır azizim, “hepimiz” Charlie değiliz. Resmetmekten, filmlerde göstermekten imtina edecek kadar büyük bir saygı gösterdiğimiz peygamberimizi, tarif etmekten bile utandığımız şekillere sokan, saygımıza saygı göstermeyen insanlarla aynı saflarda değiliz, onların kutsal özgürlük savunucuları olduklarına asla inanmıyoruz. Yine de bu durum yaşama olan saygımız vesilesiyle katledilmeleri için üzüntü duymamıza engel teşkil etmiyor.
  2. Yakın tarihleri ve hatta güncel durumları barbarlıklarla dolu olan medeniyetlerin bu tür özel olayları baz alarak tümevarmalarının, bütün müslüman alemini barbar ilan etmelerinin, kötü bir kimya bölümü öğrencisinden yola çıkarak kimyanın kötü olduğu sonucuna varmak kadar ahmakça olduğunun bilincindeyiz.
  3. Türkiye’nin Kıbrıs’taki varlığını “işgalcilik” olarak nitelendiren ve fakat Fransız Guyanası gibi sömürgelerden hiç söz etmeyen, “Ermeni soykırımı yoktur” düşüncesini ifade etmeyi YASAKLAYAN ülkelerin samimiyetlerine inanmıyoruz, dolayısıyla taziye mesajlarımıza ek kardeşlik mesajları göndermeye gönlümüz razı olmuyor.
  4. 12 “medeni” insan öldürülünce sokaklara dökülen, onlarla instant empati kuran dünya kamuoyunun; Afrika’da doğal kaynaklar için, Suriye’de, Irak ve Afganistan’da petrol için, Filistin’de, Cezayir’de, Türkistan’da, Çeçenistan’da çeşitli amaçlar uğruna katledilen, tecavüze uğrayan, yağmalanan, soyu kırılan milyonlarca “2. sınıf” insana karşı kayıtsız kalıyor olması, onun da en az batı medeniyetleri kadar iki yüzlü olduğunu, hatta “Onlarla bu aynı şey mi? Paris gibi bir yerde insanların yaşamlarına kastetmek ne demek biliyor musun?” cümlesini kurabilecek kadar yavşak olabileceğini gözler önüne seriyor.

Hayır azizim, hepimiz Charlie değiliz

charlie-kurdistan

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Facebook Yorumları

13 Yorum

  1. Ahmet

    Her ne kadar bu olanlari tasvip etmedini soylesen de soylediklerinin altinda o kadar bariz bir nefret varki beni samimiyetine inandiramiyorsun. Herhangi bir insanin olumune “AMA onlar da boyle boyle yapmislar” demeden bir yazi bile yazamamisin.

  2. Çağatay

    Başta bi’ giriş cümlesi yazmışsın: tasvip etmiyorum, böyle şey olmaz, bir medeniyiz falan ayakları, bla bla bla. Geri kalanında kusmuşun içini. Niyetin ilk paragraftan sonra gayet güzel anlaşılıyor. Sona da ne alakaysa ‘sanki iyi olmuş pezevenge’ der gibi bir resim koymuşsun. Bu bloğun bu kadar muhafazakar olduğunu bilmiyordum. Eminim yeri ve zamanı tuttursanız böyle insanları sırf dini değerleriniz için siz de kafasını kesersiniz. Yazıklar olsun sizin gibilere. Bir daha da bloğunuza adım atmıyorum. Bu eleştiri kaldıramadığım için değil, bana bir şey katacağınızı düşünmediğimden.

    • Furkan

      Senin dini değer dediğin şey bir din ile alay etmek ise emin ol sen de kendine bu zamana kadar bir şey katamamışsındır.

  3. Caner
    Yazar

    Niyetimi de düşüncemi de açıkca yazdım ben “anlaşılıyor” ne demek? Sinsilik benim değil, insanların değerlerine istedikleri gibi dil uzatabileceklerini düşünen gerçek yobazların işidir, hiçbirinin varlığına da görüşüne de bu blogda ihtiyaç duyulmaz zaten.

  4. İsmail

    Çağatay. Medeniyet dediğin değerlerimize küfretmek serbesttir diyorsa, yok kardeşim ben medeni değilim bi zahmet sen ol. Anlaşılan sıkıntı olmaz senin için her türlü kaldırırsın.

  5. musti

    Natenyahu Avrupa’daki Yahudilerin İsraile gelmesini söyledi.
    Hitler nasıl bunun için bir araç idi ise bu da öyle.

  6. Beraat

    İyice yobazlaşmışsınız arkadaşlar. Dini yaşamadığınız,yaşatmadığınız ve korumadığınız gibi oturduğunuz yerden Peygamber efendimiz (s.a.v)’e hakaret edenleri koruyorsunuz nerdeyse! Batı sizi insan hakları,düşünce özgürlüğü vb. şeylerle kandırdı sindirdi ve düşüncelerinize hükmeder oldu. Ağaç kesilirken,parklar yıkılırken bir hayvan öldürülürken verdiğiniz tepkiyi bu duruma vermiyorsunuz neden? ifade özgürlüğü(!) Yaptığınızın ne kadar saçma olduğunu göremiyormusunuz hala? Özene özene özünüzü kaybettiniz!

  7. Medet

    Bakın arkadaşlar herkes düşüncelerini yazmış hepsine saygı duyuyorum ama hiçbir neden bir insanın hayatından daha önemli değildir. Ben kimseyi kayırmıyorum ama bahsedilen derginin sadece müslümanlığa karşı mı bu tür içerikler çıkarıyor sanıyorsunuz adamlar her dinle ilgili içerikler çıkarıyor ama nedense tek tepki gösteren müslümanlar çünkü herkes biliyor adamların mizah amaçlı yaptığını kısaca tek anlamayan müslüman kesimi çünkü bizler böyle örgüttür falandır filandır hiç çağdaşlaşamıyoruz. Bakın adamlar hayal edemeyeceğiniz kadar uzaktaki gök taşlarında altından daha değerli madenleri çıkarıyor biz hala o böyle dedi şu söyle yaptı derdindeyiz. Yani varsa yoksa din yanlış anlamayın ben dinsiz olun da demiyorum, din insanın kendine ait inancıdır her insan istediğine inanabilir ve o doğrultuda da özgürce yaşar. Kısaca din o kişinin içindedir ve öyle yaşar. Biz müslümanlar bu tür gericilikten uzaklaşmassak sonumuz çok kötü olur. Bunun yozlaşmayla vs. alakası yok. Bu ülkede müslümanların %50 si camiye çevresine görünmek (bence camiye gidiyorum) için gidiyor asıl yozlaşma budur. Ayrıca bir çevrenize bakın kan dökülen olay olan ülkeler hangileri hepside müslüman ülkeler çünkü hala kendilerini geliştirmemişler hala yamyamlık peşindeler. Ya burada size bütün söylemek istediklerimi anlatmak isterdim ama spora gitmek lazım. Hepiniz Allah’a emanet olun.

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir