Bekarlara ve öğrencilere neden ev kiralamamak gerekir?

Geçenlerde evde oturuyordum kapı çaldı. Yemek söylemediysek veya apartman yönetimiyle ilgili bilgilendirilmemiz gereken bir durum söz konusu değilse kolay kolay kimse kapımızı çalmaz. Zaten buradaki herkes gündüzleri evde olmadığımızı bilir, çalışan adamlarız.

Kim ola ki” diye gidip kapıyı açtım, genç, ufak tefek bir elemanla karşılaştım. Kolunda leptop çantasına benzer bir çanta vardı, öğrenci kimliğini gösterdi “Abi rahatsız ediyorum kusura bakmayın, ağız ve diş temizliğiyle ilgili…” diye konuşmaya başladı. O konuşurken aldım kimliğini inceledim, “Ne bölümü okuyorsun?” diye sordum “Makina” dedi. Memleketi Urfa imiş, 4 arkadaş bir ev kiralamışlar 500 TL’yi birlikte ödüyorlarmış. Anasını babasını sordum babası vefat etmiş, o da bir firmayla anlaşmış, okuldan kalan zamanlarda ikinci sınıf ağız bakım ürünleri satıp harçlığını çıkarıyormuş. Her 10 liralık satıştan 3 lira ona kalıyormuş.

Bu mallar dandik. Bari bilindik bir şeyler sat ki para kazanasın” dedim, yok abi güzel aslında falan diye cevap verdi. Bir tane gargara aldım ederini verdim. “Bu firmanın parası, bu da senin bonusun” diye ayrıca, hatrı sayılmaz ufak bir meblağ vermek istedim almadı. Geri geri gitti “Abi lütfen” dedi, ben de ısrar ettim “Al oğlum biz de öğrenci olduk üç kuruş bir şey zaten harçlık yaparsın” dedim, çocuğun morali bozuldu “Abi utandırıyorsun lütfen yapma” dedi…

İşte sevgili dostlar öğrenci milleti böyledir. Beni böyle kandırabiliyorlarsa sırf sizin o biricik evinizi kiralayıp içine sıçmak için neler neler yapabileceklerini bir düşünün. Babalarının öldüğü yalanını söylerler, hırs yapar sizin bulunduğunuz memleketteki üniversitenin makina mühendisliği bölümünü kazanırlar. Yetmez, daha inandırıcı olmak için paravan bir şirketle anlaşırlar, kapı kapı dolaşıp harçlık çıkartmaya, okumaya çalışıyormuş gibi görünürler ki hallerine acıyıp evinizden atmayın diye. Bana gelen rolünü gerçekten çok iyi yapıyordu, kimse görmüyor olmasına rağmen “Yok abi almayayım o parayı, hakkım değil” falan diyordu ki, olur da bir gün ev sahibi ile karşılaşırsam “Çok efendi çocuk” diyeyim. Detaylara gösterdikleri özene bir bakın.

Eğer tüm bu yalanlara, göz boyamalara inanıp evinizi onlara kiralama hatasına düşerseniz vay halinize. Mutfak dolaplarınızı söküp sobada yakarlar. Arkadaşlarını eve doldurup çılgınlar gibi tepinirler, nezih, aile muhitinizin huzuruna gölge düşürürler.

Hele bekarlar… Daha doğrusu bekar erkekler. Bu lanet yaratıkların akıllarının nerelerinde olduğunu herkes bilir. Gurbette çalışmalarının, kendi çamaşırlarını, bulaşıklarını yıkamalarının, sabah işe gidip akşam eve geliyor olmalarının tek bir amacı vardır, her zaman yukarı doğru bakan bir takım uzuvlarıyla güzelim evinizin muhtelif yerleriyle halvet olmak. Necistirler, pistirler, hepsi “karı kız düşkünüdür“. Az biraz ipin ucunu kaçıracak olursanız evinizin caddeye bakan cephesine ışıklı bir “Randevu evi” tabelası asarlar, kadın ticareti yaparlar. Bunlardan biri kızınızı istemeye geldiğinde “Oğlumuz ne iş yapıyor? Mühendis mi? Çok güzel, çok güzel” dersiniz ama asla “Mühendis olurken öğrenci evinde, bekar evinde yaşadı mı?” diye sorma ihtiyacı hissetmezsiniz, bu da büyük bir hatadır mesela, sormak gerekir. O evlerde kimlerle düşüp kalkmıştır Allah bilir.

Pek çok ev sahibi, o canlarından çok sevdikleri evlerini böyle namussuz insanlara emanet ederken tüm bunları aklına getirmiyor ne yazık ki. Benim eski ev sahibim de böyleydi. İşyerimiz taşındığında evden çıkıp daha yakın bir muhite gitmem gerektiğini söylemiştim, “Gitme Caner, kirada indirim yaparım hem gelecek sene de zam yapmam. Olmaz dersen çatı katındaki daireyi sana şu kadar aşağı ücretle veririm” demişti. İşte bunlar ev sahiplerinin asla yapmaması gereken şeyler sevgili dostlar. Adamın, benim içeride çilingir sofraları kurup zenne oynattığımdan, her fırsatta elalemin karısına kızına sarkıntılık ettiğimden zerre haberi yoktu.

İyi ki genellemeler var. İyi ki hayatımıza onlar sayesinde yön veriyoruz. Onlar olmasaydı bütün öğrencilerin şerefsiz, bütün bekarların arsız, namussuz olduğunu nasıl kavrayabilirdik? Yalnız bu üstün zekamızı yeteri kadar kullanmadığımızdan endişeliyim. Bence karısını, çocuğunu döven, öldüren, sokak ortasında küçük düşüren erkeklerin hepsinin evli olduklarını idrak etmemizin ve “Bütün evliler zalimdir, haysiyetsizdir” sonucuna varmamızın da zamanı geldi. Onlar da kiralık evlerimiz için en az sevişgen bekarlar ve öğrenciler kadar tehlikeliler.

Bilinçli bir ev sahibi olmaya giriş: Hayat kurtaran bilgiler ve genellemeler

  • Bütün zenciler Muhammed Ali gibi boks yapar, Usain Bolt gibi hızlı koşar.
  • Bütün gaspçılar insandır dolayısıyla bütün insanlar gaspçıdır.
  • Bir insanın inancı, tahsili, maneviyatı, yaşam biçimi, değer yargıları ve ahlak anlayışı hakkında fikir sahibi olmak için evli olup olmadığına bakmak yeterlidir.
  • Çalışan bekar bayanların hepsi istisnasız olarak Meryem Ana kadar saf ve temizdir. Onlara ev kiralamakta sakınca gören kimsenin aklından şüphe etmek gerekir.
  • Tüm ev sahipleri analarından okul bitirmiş ve evlenmiş olarak doğar.
  • Bekara, öğrenciye ev vermeyen ev sahibinin çocuğu farklıdır, diğerleri gibi değildir, dolayısıyla gurbete gittiğinde açıkta kalırsa bu, oradaki kimselerin insanlıktan nasibini almamış olduğunu gösterir
  • Ev için internet sitelerine kiralık ilanı verilirken aşağıdaki ifade, konu hakkındaki hassasiyetin tam olarak anlaşılabilmesi için büyük harflerle ve zemini kırmızıyla çizilmiş biçimde eklenmelidir:

ogrenci-bekar-kiralik

Bu ifade eşşek kadar bir ev sahibi olmanıza rağmen, ana diliniz Türkçeye olan hakimiyetiniz ve onu öğrenmekte yaşadığınız zorluklar vesilesiyle zeka seviyeniz hakkında çeşitli ipuçları barındırıyor olabilir. Hatta okuyan kimseler sizin “Soba elimi yahtı, ateş kötüdür” benzeri bir ilkelliğe, önyargıya sahip olduğunuz ve bu halde zaten çekilmez bir ev sahibi olacağınız kanaatine varabilirler. Bunlar sizi asla yıldırmasın, doğru bildiğiniz neyse onu yapmaya devam edin.

Kimse 20 yıllık, deprem görmüş, “Köpek bağlansa yaşamayacağı” yorumları yapılan ve fakat “Muhiti iyi, merkeze yakın” olduğu için 800 TL’cik kira istediğiniz canınızın parçası evinizden daha kıymetli olamaz. Alın evinizi… Nadasa bırakın. Bugün olmazsa yarın, muhakkak 1.500 – 2.000 TL maaş alan evli birileri çaresizlik içinde kapınıza gelip kiralamak istediğini söyleyecektir. Cehennemde cayır cayır yanmaktan endişe duymanıza da gerek yok zira “Piyasa şartları böyle, herkeş aynı paraları istiyor ben enayi miyim?” düşüncenizin Allah korkunuzun önüne geçtiği sır değil.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Facebook Yorumları

11 Yorum

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir